Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Venedik’te Kırmızı Halı Serildi

Yayınlandı

tarihinde

Manşet Venedik1

70’inci Venedik Film Festivali bugün başlıyor. 7 Eylül’e kadar sürecek olan festivalin yarışma bölümünde 20 film Altın Aslan için yarışacak.

Uluslararası Venedik Film Festivali bu yıl Meksikalı yönetmen Alfonso Cauron’un uzay gerilim filmi “Gravity” ile açılışını yapacak. George Clooney ve Sandra Bullock’un başrollerini paylaştığı film, üç boyutlu bir yapım. Bugün saat 19.00’daki gösterimle açılacak festivalde sinemaseverleri iddialı yapımlar bekliyor.

Manşet Venedik7 Eylül’e kadar devam edecek Venedik Film Festivali’nde bu yıl aralarında İngiliz Stephan Frears, Japon Hayao Miyazaki ve Amerikalı Terry Gilliam gibi isimlerin yer aldığı çok sayıda ünlü yönetmenin yapımları yarışacak. Festivalde ayrıca genç yönetmenler de şansını deneyecek. “127 Saat” filminin başrol oyuncusu James Franco ve Kanadalı 24 yaşındaki genç yönetmen Xavier Dolan bu yıl verilecek ödüller için yarışan genç adaylar arasında.

Çok sayıda ünlü simanın katılacağı festival kapsamında bu yıl 20 film yarışacak. Festivalde iddialı filmler arasında bir Alman yapımı da yer alıyor. Aile içi şiddetin konu edildiği “Die Frau des Polizisten” – “Polisin Karısı” adlı film, favoriler arasında gösteriliyor.

Festivalde ödüller, İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci başkanlığındaki dokuz kişilik uluslararası jüri tarafından verilecek. Dünyanın en eski uluslararası film festivali olan Venedik Film Festivali’ndeki en önemli ödül olan Altın Aslan’ı kimin alacağı merak konusu.

Deutsche Welle Türkçe

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Şişli Belediyesi “11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali başladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılış töreni, Şişli Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi.

Şişli Belediyesi, bu yıl, 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında 11’inci kez gerçekleştirilecek olan, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne desteğin yanı sıra, ev sahipliği de yaptı. Festivalin açılış töreni, 25 Kasım 2021 Perşembe günü Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde, Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin’in sunumları eşliğinde gerçekleştirildi.

Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Şişli Belediyesi’nin festivale yapmış olduğu katkılardan dolayı Başkan Muammer Keskin’e bir teşekkür plaketi takdim etti.

“Sanatın toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmasına gayret ediyoruz”

Ödül takdiminde bir konuşma yapan Keskin, Şişli Belediyesi olarak 11 yıldır devam eden Suç ve Ceza Film Festivali’nin destekçisi, aynı zamanda ev sahibi olmaktan mutlu olduklarını vurguladı. Keskin, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Malumunuz, sanat son yıllarda layık olduğu değeri göremedi maalesef, ihmal edildi. Oysa sanat iyileştiricidir, birleştiricidir. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali de bizim için çok kıymetli. Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Bugün aramızda yönetmen Sahraa Karimi de var. Kendisi Afganistanlı bir kadın olarak bu şiddeti, Taliban şiddetini en yakından bilen bir kişi. Bizim mücadelemiz sadece kendi coğrafyamız için değil, tüm kadınlar için. Şiddet suçunun sıradanlaştığı ve adeta cezasız kaldığı bir dönemde suç, ceza ve adalet kavramlarının sorgulandığı bu festival daha da anlam kazanıyor. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin sinemaseverlerle buluşmasında ve bu anlamlı iş birliğinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca festival başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer’e festivalin direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci’ye özel olarak teşekkürlerimi sunuyorum.”

Taliban şiddetinden Onur Ödülü’ne

Açılış töreninde Uluslararası Suç ve Ceza Festivali yönetiminin yoğun girişimi ve ilgili resmi makamların devreye girmesiyle Taliban şiddetinden kaçabilen Sahraa Karimi’ye tüm direnen Afganlı kadınlar adına Onur Ödülü takdim edildi. “Her zaman kadın olmaktan gurur duydum. Afganistan’da kadın olmak için çok cesur olmak gerekiyor” diyen Karimi’ye verilen ödülün yanı sıra festivalin açılış gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile birleşmesi şiddet karşısında sanatın gücünü de ortaya koydu.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin kapanış töreni, 2 Aralık günü yine Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirilecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nden Oliver Laxe Geçti

Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

22- 27 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Âlemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin endüstri bölümü olan Son Taslak kapsamında “You All Are Captains”, “Mimosas” ve “Fire will Come” gibi filmleriyle tanıdığımız İspanyol yönetmen Oliver Laxe, ustalık sınıfı etkinliği gerçekleştirdi.

25 Ekim Perşembe günü, Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen etkinlikte İspanyol yönetmen deneyimlerini aktardı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Son Taslak Direktörü Belkıs Bayrak yaptı.

“Ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yapıyorlardı”

Üç uzun metraj filminin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan ve üç filmiyle de Cannes’den ödül kazanan Laxe sözlerine ilk olarak ustaların yaptığı sinema ile gençlerin yaptığı sinemayı ustaca olmadığını düşündüğünü dile getirerek başladı. Bir aktörün işini kalbiyle yapması gerektiğini, bu işi yapan kişilerin karşısındaki insanlarda bir şey uyandırması gerektiğinin altını çizen yönetmen, eskiden bu işlerin daha ciddi olduğunu, ustaların bu işi dini eğitimsel duygular ve inançla yaptıklarını vurguladı.

“Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor”

Başarısının sırrının kendisinin değişmemesinden ve masumluğunu hala koruması olduğundan bahseden Oliver Laxe; “Hala bir çocuk olarak yoluma devam ediyorum. Yolunuza bir çocuk olarak devam ettiğinizde korkularınız olmuyor, inancınız oluyor. Benim buradaki arkadaşlarıma tavsiyem içlerindeki çocukla bağlantıyı kurabilirlerse faydalı olur.” dedi.  Sinemasının ontolojisinin daha çok görüntüye dayalı olduğunu, sinema hayatına 16 mm bir kamera ile başladığını ve bu süre içinde büyüyerek ve olgunlaşarak yoluna devam ettiğini paylaşan Laxe, şu an yaptığı sinemanın duygularını ve düşüncelerini sinema aracılığıyla kafasındaki bazı şeyleri kapatmak olduğunu dile getirdi. Sinemasındaki kaynakların özellikle aile ve kırsal köylüler olduğunu da belirten Laxe, sinemasının yakalamak istediği o saf yaşantı olduğunu anlattı ve sözlerine; “Bunu sanat anlamı ile ve kişisel anlamda yapıyorum. O hayata dönüş anlamına geliyor benim için. Mesela benim en büyük örneklerimden biri benim büyükannem. Onun anlattıklarından bazı şeyler yakalıyorum. O ses tonundan çok şey çıkarıyorum. Bu açıdan bakınca köylülerin ve anonimlerin yüzlerine baktığınızda hissettiklerimi filme işlemeyi seviyorum” dedi.

Belkıs Bayrak’ın; “Öze dönmek ve ritmi durdurmak mı istiyorsun?” sorusu üzerine başarılı yönetmen; “Şu an baktığınızda insanlar o zamandaki duygularını yitirmiş durumda. Fakat hala bunlar zaman içinde karşılaştığınız insanlar. Sizler gibi kültürü oturmuş ülkelerde bu insanlardan çok var. İnsanlar bana soruyor; ‘Neden dijital kamera ile çekim yapıyorsun?’ diye. Ben de ‘İçimde bulunduğum dönemi temsil ediyorum.” diye yanıt veriyorum.” dedi. “Birçok sanatçıda geçmiş gelecek çarpışmaları var. Bu noktada benim eskiye dönük yaşama isteğim ile içerisinde bulunduğumuz dönem bana izin vermediğinde burada bir nostalji doğuyor.” diye sözlerine ekleyen Laxe; her seferinde sinemasını nostaljiyi azaltarak devam ettiğini, içinde bulunduğumuz dönemi öğrendikçe nostaljiyi kaybetmeye başladığını da ekledi.

“Mimozalar filmini bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim.”

7. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin açılış filmi olan “Mimozalar” filmini yaparken ki motivasyonuyla ilgili soruya da “Birçok şey var. İnanç üzerine bir film yapmak istiyordum. Bütün hoşuma giden filmleri düşündüm. Tarkovski, Rossellini gibi yönetmenlerin filmlerini düşünüyordum. Benim için örnek teşkil ettiler. Yapımcıma inanç üzerine bir film çekmek istediğimi söylediğimde; ‘Bunu nasıl yapacağız? Müslümanlarla ilgili bir film olduğu için bu bir kamikaze olabilir.’ dedi. Tehlikeli bir film olduğunu biliyordum. Ama bunu üstlendim. Ben böyleyim benim hoşuma giden bu. Bunu yaparken bir sinemacı olarak denemeden ölemezdim. Ben böyleyim değişemiyorum. Bu tür bir film isteğim vardı. İnançsal olarak film yaparak bunu hatırlatmak istedim. Filmin bir tarafında bir ışık bir de karanlık gölgede kalan bir tarafı var. Orada sinema yapımcısı olarak dikkat etmek gereken nokta bunu hissettirmek söylememek. Sen bir sinema yapımcısı olarak fikirlerin olabilir ama bunu yaparken parmak izlerini silmen gerekli. Kafandakiler oraya yansımasın. İdeolojik olmasın. O yüzden burada denge kurulmalı.” diye yanıt verdi.

“Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var.”

Son olarak bir sinemacı olarak herkes gibi yüzmeyi öğrendiğini, olgunlaştığını ve bunun yanı sıra anlatım dilini çok da farklı hale getirmek istemediğini belirten Laxe; “Benim çalışma şeklimde birtakım delilikler var. Bu yaptığım filmlerin delilik taşımasına sebep oluyor ve kurgumun dışına çıkarıyor. Film beni kontrol ediyor. Filmlerimde birçok hata var. Bu hatalar size karizmatik gelebilir. Ben de böyle düşünüyorum. Filmim oradan güç alıyor. Hepimiz aynı filmi yaparsak fabrikasyon sanatına dönüşür. Benim filmlerim o yüzden biraz değişik. Şu an dünya sinema camiasında kuraklık var. O yüzden benimkilerdeki farkındalık sayesinde bu kuraklık görünmüyor.” dedi.

Okumaya Devam Et

Festivaller

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali’nde Sinemada İslamfobi Konuşuldu

Yazar Kaz Rahman’ın katılımıyla.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali’nin Son Taslak Endüstri bölümü kapsamında gerçekleşen söyleşide; “Sinema sektöründe islam fobinin nasıl yaşandığı” hakkında konuşuldu.

Festival Danışma Kurulu üyelerinden Peren Birsaygılı Mut‘un modere ettiği   söyleşi Kanadalı yönetmen ve yazar Kaz Rahman’ın katılımıyla 23 Kasım Salı günü, Akademi Beyoğlu’nda düzenlendi.

Kaz Rahman’ın uzun ve kısa metraj filmden küçük kesitler izlenerek başlanan söyleşide Rahman, film yaparken mimarinin kendisi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu, mimariyle ilgili kitapları okuyup araştırdığını ve aynı zamanda mekanları ziyaret ettiğinden bahsetti. Camileri, sarayları, türbeleri, eski şehirleri ziyaret ettiğinden de bahseden yönetmen, İran ve Osmanlı minyatür resimlerinin bir manzara içindeki karakterlerden oluştuğu için manzaranın filmlerine olan etkisini anlattı.

“İslami sanat tarihinin bir gücü var”

“Sizi Müslüman bir yönetmen olarak kabul etmeleri açısından Batı sinemasının bir takım kırmızı çizgileri var mı?” sorusu üzerine Kaz Rahman; “Sanat alanında siyasi olarak dini sorgulamak ve onu olumsuz bir ışıkla göstermek belki geleneğin bir parçası. Bence İslami sanat tarihinin bir gücü var. Bu dünya tarihinin bir parçası. Bunu yine savunmacı bir yerden düşünmüyorum. Bence elimizde bir şey var ve bunu nasıl sunacağız asıl konu bu” diye konuştu.

İslami sanatlarla ilgili birçok ülkeyi ziyaret ettiğini de dile getiren usta yönetmen, Hindistan’da yaşadığından, uzun metrajlı iki filminin Hyderabad ve Bidar’da çekildiğinden ve aynı zamanda Türkiye’de uzun vakit geçirdiğinden bahsetti. Macaristan, Makedonya, Fas ve Güney İspanya gibi ülkelerin küçük İslami mimari parçaları ve izlerini de taşını dile getirdi.

İslami Kültür Dünyanın Yarısına Kadar Dokunmuş

İslamafobi’nin postmodern bir yanının olduğundan da bahseden Kaz Rahman, İslami kültürün sadece postmodern mozaiğin parçası olmadığını, farklı kültür ve niş gruplara bu şekilde bakmadığını söyledi. Uygarlığımızın dünya tarihinin bir parçası olduğunu Endülüs’ten Batı Afrika’ya, Güneydoğu Asya’ya kadar gittiğini ve o yüzden dünyanın yarısına İslami kültürün dokunduğunun altını çizen Kanadalı yönetmen sözlerini; “Belki 2 milyar Müslüman var dünyada. Bu azınlık değil, biz azınlık değiliz. Ama kültürel güç bakımından belki son 200 yılda azınlık olduk. O yüzden sadece bir film, bir beyan, deklarasyon bu filmleri izlemeyecekler ya da bu tartışmalara girmeyecekler anlamına gelmez. İlgi duyanlar yapacaklar. Bence insanların Müslüman insanları anlaması için en iyi yöntem; beraber çalışmak, beraber okula gitmek, birbirlerini tanımak, dostluk kurmak ve aynı zamanda daha fazla miktarda izleyiciye ulaşmak.” diye tamamladı.

7. Alemlere Rahmet Kısa Film Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği, Siyer Vakfı ve Fidan Sanat Vakfı’nın ortak organizasyonu ile gerçekleşiyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler