Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Türkan Sultan, 50. Altın Portakal’ın Jüri Başkanı

Yayınlandı

tarihinde

50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ulusal jürisine Türk sinemasının “Sultan”ı, usta oyuncu Türkan Şoray başkanlık edecek.

Türkan Sultan, 50. Altın Portakal’ın Jüri Başkanı

1964 yılında gerçekleştirilen Altın Portakal’ın ilk festivalinde Metin Erksan’ın yönettiği “Acı Hayat” filmiyle “en iyi kadın oyuncu” seçilen Türkan Şoray’ın ‘kadın oyuncu’ dalında 4 Altın Portakalı bulunuyor.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı&AKSAV Şeref Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Altın Portakal’ın Türkan Şoray’la 50 yıl öncesine dayanan bir gönül bağı olduğunu; 50. Festivalin jüri başkanlığını Türk sinemasının sultanının yapacak olmasından büyük onur ve mutluluk duyduğunu bildirdi.

49. Festivalin açılışını yapmak için uzun bir aradan sonra geçtiğimiz yıl Antalya’ya gelen Türkan Şoray’ın yer aldığı festival korteji, 250 bin kişinin üzerinde katılımla festival tarihinin en görkemli korteji olmuştu.

Birbirinden değerli ödüllerin sahibi

Türkan Şoray yurtiçi ve yurtdışında birbirinden değerli ödüllerin sahibi oldu. Şoray’ın değer görüldüğü ödüller şu şekilde sıralanıyor:

1964: Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu, Acı Hayat

1968: Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu, Vesikalı Yarim

1973: Altın Koza Film Festivali – En Başarılı Kadın Oyuncu, Mahpus

1973: Moskova Film Festivali – Özel Ödül, Dönüş

1978: Taşkent Film Festivali – Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü, Selvi Boylum Al Yazmalım

1987: Antalya Altın Portakal Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu, Hayallerim Aşkım ve Sen

1990: İzmir Film Festivali – Altın Artemis Onur Ödülü

1991: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanı

1992: Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali – En İyi Kadın Oyuncu, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

1994: Ankara Uluslararası Film Festivali – Emek Ödülü

1994: Antalya Altın Portakal Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu, Bir Aşk Uğruna

1996: Uluslararası İstanbul Film Festivali – Sinema Onur Ödülü

1999: Roma Film Festivali – Büyük Ödül

1999: Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali – Kadın Yönetmen Ödülü

2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi – Zirvedekiler 2000 Ödülü

2001: Akademi İstanbul – Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü

2013 :Engelsiz Yaşam Vakfı -Türk Sineması Üstün Başarı Ödülü

 

Altın Portakal’la yaşıt sinema kariyeri

Sinema oyuncusu – yönetmen Türkan Şoray’ın sinema kariyeri ünlü yönetmen Türker İnanoğlu’nun teşviki ile 1960 yılında başladı. Başrolünde yer aldığı “Köyde Bir Kız Sevdim”, Şoray’ın sinemaya adım attığı ilk film. Altın Portakal ödülü getiren, yönetmenliğini Metin Erksan’nın yaptığı Acı Hayat (1964) filmindeki rolü, Şoray’ın kariyerindeki en önemli basamaklardan biri kabul ediliyor.

200’ün üzerinde filmde rol alarak Türk sinemasında olduğu kadar dünya sinemasında da bir rekora imza atan Türkan Şoray’ın yönetmen olarak imza attığı filmler arasında. “Dönüş” (1972), “Bodrum Hakimi” (1973), “Azap” (1973) ve “Yılanı Öldürseler (1981) yer alıyor.

Türkan Sultan 90’lı yıllarda televizyon dizilerinde de yer almaya başladı. Bu çalışmalar arasında en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, başrollerini Şener Şen’le paylaştığı İkinci Bahar ve Haluk Bilginer’le paylaştığı Tatlı Hayat oldu. Türkân Şoray NTV’de yayınlanan Sinema Benim Aşkım programının sunumuna da imza attı.

Kitaplara konu bir yaşam

Şoray’la ilgili yayımlanan kitaplar arasında kendi kaleminden çıkma “Sinemam ve Ben” (biyografi); Agâh Özgüç’ün imzasını taşıyan “Türkan Şoray, Bir Yıldız Böyle Doğdu” (belgesel roman); yine Agâh Özgüç imzası taşıyan “Türkan Şoray” (biyografi); Atilla Dorsay’ın kaleme aldığı “Sümbül Sokağın Tutsak Kadını” (biyografi); Feridun Andaç’ın kaleme aldığı “Türkan Şoray ile Yüz Yüze”, Atilla Dorsay’ın “Türkan Sultan’a Armağan” adlı eserler yer alıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Üçüncü Gününde Majid Majidi Rüzgârı Esti

Majid Majidi, 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin üçüncü günü Majid Majidi’nin katıldığı “Ustalık Sınıfı” ile yönetmenliğin detayları konuşuldu.

Moderatörlüğünü Festival Direktörü Faysal Soysal’ın yaptığı, Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleşen “Majidi ile Ustalık Sınıfı” özellikle sinema sektörüne ilgi duyanların dikkatini çeken bir etkinlik oldu. Majid Majidi’nin engin tecrübelerini aktardığı ve pek çok tavsiyeyi içinde barındıran Ustalık Sınıfı büyük bir ilgi ile izlendi.

Sinema yolculuğunu anlatmaya başlayan Majidi, bu sanatın ilgisini nasıl çekmeye başladığını ve nereden nereye geldiğini detayları ile paylaştı. Çocukken etrafında sanatla ilgilenen birilerinin olmadığından bahseden Majidi, doğa ile iç içe olduğunu ve bunun da yönetmenlik açısından onu oldukça etkilediğini belirtti. Sanatla ilişkisinin tiyatro sanatının ilgisini çekmesi ile başladığını açıklayan Majid Majidi, sinemadan önce tiyatro ile ilgilendiğini, akademik olarak bu alanda eğitim gördüğünü ve sinemaya oyunculukla başladığını belirtti. Oyunculuktan sinemacılığa geçiş sürecini aktaran Majidi, en büyük hayalinin aklındakileri tasvir etmek, görsele dökmek olduğunun altını çizdi ve sinema dünyasına sadece oyunculuktan geçebileceğini bildiğini ekledi.

İyi bir senaryonun sırrı; hayat tecrübesi

Sinema yapmaya dair en heyecan verici kısmın ilk fikrin geldiği o ilk filiz anı olduğunun altını çizen Majidi, “Bir filiz gibi, toprağın içinde besledikçe, su verdikçe, sevdikçe büyüyen, daha sonra senaryoya, ardından filme dönüşen ve insanlara değen tarafını seviyorum.” diye konuştu.

Bir senaryonun her şey olduğunun da altını çizen Majidi; “Elinizde iyi bir senaryo varsa inanın ki işin %70’ini başarmışsınızdır. Bütün enerjinizi senaryo için ortaya koysanız da başarısız olmanız düşük bir ihtimal. Eğer senaryonuz iyiyse zaten icra kısmında ortaya koyduğunuz çalışmayı da izleyici çok rahat fark eder. Hikâyede kusur varsa izleyici anlama giremiyorsa geri kalan güzel enerji, ışık ve tasarım güme gider” dedi.

İyi bir senaryo yazmaktaki sırrı da açıklayan Majidi; “Bu sır aslında şu noktada hayat tecrübesi… Kendi yaşamınızdaki tecrübeniz, hayatınız ve her şeyi izlemek. Biz çoğu zaman kendi hayatımız içinde çok dar bir alanda besleniyoruz. Çok ötesine gitmek, toplumla doğru ilişkiler kurmak, uzak bir köydeki aileyi tanımak, bizim kendi hikayemize yeni açılımlar ve imkanlar sağlayacaktır. Hikayemizi zenginleştirecektir.” dedi.

Yarışma Heyecanı Devam Etti

Atlas Sineması’nda yarışma heyecanı büyük bir çoşkuyla devam etti.  “Yarışma Seçkisi” ile jüri karşısına çıkacak olan filmler iki ayrı gösterim seansı ile izleyicilerle buluştu. Reza Fahimi’den “White Clad”, Gon Caride’den “Two Options”, Semiha Yıldız’dan “Dileklerin Cudi’si” , Fateme Mohammad’den “Burned” , Lucie Pagès’den “Firefly” , Olga Torrico’dan “Gas Station” , Ömer Dişbudak’tan “Burhan” ,  Maryam Esmikhani’den “Emergency” , Ngwatilo Mawiyoo’dan “Joy’s Garden” ve Doug Roland’dan “Feeling Through” izleyicinin beğenisine sunuldu ve izleyiciler, yönetmenlere sorularını yöneltti.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile gerçekleştirilen ve ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nin yarın son günü.

Okumaya Devam Et

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivalin’in İkinci Günü de Dolu Dolu Geçti

Festival, 2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2 – 5 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin ikinci günü, Atlas Sineması’ndaki Gösterimler ve Akademi Beyoğlu’nda Gerçekleşen “Matbudan Dijitale Türkiye’de Sinema Yazarlığı ve Yayıncılığı” söyleşisi ile devam etti.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin ikinci gününde “Kırk Yıllık Hatır Seçkisi” ve “Yarışma Seçkisi” izleyici ile buluştu. Evrensel bir tema olan dostluk kavramını irdeleyen filmlerin yer Aldığı Kırk Yıllık Hatır Seçkisi’nde Juan Albarracín’in “Southbound” filmi Fariba Ghasemzadeh Behnami & Mehdi Azar’ın “A Silence’s Performance” filmi, Merve Özen’in “Kuş Bakışı” filmi, Leart Rama’nın “The Station” filmi ve Mehmet Köprü’nün “Goca Yörüğün Tohumları” filmi sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yarışma seçkisi ile jüri karşısına çıkan Nihat Seven’in “Beyaz”, Vahid Hassanzadeh’in “Bridge”, Amir Karami’nin “Death Locked Out”,  Sergi Marti Maltas’ın “The Bathtub”, Hristo Simeonov’un “Nina”, Janek Tarkowski’nin “Help3”, Antonio Genovese’nin “Between Fear and Love”, Ömer Faruk Yardımcı’nın “Hasat” ve Gökalp Gönen’in “Lal”, filmleri ise iki ayrı gösterimle seyircilerle buluştu. Film gösterimleri sonrası seyirciler yönetmenlere soru sorma şansını da yakaladı.

“Sinema yazarlarının teorik yönde yetişmesini sağlayacak yayınımız yok.”

Akademi Beyoğlu’nda ise Tuba Deniz’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Matbudan Dijitale Türkiye’de Sinema Yazarlığı ve Yayıncılığı” isimli söyleşide, Burçak Evren, Niyazi Koçak ve Suat Köçer’in katılımıyla sinema yazarlığının tarihi konuşuldu. Sinemanın tarihi ile ilgili detaylı bilgiler aktaran Burçak Evren, geçmişte çıkarılan sinema dergilerinin sinemacılığa etkisinin altını çizerken, bugün sinema yazarı yetişmemesinin nedenini sinema yayını olmaması ile ilişkilendirdiğini açıkladı. “Sinema yazarlığı bugün dibe vurmuş durumda, üniversitelerde bölümler kuruluyor, öğrenci yetişiyor ama ne yazık ki onların teorik yönde yetişmesini sağlayacak yayınımız yok. Bir sinema yazarının yetişmesinde dergilerin emeği çok büyük. Şimdikilerin yetişeceği gazeteler ve sinema mecraları yok” diye konuştu. Teknoloji ile birlikte birçok sürecin değiştiğini ama sinema yazarlığının ve yayıncılığının bu ortama entegre olamamasını okur ve kaynak problemine bağlayan Suat Köçer, artık insanların kısa bilgiler okumak istediğinin altını çizdi. Matbaa ve yayıncılık alanında tecrübelerini ve tarihsel süreci aktaran Niyazi Koçak ise, sinema ve bilim gibi alanların uygarlıkların ilerlemesini sağladığını ama Türkiye’de yayıncılık alanının artık neredeyse durma noktasına geldiğini açıkladı.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile gerçekleşen ve ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali cumartesi ve pazar günü de devam edecek.

Okumaya Devam Et

Festivaller

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali Başladı

Festival, 2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

2- 5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali Atlas 1948 Sineması’ndaki gösterimler ve Beyoğlu Akademi’de gerçekleşen “Dijital Dünyada Film Yolculuğu” söyleşisi ile başladı.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali, “İnsani Bakış” ve “Panorama Seçkisi”nde yer alan filmlerinin gösterimleriyle sinemaseverlerle buluştu. Bugün Atlas 1948 Sineması’nda yeryüzünde savaş, doğal afet ve salgın gibi tehlikelerin insanoğluna verdiği zararı ve bu konuda mücadele eden insanların vicdanını konu edinen “İnsani Bakış” bölümünde yer alan David Del Âguila’nın “Martians” filmi, Luca Esposito’nun “Paper Boat” filmi, Daniel Ortiz Entrambasaguas’ın “Breath” filmi, Arturo Duenas’ın “Dajla: Cinema and Oblivion” filmi, Bahare Nikjoo’nun “İncurable” filmi, Malaz Usta’nın “Sürgünde Bir Yıl” filmleri gösterildi. Dünyada önemli festivallerde gösterime açılan ve çok sayıda ödüle layık görülen kısa filmlerin Türk izleyici ile buluştuğu bölüm olan Panorama Seçkisi’nde ise Alıaksei Pluyan’ın “Lake of Happiness” filmi, Amaz Moradi’nin “Duel” filmi, Lolita Naranovich’in “The Power of Childhood” filmi ve Ozan Sertdemir’in “Teşekkürler Süpermen” filmleri de seyirciyle buluştu.  

“Dijital Dünyada Film Yolculuğu”

Festivalin bugün gerçekleşen ilk etkinliği Ezgi Büşra Çınar’ın modere ettiği “Dijital Dünyada Film Yolculuğu” söyleşisi oldu. Söyleşi dağıtımcı Kemal Ural, yönetmen Ramazan Kılıç ve yapımcı Emre Oskay’ın katılımıyla Beyoğlu Akademi’de düzenlendi. Dijital dünyanın film sektörü üzerinde etkisinin konuşulduğu panelde, herkes kendi perspektifinden dijital dünyanın etkilerini anlattı. Bugünkü ezberlerin bozulduğunu, tüketim alışkanlıklarının değiştiğini, talep edilmeyen malların da arz edilmeye başladığını belirten Kemal Ural, pandemi ile tüm bu sürecin hızlandığını ve dijital platformların böylelikle önünün açıldığını söyledi. Yapımcı Emre Oskay, çok fazla film projesinin geldiğinin, üretimin arttığının altını çizerken, bu durumda ekip bulmanın zorluğundan bahsetti. Yönetmen Ramazan Kılıç ise pandemi yokken de kısa film sektörünün kötü olduğunu, dijital platformların ise ticari anlamda tatmin edici olmadığını belirtti ve pandemi ile birlikte festivallere katılamadıkları için işlerin daha kötüye gittiğini anlattı.

“Sinema Ölmeyecek Sadece İzleme Alışkanlıkları Değişti”

Emre Oskay dijital platformlarla birlikte film tüketme kültürünün değiştiğini, her yerde film tüketebildiğimizi ve bunun hızlı tüketime neden olduğunu söyledi ve sinema salonlarının azalıp özel mekanlar haline gelebileceğini belirtti. Kemal Ural “Sinema ölmeyecek sadece izleme alışkanlıkları çok değişti. İnsanlar artık cep telefonu ekranından bile film izliyor.” dedi ve sinemaların sürekli değişime açık olup sektörü canlı tutması gerektiğinin altını çizdi. Ramazan Kılıç ise sinema izleyici sayılarının azalmasının fon bulma konusunda kısa film sektörünü etkilediğini söyledi.

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, ORZAX gibi birçok kurum iş birliği ile düzenleniyor ve ana sponsorluğunu ise Halkbank üstleniyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler