Yücel Ağabey, Allah Aşkına, Nasıl Oluyor Bu İşler?

Fatih Mutlu Manşet Serbest Kürsü

Besmelemizi çektik, selamımızı verdik. Pirimiz, ustamız, üstadımız rahmetli Yücel Çakmaklı Ağabeyimiz’i -bir başka açıdan- anlatarak devam edelim.

“Bir başka açıdan…” Şöyle: “Milli Sinema” meselesini konuştuk, konuşuyoruz, daha çok konuşacağız inşaallah. Fakat daha az konuştuğumuz bir bahis olarak, Yücel Çakmaklı sinemasının tepeden tırnağa bir star sineması şeklinde zuhur ettiğini söyleyelim bu yazıda.

Bir tarafta Necip Fazıl Kısakürek, Şule Yüksel Şenler, Tarık Buğra gibi edipler; bir tarafta Türkan Şoray’dan Hülya Koçyiğit’e, Ediz Hun’dan İzzet Günay’a, Çetin Tekindor’dan Tarık Akan’a, Aydan Şener’den Arzu Yanardağ’a birbirinden ünlü oyuncular; Sefa Önallar, Bülent Oranlar, Ayşe Şasalar; öte tarafta Çetin Tunca gibi kameramanlar, Orhan Gencebay, Yıldırım Gürses, Yalçın Tura gibi büyük müzisyenler ve tabi ki Tolgay Ziyal gibi “yönetmenlerin yönetmeni” bir asistan…

Yücel Ağabey, 1970’te Elif Film bünyesinde yaptığı ve “Milli Sinema”nın ilk örneği olan Birleşen Yollar‘da da, sektör için çektiği Ben Doğarken Ölmüşüm‘de de, en “radikal” filmi Memleketim‘de de, TRT’ye yapılan Küçük Ağa‘da da, ölüm döşeğindeki sektöre elektroşok verdiği Minyeli Abdullah‘ta da, yönetmen olarak imza attığı son proje olan 2005 tarihli Cumbadan Rumbaya‘da da hep starlarla çalıştı. Meri sinema diline riayet ettiği dönemde de, kendi üslubuyla yaptığı filmlerde de; ister kısıtlı imkanlarla, ister dev prodüksiyonlarla yapılsın hiçbir filminde de bu değişmedi. Oyuncuları da, asistanları da, sanat yönetmenleri, kameramanları, müzisyenleri de… hep stardı.

İki anekdot var paylaşmak istediğim.

İlki, 1974 yapımı Memleketim filmiyle alakalı. Malumunuz, filmin başrolünde Tarık Akan var. Tarık Akan, ideolojik açıdan bugün neredeyse o gün de orada. Peki, kendi Kemalist sol ideolojisine taban tabana zıt bir yerde duran Yücel Çakmaklı gibi sinemamızın en “radikal” yönetmeninin bu en “radikal” filminde oynamayı nasıl kabul etti? Şöyle: Yücel Ağabey’den öğrendiğimiz üzere, kendisi o her zamanki asil ve zarif üslubuyla Tarık Akan’a filmden bahsediyor ve ona teklifte bulunuyor. Tamam, film asla “sol”da değil, “sağ” denilen yerle yakın münasebette; ama Tarık Akan, anti-emperyalist bir altmetin fırtınası estiren Memleketim filminin hikayesiyle sarsılıyor, “Her ne kadar ayrı yerlerde dursak da, Batı’yla, emperyalizmle mücadelemiz ortak; varım” diyor. Dahası, İstanbul’dan, çekimlerin yapıldığı Viyana’ya kendi arabasıyla, tamamen kendi imkanlarıyla gidiyor.

Çile filminin setinde… (1972)

İkinci anekdot, Tarık Buğra’nın Osmancık’ından uyarlanan 1987 yapımı Kuruluş’tan. Türk sinemasının görünmez kahramanı, bütün usta yönetmenlerin sağ kolu, Kuruluş’ta da yardımcı yönetmenlik görevini üstlenen merhum Tolgay Ziyal anlatıyor: “Çekim planında, Ertuğrul Gazi’nin olacağı sahneleri sona bırakmıştık. Çünkü bu rolü oynaması için Anthony Quinn’le görüşüyorduk. Quinn teklife sıcak baktı, hatta ‘Yeşilçam’ standartlarında bir jönün aldığı bir ücrete bile ‘Tamam’ dedi. Konuyu TRT’ye bildirdik, TRT, Quinn’e ödenmesi öngörülen ücreti fazla buldu, bir miktar daha indirilmesi gerektiğini söyledi. Görüşmeler sonucu, Quinn, ‘en süfli bir Yeşilçam firmasının’ dahi karşılayabileceği oldukça düşük bir ücrete razı oldu. Anlaştığımız organizasyon çerçevesinde Quinn, Bursa’ya gelecek, buradan filmin çekildiği Keles Yaylası’na helikopterle ulaştırılacaktı. Bu helikopter meselesine kendi imkanlarımızla bir formül bulduk, anlaşmayı bu haliyle TRT’ye sunduk. Quinn’in oynaması, filmin uluslararası şansını arttıracağı gibi, TRT’nin de hem ticari hem estetik itibarının yükselmesine hizmet edecekti. Nihayet, TRT, sıradan bir oyuncunun aldığı ücrete razı olan Anthony Quinn’in birkaç dakikalık helikopter masrafını gereksiz buldu. Anlaşmamız iptal edildi.” (Eski Türkiye’nin eski TRT’si işte dostlar, n’aparsınız…)

Yücel Ağabey’le rabıta kurmaya çalışırken en çok kafa yorduğum noktalardan birisi burası: Mesela Türkan Şoray, Filiz Akın, Aydan Şener, İzzet Günay, Tarık Akan, Fikret Hakan, Anthony Quinn… teknik ekipten de mesela Çetin Tunca, Tolgay Ziyal, Yalçın Tura… tüm bu starları nasıl ikna etti Yücel Ağabey? Evet, Yücel Ağabey ahlak timsali bir insandı, dürüstlüğüyle sektörde parmakla gösteriliyordu, işinde son derece ehil ve disiplinliydi; fakat başka bir şey daha olmalı, başka bir tavır, başka bir motivasyon, başka bir ürperti…

(… ve meseleyi -estağfirullah- paradan ibaret görenler, yahut en süfli bir “star” karşısında bile ezim ezim ezilmeyi işin raconu belleyenler; mert ve destansı Yücel Çakmaklı külliyatını külliyen inkar ediyor demektir.)

Onunla tanışmayı, dizinin dibinde oturup dedesi Hasan Hoca’yı yad etmeyi, ondan kamera arkası maceralarını dinlemeyi, ona “Yücel Ağabey, Allah aşkına, nasıl oluyor bu işler?” diye sorup onun geniş gönlünden kopanlardan istifade edebilmeyi çok isterdim. Nasip… Şimdiyse onunla Cennet’te buluşabilmek için dua ediyorum.

Nur içinde yatasın Yücel Ağabey.

Yorumlar

 
Fatih Mutlu, TRT Okul için hazırlanan 22 bölümlük 'Çek Bir Film' projesinin editörlüğünü yaptı. Çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı. Şimdilerde senaryo doktorluğu yapıyor.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up