Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Ünlü Oyuncular Eşliğinde Çocukların Kendilerini Keşfi

Aile denilen orkestrayı oluşturan fertlerin tek başlarına iyi ses çıkarsalar da orkestra olmak için bazen özveride bulunmaları gerektiğini görüyoruz.

Yayınlandı

tarihinde

hakan-kara

Bruce Willis, Edward Norton ve Bill Murray gibi usta oyuncuları bir araya getiren Moonrise Kingdom aslına bakarsanız ilk başta ‘güçlü’ bir imaj izlenimi verse de bunun yerine daha masalsı bir anlatım ve sadelik ile karşımıza çıkıyor. 10-12 yaş arası çocukların izleyebileceği bir yapıda film belki de ve hatta birçok izleyici ‘çocuk filmi bu yaaa’ diyebilir ama 1965’li yıllarda geçen filmi 43 yaşındaki yönetmen Wes Anderson kendine ait bir dünya oluşturarak izleyiciye öyle farklı aktarmış ki, ‘sadece film izlemek için film izlemeyen’ sinemaseverlerin hiç yabancılık çekmeden izleyebileceği bir film ortaya çıkmış. Mükemmel bir film mi? Kesinlikle değil, tabii ki eksiklikleri var ama tatlı bir havası da yok değil.

Film 1965 yazında, 12 yaşlarındaki Suzy’nin üç erkek kardeşiyle birlikte yaşadığı evin içinde açılıyor. Suzy’nin boynundan çıkartmadığı dürbünü film boyunca bizlere de eşlik ediyor. Bu dürbün insanlara daha dikkatli bakmamız gerektiğini anlatıyor bize kim bilir?

ABD’nin kuzeydoğusundaki New England’ın sadece bir feribotla ulaşılabilen adalarından bir kaçında geçen film, önce bize Suzy’nin yaşadığı evi, sonrada bu eve yakın bir yerlerde kurulmuş olan izci kampını tanıtıyor. Edward Norton’u izcilerin başı olan, iyi niyetli ama hafif saf bir rolde izliyoruz. Bölgenin şerifi ise Bruce Willis tarafından canlandırılan Kaptan Sharp. Kamptaki çocuklardan biri olan becerikli Sam bir gün ansızın kaybolur ve izci başı tüm çocukları ve şerifi, Sam’i bulmaları için seferber eder.

Moonrise-Kingdom

Aslında Sam izci çocukların hiçbiri tarafından sevilmeyen bir karakterdir. Kaybolduktan sonra yetim olduğu öğrenilen Sam’i evlat edinen aile de artık onu istemediğini arayış içinde olan görevlilere iletir. Sam ise daha önce uzun uzun mektuplaştığı dert ortağı ( ki bunu filmin ilerleyen sahnelerinde görüyoruz ) Suzy ile bir plan yaparak kaçmıştır, iki küçük ve mutsuz çocuk, mutluluğu birlikte vakit geçirmekte bulmuşlardır, onlar birbirlerine âşık olmuştur. Artık ailelerini de izciliği de istememektedirler, sadece birlikte olmak ve evlenmek istemektedirler. Bu sırada belirledikleri ıssız bir yerde çadır kurup birbirlerine ait sevdikleri şeyleri paylaşmayı ve yeteneklerini ortaya dökerek kendilerini daha iyi tanımayı değerlendirmektediler.

Bu arada yaşadıkları tabii çocukken oynanan ‘evcilik’ oyununun bir level üstü olmuş, ergenliğe atılmadan önce ‘meraklı’ çocukların yaşadığı ve filmlerin, çevrenin etkisinde merak uyandıran öpüşme, cinsellik gibi olayları da deniyorlar – bu ana kadar film gerçekten çocuk filmi havasındaydı ve iyi gidiyordu. (Aslında 43 yaşında bir adamın çocuk masalı anlatırken böyle daha olgun davranışları ya da çocukların büyükleri taklit edebilecekleri gerçeğini filmine aktarması hem hoş hem gereksiz olmuş) İki gencin bu kaçamakları sonucunda yakalanmaları çok uzun sürmeyecektir ama onlar büyükler gibi hemen pes etmezler, bu yüzden de yaşadıkları macera heyecanlı ve komik bir şekilde devam eder.

Filmde 12 yaşlarındaki bu iki çocuk, ilk kez öpüşüyorlar, hatta birbirlerine dokunuyorlar, cinselliği birlikte keşfediyorlar. Cannes’daki basın toplantısında, “bu durumlardan tepki toplarım diye korkmadınız mı?” şeklinde gelen soruya yönetmen kısa ve öz olarak filmi oturttuğu yerin tam da bu olduğunu, korkacak bir şey olmadığını söyleyerek konuyu kapattı. Bu konu eminim çok tartışılacaktır, bu iki çocuğun böyle rollerde oynamaları ne kadar doğru gibi ahlaki yönden eleştiriler çıkacaktır. Tütün gibi ya da tek başlarına hareket etmeleri gibi konular ön plana çıktığı için de eleştiriler gelecektir. Zaten filmin ve aslında yönetmenin kurguyu oturtamadığı yerde bu olmuş ya da yanlış bir çözüm yöntemi bulmuş, ailelerin baskısı veya çocukların durumunun çözümü böyle olmamalıydı. Ama bu bir masaldı değil mi? Ciddiye almamak en iyisi… (!)

Moonrise-Kingdom-1

Ancak her şeye rağmen işin bir de gerçeği var ki yetişkinler için çocuksu, çocuklar içinse demode ve ‘fazla iyimser’. Ben kendi adıma filmi çok iyi bulmasam da sevdim (nostaljik nedenlerden galiba). Ancak herkese hitap edebilecek bir film olduğunu düşünmüyorum. Kitaplarla içli dışlı olan, biraz daha içe kapanık çocuklara, ergenlik çağındakilere ve böyle bir geçmişi olan yetişkinlere öneriyorum filmi. Aksiyonu, vurdulu kırdılı şeyleri sevenler hangi yaşta olursa olsun uzak durmalı filmden. Hem yaş hem de baş itibarıyla- ‘küçük insanlar’ın yaşadıkları gerçekleri, masal estetiğine uygun bir dekorda ve üslupta sunan film, öyle peri tozuyla uçan insanların falan bulunmadığı bir dünyayı adeta büyülüymüş gibi gösterirken, sanki -bir nevi- ‘Peter Pan ile Wendy’ öyküsü anlatıyor… Hemen hemen tüm kahramanlarının tip özelliklerini ‘stilize’ bir anlayışla yansıtmayı tercih eden ve bunu yaparken absürte yaklaşarak mizahını da güçlendiren yapım, ‘nostaljik’ tarafı baskın, ‘hüzünbaz’ bir komedi…

Son olarak filmdeki pastel tonlara ve filmin çekildiği coğrafyaya bayıldım. Britten’in “Gençler için Orkestra Rehberi” ile başlayan film yine aynı şekilde biterken aile denilen orkestrayı oluşturan fertlerin tek başlarına iyi ses çıkarsalar da orkestra olmak için bazen özveride bulunmaları gerektiğini görüyoruz. Herkese göre olmadığı kesin. Ama Anderson sinemasını bilenler ya da bu özgün mizahın tadına varabilenler, mutlu olacak. Cannes açılışında yayınlanan filmi merak edenler için iyi seyirler.

twitter.com/hknkr

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
1 Yorum

1 Yorum

  1. Şahin

    03 Şubat 2014 at 11:49

    Bana çok anlamsız ve gereksiz gelmişti: hatta bir ara amatör işi sanmıştım. Değişik yani… Yönetmen için çıtır bir film gibi.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler