Yaşar Kemal’in Türk Sineması’na Katkısı

Manşet Türkiye

Sinemanın en çok karşılaştırıldığı ve ilişkilendirildiği sanat türü edebiyattır. Edebiyat – sinema etkileşiminden ilk kez bahseden yönetmenlerden biri olan D. W. Griffith; film çekerken Dickens’la aynı şeyi yaptığını, tek farkının “resimle bir öykü anlatmak” olduğunu söyler. Edebi eserlerin sinemaya uyarlanması da bunun farklı bir dönüşümüdür.

Yaşar Kemal’in anlattığı Anadolu’ya sinematografik bir dille bakmak isteyenler için yazarın sinemaya uyarlanan eserlerini derledik.

Hazırlayan: Ayşe Merve Paslı

1- Beyaz Mendil, 1955, Lütfi Akad

Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Düşman ailelerin birbirlerini delice seven çocuklarının ilişkisinin anlatıldığı Beyaz Mendil’de, iki köy ve iki ailenin arasındaki düşmanlığın sebepleri net bir şekilde açıklığa kavuşamasa da birbirini seven çiftin ölümü, hikayenin en net yeridir.

Fikret Hakan’ın oyuncu olarak şöhret basamaklarını tırmanmaya başladığı filmlerden biri olan Beyaz Mendil, hikaye benzerliği olarak Romeo ve Juliet’e benzetilse de yönetmen Lütfi Akad, hikayeyi bir yerden sonra takip gerilimi üzerine oturtarak konuyu başka yerlere odaklamayı başarır.

Lütfi Ömer Akad’ın anlatım yönüyle gerilime yönelen takip sahneleriyle seyircinin önüne çıktığı film, çekildiği yıl sinemaseverlerce oldukça olumlu tepkiler de görmüştü.

2- Namus Düşmanı, 1957, Ziya Metin

Yaşar Kemal’in “Sarı Sıcak” kitabından uyarlanmıştır.

Köyün güzel kızı başka bir köyden biri tarafından evlenmek üzere kaçırılır. Köyün delisi de aynı kıza platonik aşıktır ve kaçırma işine yataklık ettiği için köyün bakkalına etmediğini bırakmaz.

3- Alageyik, 1959, Atıf Yılmaz

Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi – Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik” kitabından uyarlanmıştır.

Halil’in en büyük aşkı sözlüsü Zeynep, en büyük tutkusu ise dağlarda geyik avlamaktır. Annesinin ve sözlüsünün tüm yalvarmalarına rağmen avlanmaktan vazgeçmez. Onun dağa çıktığı günlerde yörenin zalim beylerinden Karaca Ali, Zeynep’e ilk görüşte sevdalanır. Gücünü kullanıp köylüleri zorlayarak Zeynep’i kendine nişanlatmayı başarır. Günler sonra avdan dönen Halil durumu öğrendiğinde çılgına döner. Sözlüsünü geri almak için cesaretle Karaca Ai’nin karşısına çıkacaktır. Ancak hala vazgeçemediği Alageyik’in peşinden gitme tutkusu acı olaylara sebep olacaktır.

4- Karacaoğlan’ın Kara Sevdası, 1959, Atıf Yılmaz

Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi – Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik” kitabından uyarlanmıştır.

Ünlü saz şairi Karacaoğlan’la, zalim bir oba beyinin kızı Elif’in destansı aşk öyküsü anlatılmaktadır.

Karacaoğlan bir Türkmen Beyi’nin kızı olan Elif’e aşık olur, ama bey kızını komşu bir obanın beyine vermek istemektedir…
Türkiye sinemasının toplumsal kaygılar taşıyan filmlerinin ilk örneklerinden olan bu eser, Anadolu’nun kültürel kökenlerinden ilham alan bir hikayeyi anlatıyor. Yaşar Kemal’in bir romanından beyazperdeye uyarlanan ve senaryosunda Yılmaz Güney’in de çalıştığı filmde söylenen türküler Ruhi Su’ya ait. Çoğu kişinin görmeye fırsat bulamadığı tarihsel öneme sahip bu film kuşkusuz Türkiye sinema sanatının kilometre taşlarından birini oluşturuyor.

5- Ölüm Tarlası, 1966, Atıf Yılmaz

Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Güney doğunun kanayan yarası kaçakçılık üzerine yapılmış,izlemeye değer bir film.

6- Ağrı Dağı Efsanesi, 1974, Memduh Ün

Ağrı Dağı Efsanesi, Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan 1974 yapımı sinema filmidir.

Kır bir at Ahmet’in evinin kapısına gelir ve bir süre orda bekler. Bunun üzerine Ahmet atı kendi kısmeti olarak görür ve atı sahiplenir. Bir süre sonra atın Beyazıt Paşası Mahmut Han’a ait olduğu anlaşılır. Mahmut Han atını ister. Fakat Ahmet atı vermek istemez. Çünkü Ağrı geleneklerinde bu böyledir ve o atın haktan yadigar olduğu düşünülür. Atı geri alamayınca Ahmet’in evine adamlarını gönderir ve bir süre sonra Ahmet’i zindana attırır. Burada paşa’nın kızı Gülbahar ile Ahmet arasında büyük bir aşk başlar. Başta Mahmut Han olmak üzere tüm engelleri aşarlar.

7- Yılanı Öldürseler, 1981, Türkan Şoray

Yılanı Öldürseler, Türkan Şoray’ın Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından sinemaya uyarladığı ve başrolünde oynadığı 1981 tarihli sinema filmidir.

Esme (Türkan Şoray) köyün en güzel kızıdır. Yaşadığı yörede herkes ona vurgundur. Esme de köyün yiğit delikanlısı eşkıya Abbas’a (Mahmut Cevher) sevdalıdır, ama köy ağası Halim’le (Ahmet Mekin) evlenmek zorunda kalmıştır. Bu evlilikten çocuğu olmuştur. Esme uğruna elini kana bulayıp, onbir yıldır hapislerde yatan Abbas bir gün çıkar gelir. Abbas kararlıdır. Çünkü hâlâ Esme’ye vurgundur. Onu kaçırmak ister. Esme de ona boş değildir. Gene de direnir, kaçmaz. Çünkü çocuğu Hasan’ı (Pars Sezer) düşünür. Abbas, bir gece evi basıp Esme’nin kocasını öldürür. Esme’yi kaçırır. Ama köylüler Abbas’ı öldürüp cesedini köy meydanına atarlar. Esme’nin uğursuz güzelliği felaketler getirmektedir. Esme’nin köyden alıp başını gitmesi ya da ölmesi istenmektedir. Bu kez Esme’yi öldürmek için Ali (Talat Bulut) görevlendirilir. Ali de bu işi beceremez. Çünkü bu güzelliğe kıyamaz. Peki ya kim yapacaktır bu işi? Oğlu Hasan mı? Silah Hasan’a verilir. Babasının kanı yerde kalmamalıdır. Bütün olaylardan suçlu olan Esme öldürülmezse Hasan’ın babası Halil, mezarında hortlayacaktır. Esme çırılçıplak leğende yıkanırken, Hasan anasına silahı ateşler…

8- İnce Memed, 1984, Peter Ustinov

Yaşar Kemal’in eşsiz romanı “İnce Memed”in Ustinov uyarlaması. Senaryo ve yönetmenliğin yanı sıra Ustinov’u Abdi Ağa rolünde de görürüz.

hikayeyi biliyoruz:

“Toroslardan, baskıcı ve despot Abdi Ağa’ya başkaldıran İnce Memed’in öyküsüdür.”

Türkiye’de çekilmesine izin verilmediğinden film Yugoslavya’da çekilmiş ve ilk Toronto Film Festivali’nde gösterilmiştir.

9- Yer Demir Gök Bakır, 1987, Zülfü Livaneli

Yer Demir Gök Bakır, Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli tarafından hazırlanan senaryoya göre, Zülfü Livaneli’nin çektiği filmdir. Filmde ayrıca, Zülfü Livaneli’nin bu film için bestelediği müzikler kullanılmıştır.

Anadolu’da bir köyde kendi halinde yaşamakta olan Taşbaş’ın köylüler arasında yayılan söylencelerle nasıl “ermiş” düzeyine çıkarıldığı konu edilmektedir. Taşbaş’ın kendisi de bu söylencelere engel olmaya, kendisinin ermiş olmadığını anlatmaya çalışsa da, söylencelerin önünü alamaz ve olaylar birbirini izler. Filmde, Yaşar Kemal’in romanda kullandığı dille ve anlatımla, halkın yoksulluğu, eğitimsizliği ve hurafelerin peşinden sürüklenişi perdeye yansıtılmaktadır.

Sinemalarda gösterildiği dönemde eleştirmenler filmden övgüyle söz ederek, hem müziği hem de kamera kullanımını övüp, filmi “bir kar senfonisi” olarak nitelemişlerdir. Yaşar Kemal, filmin romanı başarıyla perdeye yansıttığını söylemiştir.

 

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up