Ülkemizde Sinema Eğitiminin Sorunları

Eleştiri Manşet Serbest Kürsü

if_s

Prof. Dr. Peyami Çelikcan
İstanbul Şehir Üniversitesi
İletişim Fakültesi

Ülkemizde, her alanda olduğu gibi, sinema alanında da eğitim sorunları tartışılagelmiştir. Bu tartışmalar sinema eğitimizde önemli sorunların olduğunu işaret etmektedir. Genel olarak eleştiriler birkaç başlık altında toplanmaktadır.

Birinci eleştiri noktası, sinema eğitiminin teorik düzeyde kaldığı ve mezunlarının iyi film üretebilecek yeterliliklere sahip olamadığı yolundadır. İkinci eleştiri noktası ise, akademik kadronun film yapma deneyimi olmaması ve film yapımından ziyade teorik yaklaşımlar üzerine odaklanmasıdır. Bir diğer nokta ise, film yapımı için gerekli teknik altyapı imkanlarının yetersizliği üzerinedir.

Bu yaygın eleştirilerin hepsi de üzerinde durulması gereken sorunlara işaret etmektedir. Ancak sorunu sadece bu boyutlarıyla tartışmak yerine daha genel düzeyde bazı değerlendirmeler yaparak analiz etmek daha doğru bir yol olacaktır. Her şeyden önce, sinema eğitimine ilişkin sorunları yükseköğretim sistemimizin yapısı ve işleyişi ile ilgili genel sorunların bir parçası olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Diğer bütün alanlarda verilen eğitimin yeterli ama sadece sinema alanında yetersiz gibi bir yaklaşım tartışmayı sonuçsuz kılacaktır.

Öğrenci kaynağı

Halen geçerli olan üniversiteye yerleştirme sistemi orta öğretim sistemimizi belirlemektedir. Bu sistem içinde, nihai hedef üniversiteye girmek olduğu için, her düzeydeki eğitimin ana amacı öğrencilerimizi üniversite sınavlarında başarılı kılmaktır. Bireysel ve kurumsal başarının göstergesi de özellikle sayısal alanda kazanılan puandır. Hal böyle olunca, milyonlarca öğrenci acımasız bir yarışma ve rekabet ortamı içinde başarılı olma mücadelesi vermektedir. İlkokul çağlarından itibaren öğrencilerimizi içine alan bu yarış sistemi, daha çocukluk çağlarından itibaren kültüre, sanata, spora yönelebilecek ilgileri köreltmektedir. Sanatın ya da sporun herhangi bir dalına ilgi duyan, bu alanda belirgin bir yeteneği olan binlerce çocuk ilk öğretimi tamamlarken bu ilgilerden uzaklaştırılmaktadır. Çünkü bu ilgi alanları çocuğun katılacağı yarışma sınavlarında bir anlam ifade etmemektedir.

Hal böyle olunca, yarışma sınavlarında başarılı olmaya yarayacak alanlardaki eğitim okul içinde ve dışında yoğunlaştırılmaktadır. Bu yoğun eğitim-öğretim faaliyeti içinde, çocukların sahip oldukları yetenekleri bile körelmektedir. Müziğe, resme, fotoğrafa, sinemaya ve diğer pek çok sanat türüne ilgi duyan ve bu alanda kendisini geliştirmek isteyen için elverişli bir eğitim ortamımız yok maalesef. Ancak çok bilinçli ailelerin desteği ile bu alanlarda yeteneği olan çocuklar kendilerini geliştirebiliyor.

Eğitim sistemimizdeki bu yapısal sorunların genelde sanat eğitimini, özelde ise sinema eğitimini olumsuz etkilemektedir. Sinema eğitimimiz sorunluysa, kaynağında her yıl milyonlarca öğrenciyi içine alan merkezi sınav sistemlerinin yapısal etkileri önemli bir yer tutmaktadır. Eğitim sistemi sanata ilgi ve yeteneği olan öğrenciyi teşvik eden, ona sahip çıkan bir yapıya sahip değil. Bu şartlar altında, başka bölümlere giremediği ya da giremeyeceği için sinema bölümlerine yerleşen öğrencilere 4 yıllık bir eğitim verilmektedir. Bu koşullar altında ulusal ve uluslararası düzeyde başarılı filmler çeken, bir ülke sineması geleneği oluşturabilen güçte ve çapta sinemacılar yetiştirilemiyor.

Sinema bölümleri

Sinema eğitimi iki şekilde veriliyor üniversitelerimizde: Güzel Sanatlar Fakülteleri altında eğitim veren Sinema-TV Bölümleri ve İletişim Fakülteleri altında yer alan Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümleri. İlki sinemayı sanat olarak konumlandıran ve eğitim programını uygulamalı olarak tasarlayan bir özellik taşıyor. Dolayısıyla, akademik ve teknik altyapısı buna göre oluşturuluyor. Bu tür sinema programları Güzel Sanatlar alanında yer almakla birlikte, öğrencilerini merkezi yerleştirme ile kabul etmektedir. Bilindiği gibi, sanat bölümlerine yetenek sınavı ile öğrenci alınmaktadır. Sinema bu genel uygulamanın dışında tutulmuştur. Halbuki bu bölümlere de özel yetenek sınavı ile öğrenci alınması gerekmektedir.

Nitekim, bölümler öğrencilerini bu yolla aldığı dönemlerde çok daha başarılı olmuş ve bugün sinemamızı temsil eden yönetmenlerin yetişmesini sağlamıştır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema/TV Bölümü’nün başarıyla yürüttüğü program daha sonra Marmara Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesindeki Güzel Sanatlar Fakültelerine bağlı Sinema/TV bölümleriyle sürdürülmüştür. Başarısı kanıtlanmış bu modellerin geliştirilmesi gerekirken tersi olmuştur. Özel yetenek sınavıyla öğrencilerini seçen bu bölümler, merkezi yerleştirme ile öğrenci almaya zorlanmıştır. Bu zorunlu uygulamayla, sinema bölümlerinin ana kaynağı olan öğrenci profili farklılaşmaya başlamıştır.

İletişim Fakülteleri altında hizmet veren ve genellikle Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü adıyla bilinen bölümler ise zaten başından beri merkezi yerleştirme ile öğrenci kabul etmiştir. Kökeni gazetecilik okulları ya da enstitülerine dayalı olan İletişim Fakülteleri, aslında basın sektörüne eleman yetiştirmek için yapılandırılmıştı. 1969 yılından itibaren televizyon yayıncılığının başlaması, beraberinde radyo ve televizyon sektörü için de eleman yetiştirmek ihtiyacını ortaya çıkarınca, aşama aşama bu alanda eğitim veren bölümler de açılmaya başlandı. Bu yapılanma içinde sinema sadece televizyon ile olan ilişkisi çerçevesinde yer aldı. Amaç sinemacı yetiştirmek değildi. Devlet radyo ve televizyonu için yapımcı-yönetmen yetiştirmekti. Bu nedenle eğitim programları radyo ve televizyon ağırlıklı yapılandırıldı. Sinema ile ilgili derslerin sayısı 2-3 ders ile sınırlı kaldı. Dolayısıyla böylesi bir yapıdan sinemacı yetiştirilmesi mümkün olmadı, olmaz da. Bu bölümlerde kendi çabalarıyla ve sinemacı hocaların yönlendirmesiyle yetişen sinema yönetmenleri de vardır. Ancak sınırlı sayıda kalmıştır.

İletişim Fakülteleri bünyesinde eğitim veren Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümleri’nin amacı sinemacı yetiştirmek değil, medya için her tür görsel-işitsel içerik üretecek yeterliliklere sahip mezunlar vermektir. Sinema bu içerik türlerinden sadece birisidir ve görsel-işitsel içerik üretme becerilerini geliştirmek amacıyla programlarda yer almıştır. Bütün bu nedenlerle, İletişim Fakülteleri sinemacı yetiştiremiyor diye eleştirmek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Sinemacı yetiştirecek asıl yer Güzel Sanatlar Fakülteleri’nin sinema ve televizyon bölümleri olsa gerektir. Bu bölümler sinema eğitimini odağına alan yanı sıra televizyon yapımına da yer veren programlardır.

Akademik kadro

Güzel Sanatlar Fakülteleri bünyesinde yer alan bu bölümlerin en önemli sorunlarından birisine yukarıda değindim. Öğrenci kabulündeki uygulama bu bölümlerin daha iyi mezunlar vermesine engel oluyor. Diğer bir sorun akademik yapılanma. Ülkemizdeki akademik yapılanma pozitif bilimlere uygun olacak şekilde tasarlanmış ve güzel sanatlar alanında da uygulanmıştır. Sanat eğitiminin gerekleri oldukça farklıdır ve bu farklılık akademik yapılanmada dikkate alınmalıdır. Ancak özellikle sinema alanında farklı bir yapılanma gerçekleştirilememiştir. Ürettikleri filmlerle akademik kariyer yapma imkanı söz konusu olmayınca, akademik çalışmalarıyla derecelerini kazanan öğretim kadroları oluşmaya başlamıştır.

Bir dönem uygulanan sanatta yeterlilik çerçevesinde verilen akademik unvan uygulaması geliştirilerek devam ettirilmek yerine kaldırılmış ve sinema alanında çok önemli çalışmalar yapmış önemli yönetmenler bile öğretim görevlisi kadrosunda yer alabilmiştir. Bu kısıtlamalarla film yapan sinemacıların öğretim kadrosundaki sayısı ve etkisi azalmıştır. Bunun sonucunda ise, mastır, doktora, doçentlik derecelerini sinema çalışmaları alanında yapan ve akademik çalışmalarıyla ön plana geçen öğretim üyelerinin ağırlığı artmıştır. Sinema alanında akademik çalışmalar yapan kadroya her zaman ihtiyaç duyulacaktır. Ama bir sinema bölümünde araştırmacılarla uygulamacıların dengeli bir oranda temsil edilmeleri gerekir ki, aynı zamanda uygulamalı bir sanat türü olan sinema alanında kaliteli mezunlar verilebilsin.

Teknik altyapı

Söz konusu bölümlerle ilgili bir başka sorun ise teknik altyapı ile ilgilidir. Başlangıçta 35mm ve 16 mm film tekniğine uygun olarak kurulan altyapılar hızla video formatına uygun hale getirilmiştir. Sinema eğitiminin temelini oluşturan “film” formatından uzaklaştıkça, sinema eğitimi almış ama filme çekme ve film kurgulama deneyimi dahi olmayan mezunlar verilmeye başlanmıştır.

Uluslararası düzeyde bakıldığı zaman, sinema eğitimi verilen her yerde film formatı kullanılmakta ek olarak video formatı da öğretilmektedir. Sinema eğitimine yönelik eleştiriler içinde önemli bir yer tutan “sinema okuyup sinema yapmayı bilmemek” yargısı buna dayanmaktadır. “Film çekmek” ile “video çekmek” aynı şey değildir. Sinema bölümlerinin film çekebilecek bir altyapıya sahip olması gerekir. Kaç sinema bölümümüz var film altyapısı olan? Bu altyapıyı kurmak ve işletmek için iyi bütçe imkanları gerekmekte. Sağlanamadığı için daha düşük bütçeler gerektiren video altyapısı kurulmakta.

Peki ne yapmak gerekli? Ne yapalım ki, sinema bölümlerinden güçlü yönetmenler çıkarabilelim? Daha önce başka ülkeler ne yaptıysa biz de onu yapmalıyız. Öncelikle bunu önemli bir ihtiyaç olarak görmeli ve buna uygun tedbirleri almalıyız. Üniversiteye girişte artistik yetenekleri olanları teşvik edecek bir düzenleme yapılmalı. Herkesin doktor-mühendis-avukat olması gerekmiyor. Başarının tek göstergesi de bu meslekleri kazandıran bölümlere girebilecek puanları almak olmamalı. Böyle olursa, ilkokuldan başlayarak sanata ilgisi olan, yeteneği bulunan çocuklar kendilerini geliştirebilir. Üniversitede kendilerine uygun bölümlere girebilirler. Sanata ilginin desteklendiği, sanatın ve sanatçının önemsendiği bir ortamda iyi bir sanat eğitimi ve sinema eğitimi verilebilir. Ancak böyle bir ortamda, kimliği ve geleneği olan bir ülke sineması inşa edilebilir.

Tabii ki, bütün bu koşullar sağlanana kadar beklemek gerekmiyor. Yapabileceklerimizi yaparak sinema eğitiminin gelişimine de katkıda bulunmamız gerekiyor. İstanbul Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde ulusal ve uluslararası öğrencilere eğitim verecek ikili bir yapı kurduk. İngilizce Sinema ve Televizyon programında uluslararası standartta bir sinema eğitim vermeye çalışıyoruz. Bu bölümde sadece Türkiye’den değil, 50’den fazla ülkeden öğrenci bulunuyor. Çok kültürlü bir ortamda, sadece Amerikan sinemasını ve Avrupa sinemasını değil; diğer ülke ve bölge sinemalarını da kapsayan bir yaklaşımla oluşturduğumuz programda uygulama ve kuram dengesini gözetiyoruz. Aynı yaklaşımı yeni açılan Türkçe programımızda da sürdürüyoruz.

Bizim programlarımızı farklılaştıran en önemli özellik, öğrencilerimizin tamamının insanı, toplumu, dünyayı; tarihi, kültürü ve medeniyeti tanıyıp anlayabileceği bir vizyon oluşturacak ortak dersleri tamamladıktan sonra sinema dersleri almaya başlaması. Sinema eğitimi sadece teknik ya da estetik değil, aynı zamanda entelektüel birikim gerektirmekte. Bu birikim oluşturulmadan, “iyi” film çekmek mümkün değildir. Bu nedenle, sinema eğitimini teknik bir eğitim modeline dönüştürmek, sanıldığının aksine, yeterli değildir.

Bir akademik yönetici olarak, “Şu an yürüttüğünüz programı daha da iyi bir noktaya taşıyabilmek için nelere ihtiyacınız var?” sorusuna şu cevabı verirdim:

– Kendi öğrencimizi kendimiz seçebilmeliyiz.

 – Akademik kadroya daha fazla sinema profesyonelini katabilecek özendirici bir yapı kurulmalı.

– Yabancı sinemacılardan da daha fazla destek alabileceğimiz bir düzenlemeye ihtiyaç var. Mevcut uygulamalar bu tür uygulamaları teşvik etmiyor maalesef.

Film formatına uygun teknik altyapı kurulması. Bu altyapının tek tek üniversitelerin bütçeleriyle oluşturulamayacağı açık. Bu konuda teşvik edici bir takım desteklerin sağlanması ve koordine edilmesi gerekir.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up