Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Yeraltı: ‘Gerçek’e yakın, gerçekten yalın

Yayınlandı

tarihinde

Son günlerin en çok konuşulan filmlerinden birisi kuşkusuz Zeki Demirkubuz’un ‘Yeraltı’ filmi. Haber7.com yazarı Abdülhamit Güler film ile ilgili görüşlerini “Yeraltı: ‘Gerçek’e yakın, gerçekten yalın” başlığıyla okuyucularına aktarmış. İşte Güler’in ‘Yeraltı’ izlenimleri…

Yeraltı: ‘Gerçek’e yakın, gerçekten yalın

Gölge karanlıktır, ışıkla zayıflar. Fakat gölgeyi doğuran da ışıktır. İyilik içimizdedir, kötülükle. Kötü ile ne kadar ‘iç içe’ kalırsanız, kötüyü içinizde ne kadar hapsedebilirseniz, o kadar iyisinizdir. Yani hem iyi, hem kötüsünüz; içinizde olan bu. Lakin içte olan dışa çıkacağı zaman (fikre, davranışa döküleceğinde) bir ‘hâl’ üzere olursunuz ve artık karakteriniz o olur. Davrandığınız minvalde şekle bürünürsünüz.

Zira; kötü, doğmak için iyiliğin rahminde bekler…

Karanlık, gölge, ışık, yalnızlık, huzursuzluk gibi kavramların sinemadaki temsili belki de Zeki Demirkubuz filmleri. Özellikle gölge ve siluet denilince aklıma ilk gelen isim Demirkubuz olur. Son filmi Yerlatı’nda da bunu görmek mümkün. Farklı olarak Demirkubuz, yakın plan, derinlikli ters bakış boşluğu gibi tercihleri Yeraltı’nda daha fazla uygulamış. Özellikle bu ve benzeri görsel uygulamalarından ötürü filmi Nuri Bilge Ceylan çalışmalarıyla kıyaslayanlar var. Bu açıdan bakıldığında hak verilebilmekle beraber niyet okumaktan öteye geçmeyecek bu hususun üzerinde fazla durmaya gerek yok.

Önce filmin konusundan bahsedelim…

Muharrem, nefret ettiği ve edildiği halde eski arkadaşlarının yemeğine kendisini zorla davet ettirir.

Masum didişmeler, ufak kişilik gösterileri ile başlayan yemek, giderek dumanlanan kafaların etkisiyle utanç dolu geçmişe doğru yol almaya başlar. Defterler açılır, hesaplar ortaya dökülür. Gece pişmanlık, gözyaşları ve öfkeyle dolarken, rezillik, karanlık sokaklara, fuhuş kokan otel odalarına taşar. Onlar hep birlikte, Muharrem tek başına olsa da kararlıdır. Pislik ya o gece temizlenecek, ya da geberip gidecektir. Yoksa sonsuza kadar kurtulamayacaktır bu utançtan.

Demirkubuz, filminin hikayesini böyle anlatıyor. Bahsettiği yemekten öncesi ve sonrası var elbet. Muharrem’i, yapayalnız bir insan olarak görürüz. Soğuk şehrin (Ankara) boğuk havasında (genelde gece, yağmurlu hava, kasvetli renkler), bu ruh halini perçinleyecek bir işte (memurluk) ‘gün öldüren’ Muharrem, canına kıydığı her günle birlikte nefretini büyüttüğünü görmektedir. İçine, içinden baktığından gördükleriyle birlikte, çevresinde yaşayanların basit ama doğrudan etki eden ‘katılım’larıyla hayatının rengi daha da griye çalan Muharrem, ‘iyi biri olmak ister’ fakat kendi ifadesiyle; ‘bırakmazlar’.

Gölgelerinden daha yavaş olan modern zaman insanını gösteren resimler ve cam veya naylon, ama illa da şeffaf bir şeylerin arkasından verilen fotoğrafik çerçeveler, Muharrem’in iç çatışmasının algılanmasını kolaylaştırır. ‘Dış ses’ olarak Muharrem’in ‘iç ses’ini duymamız, Demirkubuz tarzı bakımından şaşırtsa da, açıkçası kıvamında bir tat veriyor. Belki hiç olmasa daha iyiydi. Ancak, Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ adlı eserinden esinlenerek senaryoyu ortaya çıkaran Demirkubuz’un meramını filmde ifade edebilmesi açısından önemli bir araç olmuş, bu durum.

Muharrem’in iç sesinden, sürekli bir ‘iç cenk’ mevcudiyetini anlıyoruz. ‘Çirkinliğe ve utanç verici olana istek duyması’ ya da ‘çamura batmanın anlamı’nı araması tam da bu zihni ve hissi mücadelenin sonucu.

Filmin en ‘îzâhî’ yeri yemek sahnesi. Muharrem, nefret ettiği arkadaşlarıyla masa başında açıkça konuşur. Ve aslında hiç de açık konuşamaz. ‘Diyemedim’ ile bağlanan bir ‘geri dönüş’ yapar Demirkubuz, filminde. Kendisinden görmeye alışık olmadığımız bu tercih, elbette, az evvelki satırlarda altını çizmeye çalıştığım ‘iç cenk’ sebebiyledir.

‘Mürekkep yalamış insanların husumeti’nden bahsederken, bilmenin veya farkında olmanın, insanı daha iyi yapma ihtimalinin yanında kötüden de kötü yapabileceğini söylüyor, Demirkubuz. Zira Muharrem ile Cevat arasındaki asıl mesele de ‘yazma’ kaynaklıdır.

Muharrem’in ‘diyemedikleri’, yeterince açık olamayışı, belki de gerçekten korkmasıyla alakalı. Çünkü Demirkubuz, Muharrem vasıtasıyla ‘gerçek’ sorgulamasındadır. Dostoyevski’nin ‘Gerçek her şeyin anasıdır ve üstündedir’ ifadesine atfen (Demirkubuz, bir ‘Dostoyevski yolcusu’ olarak eserlerinde ünlü yazarı ‘kullanır’), bir ‘gerçek arayışı’ derdindedir, Muharrem. Ancak Muharrem’inki deruni bir arayıştan ziyade, yalnızlığına mahkum bir ‘soru işareti boğulganlığı’dır.

“Bir gün ölümü tadacaksın, her canlı gibi” ifadesinin ayete atfen yer alıp almadığını tam olarak bilememekle beraber, tahminimce böyle bir şey söz konusu. Ve tam da burası ‘arayış’ için odak noktasıdır. Zira insan önce ‘sonsuz olmadığı’nı bilecek ki, sonrasında ‘sonsuzluğa yol alabilsin’.

“Değişemeyeceğimi anlayınca…” dediği noktada Muharrem, camları, aynaları kırar. Evde ‘yansıtma aracı’ olarak bir şey bırakmaz. Belki de ‘kendine ulaşma yolları’nı dağıtır. Çünkü pes etmiştir ya da aksine baştan başlamıştır.

Dostoyevski, “Vardığım sonuca göre, en iyisi hiçbir şey yapmamak! Her şeyden iyisi, bir köşeye çekilip seyirci kalmak. Onun için yaşasın yer altı!” der. Muharrem’in, “Yeraltına düşüyordum” derken evine dönmüş olması, kurtulamadığı yalnızlığına ve ‘yeraltı’na işaret ediyor.

Yeraltı, kendimizden kaçtığımız yerdir. Dahası, gerçeği ararken gerçeğe şahit olduğumuz zaman/zemin…

Demirkubuz’un da Dostoyevski gibi ‘gerçek’ olarak tanımladığı şey, kadim geleneğimizde ‘hakikat’ ile işaret edilenden başkası değil. Birçok defa işaret etmeye çalıştığım gibi; “Sanatkâr, hakîkat yolunun yolcusu olmasının ötesinde tozudur, taşıdır, yolun parçasıdır/kendisidir. Ve sanat ise hakîkati arayış yolunda soluk almanın bir hâl’i, yöntemidir.”

Bu bakımdan, Zeki Demirkubuz’un ‘rahatsızlığı’nı paylaşıyor, saygı duyuyor ve destekliyorum.

Abdülhamit Güler – Haber 7

abdulhamitguler@gmail.com

https://twitter.com/#!/_hayirlisi_

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Etkinlikler

İlker Çatak’ın Ödüllü Filmi “Söz Senettir” 14 Eylül’de Bahçe Sineması’nda

KüçükÇiftlik Film kulübü sunar!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

KüçükÇiftlik Park, her hafta Salı akşamı püfür püfür bahçe ortamında sinemanın en beğenilen filmleriyle sinemaseverleri buluşturmaya devam ediyor. URU organizasyonu ve Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla gerçekleştirilen KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması, 14 Eylül Salı akşamı Almanya’dan sonra Türkiye’de ilk kez ve sadece bir kereye özel olarak gösterilecek “Söz Senettir” filmine ev sahipliği yapacak. İlker Çatak’ın, festivallerden ödüllerle dönen ikinci uzun metraj filmi “Söz Senettir”, muzip, yalın ve olgun sinema diliyle dikkat çekerken izleyicilerin ilişkilere ve kimliklere dair pek çok algısını sarsıyor. Sinemaseverler filmden hemen önce ve sonra ise Türk DJ ve prodüktör ikilisi Schnell Schnell ile açık havanın keyfini müzik eşliğinde de çıkaracaklar.

KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması, 14 Eylül Salı akşamı İlker Çatak’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve 3 gencin, izleyiciyi sarsan ilişki döngüsüne yer veren “Söz Senettir” filmini sinemaseverlere sunacak. 2020 Bavyera Film Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu, 2019 Münih Film Festivali’nde ise En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerini alan Almanya-Fransa ortak yapımı “Söz Senettir”, Türkiye’de ilk kez ve sadece Bahçe Sineması’nda gösterilecek.

Kadının pilot, erkeğin müzisyen olduğu bir çift… Marion ve Raphael Almanya’dan uçağa atlayıp yaz tatili için Türkiye’ye geliyorlar ve yolları jigololuk yapan genç Baran’la kesişiyor. Bundan sonra ilişki üç kişilik bir oyuna dönüşüyor. Avrupa’ya gitmeyi kafasına koymuş Baran, Marion’a evlenme teklif ediyor. Hayatını her zaman kontrol altında tutmayı başarmış ama kanser olduğunu öğrendikten sonra her şeyi yeniden gözden geçirmeye başlayan Marion ise ilk defa bir yabancının müdahalesine izin veriyor ve Baran’ın teklifini kabul ediyor. Kâğıt üstünde tanıdık gelebilecek bu anlaşmalı evlilik öyküsü, Bir Zamanlar Kızılderili Ülkesinde filmini Kino 2018’de izlediğimiz İlker Çatak’ın elinde, neşesi de eksik olmayan, toplumsal cinsiyet rolleri ve tekeşli ilişkilerin çizdiği çemberleri sürekli esneten, muzip ve dinamik bir romantik drama dönüşüyor. “Söz Senettir”, ilişkilere ve kimliklere dair pek çok algımızı sarsabilecek katışıksız bir enerjiyi dokusuna katıyor.

KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra film konseptine uygun DJ performansından mini konserlere kadar farklı içerikler de yer alıyor. 14 Eylül Salı akşamı sinemaseverler çimenlerde oturup müziğin keyfini çıkartmaya Türk DJ ve prodüktör ikilisi Schnell Schnell ile başlayacak. Hem filmden önce hem de filmden sonra DJ kabininde yer alacak olan Doğu Civicik ve Ozan Korkmaz ikilisi, kolektif olarak aktif ve en üst düzeyde elektronik müzik yaratmaya çalışırken 2016 yılında müzikal kariyerlerini birleştirerek geleceklerini yeniden yazdılar ve Schnell Schnell doğdu. Farklı janralarda yaptıkları işbirlikleri, yerli ve yabancı bir çok önemli sanatçı ile yer aldıkları sahneler ve düzenli olarak 2017 yılından beri Radio FG 93.8’de yayınladıkları  Schnell Schnell Radio Show ile seslerini duyuruyorlar. Ürettikleri ve remix’ledikleri parçalar, Vesvese Records (TR), Eskimo Recordings (BE) ve Ostra Discos (POR) gibi plak şirketleri aracılığıyla yayınlandı. 2020 yılında kendi plak şirketleri SCHNLL’yi kurdular ve ilk albümleri “The Grit”i yayınladılar.

Kapı açılış saati 18.30, film başlama saati ise 21.00 olan etkinliklerin biletleri online olarak Biletix’ten temin edilebiliyor.

Tüm Hijyen Önlemleri Alındı

Pandeminin başından itibaren aldığı koronavirüs tedbirlerini hassasiyetle uygulamaya devam eden KüçükÇiftlik Park, sinema tutkunlarını pandemi şartlarına uygun olarak sınırlı sayıda kapasiteyle ağırlıyor. Online biletleme sisteminin kullanıldığı ve HES kodu zorunluluğunun olduğu etkinliklerde misafirlerin ateş ölçümü sağlık görevlileri tarafından yapılırken, ortak alanların hijyeni en üst düzeyde sağlanıyor. Misafirler KüçükÇiftlik Park’a 6 Eylül itibarıyla hayata geçen yönetmelik gereği PCR testi veya aşı kartı ibrazıyla giriş yapılabilecek.  

Okumaya Devam Et

Türkiye

Cengiz Bozkurt “Kim Bu Aile?” İçin Tam Formunda

Kim Bu Aile? setinden yeni fotoğraf yayınlandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Başrolünde Cengiz Bozkurt’la birlikte Nurgül Yeşilçay, Onur Buldu ve Ferit Aktuğ’un yer aldığı “Kim Bu Aile?” filminin setinden yeni fotoğraf yayınlandı.

Yapımını CJ ENM Türkiye’nin üstlendiği Kim Bu Aile?, sinema salonlarını kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Çekimleri geçtiğimiz günlerde İstanbul’da başlayan Kim Bu Aile? filmi, eğlenceli hikayesi ile olduğu kadar aksiyon sahneleriyle de iddialı olacak.

Yönetmenliğini Bedran Güzel’in yaptığı filmin başrol oyuncularından Cengiz Bozkurt, önceki gün setten yaptığı paylaşımla sosyal medyayı salladı. Tam teçhizatlı vaziyette poz veren usta oyuncu, paylaşımına “Aksiyona başladık” notunu ekledi.

Zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken filmin başrollerinde Cengiz Bozkurt’la birlikte Nurgül Yeşilçay, Onur Buldu ve Ferit Aktuğ yer alıyor.

Aksiyon ve komediyi bir araya getiren renkli hikayesi, yıldızlarla dolu oyuncu kadrosu ve zengin prodüksiyonu ile son zamanların en çok konuşulacak filmlerinden biri olacak Kim Bu Aile?, sinema salonunda eğlenceli vakit geçirmeyi özleyen seyirciyi fazlasıyla memnun edecek.

Okumaya Devam Et

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler