Bizimle İletişime Geçin

Liste

Yargısız İnfazı Yargılayan Filmler

Ön yargıya ve adaletsizliğe savaş açmış filmler.

Yayınlandı

tarihinde

Onur Savaşı (2012) Jagten

İskandinavya’nın küçük kasabalarından birinde ana okulu eğitmenliği yapan Lucas (Mads Mikkelsen), karısından ayrıldığı için kasabada tek başına yaşamaktadır. Arkadaşlarından Teo’nun küçük kızı Klara da onun çalıştığı anaokuluna gitmektedir. Lucas’ın, yakın arkadaşının kızı olduğu için Klara’ya ilgi göstermesi, küçük kızda ona karşı bir hayranlık ve ilgi oluşturur. Lucas bu ilgiyi hissedip Klara’yı yanlış gördüğü davranışlar için uyarınca da küçük kız, kendince intikam almak amacıyla bazı yalanlar uydurur. Klara’nın büyüklerce taciz diye nitelenebilecek bu yalanları anaokulu müdüresi Grethen’e anlatması üzerine olay aniden ciddileşir. Zaten küçük olan kasabada hemen yayılan bu dedikodu üzerine herkes Lucas’a cephe alır. Lucas anaokulundaki işinden kovulur, kasabanın marketinden alışveriş etmesi yasaklanır, polis takibatına uğrar. Giderek işin içine şiddet olgusu girince, olaylar iyice karmaşık hale gelecektir.

___

Yargısız

Yargısız (2011) Présumé coupable

Bu film, zamanımızın en önemli hukuki hatası olan Outreau davasında acımasızca mahvedilen Alain Marécaux ile karısının gerçek hikâyesini anlatıyor. Aile babası Marécaux ve karısı 2001 yılında, küçük bir Fransız köyü olan Outreau’da on iki kişiyle birlikte, çocuklara karşı cinsel istismar suçlamalarıyla tutuklanırlar, fakat gerçekte böyle bir suç işlememişlerdir. Masumiyetini ispat etmeye çalışsa da kimse bu ‘pedofili’ dinlemez ve Marecaux son derece adaletsiz ve insanlık dışı bir hukuk sisteminin kurbanı olur.

___

Sanık

Sanık (2005) Anklaget

Henrik ve Nina Christofferson görünüşte mutlulukla yaşayan sıradan bir ailedir. Ama önemli bir sorunları vardır. Huysuz kızları Stine, sınıfında yalan söylemeyi alışkanlık edinmişitir. Stine, babasını cinsel istismarla suçladığında soyal hizmet görevlisinin buna inanılmasıyla, aile bir krizin içine itilmiş olur.

Henrik bunu yapmış olabilir mi?

___

Fri os fra det onde

Bizi Şerden Koru (2009) Fri os fra det onde

Sarhoş kamyon şoförü Lars kendi kasabasından bir kadına çarpıp suçu orada yaşayan Bosnalı mültecinin üstüne atınca küçük kasaba karışır. Lars’ın erkek kardeşi Johannes, mülteci adamı korumaya alır. Bunun üzerine başını Lars’ın çektiği kararlı ve sarhoş bir güruh, yanlarında bir tüfek ve sınırsız bir öfkeyle Johannes’in evine doğru yola çıkar.

___

Rendition

Yargısız İnfaz (2007) Rendition

Isabella El-Ibrahim, Mısır kökenli bir kimya mühendisi ile evlidir ve ondan bir çocuğu vardır. Eşi Enver El-Ibrahim Güney Afrika’dan Washington’a dönmek üzere uçağa binecekken tutuklanır. Eşini ümitsizce bekleyen Isabella, sonunda eşinin izini sürmeye başlar.
Bu sırada Enver yasadışı bir şekilde tutuklanarak, bilinmeyen bir mahzende saklı tutulmaktadır. CIA’de analist olarak görev yapan Douglas da hayatının ilk soruşturmasına girecektir. Enver’in işkence dolu soruşturması devam ederken, Isabella da sorumluların peşindedir. Şiddetin ve zorun dozu arttıkça Douglas görevi ve vicdanı arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.

Film 11 Eylül sonrasında Amerika’da müslümanlara karşı takınılan ön yargıyı ve ‘cadı avını’ işlemesi ile dikkat çekiyor.,

___

Karanlıkta Dans

Karanlıkta Dans (2000) Dancer in the Dark

10 yaşındaki oğlu Gene ile birlikte karavanda yaşayan Selma, Çek asıllı bir göçmendir. Selma evlerini, kapı komşuları olan yerel polis Bill ve karısı Linda’dan kiralamıştır. Bill ve Linda, Selma ile oğluna Amerika’ya geldiklerinden beri göz kulak olmaktadırlar. Selma, paslanmaz çelikten lavabolar üreten bir fabrikada işçi olarak çalışmakta; kalan zamanlarında da eve iş götürerek ek gelir sağlamaya çalışmaktadır. Ancak Selma kalıtsal bir hastalık yüzünden görme yeteneğini hızla kaybetmektedir. Kendisiyle aynı kaderi paylaşmaması için Gene’yi ameliyat ettirebilecek parayı biriktirmek, Selma’nın hayattaki tek amacıdır. Her şey yolunda giderken, Selma’nın oğlu için biriktirdiği paradan haberdar olan Bill’in başka planları vardır… İçeriği vermeden söylemek gerekirse işte burada yargısız infaz başlar.

En dramatik müzikallerden biri olan Karanlıkta Dans’ı izlerken finalde gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

__

The Green Mile

Yeşil Yol (1999) The Green Mile

“Çok yoruldum patron!” bu sözlerin sahibi, iri cüsseli John Coffey’i hatırlarsınız. Ürkütücü tipi zaten bir önyargı sebebi olan Coffey, işlemediği bir suçtan hapse atılır ve idam cezasına mahkum edilir. Bütün kanıtlar onun birçok cinayet işlediğini gösterse de işin aslı başkadır.

____

Ölümle Yaşam Arasında

Ölümle Yaşam Arasında (2003) The Life of David Gale

David Gale, ölüm cezası karşıtlarının en önemli isimlerinden biridir ve idam cezasının kaldırılması için büyük çaba sarf etmektedir. Kendisi gibi idama karşı çıkan Constance Harraway adındaki kafın tecavüze uğramış ve vahşice öldürülmüştür ancak bu trajik olayın acı tarafı ise suç David’in üzerine kalmıştır. Gazeteci Elizabeth Bloom ile çok özel bir röportaj yapmayı kabul eden David ona olayı açıkça anlatır. Çok iyi bir haber yakaladığının farkında olan Bloom onun anlattıklarını dinledikçe olayın başka boyutlarını da öğrenir. Bu adamın hayatı onun ellerindedir ve bu masum adamı kurtarmak için hemen harekete geçer. David Gale’nin idamına çok az zaman kalmıştır ve çabaları sonuç verip onu kurtarabilecek midir?

___

Onaltıncı Raund

Onaltıncı Raund (1999) The Hurricane

Orta siklet boks şampiyonluğunun eşiğine kadar gelen boksör Rubin ‘Hurricane’ Carter (Denzel Washington), suçsuz olmasına rağmen cinayet suçundan ömür boyu hapse atılır. Dünya şampiyonluğu hayalleri bir anda suya düşen Carter, ırkçı önyargılara karşı duyduğu öfke ve çaresizliğini ‘The Sixteenth Round’ adlı otobiyografisinde dile getirir. Aradan yıllar geçtikten sonra kitabı sayesinde onun suçsuz olduğuna inanan genç Lesra Martin ile birlikte olaylar gelişmeye başlar. Kendisine yardım etmek isteyen üç aktivistin olağanüstü azminden etkilenen Carter yeniden özgür bir insan olabilmek için mücadele etmeye karar verir.

___

Lekeli Adam

Lekeli Adam (1956) The Wrong Man

Lekeli Adam, Hitchcock’un çektiği en iç karartıcı filmlerden biri. Henry Fonda, yanlışlıkla, bir sigorta şirketini soyan kişi olarak teşhis edilen caz müzisyeni Manny Balestrero’yu canlandırıyor. Balestrero’nun kefaletle tahliye edilmesine rağmen, bu olayın yarattığı endişe ve utanç, karısı Rosa’yı etkilemeye başlar. Birlikte Manny’nin suçun işlendiği sırada başka bir yerde olduğunu kanıtlayacak insanları bulmaya çalışırlar ama başarısız olurlar. Rose davadan önce bir sinir krizi geçirir ve akıl hastanesine kapatılır. Sonunda, şans eseri, gerçek soyguncu ortaya çıkar; ama bu, kadının ruhsal durumunda pek bir değişiklik yaratmaz.

Neredeyse belgesel tarzı bir gerçekçilikle siyah-beyaz çekilen Lekeli Adam, bizzat Hitchcock’un kısa bir ön deyişte ifade ettiğine göre, gerçek bir öyküye dayanır. Bu film, Hitchcock’un değişmez temalarından birini, işlemediği bir suçla itham edilen bir adamın öyküsünü (Hitchcock’un 1959 yapımı filmi North By Northwest- Gizli Teşkilat’ta da benzer bir durum vardır) ele alır. Yönetmen suçlama ve mahkum etme süreçlerinin masum bir insanı bile nasıl da kolaylıkla suçlu pozisyonuna düşürdüğünü mükemmel biçimde aktarır. Öznel kamera tekniğinin ustalıkla kullanıldığı bir sekansta, Manny’yi, fişlenmenin, aranmanın, parmak izinin alınmasının getirdiği aşağılanma duygusunu yaşarken görürüz; parmaklarındaki mürekkep sanki suçlu olduğunun doğrulanmasıymış gibi görünür.

___

Pardon

Pardon (2005)

Üç yakın arkadaşın hayatları, içlerinden biri yüzünden tamamen değişecektir. Her zamanki gibi akıp giden günler artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır? İbrahim ve Bülent Kayabaş’ın sorgulama sahnesi ile başlayan filmin devamında ne tarz gülünç olaylarla karşılaşacağımızın sinyali verilmekte ve adalet sisteminin eleştirisi yapılmaktadır.

Vaktinden çok sonra askerliğini yapan İbrahim, nerede bir resmi kıyafet görse hemen oradan kaçar olmuştur. Sadece masum bir korku gibi gözüken bu fobisi yüzünden sevdiği arkadaşları ve kendisinin başına gelmeyen kalmaz. Arkadaşlarıyla beraber kendini mahkeme salonlarından, hapishaneye kadar uzanan bir yolculukta bulur.

Neler olup bittiğini anlamadan cezaevine düşen üç arkadaşın akılları hep dışarıdadır. Ama geride kalanlar yavaş yavaş kendi yollarını çizmektedir. Fakat geçen zaman ümitlerini yavaş yavaş mağlubiyete sürükler ve tam da kaderlerini kabullendiklerini sırada, ömürlerinden boş yere alınan altı yıl üçer ay da devlet tarafından bir “Pardon” ile telafi edilir.

___

Bunları da kaçırmayın:

I Am a Fugitive from a Chain Gang (1932) (Ben Bir Pranga Kaçağıyım)

La passion de Jeanne d’Arc (1928) (Jeanne d’Arc’ın Tutkusu)

To Kill a Mockingbird (1962) (Bülbülü Öldürmek)

Call Northside 777 (1948)

You Only Live Once (1937) (Günahsız Katiller)

7. Koğuştaki Mucize (2013)  7-beon-bang-ui seon-mul

Şüphesiz (2010) Dol-i-kil Soo Eobs-neun

The Shawshank Redemption (1994) (Esaretin Bedeli)

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Gözden Kaçan 10 Güzel Fransız Filmi

Fransız kalmayın!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Tatlı Günler (1967) Les demoiselles de Rochefort IMDb 7,7

Hollywood’un Altın Çağ’ından bir müzikal uyarlaması olan Tatlı Günler, ikiz kız kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Anneleriyle birlikte yaşayan kardeşlerin biri piyano, diğeriyse dans öğretmenidir. Rengarenk sahneleriyle komediyi bütünleştiren kasabaya gelen iki yabancı, askerliğini yapmak üzere gelen genç sanatçı Maxence ve sevgilisiyle buluşmak isteyen Parisli işadamı Simon, kardeşlerin hayatını baştan aşağı değiştirecektir.

Paris Eğleniyor (1955) French Cancan IMDb 7,4

Yetenek avcısı ve şov yapımcısı Danglard, bir yandan tüm engellere ve kıskançlıklara rağmen ilerlemeye devam ederken bir yandan da çamaşırhanede çalışan ve Nini’ye bir kariyer hazırlama çabasındadır. Danglard’ın Moulin Rouge adlı yeni dans salonu Fransız Cancan’ın tapınağı olmak üzeredir.

Unutulmazlar (1962) Le doulos IMDb 7,8

 Maurice hapisten yeni çıkmış bir hırsızdır. Bir gün çalıntı mal satan Gilbert’i öldürür ve başka bir soygunun ganimetine konar. Bir sonraki soygunu için gerekli ekipmanı kendisine arkadaşı Silien tedarik eder.

Yumuşak Ten (1964) La peau douce IMDb 7,5

Pierre Lachenay, başarılı bir edebiyatçı ve yayıncıdır. Lizbon’a bir konferans için giderken Nicole isminde bir hostesle tanışır. Evli ve bir çocuk babası olmasına rağmen Nicole’a karşı duygularını engelleyemeyen Pierre, tüm varlığını kasıp kavuran bir aşkın içine düşer.

Son derece dengesiz bir yapısı olan karısı Franca’dan durumu saklamaya çalışsa da duyguları, artık Nicole’dan ayrı yaşamaya dayanamayacak boyuttadır. Karısından ayrılmaya karar verir ama bu ayrılık herkes için son derece trajik bir sonla noktalanacaktır.

François Truffaut’ya Cannes’da Altın Palmiye adaylığı getiren bu etkileyici dram, son derece sağlam karakter analizleri ve durum tahlilleri ile bunları çarpıcı bir dille sunan oyunculuklarla bezeli. Truffaut’nun en etkileyici filmlerinden biri olduğunu ekleyelim.

Une femme est une femme (1961) IMDb 7,5

Film, günün birinde bir bebek sahibi olmaktan başka bir şey istemeyen bir striptizci olan güzel Angela’nın öyküsünü anlatır. Birlikte yaşadığı sevgilisi Emile buna yanaşmaz ve ertelemeye çalışır. Angela’nın sürekli ısrarları karşısında onu biraz da baştan savmak için şaka yaparak onun en iyi arkadaşı Alfred ile bir gece geçirmesini önerir. Bu arada Alfred de Angela’ya ilan-ı aşk eder. Sonunda Angela, Emile’in önerisine uyar; şaka gerçek olur ve yanlış anlamalar, kıskançlıklar ve tartışmalar başlar. Ama sonunda Angela istediğine kavuşur.

Jean de Florette (1986) IMDb 8,0

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali karanfil yetiştirmektir. Bu işte yüksek bir kâr olabileceğini gören amcası Le Papet yeğenine karanfil ekmesi için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar.

Un homme qui dort (1974) IMDb 8,1

Modern yaşamın ağırlığını kaldıramayan, tutunamayan bireyler üzerine bir film. Artık hiçbir şey hissetmeyen isimsiz baş karakterin hikayesi, diyalog olmayan, sadece bir dış sesin konuştuğu film boyunca anlatılıyor.

Paralel Yaşamlar (1955) La Pointe-Courte IMDb 7,1

Dört yıllık evlilikleri boyunca birbirlerinden uzaklaşan bir adam ile bir kadın, kocanın doğum yeri olan La Pointe-Courte adlı küçük balıkçı köyünü ziyaret ederler. Köyde bulundukları süre boyunca iş, eğlence, evlilik, doğum ve ölümün basit izleği çevrelerinde sürüp gidiyor. Bu durum yavaş yavaş çiftin hayata bakışını değiştiriyor ve yeniden bir araya geliyorlar. Film, Fransız Yeni Dalgası’nın ilk örneği olarak kabul ediliyor. Agnès Varda’nın geniş bir toplumsal-siyasal konular yelpazesini içeren bu ilk sinemasal çabası, aslında paralel olarak gelişen iki film. Paralel Yaşamlar, nesnelerin görünürdeki dünyası ile duygu ve düşüncelerin iç dünyası arasındaki ikili ilişkiye duyduğu ilgiyle, 60’lı yılların yeni Fransız sinemacılarını çok meşgul edecek bir temayı ele alıyor.

Zazie dans le métro (1960) IMDb 7,0

Küçük kız çocuğu Zazi, taşradan Paris’e Amcası Gabriel’in evinde kalmaya gelir. Zazi’nin hayallerini Paris metrosunda gezmek süslemektedir. Bu amaçla Gabriel’in evinden kaçar.

Genç ve Güzel (1972) Une belle fille comme moi IMDb 6,5

Stanislas Previne suçlu kadınlar üzerine tez yazan genç bir sosyologtur. Hapishanede yapacağı bir görüşme kapsamında Camille Bliss ile tanışır. Camille, sevgilisi Arthur’u ve kocası Clovis’i öldürmekle suçlanmaktadır. Böylece Stanislas’a hayatını ve aşk ilişkilerini anlatmaya başlar.

Taste Of Cinema

Okumaya Devam Et

Liste

Psikolojiyi Geren 10 Film

Dikkat bu filmler psikolojiyi gerer.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Ölüm Korkusu (1958) Vertigo IMDb 8,3

Vertigo, Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu başgösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektir, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.

Rosemary’nin Bebeği (1968) Rosemary’s Baby IMDb 8,0

Tanınmış bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York’taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin ‘fazlaca’ misafirperver olan tavırları güzel Rosemary’i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır.

The Wicker Man (1973) IMDb 7,5

Neil Howie isimli bir dedektif polis İskoçya’daki Summerisle Adası’nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. Bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve Howie onu bulması için görevlendirilmiştir. Adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. Koyu bir Pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe Neil Howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.

Gözü Tamamen Kapalı (1999) Eyes Wide Shut IMDb 7,4

Bill Harford ve karısı Alice Harford’ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

İnsan Avcısı (1986) Manhunter IMDb 7,2

Will Graham özel bir vazifelendirmeyle tekrar eski işine geri dönmek durumunda kalmıştır. Kendisi emekli olmuş bir gizli ajandır. Daha önce FBI için hizmetlerde bulunmuş, emekli olmuş, lakin şimdi amansız bir seri katili enselemek için tekrar iş başı yapmıştır. Will Graham, psikopat düşünce tarzını çözme konusundaki yeteneğine ek olarak, daha önce yakaladığı ünlü katil Dr. Hannibal Lecter’ın da yardımıyla Kızıl Ejder olarak bilinen korkunç caninin peşine düşer. Thomas Harris’in Kızıl Ejder adlı kitabından Michael Mann tarafından sinemaya uyarlanan yapım, Hannibal Lecter efsanesinin gençlik dönemini de kapsamaktadır. 1986 yapımı bir suç filmi olan Manhunter’da yönetmenlik koltuğunda Michael Mann oturmakta. Heyecanlı br polisiye.

Tiksinti (1965) Repulsion IMDb 7,7

Londra’da kız kardeşi ile yaşayan Carol’un (Catherine Deneuve) oldukça güzelliğinin ve sıradan yaşamının arkasında kimsenin bilmediği takıntılı tiksintileri saklıdır. Özellikle cinselliğe olan tiksintisi kız kardeşinin tatile çıktığı bir zamanda oldukça şiddetli ve şizofrenik bir görünüm kazanır.

Karanlık Sırlar (2003) Janghwa, Hongryeon IMDb 7,2

Psikolojik gerilim içerikli film uslubu ve oyunculuk performansı ile dikkat çekiyor. İki kız kardeşin anneleri tuhaf bir biçimde ölür ve bunu takiben de kardeşler hastalanırlar. İyileşene dek de hastanede kalırlar. Tedavileri tamamlandıktan sonra eve dönen kardeşler, babalarının yeni eşi olan Eun-joo isimli üvey anneleriyle anlaşamaz. Zaman zaman üvey annelerinin garip davranışları ve kardeşlerin hastalığının tekrarlaması evde huzursuzlık yaratır. Ayrıca babalarının olaylara tepkisiz kalışı ve labirenti andıran yapısıyla yaşadıkları ev, kızları tedirgin etmeye başlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğaüstü olayların meydana gelmesi, gerilimi arttıracaktır.

Suç Zamanı (2007) Los Cronocrímenes IMDb 7,2

Hector karısıyla birlikte yeni evlerine taşındığı gün inanılmaz bir olay yaşar. Elinde dürbünü çevreyi gözetlerken ormanda çıplak bir kadın görür, çaktırmadan yanına gider fakat bu esnada gizemli bir adam tarafından bıçaklanır.

Aynı adamdan kaçarken garip bir mekana ve mekanda yer alan bir aletin içine sığınır. Fakat bu kaçış onun zamanda geriye gitmesine neden olacaktır. Hector zamanda geriye gidince bir anda 2. Hector durumuna düşer. Eski hayatına devam etmek için orijinalini öldürmesi gerekmektedir. Bu arada Hector’ların sayısı artar.

Şeytan Çıkmazı (1987) Angel Heart IMDb 7,3

Louis Cypher adlı gizemli bir müşteri, özel dedektif Harry Angel’dan bir adamı bulmasını ister. Verilen ipuçlarını değerlendiren Angel, hedefine doğru ilerledikçe bir takım doğaüstü olaylarla karşılaşır. Dahası, aranan kişiye dair bilgi aldığı herkes vahşice katledilmektedir. Polisin suçu kendi üzerine atmasından korkan Angel, her şeye rağmen görevini yerine getirmeye çalışır… Ta ki…

Kill List (2011) IMDb 6,4

Elindeki işi yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra yeni görev üstlenen bir tetikçi üç cinayet için garanti vererek önceki başarısızlığına dair sağlam bir bedel ödeyecektir. Başlangıçta kolay bir iş gibi görünen olay çok geçmeden farklı bir biçimde çözülmeye başlar. Öyle ki katilin kalbi dipsiz karanlıklara doğru yola çıkacaktır. Bedel sözcüğü hiç ummadığı bir anlamda gerçek olacaktır. Hayatı yönetenin kişinin kendisinden ziyade çok daha yüksek bir güç ve enerji olduğu aşikardır. Ve elbette duruma teslimiyet kaçınılmazdır.

Okumaya Devam Et

Liste

10 Johnny Depp Klasiği

İyi ki doğdun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Hollywood’un yıldız isimlerinden Johnny Depp‘in fantastikten drama uzanan film geçmişinden, 10 izlenesi film karşısınızda. Koltuklarınızı hazırladıysanız derin sulara açılıyoruz, keyifli seyirler.

Karayıp Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti (2003) Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl IMDb 8,0

Karayip Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti, genç bir kızı kurtarmaya çalışan korsan Jack Sparrow ile demirci Will Turner’ın maceralarını anlatıyor. Yerel vali Weatherby Swann’ın 12 yaşındaki kızı Elizabeth, Jamaica’ya yaptığı deniz yolculuğu esnasında bir gemi enkazıyla karşılaşırlar. Bu enkazdan kurtulabilen tek kişi küçük Will’dır. Elizabeth küçük çocuğun boynundaki altın madalyondan onun bir korsan olduğunu anlar, bu yüzden madalyonu alarak saklar. Yıllar sonra Elizabeth, azılı bir korsan olan Barbossa tarafından kaçırılır. Çılgın ve iyi yürekli bir korsan olan Jack Sparrow ise Elizabeth’in çocukluk arkadaşı Will Turner’la bir olur ve kızı kurtarmaya çalışırlar. Ancak bu gizemli madalyon hayalet gemiyi harete geçirerek gizemli incinin lanetini canlandıracaktır.

Makas Eller (1990) Edward Scissorhands IMDb 7,9

Edward Scissorhands’i yatan mucit, işini tam olarak bitiremeden ölmüş ve Edward’ı makaslardan oluşan elleriyle bırakmak zorunda kalmıştır. Münzevi bir yaşam süren genç, Peg Boggs’in onu evine götürmesiyle birlikte topluma karışmaya başlayacaktır.

Ed Wood (1994) IMDb 7,8

Ed Wood, kimilerine göre dünyanın en kötü yönetmeni, kimilerine göre de, filmleri son derece keyifli, nev-i şahsına münhasır kült bir yönetmen. Tim Burton, ikinci grupta yer alan bir yönetmen olarak daima ilhamları arasında tuttuğu Wood’un filmcilik serüveni üzerine bu filmi gerçekleştirdi.

Köstebek (1997) Donnie Brasco IMDb 7,7

1978 senesi… Joe Pistone işine ve teşkilatına sadık bir FBI ajanıdır. İşi gereği, altı yıldır mücevher hırsızlığı yapmaktadır ve Donnie Brasco olarak anılmaktadır. Sorun şudur ki, Pistone bir süre sonra oynadığı role inanmaya ve gerçekten de Donnie Brasco olmaya başlayacaktır. Bir süre sonra mafyanın bağırsaklarında gezinmeye başlayan Pistone, gitgide kendini bu yeraltı kültürün içerisinde devinmeye başlayacaktır. Kim olduğunu unutmaya başlar başlamaz, tüm hayatını değiştirecek bir açmazın içerisine doğru sürüklenecektir. Mike Newell’ın En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar’a aday olan filmi Joe Pistone’un kendi yazdığı bir kitaptan, yani, gerçek bir hikâyeden yola çıkıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Al Pacino, Johnny Depp ve Michael Madsen gibi isimler var.

Vegas’ta Korku ve Nefret (1998) Fear and Loathing in Las Vegas IMDb 7,6

Yıl 1972… Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlık koltuğunda Nixon hüküm sürmektedir. Halen cereyan etmekte olan Vietnam savaşında birçok genç ne uğrunda bile olduğunu bilmeden teker teker ölmektedirler. Doktor Gonzo ve Raoul Duke, Las Vegas çölünde yola devam etmektedirler. Geçmişin acılarını üzerlerinde taşıyan bu iki adam, çeşitli taşkınlıklarla kendilerine bir merhem bulmaya çalışmaktadırlar. Bir otostop ile durdurulurlar. Halisülasyonlarıyla yaşayan ikili, arabalarına binen üçüncü kişiye karşı normal tavırlar takınmaya çalışacaktırlar. Terry Gilliam’ın 1998 yapıtı filmi kısa sürede gençliği etkilemiş ve kendi haline bir külte dönüşmüştü. Filmin başrollerinde Johnny Depp, Benicio Del Toro ve Tobey Maguire var.

Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi (2007) Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street Ù IMDb 7,3

Sweeney Todd İngiltere’de berberlik yaparak yaşamını sürdüren, çok güzel bir eşi olan, hayata umutla bakan bir adamdır. Fakat kasabanın önde gelenlerinden birinin güzel eşinde gözü vardır. Yersiz bir suçlama ile hapse atılır ve ardından sürgüne gönderilir. Hayatı darmadağan olan Sweeney Todd kurtulup geri dönmek ve intikam almak için yemin eder. Yıllar sonra geri geldiğinde her şey çok değişmiştir fakat onu hatıralar içerisinde sabırla bekleyen biri vardır, Bayan Lovett. Şeytan Berber Bayan Lovett’ın da yardımıyla suçluyu bulana kadar acımasız bir cellada dönüşecektir; bu arada kasabayı birbirinden güzel kek ve çörek kokuları kaplarken şüphelenmek kimsenin aklına gelmeyecektir.

1936 yılında oynanan bir Broadway müzikali olan Sweeney Todd: The Demon Barber of the Fleet Street’ten Tim Burton tarafından sinema perdesine uyarlanmış versiyonunda Şeytan Berberi her karakterin altından başarıyla kalkan Johnny Depp canlandırırken, ona Bayan Lovett karakterinde Helena Bonham Carter eşlik ediyor.

Amerikan Rüyası (1993) Arizona Dream IMDb 7,3

Axel Blackman, ailesi ölünce New York’a yerleşip büyük bir balıkçılık şirketinde tuhaf bir işe girmiştir. İşi balıkları saymaktır! Arizona’da araba satıcısı olan Leo Amca birden ortaya çıkar ve onu memleketine çağırır. Çünkü evlenecektir ve Axel’in nikahta sağdıcı olmasını, sonrasında da işini devralmasını istemektir.

Charlie’nin Çikolata Fabrikası (2005) Charlie and the Chocolate Factory IMDb 6,6

Son derece sıra dışı bir yapıya sahip olan Willy Wonka’nın bir çikolata fabrikası vardır. Bu fabrikayı, kendisinden sonrası için bırakabileceği birini aramaktadır. Bir değerlendirme yapabilmek için yarışma düzenler. Önce eğitecek sonra da zamanla yerini devredecektir. 5 çocuk seçer. Bunlardan birisi Charlie’dir. O fakir bir aileden gelen bir çocuktur. Diğerleri ile birlikte çikolata fabrikasını gezerler. Charlie’nin orada görecekleri, çok etkileyecek ve onu Wonka’nın hayal alemine çekecektir. Tim Burton, bu işte en iyilerden olarak yeni bir fantastik komedi ile karşımızda.

Gilbert Grape’i Ne Yiyor? (1993) What’s Eating Gilbert Grap IMDb 7,7

Küçük bir kasabada sıradan bir yaşam süren Gilbert’ın hayatı sorumluluklarından ibarettir. Bir yandan obezite hastası annesi, diğer yandan ise otizm hastalığıyla mücadele eden kardeşiyle ilgilenmek zorundadır. Hayatında en olağandışı durum ise kasabalarından geçmekte olan Becky ile karşılaşması olur. Becky, Gilbert’ın hayatına adeta bir güneş gibi doğar. Ona daha önce hiç karşılaşmadığı bir şeyi, aşkı armağan eder. Ancak Gilbert’ın omuzlarındaki sorumlulukları bu aşkın arasında devasa bir engel olarak durmaktadır.

Ölü Gelin (2005) Corpse Bride IMDb 7,3

1800’lerin sonlarına doğru bir Victorian kasabasında bir adam ve bir kadın Victor Van Dort ile Victoria Everglot nişanlanırlar. Everglotlar’ın paraya ihtiyacı vardır aksi takdirde sokaklarda uyumak üzeredirler. Van Dortlar ise sosyetede adlarının geçmesini seven insanlardır. Yalnız düğün provası esnasında bir şey yanlış gider. Victor, koruluğa girer ve orada bulduğu bir iskeletin parmağındaki yüzüğü kendi parmağına geçirir. O anda da kendisini ölü gelin Emily ile evlenmiş bulur. Öteki tarafta Victoria onu beklerken, Victoria’nın yerini alacak zengin bir başka kişi vardır. Bu durumda ortada iki gelin ve bir damat varken Victor’u hangisinin elde edeceği bir muammadır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler