Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Türkiye’de Bir ‘Yangın Var’…

Yayınlandı

tarihinde

muhammeduyar copy

Türkiye’de bir ‘Yangın Var’. Bu yangını en güzel anlatan hikâyelerden birisi de kuşkusuz Murat Saraçoğlu’nun yönettiği, gerçek bir hikâyeden uyarlanan ‘Yangın Var’ filmi. Film geçtiğimiz Cuma günü gösterime girdi.

Filmin hikâyesi kısaca şöyle: Yangın Var, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon’un Çayırbağı Belediyesi’ne hediye ettiği itfaiye aracının yollarda yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Karadenizli itfaiyeci aracı almak için Diyarbakır’a gidiyor, dönüşte ona bir Kürt kızı eşlik ediyor. Yolculukta ikilinin başına neler neler geliyor; yangın çıkıyor, jandarmalar önünü kesiyor, polisler tarafından bomba yüklü zannedilip kuşatılıyor. Kürt sorununu farklı bir açıdan anlatan filmin finalinde iki kutup bir araya geliyor.

Hikâyenin başlangıç noktası Karadeniz olunca filmin bir komedi filmi olmasını normal karşılamak gerek. Filmde itfaiye arabasını Diyarbakır’dan almaya gidecek olan itfaiyeci Koşman rolündeki Osman Sonant’ı ve Diyarbakır’lı itfaiye müdürü yardımcısı Asya rolündeki Nesrin Cevadzade’yi özellikle kutlamak isterim. Zira her ikisi de rollerinin hakkını vermişler. Koşman ne kadar Diyarbakır’a gitmek istemese de belediye başkanı tarafından ikna ediliyor.  Daha sonra da olanlar oluyor zaten… Filmin birçok yerinde kahkaha atmadan duramıyorsunuz. Ve fakat hemen ardından yüzünüzde o tatlı gülücüklerin yerini acı bir hüznün aldığı başka bir sahneyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Türkiye’nin hâlihazırdaki vaziyetini bundan daha iyi gösteren bir film olamaz diye düşünüyorum. Ülkemizde yaşananlar ne kadar hüzünlü ise bir o kadar da komik aslında.

Koşman Diyarbakır’da konuşulan dili ‘şive’ olarak nitelendirdiğinde Diyarbakır’da doğup büyüyen Asya büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Bunun bir şive değil dil olduğunu söylemeye çalışıyor ama içine atıyor. Bu sırada Koşman itfaiye arabasının radyosundan yükselen bir Ahmet Kaya şarkısı ile içlenip sesi açıyor, Asya’dan izin isteyerek. “Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde… O yuvasız çalıkuşu bense kafeste kanarya…” diye başlayan şarkıyı dinliyoruz belli bir süre… Ben çocukluğuma gidiyorum. Köyümüzde Ahmet Kaya’yı seven ve dinleyen birileri beliriyor hayal meyal hafızamda. Sonra o şarkıların komünist şarkıları olduğunu söyleyen birileri daha… Ama benim hissettiğim tatlı bir musiki… Belli bir süre dinliyoruz şarkıyı Koşman, Asya ve ben. Bu arada iki tarafında da otların yandığı bir yoldan geçiyoruz birlikte. Evet, iki tarafta yanıyor… Ve bu yangından taşan korlar yavaş yavaş düşüyor Koşman ve Asya’nın yüreğine.

Jandarmalar iki kez çeviriyor yolda üzerinde “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi” yazan itfaiye arabasını. İkincisinde Koşman komutanın kulağına bir şeyler fısıldıyor ve Asya’yı alıp devam ediyor yola. Merak ediyoruz Koşman’ın sırrını. Asya’nın da bir sırrı var, o da bir kutunun içinde saklı. İkisinin de bir yarası var aslında bir yerlerde saklı. Sebep ve sonuç ilişkileri var çözümü zor olan. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan filmin belki de en acıklı yeri burası. Çünkü gerçek hikâyede de Koşman Kör’ün bir kardeşi Çukurca’da şehit olmuş. Diyarbakır’lı kızın ise 4 kardeşi dağdaymış. Sırlar büyük, yükleri ağır. Ama ikisi de habersiz.

Trabzon’a geçmeden önce Artvin’e uğruyorlar. Koşman’ın annesi köyün bütün kadınlarını topluyor eve Koşman eve gelin getirdi diye. Gürcüce konuşup, Gürcüce şarkı söylüyorlar birlikte. Koşman bunlarında şive olduğunu söylüyor Asya’ya, masum bir ifadeyle.

Filmin sonunda ise el ele tutuşuyor Asya ve Koşman. Asya’nın kardeşi de bir Trabzon’lu kızla arkadaş oluyor. Aşk ve sevgi unutturuyor, unutulması, ötelenmesi imkânsız gözüken şeyleri.

Bu topraklarda yıllarca birlikte yaşamış milletler artık ulus kavramının dar penceresinden baktırılmaya çalışılıyor. Hâlbuki bu topraklarda -bu ülke kavramını özellikle kullanmıyorum- yüzyıllar boyu bütün dünyanın imrendiği bir birlik ve beraberlik örneği sergilenmiş. Neyse mesele tarih dersine kayacak böyle giderse. Birileri görmek ve göstermek istemese de bu birlik ve beraberlik örneğini her gün ve her an birileri yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Benim üniversitede en güvendiğim arkadaşım Kürttü, öğretmen arkadaşlarımdan birisi Kürt olacak, diğerinin eşi Kürt olacak, komşularımızdan birisi Kürt olacak ve ağabeyimin sebze ve meyve sattığı komisyonculardan birisi Kürt olacak. Bu böyle devam edecek. Ve bizim filmlerimizin konularında bu hikâyeler daha fazla yer bulacak.

‘Yangın Var’ bu ülkenin resmi… Fırsatı ve imkanı olanlar gidin ve filmi yaşayın…

Muhammed Uyar
muhammeduyar@sinefesto.com 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler