Bizimle İletişime Geçin

Liste

Tüm Zamanların En İyi 40 Fantastik Filmi

IndieWire sitesi tüm zamanların en iyi fantastik filmlerini listeledi.

Yayınlandı

tarihinde

IndieWire sitesi, tüm zamanların en iyi 40 fantastik filminin yer aldığı bir liste yayınladı. Studio Ghibli klasiklerinden, dahil edilmeyi en çok hak eden “Yüzüklerin Efendisi” serisine kadar, bizi yeni dünyalara götüren 40 film sizlerle.

40. Boşluk (2009) Enter the Void IMDb 7,3

Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!’un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé’nin tabiriyle ‘psikedelik bir melodram’.

İlk gösterimi 2009 yılında Cannes’da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı. Filmi, Tokyo’da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar’ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda’yı korumak üzere kızın peşine düşer.

39. Bir Hayalet Hikâyesi (2017) A Ghost Story IMDb 6,9  

Geriye kalanların, aşkın, kaybın ve kötülüğün varlığını keşfe çıkan filmde yakın zamanda ölmüş, beyaz çarşaflı bir hayalet, evine dönerek karısına ulaşmaya çalışır. David Lowery’nin yazıp yönettiği filmde Casey Affleck ve Rooney Mara başrolde yer alıyor.

38. Harry Potter ve Felsefe Taşı (2001) Harry Potter and the Sorcerer’s Stone IMDb 7,6

Harry Potter’ın ailesi ağır ve şaibeli bir trafik kazasında ölmüştür. Öksüz ve yetim kalan Harry’nin sığınabileceği tek yer, arasının pek de iyi olmadığı teyzesinin yanıdır. Harry, tüm hayatı boyunca idari ailesi tarafından kötü davranışlarla büyütülür. Ancak Harry Potter artık 11 yaşındadır ve Harry’nin hayalleri ve yetenekleri günden güne su yüzüne çıkmaktadır. Kısa süre sonra Hogwarts büyücülük okuluna davet edilir. Artık tek amacı, ailesinin bu şüpheli kazasını araştırmak ve muhattaplarını cezalandırmaktır.

37. Kahire’nin Mor Gülü (1985) The Purple Rose of Cairo IMDb 7,7

Cecilia, 1930’ların ekonomik kriz dönemi Amerikası’nda, çok az para için ölümüne çalışan, işe yaramaz kocası tarafından sürekli taciz edilen mutsuz bir garsondur. Tek kaçışı, tutku derecesinde sevdiği sinemadır. Kahire’nin Mor Gülü isimli filmse favorisidir. Defalarca kez gittiği filmde bir gün baş karakter Tom Baxter perdeden inip gerçek hayata karışır. Üstelik Cecilia’ya aşık olur.

Woody Allen’ın en sevdiği eseri olduğunu itiraf ettiği bu film, büyük ustanın hem komik ve fantastik hem de gerçekçi yapımlarını adeta tek potada eritiyor. Kritiklerin de Allen’ın görüşünü paylaştığını söylememize gerek yok.

36. Coraline (2009) IMDb 7,6

Coraline eski bir eve taşındığında canı çok sıkılır ve ailesi tarafından da ihmal edilir. Bir gün dar bir geçide uzanan gizli bir kapı bulur ve geçitten geçmeye karar verir. Orada paralel bir hayat keşfeder. O hayatta insanların hepsinin gözlerinin yerinde düğmeler vardır, aileleri çocukları ile çok ilgilidirler ve herkesin hayalleri gerçek olur. Oranın annesi Coraline’i kendileri ile birlikte sonsuza dek yaşamak üzere davet edince, Coraline bunu reddeder. Sonra da bu alternatif gerçekliğin sadece bir tuzak olduğunu keşfeder.

35. Jumanji (1995) IMDb 7,0

Bir kız ve erkek kardeşi eski ve esrarengiz bir masa üstü aile oyununu keşfedip oynamaya baladıklarında, aynı oyun tarafından 25 yıl önce yutulmuş Alan Parrish’in serbest kalmasına sebep olurlar. Yutulduğu zaman onlar gibi bir çocuk olan Parrish şimdi koca bir adamdır.

Oysa oyun bitmemiştir ve önce evleri sonra tüm kasaba oyunun içinden çıkıp gelen muzip maymunlar, yokedici gergedanlar, filler, aslanlar ve her türden hayvan tarafından işgal edilmeye başlanır. Yarım kalan oyunu durdurmanın tek yolu, tabii ki oyunu kazanıp bitirmektir.

90’lı yılların en eğlendirici filmlerinden biri olan Jumanji, sadece Robin Williams’ın parıltılı oyunculuğuyla değil, aralarında o zamanki çocuk oyuncu Kirsten Dunst’un da bulunduğu geniş kadrosuyla ve elbette mükemmel özel efektleriyle uzun yıllar unutulmayacak bir film.

34. Scott Pilgrim Dünyaya Karşı (2010) Scott Pilgrim vs. the World IMDb 7,5

Güzel, akıllı ve hoş bir kız arkadaş edinmek kolay değildir. Hele ki güzel, akıllı, hoş ancak eski yedi sevgilisini dövmek suretiyle kazanabileceğiniz bir sevgili ise düşman başınadır! Ama gönül bu, her zaman kolaya konmaz. İngiliz oyuncu, senarist ve yönetmen Edgar Wright’ın son çalışması Scott Pilgrim Vs. The World’da kahramanımız Scott Pilgrim’in manitacılık kurumuyla gireceği zorlu mücadele gayet eğlenceli. Yaptıkları işlerle komedi dünyasında farklı bir yer edinen iki ismin buluştuğu bu çizgi-roman uyarlaması yılın en merak uyandıran yapımlardan biri.

33. Krallar Savaşıyor (1981) Excalibur IMDb 7,4

İnsanlık tarihinin en girdaplı dönemlerinden bir tanesi. Excalibur, başkalaştırılmış bir Kral Arthur hikayesi. “Bir insan yalan söylediğinde dünyanın bir kısmını öldürüyor demektir.” cümlesi ve çok daha fazlası, Kral Arthur’un Excalibur peşindeki epik macerası.

32. Aladdin (1992) IMDb 8,0

Agrabah şehrinin kalbinde, köylü Alaaddin ve onun yaramaz maymunu Abu, özgür ruhlu güzel prenses Yasemin’i kurtarmak için savaş vermektedirler. Sihirli bir lambayı ovmasıyla hayatı değişen Alaaddin’in şimdi çılgın ve şekilden şekile giren bir cini vardır! Cin’in de yardımıyla Alaaddin artık bir prenstir. Fakat kötü yürekli Cafer ve onun sinir bozucu papağanı Yago da lambanın gizli güçlerinin peşindedir. Şimdi Alaaddin ’ in onları yenmesi, güzel prensesin kalbini kazanması ve en sonunda görünüşte değil, yüreğinde prens olduğunu kanıtlaması gerekmektedir!

31. Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (2001) The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring IMDb 8,8  

Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, dünyanın kaderini değişterecek olan yüzükten kurtulmak için verilen mücadeleyi konu ediyor. Yıllar önce üretilen ve Orta Dünya topraklarına kandan başka hiçbir şey getirmeyen yüzüklerin sonuncusu, üretiminden yüz yıllar sonra ortaya çıkar. Amcasının kendisine emanet ettiği yüzüğün nelere kadir olduğundan habersiz olan Frodo, büyücü Gandalf’ın anlattıkları sonrasında dehşete kapılır. Bu yüzükten ve müstakbel savaşlardan kurtulmanın tek yolu, gücünü toplamaya çalışan Sauron’u da engellemek için bu yüzüğü yok etmektir. Yüzüğü yok edilebileceği tek yer olan Mordor’a götürmek için kendini feda eden savaşçılardan oluşan bir ekip oluşturulur. Çok uzun ve çetin geçecek olan yolculuk başlar. Orta Dünya’nın kaderi, bu insanların ellerindedir.

30. Hiç Bitmeyen Öykü (1984) Die unendliche Geschichte IMDb 7,4

Michael Ende, Bitmeyen Öykü adlı kitabı yazarken, ana karakterlerinden birinin bu kadar sevimli bir şekilde perdeye aktarılabileceğini düşünmüş müydü acaba? Şans Ejderhası olan Falkor, vücudunu kaplayan sedef renkli pullara ve aslanı andıran bir yüze sahiptir. Ende’nin tasvirleri, Wolfgang Petersen’ın fantastik şaheseri The Neverending Story filmine uyarlandığında, ortaya tam da yukarıdaki gibi bir sonuç çıkmıştır. Sevimli olduğu kadar fedâkar ve dayanıklı da olan Falkor her ejderha severin yakınlık kurmak isteyeceği türden bir dosttur diyebiliriz.

29. Prenses Mononoke (1997) Mononoke-hime IMDb 8,4

Prenses Mononoke, Ashitaka’nın maceralarını anlatıyor. Huzurlu bir şekilde yaşamını devam ettiren Ashitaka, bir gün ormandan gelen bir kötülüğün farkına varır. Orman Tanrısı, tüm tavizsizliğiyle ve sınırsız gücüyle, temas ettiği her varlığı yıkarak yoluna devam etmektedir. Küçük bir kızı kurtarmak için Orman Tanrı’sına karşı koymaya çabalayan Ashitaka lanetlenir. Bu lanetten kurtulabilmesi için ona yardım edebilecek tek varlık olan ‘Ormanın Ruhu’nu bulması gerekmektedir. Ancak bu arayış için çıkacağı yolculuk, pek de tekin ya da tehlikesiz değildir. Ashitaka kendi korkularıyla yüzleşirken adına savaş denilen bu mücadelede herkesin zarar gördüğünü gözlemleyecektir.

28. A Christmas Carol (1951) IMDb 8,1

Ebenezer Scrooge cimri, inatçı, huysuz, kısaca çekilmez bir adamdır. Çok parası olmasına rağmen kimselerle paylaşmaz, hiçbir şeyden mutlu olmaz. Bir Noel gecesi üç hayalet onu ziyaret eder. Her biri Scrooge’un geçmişini, bugününü ve geleceğini temsil etmektedirler. Scrooge, onlar sayesinde eskiden nasıl bir insan olduğunu, bugün nasıl biri olduğunu ve değişmezse gelecekte nasıl birisi haline geleceğini göstermeye başlarlar. Scrooge, Charles Dickens’ın klasik hikayesi “A Christmas Carol”dan uyarlanan filmlerin en başarılılarından biri.

27. Gökten İnen Melek (1964) Mary Poppins IMDb 7,8

Banks ailesi dadılarının işten ayrılmasının ardından çocukları Jane ve Michael ile ilgilenecek yeni bir dadı bulmanın telaşındadır. Bir süre sonra karşılaştıkları Mary Poppins isimli dadı, görünüşünün aksine sürprizlerle dolu bir kadındır. Görevi kabul eden Mary Poppins kısa süre sonra tüm gerçeküstü yeteneklerini sergilemeye başlar. Sihirli güçlere sahip olan Mary Poppins sihirli şemsiyesini kullanarak uçabilmektedir. Süper dadı bu yolla çocukları da mucizevi yolculuklara çıkarmaktadır. Onları farklı maceralara sürükleyen dadının tek şartı bu büyülü yolculuklardan ailelerine bahsetmemeleridir.

Ünlü bir müzikal olan Mary Poppins’ten sinemaya uyarlanan film kaynağını Travers’ın aynı isimli kitabından almıştı.

26. Aşk ve Ölüm (1946) A Matter of Life and Death IMDb 8,1

Pilot Peter Carter, II. Dünya Savaşı’nda bir bombardımandan dönerken kullandığı uçak kontrolden çıkar ve düşer. Paraşütünü açmayı başaramayan pilot sisin içinde kaybolur. Kendisine geldiğinde yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgidedir. Yukarıda işler karışmıştır ve öteki dünyaya gitmesi gerekirken Carter’ın eline ikinci bir şans geçer. Araf’tan dünyaya ve aşık olduğu kadına dönme şansı vardır.

25. Kayıp Çocuklar Şehri (1995) La cité des Enfants Perdus IMDb 7,5  

Kötü bir adam olan Krank, rüya görememekten dolayı muzdariptir. Bu duruma çözüm bulmaya çalışan Krank, çocukları kaçırıp onların hayallerini çalmaya karar verir. Ancak kaçırdığı çocuklar kendisinden korktuğu için sadece kabuslarını ele geçirebilir. 5 yaşındaki Denree’nin kaçırılmasının ardından küçük çocuğun ağabeyi One, kardeşini bulmak için harekete geçer. Krank ve ordusunun peşine düşen One, kardeşini kurtarabilmek için zorlu bir mücadeleye girişir.

24. Kaidan (1964) Kwaidan IMDb 8,0

Lafcadio Hearn’ın Kwaidan: Stories and Studies of Strange Things isimli farklı hayalet hikayeleri anlattığı kitabından uyarlanan film içinde 4 farklı öykü barındırıyor:

Black Hair; eski çağlarda Kyoto’da geçen hikaye, zengin olmak isteyen bir Samurai’nin çok sevdiğini karısını zengin bir kadınla evlenmek için terk etmesini anlatıyor. Başarısız evliliğinin ardından eski karısına dönen adam, karısı hakkında bilmediği bir gerçeği de öğrenecektir.

The Woman in the Snow: bir gün kar fırtınasına yakalanan genç bir oduncu, kadın suretinde kendisine gözüken ?Buz Ruhu? tarafından kurtarılır. Karşılığında oduncunun tek yapması gereken bu sırrı kimseyle paylaşmaması gerektiğidir. Fakat yıllar sonra sözünü unutur ve bu sırrını karısına söyler.

Hoichi the Earless: Hoichi bir manastırda yaşayan gözleri görmeyen bir müzisyendir. O kadar başarılıdır ki kendisini dinleyen herkesin göz yaşlarına boğulduğu söylenir. Günün birinde bir Samurai Hoichi’nin kaldığı manastıra gelir ve efendisi için de çalmasını ister. Bu soylu adamın evine gittiğinde ise başına garip şeyler gelecektir.

In a Cup of Tea: Son hikaye ise çay içerken fincanın içinde başka bir yüz gören Samurai’nin eski bir Samurai’nin hayaleti tarafından rahatsız edilmesini anlatıyor.

Kaynağını Japon Halk Hikayelerinden alan Kwaidan, yönetmeni Masaki Kobayashi’ye de 1965 yılında Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandırmıştı.

23. Bağdat Hırsızı (1940) The Thief of Bagdad IMDb 7,5  

Bağdad’da hırsızlık yaparak yaşamını sürdüren Ahmed, o güne dek istediği her şeyi elde edebilmesiyle övünmektedir. Bir gün kendisini halifenin yaşadığı sarayın bahçesinde bulur ve kızı güzeller güzeli prensesi uyurken görür. Ahmed prensese aşık olmuştur ve babasının huzurunda ona olan aşkını ilan eder. Halifenin ise sıradışı bir şartı olur. Buna göre Ahmed, prensesin diğer talipleriyle yarışacak ve yedi ay dönümünden sonra dünyanın en nadir bulunan hediyesini getirecektir. Hırsız, atıldığı büyülü yolculukta başta diğer talip olmak üzere birçok zorlukla karşılaşacaktır.

22. The Princess Bride (1987) IMDb 8,1

Prenses Gelin Buttercup isimli masal kahramanının hikayesine odaklanır. Florin isimli hayali bir ülkenin çiftliğinde yaşayan Buttercup ile çiftlik çalışanlarından biri arasında masumane bir aşk doğmuştur. Buttercup’a duyduğu aşk için yaşadığı yeri terk eden Westley iyi bir geleceğe sahip olup evlenebilmeleri için bir gemiye atlar. Fakat yolculuk sırasında korsanların saldırısına uğrayan gemi iki aşığı birbirinden ayırır. Westley’nin öldüğünü düşünen Buttercup derin bir hüzne ve umutsuzluğa kapılır. Çaresizce bir prensle evlendirilen Buttercup yakın zamanda kaderin çeşitli hamleleriyle karşılaşacak, hayatı beklemediği bir şekilde değişecektir.

21. La Montaña Sagrada (1973) IMDb 7,9

Mesihvari bir karakter ruhani bir karakterin zihnine girer ve onun vasıtasıyla türlü gezegenleri mecazlayan renkli bir ekiple tanışır. Buradaki herkesin kendi dünyası vardır ve izlediklerimiz de onların ayrı dünyalarıdır. Artık kutsal dağa doğru başlayacak olan yolculuğun arifesindeyizdir.

20. King Kong (1933) IMDb 7,9

Bir kurban törenine hesapta olmayan bir şekilde karışmak ve yaşananlara müdahale etmeye çalışmak herkesi huzursuz edecektir illa ki. Carl Denham yönetimindeki bir film ekibi bu işe soyunmak zorunda kalmıştır. Sarışın başrol oyuncusu Ann Darrow’u gözlerine kestiren yerliler daha sonra kampı basıp genç kadını kaçırırlar. Ann’i zincire vurup, tanrı olarak tapındıkları Kong isimli dev bir gorile kurban etmeye kalkışırlar. Ancak goril Ann’e aşık olur. Durumdan kendine görev çıkaran Darrow ve ekibince etkisiz hale getirip, bir Broadway şovunda kullanmak üzere gemiyle New York’a taşınır. Ancak her şeyin karşısında sapasağlam duracaktır. King Kong, sinema tarihine ve fantastik eserlere en çok damgasını vurmuş yapımlardan biri.

19. A Little Princess (1995) IMDb 7,7

Film, babasının 1. Dünya Savaşı’nda cepheye gitmesiyle birlikte yatılı okula verilen küçük bir kızın buradaki masalsı hikâyesini anlatıyor.

18. Büyük (1988) Big IMDb 7,3  

Bu film ile 1988 Oscar En İyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterilen Tom Hanks, hikayede, lunaparktaki dilek makinesine artık büyümek istediğini söyleyen ve bir anda dileğinin gerçekleştiğini gören ve kendini yetişkin bir adam olarak bulan Josh’u canlandırıyor.

17. Kırmızı Pabuçlar (1948) The Red Shoes IMDb 8,1

Genç yaşına rağmen başarılı bir balerin olma yolunda ilerleyen Vicky Page, asil bir kökene sahip olan tanınmış bir ailenin kızıdır. Tanınmış bir kadın olan halasının verdiği bir partide ünlü bir balenin yöneticisi olan Boris Lermantov ile tanışır. Lermantov, son derece kibirli ve de otoriter bir adamdır. Başlarda Vicky’i küçük görüp önemsemeyen Lermantov, zamanla genç kızın yeteneğine karşı bir ilgi duymaya başlar ve Kırmızı Pabuçlar isimli yeni yazılan ve kısa zamanda sergilenecek olan balede başrolü ona vermeyi planlar. Ancak Vicky’nin beklenmedik birine aşık olması işleri çığırından çıkaracaktır.

16. Orphée (1950) IMDb 8,0

Mitolojik bir efsane olarak bilinen Orpheus’un bir çeşitlemesi olarak düşünülebilecek filmin mekanı yakın geçmişteki Paris. Orpheus, çok ünlü bir şairdir ve şairlerin kafesi olarak bilinen Café des Poètes’te oturmaktadır. O sırada kafeye bir prenses yanında sarhoş bir başka şair olan Cégéste ile içeri girer. Cégéste içkinin de etkisiyle agresifleşmeye başlar ve kavga çıkarmaya çalışır. Polis onu gözaltına almaya çalışırken bir şekilde kaçmayı başarır. Ancak bu kez de başından bir kaza geçer ve Cégéste ölür. Prenses onu “hastaneye götürüyorum” diyerek arabasına alır ve Orpheus’u da yanında götürür. Orpheus, prensesin onları hastaneye götürmediğini anlar. Şatoya giderler ve Orpheus orada akıl almaz bir olaya tanık olur.

15. Makas Eller (1990) Edward Scissorhands IMDb 7,9

Edward Scissorhands’i yatan mucit, işini tam olarak bitiremeden ölmüş ve Edward’ı makaslardan oluşan elleriyle bırakmak zorunda kalmıştır. Münzevi bir yaşam süren genç, Peg Boggs’in onu evine götürmesiyle birlikte topluma karışmaya başlayacaktır.

Fakat kimi sürprizler içeren bu buluşma, üzücü olaylara da gebedir.

Hüzünlü ve komik bir Frankenstein hikayesi olan yapımın yönetmenliğini, tarzın usta isimlerinden Tim Burton üstleniyor.

Klasikleşmiş bir modern çağ masalı olan Makaseller, defalarca izlenebilecek türde bir film.

14. Masum Sanık Roger Rabbit (1988) Who Framed Roger Rabbit IMDb 7,7

1947 yılında, Hollywood’ta geçen yarı animasyon hikayenin başkarakteri ünlü yıldız Roger Rabbit. Parladığı stüdyo ve yapımlar ona gerçek bir şöhret ile güzel ve seksi karısı Jessica Rabbit’i getirmiştir. Ne var ki son zamanlarda ilişkileriyle ilgili büyük bir problem vardır. Karısının Marvin Acme ile birlikte olduğundan ve aldatıldığından şüphelenen Roger, bu şüphelere son vermek için Eddie Valiant isimle bir dedektifle anlaşır. Bir süre sonra Marvin Acme esrarengiz bir şekilde ölü bulunduğundaysa Roger bu cinayetin baş şüphelisi haline gelir. Bir yanda Roger’ı karalamanın peşinde olan Hakim Doom, öte yanda ise baş şüphelisi olduğu bir cinayet. Roger, artık dedektiften acilen bu cinayeti çözmesini istemek zorunda kalır, fakat dedektifin karşılaştığı manzara daha da korkunçtur: yaşadıkları Toontown’ın varlığını tehdit eden tuhaf durumlarla karşı karşıyadırlar.

13. Kaplan ve Ejderha (2000) Wo hu cang Long IMDb 7,8  

Zamansızlığın ortasındaki bir Çin İmparatorluğu… Federal düzenin egemenliği hüküm sürmektedir. İki savaşçı, çalınan değerli bir kılıçın ve ürkütücü bir firarinin peşindedirler. Takip esnasında bir kız ile tanışırlar. Bu kız, soylu bir adamın kızıdır. İşin ilginç yanı, kızın bedeni dövüşmek için müthiş bir eğitim almıştır. Her biri, tüm hayatlarını değiştirecek kararların eşiğinde olan üç kişi, fantastik bir yolculuğa çıkarlar.

12. Komşum Totoro (1988) Tonari no Totoro IMDb 8,2

Komşum Totoro’da anneleri, isimlendirmeyen ve uzun süreli bir hastalığa yakalandığında ona daha yakın olmak için yattığı hastanenin yakınındaki eski bir eve taşınmak isteyen iki küçük kız, bir profesör olan babalarını da ikna edip bu kırsal yere taşınırlar. Küçük kızlar Satsuki ve Mei zamanla evin içerisinde onlarla birlikte yaşamakta olan, bazı varlıkların olduğunu fark ederler. Bu varlıklardan bir şekilde kurtulduklarında, evlerinin karşısındaki ormanda karşılaştıkları büyüleyici varlıklar iki kardeşi büyülü bir dünyanın içerisine sürüklerler.

11. Şahane Hayat (1946) It’s a Wonderful Life IMDb 8,6

Şahane Hayat’da, üst üste gelen olaylar yüzünden iş adamı George Bailey intiharın eşiğine gelmiştir ve köprünün kenarında sallanmaktadır. Tam o sırada Clarence adlı ‘koruyucu melek’ belirir ve George’u intihar düşüncesinden vazgeçirmek için George’a küçük bir oyun oynamaya karar verir. Bu oyunda George eski hayatına geri dönecektir ve George, hayatındaki insanların George’la hiç tanışmamış olsalardı ne şekilde bir hayat süreceklerini görecektir. Bu sıradışı deneyim sonucunda George iyi niyetinden dolayı ne kadar çok insana yardım ettiğini anlar ve hayatının değerinin farkına varır. Frank Capra başyaptı dünyanın en güzel filmlerinden biridir. Her izleyenin kendisini iyi hissettiği yapım, verdiği pozitif duygular nedeniyle her yılbaşı gecesi Amerikan televizyonlarında gösterilmektedir. Kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biri.

10. Bugün Aslında Dündü (1993) Groundhog Day IMDb 8,0

Bugün Aslında Dündü, nefret ettiği bir günü tekrar tekrar yaşamak zorunda kalan bir adamın maceralarını konu ediyor. Phil Connors, ekranlardaki samimi kişiliği ve eğlenceli yüzüyle kendine has bir şöhrete sahip olan, ancak kameralardan kurtulduğu an kendini beğenmiş ve kibirli kişiliğine geri dönen bir hava durumu spikeridir. Bu huysuz adam, hiç sevmediği kırsal yaşamın hüküm sürdüğü Pensilvanya’nın kırsal kasabalarından birine, Groundhog Day etkinlikleri için gönderilir. Burada yaşanan hayat ve mütevazi insanlardan iğrense debu hayata bir günlüğüne, görevi için katlanmak zorundadır. Ancak ansızın çıkan bir kar fırtınası tüm ulaşım yollarını kapattığında Phil, talihsiz kaderiyle başbaşa kalır. Ertesi sabah uyandığında ise daha büyük bir sürpriz kapıdadır: Phil, zaman döngüsüne yakalanmıştır; nefret ettiği o günü tekrar tekrar yaşamak zorundadır! 2 Şubat tarihinin sinemaseverlerdeki yeri ayrıdır. Bu tarihi borçlu olduğumuz Grounghog Day, dahice yazılmış senaryosu ve başarılı oyunculuklarıyla son derece eğlenceli bir klasik.

9. Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (2001) The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring IMDb 8,8

Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, dünyanın kaderini değişterecek olan yüzükten kurtulmak için verilen mücadeleyi konu ediyor. Yıllar önce üretilen ve Orta Dünya topraklarına kandan başka hiçbir şey getirmeyen yüzüklerin sonuncusu, üretiminden yüz yıllar sonra ortaya çıkar. Amcasının kendisine emanet ettiği yüzüğün nelere kadir olduğundan habersiz olan Frodo, büyücü Gandalf’ın anlattıkları sonrasında dehşete kapılır. Bu yüzükten ve müstakbel savaşlardan kurtulmanın tek yolu, gücünü toplamaya çalışan Sauron’u da engellemek için bu yüzüğü yok etmektir. Yüzüğü yok edilebileceği tek yer olan Mordor’a götürmek için kendini feda eden savaşçılardan oluşan bir ekip oluşturulur. Çok uzun ve çetin geçecek olan yolculuk başlar. Orta Dünya’nın kaderi, bu insanların ellerindedir.

8. Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor (2010) Loong Boonmee Raleuk Chat IMDb 6,7

Boonme Amca, böbrek yetmezliğinden ölmek üzeredir; taşradaki evine çekilmiş, son günlerini sevdikleri ve akrabalarıyla geçirmektedir. Bir akşam, yemek sofrasında, rahmetli karısıyla oğlunu görür. Boonme, ölmüş yakınlarıyla sohbetleri sayesinde öbür dünya hakkındaki sorularına yanıt bulabilecek midir? ‘Büyüyle örülmüş bir şaheser’ sözleriyle övülen Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor, metafizik konuların yanı sıra ilkel inançlara ve yeniden doğuşa göndermeler yapsa da aslında şefkat hakkında. Altın Palmiye’yi kazanan bu ilk Tayland filmi, jüri başkanı Tim Burton’a göre ‘güzel, tuhaf bir rüya gibi’.

7. Pan’ın Labirenti (2006) El Laberinto del Fauno IMDb 8,2

Pan’ın Labirenti, fantastik bir dünyaya kaçan küçük bir kızın hikayesini anlatıyor. İspanya’da faşist iktidarın tüm vahşetinin gölgesinde yalnız bir kız çocuğu olan Ofelia, sadist eğilimleri olan babasının etrafındakilere yaptığı tüm eziyetleri bizzat gözlemlemektedir. Bu küçük kız çocuğunun gerçeklikten kaçabileceği tek yer kendi hayal gücüdür. Ofelia, gerçeklikte bulamadığı huzuru, hayallerinde aramaya başlayacaktır. Bu esnada vahşet ise tüm sertliğiyle Ofelia’nın çevresinde vuku bulmaya devam edecektir. Guillermo del Toro’nun gösterildiği sene Cannes’da dakikalarca ayakta alkışlanan yakın dönem başyapıtı, çocukların gözünden savaşın ne kadar sert bir fırtına olduğunu gözler önüne seriyor.

6. Güzel ile Hayvan (1946) La belle et la Bête IMDb 7,9

Güzel ve Çirkin hikayesinin beyazperde uyarlamasında oldukça fakir bir tüccar, kızına hediye olarak bir gül verir. O aldığı tek gül, Çirkin’in gül bahçesinden çalınmış bir çiçektir. Çirkin, bunu fark ettiğinde ortalığı birbirine katarak tüccarın cezalandırılmasını ister. Karşılığında o da tüccara ait olan şeyi ister: Kızını. Kızı hayatı boyunca onunla birlikte yaşayacaktır. Başta bu fikre alışamasa da, Çirkin’in de sert mizacı genç kızın güzelliğiyle yumuşayacak ve birbirlerini daha iyi tanıdıkça sevmeye başlayacaktır.

5. Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Hikâyeleri (1953) Ugetsu Monogatar IMDb 8,3

Ueda Akinari’nin aynı adlı eserinden beyazperdeye uyarlanan Japon filmi, 16. yüzyılda Japon Sivil Savaşları döneminde geçen bir hikayeyi odağına alıyor. Hikayenin başkarakterleri bir kıyı köyünde yaşayan ve yakın arkadaşlar olan iki çift. Genjurō ve Miyagi, Genjurō’nun yaptığı çömleklerle hayatlarını geçindiren bir ailedir ve Genjurō’nun tek amacı yaptığı çömlekleri şehirde satıp maddi anlamda düzlüğe çıkabilmektir. Tōbei ve Ohama ise, Tōbei’nin samuray olma hayaliyle uğraşan bir çifttir. Genjurō elinde mallarıyla şehrin yolunu tuttuğunda Tōbei de ona eşlik eder. Bu esnada Miyagi, köyün saygı gören bir şahsiyetinden yakın zamanda köye saldırıda bulunacağını öğrenir ve kocasının bu ayaklanmaya karşı hazırlıklı olması öğüdünü duyar. Nitekim beklenen olur ve iki ailenin de hayatını değiştirecek, zorlu bir yolculuğa atılırlar.

4. John Malkovich Olmak (1999) Being John Malkovich IMDb 7,7  

Craig kendince yetenekleri olan bir kuklacıdır. Ancak bu meslek ona elbette ki hayatta kalmasını sağlayabilecek bir para kazandırmamaktadır. Bu nedenle önemli bir kararın eşiğinde olduğunu hissetmektedir. Craig’in karısı olan Lotte ise bir pet shop’da çalışmaktadır. Sürekli olarak kendi işinin tuhaf yanlarından dem vuran Lotte, Craig’in canını fazlasıyla sıkmaktadır. Şansı yaver giden Craig bir firmada iş bulur. Şirkette tanıştığı Maxine isimli bir kadın onun ilgisini cezbeder. Ancak Maxine, Craig’le hiçbir şekilde ilgilenmemektedir. Bir gün Craig çalıştığı firmada gizli bir kapıcık bulur. Kapıdan içeri giren Craig, nasıl olduysa, John Malkovich’in bedeninde uyanacaktır.

3. Billur Köşk (1939) The Wizard of Oz IMDb 8,0

Oz Büyücüsü, Dorothy Gale’in maceralarını konu ediyor. Kansas’ta kendi halinde bir çiftlikte hayatını sürdüren Dorothy Gale, yaşadığı hayattan mutludur. Bir gün koskoca bir evi beraberinde sürükleyecek bir hortum çiftliği vurur. Dorothy ve Toto, uyandıklarında kendilerini oldukça tuhaf, peri masalından çıkma bir köyün içerisinde bulurlar. Bu esnada ölen lanetli doğu cadısının intikamını almak isteyen lanetli batı cadısı Dorothy’nin peşine düşer. İyi cadı Glinda ise Dorothy’yi korur ve ona Oz Büyücüsü’nden yardım almasını tavsiye eder. Dorothy, beklenmedik bir yolculuğa çıkmak durumundadır. Sinema tarihinin en önemli fantastik yapıtlarından biri olarak kabul edilen The Wizard of Oz’un yönetmen koltuğunda ünlü yönetmen Victor Fleming oturuyor.

2. Ruhların Kaçışı (2001) Sen to Chihiro no Kamikakushi IMDb 8,6  

Ruhların Kaçışı, Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin en değerli yapıtlarından biri. Film, küçük Chihiro ve ailesinin yeni bir kasabaya taşınmalarıyla açılır. Yolculuk esnasında yolda gördükleri bir tünele dikkat eden aile, tünelin içerisinden geçtiklerinde karşılaştıkları fantastik dünyanın içerisinde büyülenirler. Ancak bu kasabada yolunda gitmeyen bir şeyler vardır, bu büyü kısa bir zaman sonra bozulacaktır. Ailesini kaybeden küçük Chihiro, babasını kurtarmak için korku dolu bir maceraya atılacaktır.

1. Yedinci Mühür (1957) Det Sjunde İnseglet IMDb 8,2

Yedinci Mühür, ilk planlarından itibaren kamerayı gökyüzüne çevirmesi ile metafiziğe yönelen yönetmen Ingmar Bergman’ın 3. dönem filmlerinden ilkidir. Savaştan bıkmış bir Orta Çağ şövalyesi, yanında bayraktarı ile Haçlı Seferi’nden dönmektedir. Vebanın kasıp kavurduğu Avrupa’yı gördükçe Tanrı’dan kuşku duymaya ve onun yolundan sapmaya başlayan şövalye, çok geçmeden ölümün eşiğine gelir. Ancak ölüme meydan okuyarak Ölüm’ü satranç oynamaya davet eden şövalye, kaybederse canını vermeye razıdır.

Kaynak: IndieWire

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Polis Adaylarını Aşka Getirecek Filmler

10 Nisan Polisler Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yedi (1995) Se7en IMDb 8,6

Yedi, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki polis dedektifinin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi Ölümcül Günah, Hıristiyanlık inançlarına göre Kibir, Açgözlülük, Şehvet Düşkünlüğü,Kıskançlık, Oburluk,Yıkıcılık ve Tembellik’tir. İki polis dedektifi bu seri katilin peşindedir. Film, Amerika’da gösterime girdiği hafta 14.000.000 dolar gelir elde etmişti. Yönetmen David Fincher imzalı film,sürükleyici konusu ve oyuncuların performanslarıyla tüm dünyada gişede büyük başarı yakalamıştı. Başrollerde Brad Pitt, Morgan Freeman, Gywneth Paltrow var. En iyi kurgu dalında 1996’da ödüle aday olan film bu ödülü alamamıştı. Özellikle sürpriz ve çarpıcı finali ile şimdiden sinema tarihinde bir klasik olarak yerini aldı.

Kuzuların Sessizliği (1991)The Silence of the Lambs IMDb 8,6

Kuzuların Sessizliği, 1992 yılında 7 dalda Oscar’a aday olmuş, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

Akademiden mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, FBI ajanı kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katila ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter’dan bilgi alması için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.

Köstebek (2006) The Departed IMDb 8,5

Köstebek, mafya ve polis teşkilatı arasında geçen savaşı anlatıyor. Uzun yıllardan beri mafya tarafından, polis teşkilatına sızmak üzere yetiştirilen adamlar son derece iyi pozisyonlardadırlar teşkilat bünyesinde. Aynı şekilde polisin aynı amaçla yetiştirdiği adamları da mafya içinde cirit atmaktadırlar. Ancak vakit her şeyin açığa çıkma vaktidir. Her iki cephede de köstebeklerin var olduğu anlaşıldığında söz konusu köstebeklerin ölümle burun buruna gelecekleri koşturmaca ve macera başlayacaktır. Film dört dalda Oscar sahibidir.

Los Angeles Sırları (1997) L.A. Confidential IMDb 8,2

Los Angeles Sırları’nda, 50’lerin Los Angeles’ında yer altı dünyasının patronu sayılan Mickey Cohen’in hapse girmesiyle doğan boşluktan dolayı şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen’in adamlarına bir baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir poliste vardır. Bu olayı soruşturmak üzere L.A. Polis Departmanı üç polisi görevlendirir. Görevlendirilen polisler karekter olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Ed Exley, L.A. Polis Departmanının altın çocuğudur. Kurallara bağlı ve her şeyi kanunlara göre yapar. Bud White, çabuk sinirlenen, agrasif, gerçeğe ve doğruya ulaşmak için her türlü yola başvuran biridir. Üçüncü ve son polis Jack Vincennes ise; L.A. Polis Departmanını anlatan bir televizyon dizisine danışmanlık yapmakta, tanınmış ve gündemde olmayı seven biridir. Bu üç kişi olayı soruşturmak için bir araya gelirler. Ancak soruşturma çok çabuk sonuca ulaşır. Bu durum üç polisi rahatsız eder. Soruşturmada bu kadar çabuk sonuca ulaşılmasında bir bit yeniği olduğunu düşünürler ve araştırmaya devam ederler. Ve araştırmaları onları çok güzel bir kadına kadar götürür. Film Kim Basinger ve senaryosuyla iki Oscar kazandı.

Büyük Hesaplaşma (1995) Heat IMDb 8,2

Büyük Hesaplaşma’da, gerek içgüdüleri gerekse üstün zekasıyla, içerisinde bulunduğu her türlü suçtan arkasında kesin deliller bırakmadan, başarılı bir şekilde sıyrılmayı başaran Neil McCauley profesyonel bir hırsızdır. En az kendisi kadar yetkin hırsızlardan oluşturduğu çetesiyle altından kalkılması zor işlere kalkışıp minimuma yakın hasarla başarıya ulaşırlar. Her azılı suçlu vakasında olduğu gibi söz konusu hırsızın peşinde de hırslı ve takıntılı bir dedektif vardır. Dedektif Hana, şimdiye dek bu usta hırsızın zekasıyla başa çıkamasa da davayı çözmekte kararlıdır.

Gözlerindeki Sır (2009) El secreto de sus ojos IMDb 8,2

Gözlerindeki Sır’da, ülkenin en önemli mahkemelerinden birinde yıllarca sorgu müfettişliği yapan Benjamin Esposito, görevini bırakarak inzivaya çekilmeye karar vermiştir. Bu süreçte, görev yaptığı süre boyunca kendisini oldukça etkileyen bir vakayı kaleme alıp romana çevirmeyi planlamaktadır. Yaklaşık otuz yıl önce işlenen bu vahşi tecavüz ve cinayet vakasıyla ilgili detayları yeniden hatırlamaya başlayan adam tekrar bu dava üzerinde çalışmaya ve bu üstü kapanmış suçu aydınlatmaya karar verir. Belge ve bulguları yeniden inceleyebilmek için ilk adım eski çalıştığı yere geri dönmektir. Esposito için bu süreç adaletin ve vicdan kavramının acı gerçeklerinin su yüzüne çıktığı bir yolculuğa dönüşür.

Çin Mahallesi (1974) Chinatown IMDb 8,1

Chinatown, kocasının kendisini aldattığından şüphelenen bir kadının hikayesini anlatıyor. Ida Sessions isimli bir kadın, özel dedektif Jake Gittes’e başvurup, Los Angeles su teşkilatında çalışan mühendis kocası Hollis Mulwray’in kendisini aldattığından şüphelendiğini söyler. Kadının dedektiften isteği, kocasını takip etmesidir. Gittes, Mulwray’in yanında bir kadınla yakalar, fotoğraflarını çeker ve dava kapanır. Ancak bir süre sonra Mulwray’in öldürülmesi işleri gizemli hale sokar. Davanın üzerine gitmeye karar veren Gittes, zamanla kendisini kiralayan kadın başta olmak üzere birçok gizemle karşılaşır.

Zindan Adası (2010) Shutter Island IMDb 8,2

Zindan Adası, Martin Scorsese’nin bir çok filmi gibi yine bir başyapıt statüsünde. Filmde, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando adlı bir akıl hastasının ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası isimli bölgede konuşlanan Ashecliffe Hastanesi’ne soruşturma yapmak için gitmesi ve sonradan gelişen esrarengiz olaylar aktarılıyor. Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığrından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokacak, zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar zorlanacaktır. Usta yönetmen Martin Scorsese tarafından Dennis Lehane’nin ünlü romanından sinemaya uyarlanan filmin başrolünde yönetmenin gözde oyuncularından Leonardo Di Caprio bulunuyor.

Cinayet Günlüğü (2003) Salinui chueok IMDb 8,1

Cinayet Günlüğü’nde Güney Kore 90’lı yılların sonlarında askeri bir yönetimin baskıcı tavrının altındadır. Ülkede sansürler ve baskı her gün ağırlaşarak devam etmektedir. Bir gün bir tecavüze uğramış olan bir kadın vahşice bir cinayete kuran gider. Olayı çözmek için işin başına lokal bir polis dedektifi olan Park Doo-Man getirilir. Ancak uyguladığı tüm yöntemler onu cinayetten uzaklaştırır. Bunun üzerine görevin başına getirilen Seo, önceki dedektiften daha başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.

Temel İçgüdü (1992) Basic Instinct IMDb 7,0

San Francisco polisi cinayet masasından dedektif Nick Curran, bir cinayet dosyasını araştırırken davanın şüphelisi olan Catherine Trammel’le yakınlaşır. Yazar olan ve cinsellik konusunda son derece serbest davranan Catherine, son kitabında Nick’in davasındaki cinayetin bir benzerini detaylı şekilde anlatmıştır. Catherine, çekiciliğiyle Nick’i etkisi altına alır ve ikili ihtiras dolu bir ilişkinin içine sürüklenirler.

Okumaya Devam Et

Liste

Francis Ford Coppola’nın Favori 10 Filmi

Coppola’dan tavsiyeler.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Küller Ve Elmaslar

Ashes And Diamonds (1958, Andrzej Wajda)

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır.

Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy’da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid’a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır

Filmde, Polonya’da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.

_____

The Best Years Of Our Lives (1946, William Wyler)

Amerika yapımı, drama filmi. Film 2. Dünya Savaşı sonrasında evlerine dönen üç eski Amerikan askerini ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunları anlatır.

_____

I Vitelloni (1953, Federico Fellini)

Ergenlik sonrası dünyalarından tam olarak çıkamamış beş genç adamın doğup büyüdükleri küçük sahil kasabasından kaçış ve macera hayallerini konu alan bu film aslında erkeklerin dünyasına genel bir bakıştır: Ruhu hep çocuk kalan, sorumluluktan hoşlanmayan, macera ve oyun peşindeki erkek neslinin. Filmdeki beşli aslında tanıdıktır; Fausto kadın düşkünüdür, Alberto feminen bir soytarıdır, entelektüel Leopoldo yazar olma tutkusuyla yanar, Riccardo şarkıcıdır ve Moraldo içe dönük ve eleştirel bir tiptir.

“I Vitelloni” prototipik bir filmdir; anlattığı karakterler daha sonra bir çok filmde izleyicinin karşısına çıkacak, (Martin Scorsese’nin American Graffiti’si de dahil) zamandan ve yerellikten bağımsız erkeklerdir. Ustaca anlatılan basit bir öyküye dayalı bu film, genç oyuncularını ve yönetmenini bir anda üne ulaştırır. Alberto Sordi bir yıldız olurken, Fellini de 33 yaşında Venedik Film Festivali’nde en iyi film dalında Gümüş Aslan ödülünü alır.

İzleyiciyi sonu belirsiz bir yolculuğa çıkması için bir istasyona bırakmayı seven Fellini, “I Vitelloni”nin sonunda Moraldo’yu bir istasyonda gösterir. Bu, hem genç yaşta doğduğu kasabayı terkeden Fellini’nin kendisidir, hem de daha derinde, sinemanın en usta yönetmenlerinden biri olarak kariyerindeki dönüm noktasını temsil eder.

Yarım yüzyıl önce çekilen ancak tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeyen “I Vitelloni”, genç bir ustanın yeteneğinin en büyük kanıtıdır…

______

Warui yatsu hodo yoku nemuru

The Bad Sleep Well (1960, Akira Kurosawa)

Kin dolu genç, babasının intiharının arkasında yatanları araştırmak için yozlaşmış bir fabrika yöneticisinin kızıyla evlenir.

_____

Koruma

Yojimbo (1961, Akira Kurosawa)

1800’lerin Japonyası’da Sanjuro isimli gezgin bir samuray, iki rakip çetenin arasında bölünmüş bir kasabaya gelir. Bir sokak savaşında yeteneklerini sergiledikten sonra, en fazla parayı veren tarafa kılıcını kiralar.

Alçak ruhlu ve hain insanlar olan taraflar, Sanjuro’ya ihanet ettikçe o taraf değiştirir. Böylece iki tarafı birbirine kırdırtarak kasabayı bu musibetten temizlemeye başlar. Ancak suç lordlarından birinin kardeşi olan Unosuke kasabaya geldiğinde işler değişir. Zira genç adamın elinde o zaman için görülmemiş güçte modern bir silah vardır: bir tabanca!

______

Singin’ in The Rain (1952, Stanley Donen & Gene Kelly)

“Singin’ in the Rain”in, 50’li yılların en iyisi olduğu tartışmasız bir gerçek olarak kabul görmüşken 1952 çıktılı bu müzikal, çekim teknikleri açısından günümüzde bile örnek alınan bir yapım.
Sessiz filmlerin, oyuncuları ve yapımcılarına fazlasıyla kazandırdığı dönemlerde ‘sesli’, yani oyuncuların konuştuğu filmler keşfedilir.Seyirciler artık oyuncuların cümle kurmasını istiyordu ve yapımcılar buna kayıtsız kalamazdı.
O dönemlerde Lina Lamont ve Don Lockwood, Hollywood’un en sevilen ve çiftlerinden biriydi ve yapımcı seyircileri film dışında hayal kırıklığına uğratıp para kaybetmek istemediği için Don ve Lina’yı gerçekten sevgili gibi gösteriyordu.
Saflığıyla örtüştüremediği kurnazlığı yüzünden aşık olduğu Don’ın nefretine sahip olan Lina, gerçekleri umursamadan, kurduğu hayaller ‘gerçekmiş’ gibi davranıyor, hareketleriyle hem Don’ı hem de ekibi çileden çıkarıyordu.
Öte yandan binlerce kadının hayranlığını kazanan yakışıklı aktör Don Lockwood ise, tesadüfen tanıştığı Katy Selden’e aşık olmuştu.Tüm yalanlara rağmen Don Lockwood ve Lina Lamont’un birlikte çevirdiği filmlerden sonra seyircilerin sesli filmlerde birlikte görmeyi en çok istediği çift Don ve Lina olacaktı.Ancak, büyük bir sorun buna engel oluyordu; Lina’nın ses tonu.
Sesli film yaratılırken Lina, ekibi sınır noktasına getirmesine rağmen çekimler tamamlanır ve film vizyona girer.Senkron sorunu olan film, seyircinin tepkisini çeker ve film, vizyondan kaldırılır.
Kariyeri için üzülen Don, birden Kathy’nin fikriyle umutlanır ve film, 6 hafta sonra ‘müzikal’ olarak vizyondaki yerini alır.Bir ilki gerçekleştiren yapımcılar, yıllar sonra kendini geliştirecek olan bu buluştan inanılmaz paralar kazanır.
Diğer yandan, Don’ın aşık olduğu kadın Kathy ise, hayata geçen bu fikrin sahibi olduğu kadar, filmde Lina’nınmış gibi gösterilen sesin de sahibidir.

______

The King Of Comedy (1983, Martin Scorsese)

Bir yetişkin olmasına rağmen hala ailesiyle yaşayan bir “kaçık” olan Rupert Pupkin, pek yetenekli olmadığı halde bir gün ünlü bir komedyen olacağına inanmaktadır. İdolü ise komedi yıldızı Jerry Langford’dur. Pupkin, eğer bir gün Langford’un TV programına çıkmanın yolunu bulursa, şöhretin kapısının önünde açılacağına dair bir saplantıya da sahiptir.

Pupkin bir gün Langford’u, ümitsizce ona aşık olan hayranı Masha’nın elinden kurtarma fırsatı bulduğunda, hayalindeki adamla bu yakınlaşma fırsatını kaçırmaz. Oysa ona laf olsun diye ümit verecek olan ünlü komedyenin hayatı, Pupkin’in tahmin edebileceğinden çok daha karışıktır ve karanlık yönleri de mevcuttur. Kendisini karmaşık ilişkiler ve içinden çıkması zor durumlarda bulur.

Martin Scorsese’nin Robert de Niro’yla işbirliği, genelde çok lezzetli meyveler vermiştir. Kimilerine göre “kayıp” bir başyapıt olan The King of Comedy de, gerçekten bu filmlerden birisi. Sadece bir sinema şaheserini değil, Jerry Lewis’i alışık olduğunuzun çok dışında bir rolde izleme fırsatını da kaçırmak olmak.

_______

Raging Bull (1980, Martin Scorsese)

Boksör Jake La Motta’nın (Robert De Niro) kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi. Usta yönetmen Martin Scorsese’nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir, aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.
Sağlam performans da böyle birşey olsa gerek. Robert De Niro, Martin Scorsese’yle beraber gerçekleştirdiği başyapıtlardan Kızgın Boğa’da orta sıklet boks şampiyonu Jake La Motta’yı öyle bir canlandırdı ki, onu artık Robert De Niro’dan ayrı düşünmek zor. La Motta’nın otobiyografisinden serbest bir şekilde uyarlanan Kızgın Boğa, aslında bir yandan da spor filmi klişelerini altüst eden bir şaheser. Boks ringlerindeki sertlikle boksörün kendi iç huzurunu bulma mücadelesi yan yana gelince, sinema tarihinin en vurucu sporcu karakterlerinden biri ortaya çıkıyor.

_____

The Apartment (1960s, Billy Wilder)

Altı Oscar Ödüllü yönetmen Billy Wilder’in yönetmenliğini yaptığı 1960 çıkışlı sinema filmi “The Apartment” (Garsoniyer), ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘En İyi Senaryo’, ‘En İyi Film Düzenleme’ ve ‘En İyi Set Dekorasyon’ dallarında Oscar Ödülü’ne layık görülürken, ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ve ‘En İyi Erkek Oyuncu’ da dahil olmak üzere toplam beş dalda Oscar adayı oldu. İki Oscar Ödüllü Amerikan aktör Jack Lemmon ve Oscar Ödüllü Amerikan aktris Shirley MacLaine’nin başrollerini paylaştıkları yapımda Amerikan aktör Fred MacMurray, Edie Adams, Ray Walston ve Johnny Seven rol alıyor.

_______

Sunrise: A Song of Two Humans (1927, F.W. Murnau)

Taşrada tatil yapan kentli bir kadın, oralı genç ve evli bir çiftçiyle ilişki yaşar ve adamı karısını öldürüp onunla birlikte büyük şehre taşınmaya ikna eder. Adam, karısıyla beraber şehre giderken binecekleri teknede bir ‘kaza’ planlar, kendini boğulmaktan kurtarmak için de tekneye bir demet saz saklar. Ancak planın sonunu getirmeyi yüreği kaldırmaz ve kürek çekerek karısını kıyıya çıkarır. Büyük bir keder içinde, tramvaya binip şehre giderler. Göz yaşlarıyla dolu barışmaları, düğün yapılan bir kilisede tamamlanır. Birbirlerine yeniden âşık olmuş bir halde, önce bir fotoğrafçıya, sonra da bir berbere uğrarlar. Adam berberdeki manikürcünün ona kur yapmasını görmezden gelir, karısını da çapkın bir hayranın ilgisinden korur. Devasa bir lunaparka gidip eğlendikten sonra, tekneyle eve dönerler. Ancak bir fırtına çıkar ve yelken yırtılır.

_______

Okumaya Devam Et

Liste

Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

5 Nisan Avukatlar Günü‘ne özel “Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film” listesini siz değerli takipçilerimiz için derledik. Keyifli seyirler.

12 Öfkeli Adam (1957) 12 Angry Men IMDb 9,0

12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor. Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis ‘suçsuz’ hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin ‘suçlu’ kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

Uğursuz Kuş (1962) To Kill a Mockingbird IMDb 8,2

Bülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor. Beyaz bir kadına tecavüz suçuyla tutuklanan siyah bir gencin avukatlığını üstlenen başarılı bir avukat çevresi tarafından şiddetle eleştirilip davadan geri çekilmesi yönünde baskılara maruz kalır. Ancak idealist avukat yolundan dönmeyecektir.
Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Roman, ünlü yönetmen Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandığında cesur ve başarılı bir uyarlama olarak dikkat çekip bu başarısını üç dalda kazandığı Oscar ödülüyle pekiştirmiştir.

JFK: Kapanmayan Dosya (1991) JFK IMDb 8,0

Amerikan başkanı Kennedy’nin tartışmalı suiskasti ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. Onlarca hikaye yaratılır ve gerçek bir türlü açığa çıkamaz. Süiskastın ardından ortaya çıkan Lee Harvey Oswald, cinayeti tek başına kendisinin işlediği üzerine ısrar etse de arka planda farklı gerçek ve olasılıklar söz konusudur. Medya ve adalet bu olasılıklarla boğuşurken insanlar da olayın bir türlü kesinleşmemesi nedeniyle hayal kırıklığına uğramaktadır. Mahkemenin vardığı sonuca ikna olmayan bölge savcısı Jim Garrison, olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.
Usta yönetmen Oliver Stone imzası taşıyan film iki kategoride Oscar ödülü almıştır.

İlk Korku (1996) Primal Fear IMDb 7,7

Tanınmış bir psikoposun öldürülmesi, büyük bir yankı uyandırır. Bu cinayet sırasında olay yerinden kaçmakta olan Aaron, görgü tanıkları tarafından suçlu olarak ilan edilir ve suçu işlediğin neredeyse kesinleşmiştir. Son derece prestijli bir avukat olan Martin Vail, ise olayların bu şekilde geliştiğinden tam olarak değildir ve Aaron’ı savunma görevini üstlenir. Aaron’ın suçluluğu o derece nettir ki Vail’in bu göreve atanması beyhude bir uğraş olarak addedilir. Ancak kısa bir süre sonra davanın seyri tam anlamıyla değişir.
Primal Fear, Akademi’de kendisine Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı getiren Edward Norton’ın performansıyla da göz dolduruyor.

Philadelphia (1993) IMDb 7,7

Avukat Andrew Beckett, çalıştığı hukuk bürosunda AIDS olduğu fark edilince işten çıkarılır. Kendisine nedeninin AIDS olduğunu açıklamamalarına rağmen Beckett, nedenin bu olduğundan emindir ve bu hukuk bürosuna dava açmaya karar verir. Başvurduğu avukatlarca bir süre reddedildikten sonra, en sonunda Joe Miller’ı tutmayı başarır.

Miller ilk başta bu davayla ilgilenmekte isteksizdir; çünkü o bir homofobiktir ve Beckett’a karşı da önyargılıdır. Fakat Beckett sayesinde zamanla önyargılarını aşmaya ve korkularını yenmeye başlar. Beckett ise hayatı, gururu ve hakları için kıyasıya bir mücadeleye girmiştir ve adalet için savaşır.

Film, müzikleriyle Oscar’ı hak etmiş, Tom Hanks’e de En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmış etkileyici bir drama.

Kardeş Gibiydiler (1996) Sleepers IMDb 7,6 

Sleepers, New York’un yaşanması en tehlikeli mahallelerinden birinde yaşayan bit grup gencin hikayesini anlatır. Bu dört genç bir gün yanlışıkla bir adamın hayatını tehlikeye atan bir kazaya sebep olduklarında gençlik ıslah merkezinde bir yıllık cezaya mahkum edilirler. Sadece bir yıl sürecek bu ceza dönemi hayatlarını derinden etkileyecek travmatik olaylarla geçer. Gardiyanlar tarafından dövülen ve taciz edilen bu gençler, bu travmaları hayatları boyunca yanlarında taşırlar. Ta ki on yıl sonra kendilerini savunabilecek kadar büyüdüklerinde, gardiyanlardan biriyle karşılaşana dek.
En İyi Müzik dalında Oscar’a aday gösterilen film, Kevin Bacon, Robert De Niro, Dustin Huffman ve Brad Pitt gibi yıldız isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor.

Şeytanın Avukatı (1997) The Devil’s Advocate IMDb 7,5 

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

…and justice for all. (1979) IMDb 7,4

Suçluların serbest kaldığı, yargıç ve avukatların anlaşmalar yaptığı ve masumların korumasız bırakıldığı bir adalet sisteminde, genç avukat Arthur Kirkland adaletin nereye gittiğini sorgulamaya başlar. Dürüst ve idealist bir avukat olan Arthur (Al Pacino, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği muhteşem performansıyla) bir gün genç bir kıza tecavüzden suçlanan ünlü bir yargıcı (John Forsythe) savunmaya zorlanır.

Amistad (1997) IMDb 7,3

Film, 1839 yazında Küba Sahillerinden hareket eden ve içerisinde tutuklu Afrikalı köleleri taşıyan La Amistad gemisinin yolculuğuna başlamasıyla açılır. Cinque isimli bir adamın gemiden söktüğü bir çiviyle prangalarını açar ve birçok arkadaşını aynı şekilde özgür bırakır. Böylece gemide esaslı bir isyan başlamış olur. Akabinde gemi mürettebatı ve köleler arasında başlayan savaş mürettebattaki birçok kişinin ölümüyle sonuçlanır. Sağ kalan iki kişi ise köleleri istedikleri yere götürmek zorundadır. Ancak yolculuk esnasında karşılaşacakları bir Amerikan savaş gemisi tarafından yakalanacak, ardından da bu suçlar sebebiyle yargılanmaya başlayacaklardır.
Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan ve dört dalda Oscar’a aday gösterilen filmin yönetmen koltuğunda usta yönetmen Steven Spielberg bulunuyor.

Suikast (2010) The Conspirator IMDb 6,9

42 yaşındaki Mary Surratt, Abraham Lincoln suikastine yardım ve yataklık etmekten dolayı yargılanan tek kadındır. Başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek amacıyla komplo kurma suçundan diğer 6 sanık ile yargılanan Surratt’ın suçsuzluğuna hiç kimse inanmaz. Bütün ülke kendisine sırt çevirmişken, avukatlığını yeni almış olan Frederick Aiken müvekkili olan bu kadını askeri mahkeme karşıya savunmakla görevlendirilir.
Başta gönülsüzce savunma avukatı olmayı kabul eden Aiken, dava ilerledikçe müvekkili Mary Surratt’ın gerçekten suçsuz olabileceğine inanır ve bir başkasını korumak için onun paravan olarak kullanıldığını fark eder.

Oscar’lı usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un yönetmenliğinde kotarılan yapımın başrollerini 1994’te Forrest Gump’taki rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı olan Robin Wright ve ‘Wanted’, ‘Narnia Günlükleri’, X-Men Birinci Sınıf gibi aksiyon filmlerinden tanıdığımız genç oyuncu James McAvoy’i paylaşıyorlar.
Redford’un yönetmen koltuğuna oturduğu sekizinci film olan Suikastçi’nin öyküsü Gregory Bernstein’a senaryolaştırılması ise James D. Solomon’a ait.

Okumaya Devam Et

Popüler