Bizimle İletişime Geçin

Liste

YouTube’de Yüksek Kalitede İzlenecek 10 Yerli Film (6)

Bedava ve yasal.

Yayınlandı

tarihinde

1- Memleket (2016)

Sular altında kalmış bir Anadolu köyünün geriye kalan sakinlerinden olan Mehmet Pehlivan, eşi Koca Nene ve torunları Nar hanımın evleri yamaçta olduğu için sel felaketinden kurtulmuştur. Torunları Nar hanımın annesi ve babası bir şekilde ölmüştür, yetim kalan Nar hanım dedesi ve ninesiyle yaşar. Nehrin kıyısında sakin geçen hayatlarında Nar hanımın okula tekneyle gidip gelmesi ve arada bir gelen tarla bekçisi Osman dışında hareket yoktur. Bir gün mülteci kampından kaçan bir hırsızın evlerine girmesiyle bu küçük ailenin hayatı dönüşü olmayan bir yola girer. Murat Saraçoğlu’nun senaryosunu yazdığı ve aynı zamanda da yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmin başrollerinde ise Şerif Sezer ve Hikmet Karagöz bulunuyor.

Oyuncular
Hikmet Karagöz – Mehmet Pehlivan
Osman Sonant – Kıney
Şerif Sezer – Koca Nene
Melike Zeynep Atış – Narhanım
Mesut Akusta – Seydi

Gösterime giriş tarihi: Ocak 2016 (Türkiye)
Yönetmen: Murat Saraçoğlu
Sinematografi: Refik Çakar
Senaryo: Murat Saraçoğlu
Yapımcı: Şükrü Avşar

___

2 – Hep Yek 2 (2016)

Yerli filmler arasında yer alan Hep Yek filminin devamı niteliğinde olan Hep Yek 2 2017 filmleri severler için birbirinden komik sahneler ile geliyor. Hep Yek filmi bol seyirci toplamış ve yerli filmler arasında komedi severlerin beğenisini toplamıştı. Fırat Tanış’ın da oynadığı ilk filmin devamı olan Hep Yek 2 kahkaha dolu sahnelerle seyirciye bol komedi vaat ediyor.
Hep yek 2 Konusu
Filmin oyuncu kadrosu henüz açıklanmış değil ama yine ünlü oyuncular filmin kadrosuna dahil olacak. Filmin komik hikayesine yeni komik hikayeler ekleniyor ve seyircinin çok gülmesi hedefleniyor. Bu eğlenceli yerli komediyi Hep Yek 2 izle seçeneği ile kesintisiz bir şekilde, keyifle izleyebilirsiniz.

Tür: 2017 Filmleri, Editör Önerisi Filmler, Komedi Filmleri, Manşet Filmler, Yerli Filmler

Yapım: 2016 – Türkiye

IMDB Puanı: 6.1

Yönetmen: Ali Yorgancıoğlu

Oyuncular: Adem Yılmaz , Ferdi Sancar , Füsun Demirel , Fırat Tanış , Gürkan Uygun , İnan Ulaş Torun , Gökhan Yıkılkan , Tuna Orhan ve Denise Capezza

___

3 – Aşkopat (2015)

Her insanın mutlaka derdi vardır. Kimi işinde başarısız olur , kimi aşk hayatında. Kimileri ise ailelerinden ayrı büyüktür ve bu çok zordur. Aşkopat filmini sizlere sunuyoruz. Filmin yapımcısı ve yönetmeni Haydar Işık’tır. Oyuncuları Yıldız Asyalı , Selahattin Taşdöğen , Doğuş , Hakkı Bulut , Arzu Budak gibi isimlerdir. Üç arkadaş yetiştirme yurdunda büyümüştür yıllarca. Yaşları büyüyünce artık hayata atılma zamanları geldiğini anlarlar. Kendilerine düzenli bir hayat kurmak üzerelerken karşılarına çıkan bir kız ile trajikomik, eğlenceli günler başlamış olur. Filmin senaryosu Salim Aydın , Özlem Bölükbaşı , Banu Kaptanoğulları gibi isimlere aittir.
___

4- Mazlum Kuzey (2015)

“Mazlum Kuzey”, 16 Ocak 2015’te izleyicilerin beğenisine sunuldu. Başrolünde Önder Açıkbaş’ın yer aldığı, ‘Çorum’un dünyaya armağanı, genç kız rüyası, fantazi müziğin prensi Mazlum Kuzey’in, can yoldaşı Tıfıl’la birlikte yaşadıkları sizi çok güldürecek.

Türk Sineması’na unutulmayacak bir ‘kahraman’ hediye eden Mazlum Kuzey’de, Önder Açıkbaş, Turan Selçuk Yerlikaya, Seçil Buket Akıncı, Dilberay, Gülten Çelik, konuk oyuncu olarak da Murat Dalkılıç, Tolgahan Sayışman, Kahtalı Mıçı, Bahtiyar Engin, Yüksel Aytuğ ve Erkan Can yer alıyor. ‘Bu kadar da şanssızlık olmaz!’ dedirten hikaye, izleyenleri kahkahaya boğuyor.

Avşar Film imzalı Mazlum Kuzey’in yapımcılığını Şükrü Avşar üstlenirken, yönetmen koltuğunda ise Ali Adnan Özgür oturuyor.

Mazlum Kuzey bir elinde sazı, bir yanında dostu Tıfıl ile pavyonda çalışıp, hayatlarını kazanmaktadırlar. Fakat pavyondan kovulup, işsiz kalmaları ile bir anda organ mafyasının da tuzağına düşerler. Mafyaya borçları kapatabilmek için bin tane “farklı” işe koştururlar: Amsterdam’da ‘marjinal’ düğünlerde şarkı da söylerler, yerli akıllı telefon üretme işine girerler hatta tüy dökücü krem bile satarlar! Her işte çuvalladıktan sonra tam tüy dökücü kremin işe yaradığına inandıkları anda, kremin tüy dökmeyip, daha da çok çıkmasına neden olduğunu öğrenirler! Üstelik kira oturdukları evin sahibe Dilberay’in, onların sattığı bu kremden dolayı bıyıkları çıkmıştır. Hem parasız hem evsiz kaldıkları bu umutsuz anda, şans eseri buldukları bir mektup tüm sorunlarına çare olabilecek gibidir. Ama bu sefer de Mazlum aşk ve dostluk arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır!

Oyuncular:

Önder Açıkbaş
Rolü : Mazlum Kuzey

Turan Selçuk Yerlikaya
Rolü : Tıfıl

Kahtalı Mıçı
Rolü : Patron

Seçil Buket Akıncı
Rolü : Nazlı

Tonguç Oksal
Rolü : Pavyon Müşterisi

Murat Dalkılıç
Rolü : Konuk Oyuncu

Erkan Can
Rolü : Baba
___

5- Pamuk Prens (2016)

Bir kız çocuğu babası olan ve eşi Arzu’dan yıllar önce ayrılan Tamer’in, kadınlara karşı büyük bir zaafı vardır. Tamer’in çapkınlıklarını ve gece hayatını gazetelerden takip eden Arzu, Tamer’e karşı büyük bir öfke beslemektedir. Tamer’in sürekli başka kadınlarla haberlerinin çıkması eski karısını ve küçük kızını çok üzmektedir. Arzu’ya hala aşık olan ve onunla tekrardan evlenmek isteyen Tamer, değişmeye karar verir. Artık geceleri dışarı çıkmayacak ve hiçbir kadınla görüşmeyecektir. Tamer’in Arzu’yu geri kazanma mücadelesi ve alışkanlıklarından vazgeçmesi çok zor olacaktır.

Diğer taraftan ünlü oyuncu Tamer Karadağlı uzun süredir ekranlardan uzaktır. Hafızalarda son yaptığı büyük projede oynadığı karakterle kalmış, o rol onun üzerine yapışmıştır. Herkes onun başka bir rol oynayamayacağını düşünmektedir. Buyüzden, bir dönemin en çok izlenen dizisinde başrol olan Tamer’e artık dizi teklifi hiç gelmemektedir. Uzun bir aradan sonra ilk defa yapımcı Birol Güven, Tamer’e başrol teklif eder. Ancak proje Tamer’e hiç uygun değildir. Senaristlerin gençlik dizisi olarak tasarladığı dizi projesinde, Tamer’in başrol olarak oynaması konusunda ısrarcı olan Birol Güven, bu uğurda hem senaristleri hem de dizinin yayınlanacağı kanalı karşısına alır, onları ikna etmek için türlü türlü oyunlar yapar. Birol’un Tamer’i oynatmak istemesinin asıl nedeni, geçmişte ona vermiş olduğu avanstır… Birol, Tamer’i bu dizide oynatabilirse geçmişte kaptırdığı parasını geri kazanacaktır. Ancak bu Birol için hiç de kolay olmaz, Birol, Tamer’in başrolünü oynayacağı diziyi gerçekleştirebilmek için yayıncı, yazar, yönetmen ve daha birçok kişiyi ikna etmek zorundadır.

Haftalar süren çabadan sonra eski karısı Arzu, Tamer’in artık değiştiğini görür ve tekrar evlenmeye karar verir ama Arzu’nun bir şartı vardır. Arzu, düğün istememektedir. Tamer eski karısıyla Venedik’te nikah masasına oturur ve mutlu sona ulaşır.

___
6- Merdiven Baba (2015)

Gerçek Kahramanlar Pelerinsizdir!

Ailesi dahil, herkes tarafından yetersiz ve silik bir karakter olarak tanınan Fazlı’nın rutin hayatı satın aldığı hurda bir kamyonetle değişir. Sadece havalimanlarında görmeye alıştığımız, uçaklara biniş ve inişlerde kullanılan, Merdiven Araba mahalleye gelince ilk başta alay konusu olsa da, kahramanımızın hayatını sanki sihirli bir değnek değmiş gibi değiştirir. Gelişen olaylar bir gecede ezik bir adamdan, bir halk kahramanı yaratır!

__

7- Mandıra Filozofu İstanbul (2015)

Gökova’nın Çökertme Koyu’nda kendi yaşam tarzında tüm hırslardan arınmış bir şekilde yaşayan Mustafali yıllar önce onu ve annesini terk eden babasının hastalığı nedeniyle İstanbul’a gelmek zorunda kalır.

Ben böyle hayata karşıyım diyen bu garip köylü ile karşılaşması İstanbul için hiç de iyi olmaz. O gelene kadar kendi doğrularıyla mutlu mesut yaşayan İstanbul’un kafası iyice karışır.

Nereden çıkmıştır bu tuhaf adam?

Niceleri gelipte yenememiştir onu, bu adam kimdir ki böyle dalga geçebilmektedir yirmi milyonluk koca devle?

Paraya, biriktirmeye , çalışmaya, hedef koymaya, başarıya, ölmeyecekmiş gibi yaşamaya karşı olan Mustafali eğlenceli bir hikayeyle doğru bildiğimiz herşeyi masaya yatırıyor. Başarıyı ödül olarak görmediği için başarısızlık tehdidine boyun eğmiyor. Uluslararası şirketlerde, plaza ofislerinde, güvenlikli sitelerde , üniversite kantinlerinde, öğrenci evlerinde hayatı sorguluyor.

Gelecek korkusu oluşturarak bize daha çok şey satmak isteyen modern dünyaya karşı nasıl ayakta kalmamız gerektiğini anlatıyor. Büyük şehirde Mandıra Filozofu olmanın formülünü veriyor ve gençlere şu sözlerle sesleniyor;

‘Ben gençlerin doğru yola getirilmesine karşıyım.’
___

8- 40 – (2009)

Diyelim önünüze pat diye bir çanta dolusu para düştü. Talih kuşu mu? Dualarınız kabul mu oldu? Bir çeşit yazgı mı? Yoksa hepsi birden mi? İstanbul’un dolambaçlı sokaklarında geçen 40 işte bu soruların yanıtlarını arıyor. 12 milyon nüfuslu kentte birbirini tanımayan üç kişi kendilerine bir yol bulmaya çalışırken bir çantanın peşine düşerler. İstanbul’da çekilmiş olan 40, sürükleyici bir öyküyü belgesel tadı veren bir sinema diliyle anlatıyor.

Yapımı : 2009 – Türkiye , ABD
Tür : Dram
Yönetmen : Emre Şahin
Oyuncular : Ali Atay , Deniz Çakır , Rıza Akın , Enginay Gültekin , Yosi Mizrahi
___

9 – Bayram Abi (2017)

anışabilmektir, zira görür görmez deliler gibi aşık olmuştur. Koma Kola’da reklam ve pazarlama müdürü olan Sinem kariyeri başarılı, işinde isim yapmış bir kadındır. Sinem’e ulaşmanın yolunun kendi kola markasını yaratmaktan geçtiğine inanan Bayram’ın babası Cemal de onun aile yadigarı şerbetçi dükkanının başına geçmesini istemektedir fakat Bayram babasının isteğini kabul etmez ve arkadaşları Hamdullah, Talha ve abisi olarak gördüğü Mehmet Bakkal’ın yardımıyla sevdiği kıza ulaşmak için işe koyulur…

Senaristliğini ve yönetmenliğini Erdi Dikmen’in üstlendiği komedi yapımının oyuncu kadrosunda Barbaros Dikmen, Ayhan Taş, Ecem Karavus, Sinem Ekşioğlu, Gökhan Niğdeli, Hande Yögen, Hamdi Alp, Selman Ünlüsoy ve Ayça Bildik yer alıyor.
___

10 – 1 Kezban 1 Mahmut Adana Yollarında (2016)

Yazan & Yöneten: Cenk Çelik

Oyuncular: Ercan Zincir – Yunus Emre Tekin – Cenk Hakan Köksal – Hüseyin Bilikli – Esin Yıldız – Necla Özay

____

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Polis Adaylarını Aşka Getirecek Filmler

10 Nisan Polisler Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yedi (1995) Se7en IMDb 8,6

Yedi, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki polis dedektifinin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi Ölümcül Günah, Hıristiyanlık inançlarına göre Kibir, Açgözlülük, Şehvet Düşkünlüğü,Kıskançlık, Oburluk,Yıkıcılık ve Tembellik’tir. İki polis dedektifi bu seri katilin peşindedir. Film, Amerika’da gösterime girdiği hafta 14.000.000 dolar gelir elde etmişti. Yönetmen David Fincher imzalı film,sürükleyici konusu ve oyuncuların performanslarıyla tüm dünyada gişede büyük başarı yakalamıştı. Başrollerde Brad Pitt, Morgan Freeman, Gywneth Paltrow var. En iyi kurgu dalında 1996’da ödüle aday olan film bu ödülü alamamıştı. Özellikle sürpriz ve çarpıcı finali ile şimdiden sinema tarihinde bir klasik olarak yerini aldı.

Kuzuların Sessizliği (1991)The Silence of the Lambs IMDb 8,6

Kuzuların Sessizliği, 1992 yılında 7 dalda Oscar’a aday olmuş, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

Akademiden mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, FBI ajanı kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katila ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter’dan bilgi alması için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.

Köstebek (2006) The Departed IMDb 8,5

Köstebek, mafya ve polis teşkilatı arasında geçen savaşı anlatıyor. Uzun yıllardan beri mafya tarafından, polis teşkilatına sızmak üzere yetiştirilen adamlar son derece iyi pozisyonlardadırlar teşkilat bünyesinde. Aynı şekilde polisin aynı amaçla yetiştirdiği adamları da mafya içinde cirit atmaktadırlar. Ancak vakit her şeyin açığa çıkma vaktidir. Her iki cephede de köstebeklerin var olduğu anlaşıldığında söz konusu köstebeklerin ölümle burun buruna gelecekleri koşturmaca ve macera başlayacaktır. Film dört dalda Oscar sahibidir.

Los Angeles Sırları (1997) L.A. Confidential IMDb 8,2

Los Angeles Sırları’nda, 50’lerin Los Angeles’ında yer altı dünyasının patronu sayılan Mickey Cohen’in hapse girmesiyle doğan boşluktan dolayı şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen’in adamlarına bir baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir poliste vardır. Bu olayı soruşturmak üzere L.A. Polis Departmanı üç polisi görevlendirir. Görevlendirilen polisler karekter olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Ed Exley, L.A. Polis Departmanının altın çocuğudur. Kurallara bağlı ve her şeyi kanunlara göre yapar. Bud White, çabuk sinirlenen, agrasif, gerçeğe ve doğruya ulaşmak için her türlü yola başvuran biridir. Üçüncü ve son polis Jack Vincennes ise; L.A. Polis Departmanını anlatan bir televizyon dizisine danışmanlık yapmakta, tanınmış ve gündemde olmayı seven biridir. Bu üç kişi olayı soruşturmak için bir araya gelirler. Ancak soruşturma çok çabuk sonuca ulaşır. Bu durum üç polisi rahatsız eder. Soruşturmada bu kadar çabuk sonuca ulaşılmasında bir bit yeniği olduğunu düşünürler ve araştırmaya devam ederler. Ve araştırmaları onları çok güzel bir kadına kadar götürür. Film Kim Basinger ve senaryosuyla iki Oscar kazandı.

Büyük Hesaplaşma (1995) Heat IMDb 8,2

Büyük Hesaplaşma’da, gerek içgüdüleri gerekse üstün zekasıyla, içerisinde bulunduğu her türlü suçtan arkasında kesin deliller bırakmadan, başarılı bir şekilde sıyrılmayı başaran Neil McCauley profesyonel bir hırsızdır. En az kendisi kadar yetkin hırsızlardan oluşturduğu çetesiyle altından kalkılması zor işlere kalkışıp minimuma yakın hasarla başarıya ulaşırlar. Her azılı suçlu vakasında olduğu gibi söz konusu hırsızın peşinde de hırslı ve takıntılı bir dedektif vardır. Dedektif Hana, şimdiye dek bu usta hırsızın zekasıyla başa çıkamasa da davayı çözmekte kararlıdır.

Gözlerindeki Sır (2009) El secreto de sus ojos IMDb 8,2

Gözlerindeki Sır’da, ülkenin en önemli mahkemelerinden birinde yıllarca sorgu müfettişliği yapan Benjamin Esposito, görevini bırakarak inzivaya çekilmeye karar vermiştir. Bu süreçte, görev yaptığı süre boyunca kendisini oldukça etkileyen bir vakayı kaleme alıp romana çevirmeyi planlamaktadır. Yaklaşık otuz yıl önce işlenen bu vahşi tecavüz ve cinayet vakasıyla ilgili detayları yeniden hatırlamaya başlayan adam tekrar bu dava üzerinde çalışmaya ve bu üstü kapanmış suçu aydınlatmaya karar verir. Belge ve bulguları yeniden inceleyebilmek için ilk adım eski çalıştığı yere geri dönmektir. Esposito için bu süreç adaletin ve vicdan kavramının acı gerçeklerinin su yüzüne çıktığı bir yolculuğa dönüşür.

Çin Mahallesi (1974) Chinatown IMDb 8,1

Chinatown, kocasının kendisini aldattığından şüphelenen bir kadının hikayesini anlatıyor. Ida Sessions isimli bir kadın, özel dedektif Jake Gittes’e başvurup, Los Angeles su teşkilatında çalışan mühendis kocası Hollis Mulwray’in kendisini aldattığından şüphelendiğini söyler. Kadının dedektiften isteği, kocasını takip etmesidir. Gittes, Mulwray’in yanında bir kadınla yakalar, fotoğraflarını çeker ve dava kapanır. Ancak bir süre sonra Mulwray’in öldürülmesi işleri gizemli hale sokar. Davanın üzerine gitmeye karar veren Gittes, zamanla kendisini kiralayan kadın başta olmak üzere birçok gizemle karşılaşır.

Zindan Adası (2010) Shutter Island IMDb 8,2

Zindan Adası, Martin Scorsese’nin bir çok filmi gibi yine bir başyapıt statüsünde. Filmde, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando adlı bir akıl hastasının ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası isimli bölgede konuşlanan Ashecliffe Hastanesi’ne soruşturma yapmak için gitmesi ve sonradan gelişen esrarengiz olaylar aktarılıyor. Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığrından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokacak, zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar zorlanacaktır. Usta yönetmen Martin Scorsese tarafından Dennis Lehane’nin ünlü romanından sinemaya uyarlanan filmin başrolünde yönetmenin gözde oyuncularından Leonardo Di Caprio bulunuyor.

Cinayet Günlüğü (2003) Salinui chueok IMDb 8,1

Cinayet Günlüğü’nde Güney Kore 90’lı yılların sonlarında askeri bir yönetimin baskıcı tavrının altındadır. Ülkede sansürler ve baskı her gün ağırlaşarak devam etmektedir. Bir gün bir tecavüze uğramış olan bir kadın vahşice bir cinayete kuran gider. Olayı çözmek için işin başına lokal bir polis dedektifi olan Park Doo-Man getirilir. Ancak uyguladığı tüm yöntemler onu cinayetten uzaklaştırır. Bunun üzerine görevin başına getirilen Seo, önceki dedektiften daha başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.

Temel İçgüdü (1992) Basic Instinct IMDb 7,0

San Francisco polisi cinayet masasından dedektif Nick Curran, bir cinayet dosyasını araştırırken davanın şüphelisi olan Catherine Trammel’le yakınlaşır. Yazar olan ve cinsellik konusunda son derece serbest davranan Catherine, son kitabında Nick’in davasındaki cinayetin bir benzerini detaylı şekilde anlatmıştır. Catherine, çekiciliğiyle Nick’i etkisi altına alır ve ikili ihtiras dolu bir ilişkinin içine sürüklenirler.

Okumaya Devam Et

Liste

Francis Ford Coppola’nın Favori 10 Filmi

Coppola’dan tavsiyeler.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Küller Ve Elmaslar

Ashes And Diamonds (1958, Andrzej Wajda)

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır.

Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy’da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid’a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır

Filmde, Polonya’da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.

_____

The Best Years Of Our Lives (1946, William Wyler)

Amerika yapımı, drama filmi. Film 2. Dünya Savaşı sonrasında evlerine dönen üç eski Amerikan askerini ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunları anlatır.

_____

I Vitelloni (1953, Federico Fellini)

Ergenlik sonrası dünyalarından tam olarak çıkamamış beş genç adamın doğup büyüdükleri küçük sahil kasabasından kaçış ve macera hayallerini konu alan bu film aslında erkeklerin dünyasına genel bir bakıştır: Ruhu hep çocuk kalan, sorumluluktan hoşlanmayan, macera ve oyun peşindeki erkek neslinin. Filmdeki beşli aslında tanıdıktır; Fausto kadın düşkünüdür, Alberto feminen bir soytarıdır, entelektüel Leopoldo yazar olma tutkusuyla yanar, Riccardo şarkıcıdır ve Moraldo içe dönük ve eleştirel bir tiptir.

“I Vitelloni” prototipik bir filmdir; anlattığı karakterler daha sonra bir çok filmde izleyicinin karşısına çıkacak, (Martin Scorsese’nin American Graffiti’si de dahil) zamandan ve yerellikten bağımsız erkeklerdir. Ustaca anlatılan basit bir öyküye dayalı bu film, genç oyuncularını ve yönetmenini bir anda üne ulaştırır. Alberto Sordi bir yıldız olurken, Fellini de 33 yaşında Venedik Film Festivali’nde en iyi film dalında Gümüş Aslan ödülünü alır.

İzleyiciyi sonu belirsiz bir yolculuğa çıkması için bir istasyona bırakmayı seven Fellini, “I Vitelloni”nin sonunda Moraldo’yu bir istasyonda gösterir. Bu, hem genç yaşta doğduğu kasabayı terkeden Fellini’nin kendisidir, hem de daha derinde, sinemanın en usta yönetmenlerinden biri olarak kariyerindeki dönüm noktasını temsil eder.

Yarım yüzyıl önce çekilen ancak tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeyen “I Vitelloni”, genç bir ustanın yeteneğinin en büyük kanıtıdır…

______

Warui yatsu hodo yoku nemuru

The Bad Sleep Well (1960, Akira Kurosawa)

Kin dolu genç, babasının intiharının arkasında yatanları araştırmak için yozlaşmış bir fabrika yöneticisinin kızıyla evlenir.

_____

Koruma

Yojimbo (1961, Akira Kurosawa)

1800’lerin Japonyası’da Sanjuro isimli gezgin bir samuray, iki rakip çetenin arasında bölünmüş bir kasabaya gelir. Bir sokak savaşında yeteneklerini sergiledikten sonra, en fazla parayı veren tarafa kılıcını kiralar.

Alçak ruhlu ve hain insanlar olan taraflar, Sanjuro’ya ihanet ettikçe o taraf değiştirir. Böylece iki tarafı birbirine kırdırtarak kasabayı bu musibetten temizlemeye başlar. Ancak suç lordlarından birinin kardeşi olan Unosuke kasabaya geldiğinde işler değişir. Zira genç adamın elinde o zaman için görülmemiş güçte modern bir silah vardır: bir tabanca!

______

Singin’ in The Rain (1952, Stanley Donen & Gene Kelly)

“Singin’ in the Rain”in, 50’li yılların en iyisi olduğu tartışmasız bir gerçek olarak kabul görmüşken 1952 çıktılı bu müzikal, çekim teknikleri açısından günümüzde bile örnek alınan bir yapım.
Sessiz filmlerin, oyuncuları ve yapımcılarına fazlasıyla kazandırdığı dönemlerde ‘sesli’, yani oyuncuların konuştuğu filmler keşfedilir.Seyirciler artık oyuncuların cümle kurmasını istiyordu ve yapımcılar buna kayıtsız kalamazdı.
O dönemlerde Lina Lamont ve Don Lockwood, Hollywood’un en sevilen ve çiftlerinden biriydi ve yapımcı seyircileri film dışında hayal kırıklığına uğratıp para kaybetmek istemediği için Don ve Lina’yı gerçekten sevgili gibi gösteriyordu.
Saflığıyla örtüştüremediği kurnazlığı yüzünden aşık olduğu Don’ın nefretine sahip olan Lina, gerçekleri umursamadan, kurduğu hayaller ‘gerçekmiş’ gibi davranıyor, hareketleriyle hem Don’ı hem de ekibi çileden çıkarıyordu.
Öte yandan binlerce kadının hayranlığını kazanan yakışıklı aktör Don Lockwood ise, tesadüfen tanıştığı Katy Selden’e aşık olmuştu.Tüm yalanlara rağmen Don Lockwood ve Lina Lamont’un birlikte çevirdiği filmlerden sonra seyircilerin sesli filmlerde birlikte görmeyi en çok istediği çift Don ve Lina olacaktı.Ancak, büyük bir sorun buna engel oluyordu; Lina’nın ses tonu.
Sesli film yaratılırken Lina, ekibi sınır noktasına getirmesine rağmen çekimler tamamlanır ve film vizyona girer.Senkron sorunu olan film, seyircinin tepkisini çeker ve film, vizyondan kaldırılır.
Kariyeri için üzülen Don, birden Kathy’nin fikriyle umutlanır ve film, 6 hafta sonra ‘müzikal’ olarak vizyondaki yerini alır.Bir ilki gerçekleştiren yapımcılar, yıllar sonra kendini geliştirecek olan bu buluştan inanılmaz paralar kazanır.
Diğer yandan, Don’ın aşık olduğu kadın Kathy ise, hayata geçen bu fikrin sahibi olduğu kadar, filmde Lina’nınmış gibi gösterilen sesin de sahibidir.

______

The King Of Comedy (1983, Martin Scorsese)

Bir yetişkin olmasına rağmen hala ailesiyle yaşayan bir “kaçık” olan Rupert Pupkin, pek yetenekli olmadığı halde bir gün ünlü bir komedyen olacağına inanmaktadır. İdolü ise komedi yıldızı Jerry Langford’dur. Pupkin, eğer bir gün Langford’un TV programına çıkmanın yolunu bulursa, şöhretin kapısının önünde açılacağına dair bir saplantıya da sahiptir.

Pupkin bir gün Langford’u, ümitsizce ona aşık olan hayranı Masha’nın elinden kurtarma fırsatı bulduğunda, hayalindeki adamla bu yakınlaşma fırsatını kaçırmaz. Oysa ona laf olsun diye ümit verecek olan ünlü komedyenin hayatı, Pupkin’in tahmin edebileceğinden çok daha karışıktır ve karanlık yönleri de mevcuttur. Kendisini karmaşık ilişkiler ve içinden çıkması zor durumlarda bulur.

Martin Scorsese’nin Robert de Niro’yla işbirliği, genelde çok lezzetli meyveler vermiştir. Kimilerine göre “kayıp” bir başyapıt olan The King of Comedy de, gerçekten bu filmlerden birisi. Sadece bir sinema şaheserini değil, Jerry Lewis’i alışık olduğunuzun çok dışında bir rolde izleme fırsatını da kaçırmak olmak.

_______

Raging Bull (1980, Martin Scorsese)

Boksör Jake La Motta’nın (Robert De Niro) kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi. Usta yönetmen Martin Scorsese’nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir, aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.
Sağlam performans da böyle birşey olsa gerek. Robert De Niro, Martin Scorsese’yle beraber gerçekleştirdiği başyapıtlardan Kızgın Boğa’da orta sıklet boks şampiyonu Jake La Motta’yı öyle bir canlandırdı ki, onu artık Robert De Niro’dan ayrı düşünmek zor. La Motta’nın otobiyografisinden serbest bir şekilde uyarlanan Kızgın Boğa, aslında bir yandan da spor filmi klişelerini altüst eden bir şaheser. Boks ringlerindeki sertlikle boksörün kendi iç huzurunu bulma mücadelesi yan yana gelince, sinema tarihinin en vurucu sporcu karakterlerinden biri ortaya çıkıyor.

_____

The Apartment (1960s, Billy Wilder)

Altı Oscar Ödüllü yönetmen Billy Wilder’in yönetmenliğini yaptığı 1960 çıkışlı sinema filmi “The Apartment” (Garsoniyer), ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘En İyi Senaryo’, ‘En İyi Film Düzenleme’ ve ‘En İyi Set Dekorasyon’ dallarında Oscar Ödülü’ne layık görülürken, ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ve ‘En İyi Erkek Oyuncu’ da dahil olmak üzere toplam beş dalda Oscar adayı oldu. İki Oscar Ödüllü Amerikan aktör Jack Lemmon ve Oscar Ödüllü Amerikan aktris Shirley MacLaine’nin başrollerini paylaştıkları yapımda Amerikan aktör Fred MacMurray, Edie Adams, Ray Walston ve Johnny Seven rol alıyor.

_______

Sunrise: A Song of Two Humans (1927, F.W. Murnau)

Taşrada tatil yapan kentli bir kadın, oralı genç ve evli bir çiftçiyle ilişki yaşar ve adamı karısını öldürüp onunla birlikte büyük şehre taşınmaya ikna eder. Adam, karısıyla beraber şehre giderken binecekleri teknede bir ‘kaza’ planlar, kendini boğulmaktan kurtarmak için de tekneye bir demet saz saklar. Ancak planın sonunu getirmeyi yüreği kaldırmaz ve kürek çekerek karısını kıyıya çıkarır. Büyük bir keder içinde, tramvaya binip şehre giderler. Göz yaşlarıyla dolu barışmaları, düğün yapılan bir kilisede tamamlanır. Birbirlerine yeniden âşık olmuş bir halde, önce bir fotoğrafçıya, sonra da bir berbere uğrarlar. Adam berberdeki manikürcünün ona kur yapmasını görmezden gelir, karısını da çapkın bir hayranın ilgisinden korur. Devasa bir lunaparka gidip eğlendikten sonra, tekneyle eve dönerler. Ancak bir fırtına çıkar ve yelken yırtılır.

_______

Okumaya Devam Et

Liste

Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

5 Nisan Avukatlar Günü‘ne özel “Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film” listesini siz değerli takipçilerimiz için derledik. Keyifli seyirler.

12 Öfkeli Adam (1957) 12 Angry Men IMDb 9,0

12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor. Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis ‘suçsuz’ hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin ‘suçlu’ kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

Uğursuz Kuş (1962) To Kill a Mockingbird IMDb 8,2

Bülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor. Beyaz bir kadına tecavüz suçuyla tutuklanan siyah bir gencin avukatlığını üstlenen başarılı bir avukat çevresi tarafından şiddetle eleştirilip davadan geri çekilmesi yönünde baskılara maruz kalır. Ancak idealist avukat yolundan dönmeyecektir.
Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Roman, ünlü yönetmen Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandığında cesur ve başarılı bir uyarlama olarak dikkat çekip bu başarısını üç dalda kazandığı Oscar ödülüyle pekiştirmiştir.

JFK: Kapanmayan Dosya (1991) JFK IMDb 8,0

Amerikan başkanı Kennedy’nin tartışmalı suiskasti ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. Onlarca hikaye yaratılır ve gerçek bir türlü açığa çıkamaz. Süiskastın ardından ortaya çıkan Lee Harvey Oswald, cinayeti tek başına kendisinin işlediği üzerine ısrar etse de arka planda farklı gerçek ve olasılıklar söz konusudur. Medya ve adalet bu olasılıklarla boğuşurken insanlar da olayın bir türlü kesinleşmemesi nedeniyle hayal kırıklığına uğramaktadır. Mahkemenin vardığı sonuca ikna olmayan bölge savcısı Jim Garrison, olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.
Usta yönetmen Oliver Stone imzası taşıyan film iki kategoride Oscar ödülü almıştır.

İlk Korku (1996) Primal Fear IMDb 7,7

Tanınmış bir psikoposun öldürülmesi, büyük bir yankı uyandırır. Bu cinayet sırasında olay yerinden kaçmakta olan Aaron, görgü tanıkları tarafından suçlu olarak ilan edilir ve suçu işlediğin neredeyse kesinleşmiştir. Son derece prestijli bir avukat olan Martin Vail, ise olayların bu şekilde geliştiğinden tam olarak değildir ve Aaron’ı savunma görevini üstlenir. Aaron’ın suçluluğu o derece nettir ki Vail’in bu göreve atanması beyhude bir uğraş olarak addedilir. Ancak kısa bir süre sonra davanın seyri tam anlamıyla değişir.
Primal Fear, Akademi’de kendisine Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı getiren Edward Norton’ın performansıyla da göz dolduruyor.

Philadelphia (1993) IMDb 7,7

Avukat Andrew Beckett, çalıştığı hukuk bürosunda AIDS olduğu fark edilince işten çıkarılır. Kendisine nedeninin AIDS olduğunu açıklamamalarına rağmen Beckett, nedenin bu olduğundan emindir ve bu hukuk bürosuna dava açmaya karar verir. Başvurduğu avukatlarca bir süre reddedildikten sonra, en sonunda Joe Miller’ı tutmayı başarır.

Miller ilk başta bu davayla ilgilenmekte isteksizdir; çünkü o bir homofobiktir ve Beckett’a karşı da önyargılıdır. Fakat Beckett sayesinde zamanla önyargılarını aşmaya ve korkularını yenmeye başlar. Beckett ise hayatı, gururu ve hakları için kıyasıya bir mücadeleye girmiştir ve adalet için savaşır.

Film, müzikleriyle Oscar’ı hak etmiş, Tom Hanks’e de En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmış etkileyici bir drama.

Kardeş Gibiydiler (1996) Sleepers IMDb 7,6 

Sleepers, New York’un yaşanması en tehlikeli mahallelerinden birinde yaşayan bit grup gencin hikayesini anlatır. Bu dört genç bir gün yanlışıkla bir adamın hayatını tehlikeye atan bir kazaya sebep olduklarında gençlik ıslah merkezinde bir yıllık cezaya mahkum edilirler. Sadece bir yıl sürecek bu ceza dönemi hayatlarını derinden etkileyecek travmatik olaylarla geçer. Gardiyanlar tarafından dövülen ve taciz edilen bu gençler, bu travmaları hayatları boyunca yanlarında taşırlar. Ta ki on yıl sonra kendilerini savunabilecek kadar büyüdüklerinde, gardiyanlardan biriyle karşılaşana dek.
En İyi Müzik dalında Oscar’a aday gösterilen film, Kevin Bacon, Robert De Niro, Dustin Huffman ve Brad Pitt gibi yıldız isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor.

Şeytanın Avukatı (1997) The Devil’s Advocate IMDb 7,5 

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

…and justice for all. (1979) IMDb 7,4

Suçluların serbest kaldığı, yargıç ve avukatların anlaşmalar yaptığı ve masumların korumasız bırakıldığı bir adalet sisteminde, genç avukat Arthur Kirkland adaletin nereye gittiğini sorgulamaya başlar. Dürüst ve idealist bir avukat olan Arthur (Al Pacino, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği muhteşem performansıyla) bir gün genç bir kıza tecavüzden suçlanan ünlü bir yargıcı (John Forsythe) savunmaya zorlanır.

Amistad (1997) IMDb 7,3

Film, 1839 yazında Küba Sahillerinden hareket eden ve içerisinde tutuklu Afrikalı köleleri taşıyan La Amistad gemisinin yolculuğuna başlamasıyla açılır. Cinque isimli bir adamın gemiden söktüğü bir çiviyle prangalarını açar ve birçok arkadaşını aynı şekilde özgür bırakır. Böylece gemide esaslı bir isyan başlamış olur. Akabinde gemi mürettebatı ve köleler arasında başlayan savaş mürettebattaki birçok kişinin ölümüyle sonuçlanır. Sağ kalan iki kişi ise köleleri istedikleri yere götürmek zorundadır. Ancak yolculuk esnasında karşılaşacakları bir Amerikan savaş gemisi tarafından yakalanacak, ardından da bu suçlar sebebiyle yargılanmaya başlayacaklardır.
Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan ve dört dalda Oscar’a aday gösterilen filmin yönetmen koltuğunda usta yönetmen Steven Spielberg bulunuyor.

Suikast (2010) The Conspirator IMDb 6,9

42 yaşındaki Mary Surratt, Abraham Lincoln suikastine yardım ve yataklık etmekten dolayı yargılanan tek kadındır. Başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek amacıyla komplo kurma suçundan diğer 6 sanık ile yargılanan Surratt’ın suçsuzluğuna hiç kimse inanmaz. Bütün ülke kendisine sırt çevirmişken, avukatlığını yeni almış olan Frederick Aiken müvekkili olan bu kadını askeri mahkeme karşıya savunmakla görevlendirilir.
Başta gönülsüzce savunma avukatı olmayı kabul eden Aiken, dava ilerledikçe müvekkili Mary Surratt’ın gerçekten suçsuz olabileceğine inanır ve bir başkasını korumak için onun paravan olarak kullanıldığını fark eder.

Oscar’lı usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un yönetmenliğinde kotarılan yapımın başrollerini 1994’te Forrest Gump’taki rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı olan Robin Wright ve ‘Wanted’, ‘Narnia Günlükleri’, X-Men Birinci Sınıf gibi aksiyon filmlerinden tanıdığımız genç oyuncu James McAvoy’i paylaşıyorlar.
Redford’un yönetmen koltuğuna oturduğu sekizinci film olan Suikastçi’nin öyküsü Gregory Bernstein’a senaryolaştırılması ise James D. Solomon’a ait.

Okumaya Devam Et

Popüler