Türk Sinemasına Dil Kazandıran Usta: ‘Ömer Lütfi Akad’

Manşet Türkiye

lütfi-akad-420x180

İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu’nun Maliye bölümünden mezun olan Ömer Lütfi Akad, iş hayatına bir film şirketinin muhasebecisi olarak başladı. Zamanla bazen kamera arkasında ufak işler yaparak, bazen de kamera önünde figüran olarak film çekimlerine katkıda bulundu. Ardından bazı dergilere sinema yazıları yazdı.

1949vurun_kahpeye_19106207814ec7cb724a2ff

Daha sonraları Damga adlı bir filmin eksik kalan bölümlerini çekmesi istenince, bu işteki başarısı farkedildi ve Halide Edip Adıvar’ın ünlü romanı Vurun Kahpeye’nin hem senaryo yazarlığını hem de yönetmenliğini üstlendi. Ömer Lütfi Akad’ın sinema hayatı böylece tam anlamıyla başlamış oldu.

İlk filmi Vurun Kahpe‘ye olsa da Akad, 1952’de çektiği 5. filmi Kanun Namına’nın ilk filmi olduğunu söyler. Çünkü önceki filmleri stüdyoda bir tiyatro sahnesi gibi hazırlanan dekorların önünde çekilen, dış mekana gerek duyulduğunda ise ıssız yerlerde hareketsiz kamera tekniğiyle kayda alınan yapımlardı. Fakat Kanun Namına‘yı çekerken özgürlük şansı yakalamış ve filme yenilikçi bir dil yansıtmıştı.

Türk sinemasında ilk defa hareketli kamera tekniğini kullanıp, İstanbul sokaklarını film seti haline getirmişti. Ayrıca Türk sinemasında ilk defa toplumsal bir sorunun üzerine gidilmiş, gerçekçi bir film çekilmişti.

kanun namına 2

Kanun Namına ile Türk sinemasında ‘’sinemacılar’’ dönemi başlamış oldu. Yıllar sonra bir gazeteciye; “Oğlum, bana ticari filmlerimi soracaksan hiç gelme, onları çektim, gişe başarısı elde ettim, para kazandım, kazandırdım, bitti. Bana sanat için, halk için yaptığım filmleri soracaksan gel.” diyerek sinemaya bakışını ifade etmişti.

Sinemanın bir dili olduğunu ve bu dille kendini ifade edebileceğini keşfeden Ömer Lütfi Akad’ın peşinden, başka önemli isimler yükseldi. Bunlardan bazıları Halit Refiğ, Metin Erksan ve Yılmaz Güney’di. Akad’ın açtığı yolun en sadık yolcusu ise Yılmaz Güney olmuştu.

Akad bir röportajında; “40 küsür film çektim, çoğundan söz etmek dahi istemem. Onları bu işte kalmak ve geçinmek derdi ile çektim. Ama bir kapı aralığı bulup kendi istediğimi yapma fırsatım da oldu.” diyerek dönemin sinema koşullarını açıkça gözler önüne seriyordu.

anadolu-üçlemesi

Usta yönetmen halkı çok iyi okuyup bunu sinemasına ilmek ilmek dokuyabiliyordu. Bu özelliğini kullanarak, Yılmaz Güney’le birlikte senaryosunu yazdığı ve de Güney’in başrolünde oynadığı Kızılırmak Karakoyun ve Hudutların Kanunu filmlerini çekti. Ardından başrolünde Türkan Şoray’ın oynadığı Ana filmini yönetti. Bu filmler Anadolu’yu o kadar iyi yansıtıyordu ki sonrasında Anadolu Üçlemesi olarak anıldılar.

Vesikalı-Yarim-Filmloverss

Ömer Lütfi Akad ‘ın günümüzde başyapıt olarak görülen bir diğer filmi Vesikalı Yarim‘de ise usta yönetmen, saf ve gerçekçi diliyle aşk konusunu işledi. Filmin başrollerinde Türkan Şoray ile İzzet Günay’a yer verdi.

Usta yönetmenin klasikler arasında yer alan bir diğer üçlemesi de Gelin–Düğün–Diyet filmlerinden oluşan Göç Üçlemesi‘dir.

göç üçlemesi

Türk sinemasının kurucusu olarak niteleyebileceğimiz, sinemamızın bir dili, bakış açısı ve karakteri olmasında yolu açan usta yönetmen Ömer Lütfi Akad’ı 19 Kasım 2011 tarihinde kaybettik.

Vefatının 4. yılında kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz…

——————————————————————————————

 

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up