Türkiye’de ‘Yapımcı’ ile ‘Yatırımcı’ Birbirine Karıştırılıyor

Manşet Röportajlar

Zeynep-Özbatur-Atakan (3)

Röportaj: Rukiye Saraç

Fotoğraf: Burak Berberoğlu

Sinemaseverler için ‘yapımcı’ denilince akla ilk gelen isimlerden biri: Zeynep Özbatur Atakan…

Son dönemin başarılı yapımlarına imzasını atmış olan Zeynep Özbatur Atakan’la projeleri ve yapımcılık üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Başarılı yapımcı Türkiye’de yapımcılığın anlaşılamadığından, yapımcılık atölyeleri gerçekleştirdiği YAPIMLAB’a kadar merak ettiğimiz soruları cevaplandırdı ve gençlere tavsiyelerde bulundu.

İlk röportajımı işlerini beğeniyle takip ettiğim biriyle yapmamı sağladığı için ve içten tavırları için kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Zeynep-Özbatur-Atakan (5)Marmara Sinema TV mezunusunuz, mezun olduktan sonra öncelikle reklam sektöründe çalıştınız. Reklama girişiniz nasıl oldu? Öğrencilik yıllarınızda mı giriş yaptınız, nasıl oldu bu ilerleyiş?

Ben reklam sektörüne, sinema-tv eğitiminin ilk yılında girdim. Yani mezun olmadan epeyce önce, öğrenciyken… Bunun en önemli nedeni, daha fazla teknik imkân görebilmek, deneyim kazanmak içindi. Okulumuzun teknik imkânları o gün için çok sınırlıydı. 1.sınıfın sonunda ilk olarak TRT’de 30 gün staj arkasından,  reklam filmi sektörüne girdim.

Yapımcılığa nasıl yöneldiniz? Baştan beri istediğiniz bu muydu, “Yapımcı olacağım, kendi yapım şirketimi kuracağım.” mı diyordunuz yoksa deneyerek bunun size en uygun olanı olduğuna mı karar verdiniz? Çünkü okulumuzda sinema ve TV’nin farklı aşamalarının eğitimi veriliyor, bu kadar dalın arasından seçim yapmak bazen kafa karıştırabiliyor. 

O gün de, bugün de sinema bölümünde okuyanlar, ‘yapımcı’ olmak için girmiyorlar okula… Dolayısıyla benim de okula girdiğimde ilk amacım yönetmen olmaktı…

Yapımcılık, o yıllarda da Türkiye’de bilinmeyen bir meslek dalıydı. Dolayısıyla, reklam filmi setlerinde çalışırken, organizasyon ve muhakeme yeteneğimin olduğunu söylediler. Buna rağmen sette prodüksiyon asistanlığı, yönetmen yardımcılığı dahil pek çok işi yaptım ve kendimin ‘yapımcılık’ konusunda daha iyi bir performans gösterebileceğine karar verdim. Bu tabi ki zaman yayılan bir süreçte ortaya çıktı.  Mesleğe başladığım ilk 5 yıl sadece ve sadece bana hangi görev verilirse verilsin en iyi şekilde yapmaya odaklandım. Kişisel olarak hızlı biriyimdir ama kariyer söz konusu olunca çok sabırlı ve anlamaya çalışarak yürüdüm…

Türkiye’ de yapımcılık hala çok fazla bilinmiyor gibi geliyor bana. ‘Yapımcı’ deyince insanların aklına ilk olarak para geliyor. Peki yapımcı olmak için çok zengin olmak mı gerekiyor? Para ve marka mıdır yapımcı dediğimiz? Özetle; yapımcı ne yapar?

Bu meslekte çalışmaya başladığım 1986 yılından bu yana, yapımcılığın hala doğru algılanamıyor olması, sektörün en önemli sorunlarından biri. YAPIMCI aynı zamanda YATIRIMCI olabilir ama ikisi birbirinden farklı aynı amaca hizmet eden işlerdir. Türkiye’de YAPIMCI ile YATIRIMCI birbirine karıştırılan bir durumdur. Elbette, sinema için yatırım çok önemlidir ama o yatırımın nasıl yönetilip, karlı bir hale gelmesini sağlamak yapımcının işidir. Sinema, diğer ticari sektörler gibi dinamiklere sahip olmadığı için, projenin gelir ve giderleri iyi hesaplanmalıdır. Bunu da ancak yapımcı yapabilir.

YAPIMCI, sinemanın sanatsal, teknik ve tüm detayları hakkında bilgi ve deneyim sahibi olan, projeye uygun hedef koyabilen, bu hedefe uygun bütçe ve finans planı arasında denge kurarak, projenin sanatsal ve teknik tüm ihtiyacını yönetmenin isteği ya da projenin gereklilikleri doğrultusunda organize eden, satış ve pazarlama stratejisi yapabilen, hem masa başında hem sahada aktif olması gereken kişidir.

Zeynep-Özbatur-Atakan (2)

Genç yaşınızdan itibaren uluslararası projelere katıldınız, başarılı işlere adınızı yazdırdınız. Mesleki anlamda arkanızdan gelen genç meslektaşlarımıza örnek olabilecek birşey bu. Elbette şans ve doğru zaman/doğru yer de destekleyici etkenler ama kariyerinizin bu şekilde yukarıya doğru ilerlemesinde ne gibi özverilerde bulunduğunuzu merak ediyorum. Neler tavsiye edebilirsiniz bu yönde ilerleyecek gençlere?

Şu anda kendi atölyem YAPIMLAB’da gençlerle bilgi ve deneyimlerimi paylaşıyorum. Onlara hep söylediğim şeyleri, buradan tekrar edeyim:

Öncelikle yeteneklerinizi ve güçlü yanlarınızı keşfedin, güçlü yanınızla yaptığınız ve başarılı olduğunuz herşey sizi motive edecektir.Bilgiye açık olun ve hep öğrenmeye devam edin, sabırlı olun. Hata yaparım diye korkmayın, hata yoktur deneyimler vardır. İletişimizi güçlendirin, kendiniz gibi olun, taklit etmeyin. Sinema kültürünü ihmal etmeyin, güncel bilgileri takip edin, kitap okuyun, tüm sanat dallarıyla ilgilenin… Ve en önemlisi disiplinli ve prensipli olun..

Ben şans faktörünü yok saymıyorum ama kişinin şansların doğru kullanması ve şansını yaratması önemli bir şey. Benim bu sektöre girdiğimde, hiçbir tanıdığım yoktu, yılda 7 film çekiliyordu, bilgiye ulaşmak zordu hatta internet yoktu… Yani şartlar bugünden oldukça zordu… Ama ben kendimi dışlarıdan gelen etkilerle, bahanelerle kandıran biri olmadım. Kişinin bilgisi ve kendine inancı tam ise, sağlam adımlarla ilerleyebilir.

Zeynep-Özbatur-Atakan (7)Karakterlerin de mesleki seçimlerde büyük ölçüde önemli olduğumu düşünüyorum. Yapımcılık için düşünürsek çok çok fazla sabır ve özveri mi dememiz gerekiyor ilk olarak?

Bence sinema alanındaki her meslekte sabır ve özveri gerekiyor. Yani sevmeden yapılacak bir meslek değil. Bir de beklentileri gerçekçi koyabilmek önemli. Hep söylediğim gibi sabırlı ve yavaş adımlarla ilerlemek önemli…

SE-YAP yönetim kurulu başkanısınız, Zeyno Film var. Ayrıca YAPIMLAB ve atölyeleri, aileniz.. Bunların hepsine nasıl yetişiyorsunuz? Özellikle hemcinsim olduğunuz için merak ve takdir etmemin dışında; birçok şeye aynı anda zaman ayırabilmek de yapımcı olmanın bir gereksinimi diye düşünüyorum.

Ben çocukluğumdan beri, hep birkaç işi bir arada yürütmeye alışkınım. Hatta bunu seviyorum. Hayatta herşeyden önce çocuklarım ve ailem geldi hep… Benim mesleki yolculuğumda hep bana destek oldular. Ben aile kavramını seven biriyim. Başka bir taraftan mesleğimi ve üretmeyi de seviyorum. Dolayısıyla iki taraf biribirini çok güzel besledi. Seçtiğim işleri yapıyorum. Yaptığım filmin tüm zorlu süreçlerini ‘iş’ gibi algılamıyorum, ya da atölyedeki öğrencilerim hepsi ile iletişimde olmayı çok seviyorum.

2010 yılında Avrupa Film Akademisi’nden ‘Eurimages Yılın Yapımcısı’ ödülünü aldınız. Ödüllü yönetmenler ve oyuncularla çalışıyorsunuz. Ödüller ve sinema ilişkisi dersek; bunlar sizin ilersi işleriniz için kriter oluşturma durumunu ortaya çıkarıyor mu? Yani beklentileriniz, istekleriniz değişiyor mu?

Yukarıda da belirttiğim gibi, ‘seçicilik’ kriteri yaşamımın her alanında var. Ama bu durum ödül vs… gibi bir kriterden kaynak bulmuyor. Zira en önemli ödülün, ‘mutlu ve huzurlu hiç birşeyin kölesi olmadığım, sevdiklerimle bağımsız bir yaşam’ olarak görüyorum. Beklenti ve isteklerim  bu kriter olduğu sürece değişebilir. Yani bir gün farklı, ters köşe bir proje veya başka bir alanda da bazı şeyler gerçekleştirebilirim.

Türkiye’deki festivallerle ilgili neler söyleyebilirsiniz? Son yıllarda Türk Filmleri’nde bir hayli artış oldu ve festivallere gerek seyirci gerek film yapanların ilgisi arttı diye düşünüyorum.

Festivalleri sektör için çok önemli buluyorum. Festivalleri hazırlayanların da büyük bir özveri ve titizlikle seçimlerini yaptıklarını düşünüyorum. Bu da kaliteyi yükseltiyor haliyle.

Zeynep-Özbatur-Atakan (6)

Filmlerini ve vizyonunu çok beğendiğim Nuri Bilge Ceylan’la çalışıyorsunuz. Nuri Bilge ile tanışmanız nasıl oldu? Yollarınız nasıl kesişti? Nuri Bilge dışında Tayfun Pirselimoğlu, Kutluğ Ataman gibi isimlerle çalıştınız. Doğru kişilerle çalışma konusundaki tüyolarınız nelerdir? Yani yönetmen-yapımcı ilişkisi bakımından.

Kutluğ Ataman ile ilk sinema deneyimim , bu sektörde sinema alanında ortak yapımcısı olarak çalıştığım ilk film olması ve bu noktada vizyonumun güçlenmesi açısından  önemlidir. Benim için mükemmel bir deneyim olmanın ötesinde, kendimi sektörün ortasında bulduğum, deneyim kazanmaya başladığım bir proje olmuştur Lola+Bilidikid.

Tayfun Pirselimoğlu ile yaptığımız ‘Hiçbiryerde’nin de, hem uyumlu yönetmen-yapımcı ilişkisi deneyimi açısından, hem de Yeşilçam’ın son yapımcılarından biri olan Kadri Yurdatap ile çalışmak açısından…

Nuri Bilge Ceylan ile yaklaşık 10 yıldır birlikte çalışıyoruz. Biribirimizi sektörden tanıyorduk ve zaman zaman bilgi paylaşımları yapıyorduk. İklimler filmi öncesi böyle bir süreçte beraber çalışma kararı aldık. Bugüne kadar birlikte 4 film yaptık. Elbette, ben yapımcı olarak çok geniş ve kapsamlı bir alanda performans gösterme fırsatı buldum.

Yönetmen-yapımcı ilişkisi açısından en önemli konu netlik ve herkesin kendi alanında işini en iyi şekilde yapması, karşılıklı destekleyici ve saygılı  bir iletişim içerisinde olmasıdır. Saygı ve disiplin bu işin vazgeçilmez koşuludur.

Zeyno Film’i 2007’de, YAPIMLAB’ı 2010’da kurdunuz. Kuruluş ve ilerleyişlerinden bahseder misiniz? YAPIMLAB’ta uluslararası standartlarda temel yapımcılık eğitimleri veriyorsunuz. Sinema alanında ilerlemek isteyenlerin destekleyicisi olduğunuzu düşünüyorum bunun için şahsen teşekkür ederim. 

ZEYNO FİLM, sektörde kendi adıma yol almaya başladığım zaman sektörde bağımsız üretimlerimi yapabileceğim bir şirket  ihtiyacı nedeniyle kuruldu. YAPIMLAB ise  deneyimlerimi genç arkadaşlarımızla paylaşacağım, onlara üretimlerinde cesaret vermeyi amaçlayan ama sektördeki ‘kurs’ anlayışı dışında ‘workshop’  yani ‘atölye’ anlayışı içerisinde eğitimler düzenleyen bir oluşum olarak düşünüldü. Gerçekten bu alanda ilerlemek isteyen genç arkadaşlarımızla anlamlı ve destekleyici paylaşımlar yapmayı amaçlıyoruz. Buradaki bir diğer önem verdiğimiz şey de katılımcıların kendi mesleki özgüvenlerini kazanması ve üretmeye başlamalarıdır.

İnternetle değişen dünyayı takip eden ve sosyal medyayı çok güzel bir şekilde kullanan birisiniz bence bu sektörde. Sürekli blogların film yapım sürecinde adeta bri portfolyo olduğunu savunuyorsunuz yanlış anlamadıysam. Yapımlab’ın blogu var, Twitter, Facebook sayfalarınız, takip ettiğiniz bloglar. Peki teknoloji ve sinema dersek sinemanın ve televizyonun digital dünyadaki ilerleyişine dair öngörüleriniz var mı?

Digital dünya, etkileşim ve iletişim dinamiklerini çok fazlasıyla değiştirdi. Elbette, sinema alanında dijitalleşme pek çok şeyi etkiliyor ve etkileyecek. Ben 15 yıllık sinema sektörü deneyimim içerisinde buna bizzat şahidim. Şimdi kafamdaki yeni sorular nedeniyle araştırıp, düşünüyorum ve aklımda şu sorulara cevap arıyorum: Film yapım süreçlerinde neler değişecek? 10 yıl sonra bütçe ve finans planlarının en önemli dinamikleri ne olacak? Online marketing nasıl dağıtım ve pazarlama stratejileri oluşturacak? Bu nedenle şu dönem herşeyi takip etmeye çalışıyorum. Aslında bundan büyük bir zevk alıyorum.

Son olarak YAPIMLAB’ta gerçekleşecek olan EWA European Audiovisiual Network tan bahsedelim. Sektörün işitsel alanında çalışan meslektaşlarınız için sunumlar olacak. Nedir tam olarak içeriği?

EWA yeni bir oluşum. Dünyada görsel-işitsel alanda üreten kadınların buluştuğu, işlerini sergilediği, farklı eğitimlerin paylaşıldığı bir platform. Türkiye bölümü için başkan Francine Raveney geçtiğimiz günlerde İstanbul’a geldi ve Zeyno Film-YAPIMLAB Türkiye adına bu işi üstlendi. Önümüzdeki günlerde tanıtımlarla, bu platformu daha geniş duyuracağız ve bir Türkiye sunumu hazırlayarak bu platformda sunacağız.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up