Zaire’nin Cumhurbaşkanı Neden Memedali Kıley’dir?

Fatih Mutlu Günün Haberi Manşet

2006-2007 yıllarında çıkardığımız haftalık e-dergi “istisnai.net”te, Tarık Akat bir “Muhammed Ali” yazısı yazmıştı. O gün bugündür, ne zaman şampiyonumuzun bahsi geçse, hemen o yazıyı bulup okurum, okuturum. “Sinemamızda Muhammed Ali’nin yeri” mi dersiniz, “kültürümüzde Muhammed Ali’nin önemi” mi dersiniz… öyle bir yazı.

Bir kez de Sinefesto okurlarına arz etmek isterim o yazıyı.

Cenab-ı Allah, şampiyonumuzu rahmet yağmurlarıyla karşılasın. O’nu ve bizi Cennet’te Hz. Rasulullah (s.a.v.) ile, Hz. Ali (r.a.) ile, Cennetmekan Malcolm X ile komşu eylesin.

hababam_sinifi

ZAİRE’NİN CUMHURBAŞKANI NEDEN MEMEDALİ KILEY’DİR?

Hepimizin ezberindeki 1975 yapımı Hababam Sınıfı’nın efsanevi sahnelerinden biri: Özel Çamlıca Lisesi bilgi yarışmasına katılmıştır. Yarışmanın idarecisi Ayşen Gruda, rakip Kız Lisesi…

-Kuralları biliyorsunuz…

-Biliyoruz efem!

-Biz de biliyoruz efem!

Erkek Lisesi’nin ilk sorusu “İbrahim Müteferrika kimdir?” şeklindedir. Bizim Hababam, telsiz düzeneği sayesinde, kopya marifetiyle soruyu -fazlasıyla- cevaplar. Sonra bir soru daha… Ne olursa ikinci sorudan sonra olur. Telsiz tesisatı bozulur. Bizimkiler üçüncü soruda çuvallarlar. Şaban, X ışınlarından yola çıkarak röntgenciliğe kadar uzun bir nutuk çeker.

-Vaktiniz doldu; bilemediniz!

-N’apalım; sağlık olsun.

Bu hengamede Ayşen Gruda dördüncü sorulara geçer ve bu yazının konusunu oluşturacak vaka cereyan eder:

-Zaire Cumhurbaşkanı kimdir?

Şaban, yanındaki Damat Ferit ve Güdük Necmi’ye bakar; şaşkın ve sinirlidir:

-Ne yüzüme bakıyorsunuz lan? Zaire’nin cumhurbaşkanı ben miyim?

O anda Güdük Necmi öne atılır ve bombayı patlatır:

-Zaire’nin cumhurbaşkanı… Memedali Kıley’dir!

***

Soru şu: Sinema tarihinin komedi dalındaki en esaslı filmlerinden biri olan Hababam Sınıfı’nda gördüğümüz bu -cidden- komik sahne, sizce yalnızca bir espriden mi ibaret?

Şimdi soruyu cevaplamak için konuyu biraz değiştiriyor gibi yapalım. Ekim 1974’teyiz. Yer, Kinşasa, Zaire.

***

Vietnamlılarla savaşmayı reddedip ABD ordusuna katılmayan, Olimpiyat madalyasını Ohio nehrine fırlatan; Amerikan emperyalizmini, ırkçılık virüsünü tokatlayan, yüzyılın gördüğü en soylu yiğitlerden biri, tarihin en büyük sporcusu; tek, gerçek ve tek gerçek şampiyon, şair boksör Muhammed Ali’nin boks lisansı elinden alınmıştır. Yaklaşık beş yıl boyunca maç yapamayan Ali, Amerika dışında, öz yurdunda, Zaire’de bir maç için “King-Kong” lakaplı ağır sıklet boks şampiyonu George Foreman’la randevulaşır.

Ali, vatanında eşi görülmemiş bir taltifle karşılaşır. Sokaklar Ali’nin adıyla inlemektedir. Adeta, yer Muhammed, gök Ali’dir. Sonra George “King-Kong” Foreman gelir Zaire’ye. Fakat kendisi de bir siyah olan Foreman’dan tüm Zaire nefret etmiştir. Zira Foreman yanında beyaz bir Alman kurdu olduğu halde iner uçaktan, tıpkı Zaire’yi sömürmeye gelen Belçikalılar gibi… O dakikadan itibaren Zaire baştan ayağa titremiş ve Ali’ye seslenmiştir: “Ali boma ye!-Ali onu öldür!”

Maçın yaklaşmasına doğru Foreman’ın sakatlandığı haberi duyulur. Maçın ertelenmesi gündeme gelir. Bunun üzerine Zaire’nin diktatör lideri Mobutu ülkeden çıkışları yasaklar ki, bu “turistik” organizasyondan azami istifade edebilsin. Büyük devrimci Muhammed Ali, Mobutu’nun bu tavrını da çatır çatır tenkit eder. Zaire bir kez daha “Ali” demiştir.

Maç gelir çatar. Beş yıldır tek bir yumruk sallamamış Ali, son sistem kondisyondaki Foreman karşısında “öylece” durmaktadır. Foreman gönderir yumruklarını, Ali sakınır. Ali siper alır, Foreman yumruk sallar… İşin garibi, boks ringlerine dans geleneğini miras bırakan Muhammed Ali, bu kez iplere yapışmış, hareketsizce Foreman’ın yumruklarını karşılamaktadır. Bir raund, iki raund, üç raund, beş raund…

…ve işte o anda, sekizinci raundun son dakikasında, Ali, (muhtemelen içinden besmele çekerek) sallamaya başlar yumruklarını. Şampiyon dans ediyordur artık, var mı ötesi! “Şampiyondan bir direkt, Foreman sendeliyor; bir sol daha, Foreman neye uğradığını şaşırdı; şampiyon bir kroşe savurdu, Foreman çaresiz, Foreman yerde, King-Kong düştü! 10-9-8-7-6-5-4-3-2-1 Nakavt!”

***

Bu unutulmaz maçın Türkiye açısından önemine gelince… 30 Ekim 1974’te yapılan bu maç, aynı zamanda televizyon tarihimizdeki ilk canlı yayındır. Kıbrıs Savaşı’ndan yeni çıkmış ve kazanmayı tekrar hatırlamaya başlayan bir millet, öz çocukları kadar sevdiği büyük şampiyonun naklen yayındaki maçı için televizyonları başındadır. Vietnam Savaşı’nı, Amerikan emperyalizmini, ırkçılığı, kısacası tüm bir Amerika’yı ve tabi ki George Foreman ve Sese Seko Mobutu’yu yere seren Muhammed Ali, Murat Zelan’ın deyimiyle, Türk halkının Kıbrıs zaferini cilalamıştır.

Ve işte o andan itibaren, 30 Ekim 1974’ten sonra Mobutu ve Kinşasa için, elbette ki George Foreman ve Olimpiyat oyunları için, ayrıca Vietnam ve Birleşik Devletler için, tabii ki Müslümanlar ve dahi tüm dünya mazlumları için, hem Kıbrıs gazileri ve hem de bütün muzaffer “zayıflar” için… ve bir de Güdük Necmi ve Hababam Sınıfı için Zaire’nin cumhurbaşkanı Muhammed Ali’dir!

Yorumlar

 

1 Yorum

  1. Ne kadar mantıksız ve ayrımcı bir yazı yayinlamissiniz muhammed alinin müslüman olması onu şampiyon yapmadı onun azmi ve mücadelesi onu şampiyon yaptı at gözlüğüyle değil de tarafsız bir mantık ile bakarsanız birçok şampiyon görürsünüz ve muhammed Ali amerikayı da benimsemiş bir insandır sırf müslüman diye bir insan üzerinden politika yapmak en büyük adaletsizliktir mazlumlarin yanında olmak amerikaya karşı çıkarak değil farklı bir inanç yolunda olan mazlumlari savunarak olur. Şunu bilin insanı insan yapan inanç değil yaşadıklarıdir.

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up