Bizimle İletişime Geçin

Liste

Tüm Zamanların En İyi 18 Felsefi Filmi

Sembolist hikaye anlatımının mihenk taşları.

Yayınlandı

tarihinde

Yönetmenler ve senaristler, film yapmanın sanatsal boyutunu görsellik aracılığıyla seyirciye aktarırlar. İdeolojiler ve teoriler izleyicinin mesajı alması umuduyla bu görsel ortamla harmanlanır. Başarılı bir film yapmanın sırrı ise, özellikle hikaye anlatırken bu görselliği doğru yakalamaktan geçer.

Woody Allen’dan Ingmar Bergman’a; Federico Fellini’den Ridley Scott’a ve elbette Hitchcock’a, sembolist hikaye anlatımının başarısını gösteren 18 felsefi film sizlerle.

Ölüm Kararı (1948) Rope IMDb 8,0 – Alfred Hitchcock

Aynı evde yaşayan iki parlak üniversite öğrencisi Philip ve Brandon ‘kusursuz cinayet’in var olduğunukanıtlamak ve böylecek kendi zekalarını ispatlamak için eski sınıf arkadaşları David Kentley’i iple boğarak öldürürler. Cesedi evdeki eski bir sandığın içine saklayan Brandon ve Philip son derece soğuk kanlı bir şekilde bir akşam yemeği daveti verirler. Üstelik bu yemekte yer alan davetliler arasında, öğretmenleri, Kentley’in ailesi ve nişanlısı gibi isimler vardır. Hiçbir şeyden haberi olmayan davetliler tüm olağanlıkla yemeklerini bitirirken misafirler arasından bir kişi bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmeye başlar.

Yaratılan Dünya (1949) The Fountainhead IMDb 7,1 –  King Vidor  

Ayn Rand’ın aynı adı taşıyan romanından uyarlamadır. Meslektaşlarından çok farklı bir dünya görüşüne ve kariyer anlayışına sahip olan yetenekli ve yaratıcı mimar Howard Roark’un hikayesi konu edilir. Howard Roark, mesleğinde farklı düşünceleri sebebiyle dışlanır, yaratıcılığı meslektaşlarını kıskandırır, giderek iş yapamaz hale gelir. Tüm bu zorluklara rağmen Roark, dünya görüşünden taviz vermezden ayakta durabilecek midir?

Film, Ayn Rand’ın kurucusu ve savunucusu olduğu ‘objektivist felsefenin’ Howard Roark karakteri üzerinden bir anlatısıdır.

Yedinci Mühür (1957) Det Sjunde Inseglet IMDb 8,2 – Ingmar Bergman

Yedinci Mühür, ilk planlarından itibaren kamerayı gökyüzüne çevirmesi ile metafiziğe yönelen yönetmen Ingmar Bergman’ın 3. dönem filmlerinden ilkidir. Savaştan bıkmış bir Orta Çağ şövalyesi, yanında bayraktarı ile Haçlı Seferi’nden dönmektedir. Vebanın kasıp kavurduğu Avrupa’yı gördükçe Tanrı’dan kuşku duymaya ve onun yolundan sapmaya başlayan şövalye, çok geçmeden ölümün eşiğine gelir. Ancak ölüme meydan okuyarak Ölüm’ü satranç oynamaya davet eden şövalye, kaybederse canını vermeye razıdır.

Tatlı Hayat (1960) La Dolce Vita IMDb 8.1 – Federico Fellini

Tuhaf gazeteci Marcello Rubini, zengin ve şöhretli İtalyan aristokrasisine dair söylentilerin yayınlanacağı bir köşede yazması için Roma’da çalıştığı gazete tarafından görevlendirilir. Marcello, bir partiden diğerine geçmekte, bu esnada da sosyetenin en güzel, en ilginç insanlarıyla tanışmaktadır. Bu başlardan tatlı görünen hayat, zamanla Marcello’yu daha yalnız, daha ucuz bir insan haline getirir. Bol içki ve dansla kapattığı geceler Marcello’yu hem bedenen hem de zihnen yavaş yavaş yok etmektedir.

Sinema tarihinin en efsanevi isimlerinden biri olan İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin en kusursuz başyapıtlarından biri olan film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüyle taçlandırılmıştır.

Maud’la Bir Gece (1969) Ma Nuit Chez Maud IMDb 8,0 – Eric Rohmer

Koyu bir katolik olan Jean-Louis, eski bir arkadaşı ve koyu bir Marksist olan Vidal’e rastlar ve Vidal, onu son derece özgür ve rahat bir kadın olan arkadaşı Maud ile tanıştırır. Böylece birbirinden son derece farklı görüş ve yapılardaki üç insan bir gecede biraraya gelmiş olur. Üçü arasında başlayan sohbet gece ilerledikçe zenginleşmeye ve koyulaşmaya başlar. Din, ahlak, felsefe, aşk ve bilim gibi konuları içeren bu sohbet sırasında her karakterin psikolojik altyapısını ve özbenliğini keşfetmiş oluruz.

Aşk ve Ölüm (1975) Love and Death IMDb 7,7 – Woody Allen

Napolyon, Çarlık Rusya’sını işgal etmek isterken, Boris Grushenko adlı korkak bir Rus ülkesini korumaya ve ülkesi icin savaşmaya zorlanır. Fransız ordusu, sayıca çok daha fazla ve daha güçlü olduğu için Rusya savaşı kaybeder. Napolyon artık Moskova’ya ulaşmıştır.

Boris, savaşmanın bile saçma olduğunu düşünürken, yeni evlendiği genç karısı tek çarelerinin Napolyon’u öldürmek olduğunu söyler.Rusya’nın tarihini komik bir dille anlatan Woody Allen; aşk ve ölüm üzerine de derin bir felsefe yapıyor.

Merhaba Dünya (1979) Being There IMDb 8.0 – Hal Ashby

Chance, kendisini bildi bileli yanında yaşadığı yaşlı adamın evinde bahçıvanlık yaparak büyümüş ve hayatında bir kez olsun sokağa çıkmamıştır. Bütün hayatı bahçede bakımını yapıp büyüttüğü çiçeklerden ve televizyondan ibaret olan Chance, yaşlı adam bir gün ölünce ortada kalır. Çünkü ev artık satılacaktır. Kendi varlığının haricinde yaşadığına dair hiçbir kanıt olmayan Chance, avukatlara yıllardır yaşlı adamın yanında kaldığını kabul ettiremez. Nüfus kağıdı bile yoktur. Kendini birden sokaklarda bulunca yıllardır görüp bilmediği hayatın rutinleri ile tanışır. İlk defa sokaklarda yürür, arabaya biner… Ve birden şansı hiç tahmin etmediği bir yerde dönüverir.

Hal Ashby tarafından yönetilen filmin başrolünde Peter Sellers yer alıyor.

Andre ile Akşam Yemeği (1981) My Dinner with Andre IMDb 7,8 – Louis Malle

Film, o dönemde New York’un tiyatro camiasında aktif olan Wallace ve Andre’nin bir akşam yemeğindeki sohbetlerini içeriyor. Andre, her şeyden vazgeçip dünyayı dolaşmasıyla ve tanıdığı farklı insanlarla ilgili deneyimlerini paylaşıyor. İkili film boyunca, dünyaya, gerçekliğe ve insana ilişkin derinlemesine sorular soruyorlar.

Ölüm Takibi (1982) Blade Runner IMDb 8,1 – Ridley Scott  

Bıçak Sırtı, çekildiği yıldan çok uzak bir dönemde, 2019 yılında, dünyanın artık distopik bir yaşam alanı haline geldiği bir dönemde geçer. Tyrell gibi devasa üretici firmalar Replikant isimli, dış görünüm olarak insan türünden ayırt edilemeyen robotlar üretmektedirler. Dünya dışı kolonilerin tehlikeli ve illegal işlerinin halledilmesi için kullanılan bu robotlar, Blade Runners isimli özel polisler tarafından yakalanmaktadır. Uzman bir Blade Runner olan Rick Deckard, görevini bıraktığı bir esnada, Los Angeles’a gelen bir grup replikantı yakalamak için verilen son bir görevi kabul eder. Ancak iki milyon insanın yaşadığı bu şehirde görünüm olarak insandan hiçbir farkı bulunmayan bu robotları teşhis etmek hiç kolay olmayacaktır.

Barton Fink (1991) IMDb 7,7 – Coen Kardeşler

Yazmak, hiç şüphesiz, kalem sahibinin ilham gücü tarafından yönetilen bir eylemdir. New York’ta ün sahibi olmuş bir oyun yazarı Barton Fink, hesapta olmayan bir teklifle karşı karşıya gelir. Kendisinden Los Angeles’ta bir senaryo yazması istenir. Ancak gerekli görüşmeler sırasında istenilen senaryonun oldukça kaba bir içeriğinin olması istendiğini öğrenir. Bu hiç ona göre olmadığı için tıkanıklık yaşamaya başlar. Kaldığı otelde komşusu olan Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink’in hayatına bu süreçte başka insanlar da girer ancak ihtiyacı olan ilhamı yakalamasına katkıda bulunamazlar. Sıkıntının tavan yaptığı bir noktada Fink, kendisini umulmadık bir cehennem tablosu içinde bulur.

Bağımlılık (1995) The Addiction IMDb 6,5 – Abel Ferrara

Kathleen üniversitede felsefe okumaktadır. Bir gün okul çıkışı evine dönerken dişi bir vampir tarafından ısırılır ve olaylar gelişir.

Alışılagelmiş vampir filmlerinin çok ötesindeki çizgisi, insanın içinde barındırdığı kötülük ve şiddete sunduğu felsefik bakış açısı ve yarattığı sıra dışı atmosferle, türünün en güzel örneğidir. Burroughsdan Danteye kadar uzanan entellektuel açılımıyla kafaları yorarken, döneminin New York bağımsız sinema anlayışından da fazlasıyla nasibini almıştır.Ayrıca bol kanlı bir film olarak siyah beyaz çekilmiş olması da bu filme ayrı bir özgünlük katar.

Truman Show (1998) IMDb 8,1 – Peter Weir

The Truman Show’un ilham kaynağı mağara metaforudur. Mağara metaforu, Platon’un en ünlü metaforudur. Mağara mitosunda, toplumdaki insanlar (düşünürler dışındakiler) bir mağarada kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidirler. sadece arkalarındaki ışık kaynağının (doğrunun,gerçeğin) yaydığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan kendi gölgelerini görebilir, bu gölgelere bakarak eğlenir ve hayatlarını böyle geçirirler. filozoflar ise kendilerini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzlerini cesaretle ışığa (gerçeğe) dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimselerdir. ancak bu kimselerin mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanlara anlatması ve onları inandırması da bir o kadar zor olacaktır, çünkü esaret ve karanlık rahattır, oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister.

Matrix (1999) IMDb 8,7 – Lana Wachowski

Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderso, gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simülasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra ordan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simülasyona tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.

Akıl Defteri (2000) Memento IMDb 8,4 – Christopher Nolan    

Leonard Shelby ucuz otel odalarında konaklayan, sadece nakit para kullanan ama şık giysiler giyen, Jaguar kullanan iş adamı görüntüsünde biridir.Fakat aslında hayatını karısına tecavüz edip öldüren kişiyi bulmaya adamıştır.

Leonard’ın bu yolda ciddi bir engeli vardır; çok ender rastlanan ve tedavi edilemeyen bir tür hafıza kaybı. Her ne kadar hayatının “kaza”‘dan önceki dönemlerini hatırlayabiliyorsa da, bazen 15 dakika öncesinde nereye gittiğini ve nerede olduğunu unutabilmektedir.

Nolan’ın bile karıştırdığı bir senaryoya sahip film sınırları epey zorlar.

Hayata Uyanmak (2001) Waking Life IMDb 7.8 – Richard Linklater

Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş, uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur. Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye iter izleyiciyi.

Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon görüntüsüne yaklaştırıldı. Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri çağrıştırıyor. Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından yaratıldı. Ortaya çıkan estetik filmin düşsel temalarına gayet uygun.

Richard Linklater son derece şık bir şekilde felsefe yapıyor. Düşler üzerinde gezenirken de son derece ilgi çekici bir görsel dünya yaratıyor.

Tesadüfler (2004) I Heart Huckabees IMDb 6,6 – David O’Russell

Varoluşçu bir komedi olarak tanımlayabileceğimiz bu komedi filmi, bir marketler zincirinin mahallelerinde daha da büyümesini engellemek isteyen Albert’in hikayesidir. Albert kötü bir şairdir aynı zamanda. Filmdeki iki ‘dedektif’ tesadüfleri konu alan bir araştırmaya girerler. Sordukları sorular ise epey felsefidir. Biz kimiz, neyiz ve neden biz? Sıkıcı felsefilikten uzak seyirlik bir komedi.

Sil Baştan (2004) Eternal Sunshine of the Spotless Mind IMDb 8.3 – Michel Gondry

Clementine sevgilisi Joel Barish’, bir şekilde hafızasından sildirmiştir. Bundan dolayı kalbi kırılmış olan Joel da aynı şeyi yapmaya karar verir. Clementine’nin yavaş yavaş anılarından kaybolduğunu gören Joel, halen onu çok sevdiğini fark eder. Belki de yaptığı hatayı düzeltmek için artık çok geçtir.

Kaynak (2006) The Fountain IMDb 7.3 – Darren Aronofsky

The Fountain, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için giriştiği ebedi savaşımı anlatan bir yolculuk. Destansı yolculuk, 16. Yüzyıl İspanya’sında bir fatih olan Tomas’ın (Hugh Jackman), ölümsüzlük bahşettiğine inanılan efsanevi bir varlık olan Gençlik Çeşmesi’ni aramaya çıkmasıyla başlar. Hikaye, modern bir bilim adamı olan Tommy Creo, sevgili karısı Isabel’ı yavaş yavaş öldüren kanseri tedavi edebilmek uğruna ümitsiz çırpınışlarını anlatarak devam ediyor. 26. Yüzyılda derin uzayda yolculuk eden astronot Tom, kendisini bin yıldır yiyip bitiren gizemleri kavramaya başlar. Bu bin yıla yayılan üç hikayede, tüm zamanların Thomas’ı olan savaşçı, bilimadamı ve kaşif; hayat, aşk, ölüm ve yeniden doğuş kavramlarıyla yüzleşir. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

Kaynak: Taste of Cinema

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dijital

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyileri!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde toplamda 150 milyondan fazla abonesi bulunan ve geçtiğimiz aylarda ülkemizde de yayın hayatına başlayan köklü stream platformu Amazon Prime‘da seyretmeniz gereken 10 diziyi sizler için listeledik. Keyifli seyirler.

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Jeff Winger, avukat olan genç bir adamdır. Ancak diplomasının sahte olduğu ortaya çıkınca Jeff’in avukatlık lisansı iptal edilir. Avukatlık lisansını tekrar kazanmak isteyen Jeff, bunun için sorunsuz bir şekilde mezun olabileceğini düşündüğü Greendale’a gider. Jeff bambaşka amaçlarla geldiği okulda kendisini farklı nedenlerle Greendale’de sıkışan uyumsuz bir grubun lideri olarak bulur.

Upload (2020– ) IMDb 8,0

2033, Brooklyn. Nora bir sanal gerçeklik (VR) şirketinde çalışmaktadır. Bu şirket müşterilerinin ölümden sonra istedikleri şekilde bir sanal gerçeklikte yaşamalarını sağlayan bir hizmet vermektedir. Los Angeles’lı ve partilemesiyle ünlü Nathan araba kazası sonucu hayatını kaybeder. Kız arkadaşı tarafından Nora’nın çalıştığı şirketin VR dünyasına yüklenen Nathan’ın yeni “hayatı” artık Nora’nın elindedir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir. Alt bir pozisyonda çalışan Howard, şirkette başka bir pozisyona terfi etmek istemektedir. Ancak o terfi beklerken bambaşka gerçeklerle yüzleşir. Howard, şirkette paralel bir boyuta açılan gizli bir kapıyı keşfettiğinde kendisini bilmediği tehlikeli bir dünyanın içerisinde bulur.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag, Londra’da tek başına ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadının hikayesini konu ediyor. Dizide, 30’lu yaşlarındaki kadının aşk, aile ve iş hayatında yaşadığı gündelik olaylar ele alınıyor.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Ünlü yönetmen Guillermo del Toro’nun yapım kadrosunda bulunduğu dizinin senaryosunu The 4400’ın yaratıcılarından Rene Echeverria kaleme aldı. Zaman olarak gelecekte geçen dizi, insanların ve diğer her türlü yaratığın bir arada yaşadığı Burgue isimli şehirdeki seri katil terörünü konu alıyor.

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

O, ne derseniz hafızasına atıyor ama gereksiz gördüğü bilgileri de anında siliveriyor. Zihnini boş yere meşgul edecek gevezeliklere onun kitabında yer yok. Patrick Jane, belki biraz kendini beğenmiş, ukala ama bu yönleri onun olağanüstü bir gözlem ve ikna yeteneğine sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Simon Baker’ın derinlikli oyunculuğu ile hayat verdiği Patrick Jane dehası ile polisiye dizi severlerin yakın zamanda en çok sevdiği karakterlerden birine dönüştü. Kritik davaların üzerinde çalışan Kalifornia Araştırma Bürosu ekibine yetenekleri ile destek veren Patrick Jane, ekip ile başta uyum sorunları yaşa da zaman içerisinde, davalar çözüldükçe aradaki buz dağları da eriyor.

Muhteşem Bayan Maisel (2017– ) The Marvelous Mrs. Maisel IMDb 8,7

The Marvelous Mrs. Maisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna oturmasının hemen ardındaki zaman diliminde geçecek The Americans; Washington DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren, ebeveynlerinin gerçek kimliklerinden habersiz durumdaki iki çocuğa sahip ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çift üzerine odaklanıyor.

Anlaşmalı evliliklerine rağmen, Soğuk Savaş dönemi daha yoğun ve hararetli bir hal aldıkça ikilinin birbirlerine olan bağlılıkları ve duyguları her geçen gün daha gerçekçi bir hal almaya başlayacaktır.

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Thomas Harris’in ünlü serisi Hannibal’dan uyarlanan dizi Red Dragon’a odaklanıyor. Hepimizin bildiği bu seri katil hikayesinde bu kez Bryan Fuller merkeze FBI Ajanı Will Graham ve onun akıl hocası Hannibal Lecter’ı alıyor. Bu iki adam arasındaki ilişkinin gelişme aşamalarını izleyeceğimiz Hannibal, NBC’nin ara sezonunda ekrana gelecek.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Blair Tindall’ın Mozart In The Jungle: Sex, Drugs and Classic Music isimli kitabından uyarlanan dizi, New York’ta yaşayan profesyonel bir obuacının yaşadığı çılgın hayatı ve müzik dünyasının perde arkasını anlatıyor.

Okumaya Devam Et

Liste

Umutsuzluğa İyi Gelen 10 Film

Motivasyon arttırır.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Cazcı kardeşler (1980) The Blues Brothers IMDb 7,9

Jake Blues hapisten çıkar çıkmaz kardeşi Elwood ile birlikte eski öğretmenleri Rahibe Mary Stigmata’ya koşar ve korkunç gerçeği öğrenir: birlikte büyüdükleri yetimhane yokolmaktan kurtarmak için tam 5000 dolara ihtiyaç vardır.

Jake ve Elwood bunun üzerine eski müzisyen arkadaşlarını bir araya toplayarak bir konser vermeye karar verirler. Bunu yaparken Şikago’nun altını üstüne getirecekler, peşlerinde tüm bir polis filosu ve naziler olduğu halde müthiş bir serüvene girişecekler.

Küçük Gün Işığım (2006) Little Miss Sunshine IMDb 7,8

Hoover ailesi, uzaktan bakılırsa oldukça sıradan ve modern bir Amerikan ailesidir. Ancak birbirlerine taban tabana zıt üyeleriyle ve çatışmalarıyla aslında hiç de öyle değildir. Küçük, akıllı ancak şişman kızları Olive’in tüm hayali ülkenin öteki yakasında düzenlenecek bir güzellik yarışmasına katılmaktır. Eski bir minibüse atlayarak yola çıkan aile, bu yolda bir aile olmanın ne demek olduğunu yeniden keşfedecektir.

Esaretin Bedeli (1994) The Shawshank Redemption IMDb 9,3

Esaretin Bedeli, Andy ve Red isimli iki mahkumun parmaklıklar ardında kurdukları dünyanın hikayesini anlatıyor. Andy Dufresne, genç ve başarılı bir bankerdir. Karısını ve karısının sevgilisini öldürmek suçundan yargılanır ve ömür boyu hapis cezası alır. Shawsank Hapishanesi’nde dayak, işkence, tecavüz, her türlü durum yaşanmaktadır fakat Andy gene de hayata bağlı ve iyimserdir. Bu tutumu etrafındakileri de etkiler. Andy umutlu bakış açısıyla çevresindeki tüm mahkumları, parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır. Andy’nin bu çabalarına ortak olacak bir arkadaşı da olacaktır: Red.Bir Stephen King uyarlaması olan filmde Morgan Freeman ve Tim Robbins başrolde. Film, 1995’te, aralarında en iyi film adaylığı da olmak üzere tam 7 dalda Oscar’a aday gösterildi.

Bana Sevdiğini Söyle (1989) Say Anything… IMDb 7,3 

Lloyd Dobler, hobi olarak kick boks yapan, ortalama notlarla okulu bitirmiş bir öğrencidir. Çıkma teklif ettiği Diane Court ise aynı okulun birincisidir. Diane İngiltere’deki bir üniversiteden burs kazanmıştır ve yaz bitince oraya gitmenin planlarını yapmaktadır. Derslerindeki başarısını o güne kadar sosyal hayatına yansıtamamış olan Diane, Lloyd’un çıkma teklifi karşısında heyecanlanır ve onunla görüşmeyi kabul eder. Bunun ardından genç ikili, birbirlerini sıklıkla görmeye başlayacaklardır.

Yüksek Topuklar (1991) Tacones lejanos IMDb 7,1 

Bir televizyon kanalında haber sunuculuğu yapan Rebeca, çocukluğundan bu yana görmediği annesi Becky’i karşılamak için Madrid havalimanında son derece endişeli bir bekleyiştedir. Ünlü bir şarkıcı olan annesi, 15 yıl Meksika’da yaşamasının ardından İspanya’ya dönmektedir. Rebeca, annesini beklerken çocukluk anılarını hatırlamakta ve annesiyle yaşayamadığı her şeyi telafi etmenin hayalini kurmaktadır. Anne geri döndüğünde kızını eski sevgililerinden biriyle evlenmiş bir şekilde bulur ve işler gittikçe çığırından çıkmaya başlar. Yüksek Topuklar, ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın imzasını taşıyor.

Tavşan Jojo (2019) Jojo Rabbit IMDb 7,9

Tavşan Jojo, annesinin evlerinde bir kızı sakladığını öğrenen bir gencin hikayesini konu ediyor. Hitler’in gençlik kamplarında yer alan Jojo Betzler adındaki bir çocuk, annesinin evlerinde Yahudi bir kızı gizlice misafir ettiğini öğrenir. Kız, evlerinin çatı katında kalıyordur. Tabii bu durum en yakın sırdaşı hayali arkadaşı Adolf Hitler olan Jojo’nun kafasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Hayali arkadaşı olan Hitler, hiç de orijinalindeki gibi değildir. Jojo’nun bu korkunç ırkçılığa karşı gelmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

Harry Sally’yle Tanışınca (1989) When Harry Met Sally… IMDb 7,6 

Bir yolculuk sırasında karşılaşıp tanışan Harry ve Sally isimli iki genç sohbetleri esnasında aynı üniversiteden mezun olduklarını, ancak daha önce hiç karşılaşmadıklarını fark ederler. Bu keyifli sohbet sırasında konu ikili ilişkilere gelir ve iki karşı cinsin arkadaş olup olamayacağı üzerine uzun uzun tartışırlar. Sonuç ise arkadaş olamadıkları yönündedir. New York’a vardıklarında ayrılırlar ve ikisi de ayrı ayrı kendi hayatlarını yaşamaya devam ederler. Ta ki kader yollarını tekrar birleştirine dek.

Frances Ha (2012) IMDb 7,5

Bir dans topluluğunda çıraklık yapan 27 yaşındaki Frances, pek de parlak bir kariyere sahip olmayan bir dansçıdır. Tam anlamıyla istikrarlı bir işe sahip olmayan Frances’in tek hayali çalıştığı bu şirketin daimi çalışanı olabilmektir. Öte yandan kendi jenerasyonundakiler gibi birçok farklı işe atılmakta ancak hiçbirinde tam anlamıyla başarılı olamamaktadır. Frances’i tam anlamıyla anlayan tek kişi ise aynı daireyi paylaştığı Sophie’dir. Ne var ki Sophie’nin hayallerindeki şehre taşınacak olması ilişkilerini sarsacak; Frances’in ‘gerçek hayat ve sorumluluklar’ gerçeğiyle tanışmasına neden olacaktır.

Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi (1999) 10 Things I Hate About You IMDb 7,3

Bianca, okuduğu üniversitede herkesi kendine hayran bırakan güzeller güzeli bir kızdır. Ablası ise sürüp giden tüm hayatı boyunca nedense erkeklere hiç ilgi duymamıştır. Bianca’nın yaşamı da ablasının bu çekinik tercihleri tarafından şekillendirilmektedir. Zira ailevi kuralları vardır. Bu kurallara göre iki kardeşin aynı anda sevgilisi olmadığı sürece, kimsenin sevgilisi olmayacaktır. Bianca bu durumun içerisinde kendisine yarar sağlayabilecek planlar yapmaya koyulur.

Aşkın (500) Günü (2009) (500) Days of Summer IMDb 7,7

Alışılmamış türde bir romantik komedi olan film, aşkın gerçek olduğuna inanmayan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın hikayesini anlatıyor.

Tom Hansen, hayatından tamamen çıktığına emin olduğu zaman Summer Finn ile tanıştığı ilk günü hatırlar. Tom, kıza ilk gördüğü anda aşık olur. Hayatının geri kalan kısmını bu kızla birlikte geçirmesi gerektiğini biliyordur. Ne var ki Summer ne aşka ne ilişkilere inanmamaktadır. Buna rağmen aralarında arkadaşlıktan öte farklı bir ilişki başlar. Birlikte geçirecekleri günler sıradışı, eğlenceli ve komik bir hikayeye tanıklık edecektir.

Okumaya Devam Et

Liste

Seyircinin Sabrını Zorlayan 10 Film

Sabrın sonu selamettir.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sátántangó (1994) IMDb 8,4

1980’lerin kominizm sonrası Macaristan’ının tahrip olmuş küçük bir köyünde, hayat fiili olarak durmuştur. Güz yağmurları başlamıştır. O akşamüstü köylüler büyük bir ödeme beklemektedirler, sonrasında da, bazıları hakkettiğinden fazlasını alma planlarıyla oradan ayrılmayı düşünmektedirler.

Fakat o sırada iki yıl önce öldüğünü düşündükleri karizmatik Irimias’ın konuşmasını duyarlar, geri gelmiştir. Onlar da topluluğun devamlılığını koruma amacıyla Irimias’ın çevireceği tantanalı planla paralarını alacağı düşüncesiyle korkmuşlardır.

Film Irimias’ın köye dönüşünün etkisi ve sonuçları üzerinedir. Yönetmeni Tarr’ın bölünmeden seyredilmesini tavsiye ettiği filmi, başyapıt olarak kabul görmektedir.

Barry Lyndon (1975) IMDb 8,1

Barry Lyndon’da Redmond Barry’nin babası tartışmalı bir at pazarlığı sırasında öldürülür, annesi ise tüm yaşamını oğluna adar. Genç bir adam olduğunda kuzeni Nora’ya aşık olan Barry genç kadından beklediği karşılığı göremez. Fakirlikten kurtulmak için ailesi Nora’yı İngiliz bir kaptan olan John Quin’le evlendirmeye karar verir, Barry durumu kabullenemeyip Quin’i bir düelloda öldürür. Barry en az zamanın kendisi kadar hızlı yaşar zamanı… Yeni bir hayat sürmek için kasabadan kaçar, kendini acımasız bir savaşın tam ortasında buluverir. Bu savaştan bile sağ çıkar ve casusluk kariyeri başlar. Ancak işler bu kadarla da sınırlı kalmayacak, yaşam onu bambaşka maceralara sürükleyecektir.

Sinema dahisi Stanley Kubrick’in Thackeray’ın romanından uyarladığı filmi, yaptığı birbirinden kült filmler arasında kendine özel bir yer edinmiştir.

Saklı (2005) Caché IMDb 7,3

Karısıyla birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat süren Georges, bir televizyon kanalında çalışmaktadır. Bu sıradan yaşamı bir gün kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir paketle kabusa dönmek üzeredir. Paketten çıkan kaset Georges ve ailesinin gizlice çekilen görüntülerinden oluşmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen bu paketler zamanla daha da gizemli hale gelmeye başlar, Georges’u geçmişiyle yüzleşmek zorunda bırakırlar.

Gerilim türünün usta isimlerinden biri olan Michael Haneke’nin imzasını taşıyan film, hem yönetmenin hem de sinema tarihinin başyapıtlarından biri.

Serüven (1960) L’avventura IMDb 7,9

Anna, sevgilisi Sandro ve en yakın arkadaşı Claudia’nın da dahil olduğu bir grupla beraber bir yat gezisine çıkar. Yat, Akdeniz’e doğru açılırken Anna sevgilisine karşı hissettiği duygularını sorgulamaya başlar. Yat bir adaya yaklaştıktan kısa bir süre sonra Anna gizemli bir şekilde kaybolur. Anna’yı arayamaya başlayan Sandro ve Claudia’nın arasında ise bir aşk başlar.

New York Yanılsamaları (2008) Synecdoche, New York IMDb 7,6

Hollywood’un ayrıksı, kendi kendiyle dalga geçebilen, komplekssiz senaristlerinden Kaufman, bu defa kamera arkasına geçiyor. Daha önce, özellikle “John Malkovich Olmak” ve “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” gibi destansı filmlerde bir senarist olarak sıradışı yeteneğini izleyiciye ispatlayan yönetmen, New York Yanılsamaları adlı bu filmiyle de yönetmen kimliğiyle beğeni kazandı. Filmde, tiyatro yönetmeni olan Caden Cotard’ın dünyasına bir bakış atacağız. Cotard, bir yandan işiyle uğraşırken, bir yandan da hayatındaki kadınlarla cebelleşmektedir. Aklına son tiyatro oyunu için bir fikir gelen Cotard, bir deponun içerisine New York’un doğal büyüklükte olan bir kopyasını yaratır. Deneyimli oyuncu kadrosuyla merak uyandıran “New York Yanılsamaları”, Charlie Kaufman’ın ilk filmi.

Korkak Robert Ford’un Jesse James suikasti (2007) The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford IMDb 7,5

Film, Jesse James’in kendisini idol olarak gören on dokuz yaşındaki Robert Ford ile karşılaması ile birlikte gelen son günlerini anlatır. 1881 yılıdır. Jesse James bir soygunun peşindedir ve aynı zamanda da onu ele geçirmenin sonucunda bu işte para kazanacak olanlara karşı savaş açmıştır. Ancak kimse güvenmesi gerektiği konusu aslında bir muammadır. Robert Hansen’in romanından uyarlanan film çok meşhur bir kanun kaçağının özel hayatına mercek tutmaktadır. Daha ziyade Western görünümlü dramatik bir film.

Aşk Irmakları (1984) Love Streams IMDb 7,8

Robert, hayatın uçlarında yaşayan, alkole, sigaraya ve tek gecelik aşkların kahramanı olduğu alemlere batmış bir yazardır. Sorumluluk duygusundan uzak, büyük bir savrulmuşluk içerisinde yaşadığı hayatı, kardeşi Sarah’ın, yanına taşınması ile farklı bir dönemece gelecektir.

Sarah da, uzun yıllar süren mutsuz evliliğini artık bitirmek üzeredir. Ama bu, onun için sinir krizleri ve buhranlarla geçen zor bir dönemdir. İki kardeşin, aynı evi paylaşırken hayatları ile kavga edercesine verdikleri mücadele, sinema tarihinin en eşsiz sonlarından biri ile noktalanacaktır.

Yönetmen ve aktör kimliklerini aynı çatı altında topladığı en başarılı çalışmalarından birini çıkaran John Cassavetes, yine eşi Gena Rowlands ile başrolü paylaşıyor. Filmin, Berlin Film Festivali’nde John Cassavetes’e Altın Ayı getirdiğini de belirtelim. Filmde Robert’ın evi olarak geçen mekanın da, John Cassavetes-Gena Rowlands çiftinin Los Angeles’da yaşadıkları evleri olduğunu da ekleyelim.

Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) IMDb 7,9

Nuri Bilge Ceylan, bu filmiyle kentsel kaygılarını bir kenara bırakıp, tekrar taşranın sıkıntılı dünyasına ama bu sefer bir cinayet hikayesinin gerilimi ile dönüyor… Bir doktor ile bir savcının 12 saatlik gerilimli öyküsünün peliküle aktarıldığı filmin başrollerinde Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel yer alıyor. Senaryoda Ebru ve Nuri Bilge Ceylan’ın yanı sıra Ercan Kesal’ın da imzası var. Yolların tek düzeliği ve kasabanın insana yeni bir şey sunmamasının sıradanlığını fona alan Bir Zamanlar Anadolu’da adıyla da klasiklere gönderme taşıyor. Bu sene Cannes’da Altın Palmiye için yarışan film, Nuri Bilge Ceylan’a Uzak ve Üç Maymun zaferlerinden sonra Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü de kazandırdı.

Seppuku (1962) IMDb 8,6

1630 yılının Japonyası’nda yaşlı bir samuray harakiri yapabileceği uygun bir yer bulabilmek için Iyi şehrine gelir. Onurlu bir şekilde yaşamını sonlandırmak isteyen bu adamın önündeki tek engel, toprak sahibi lordun huzurunda bu isteğini belirtip, kendisinden izin alabilmektir. Ancak bu esnada kendisinden önce bu taleple gelen genç bir samurayla karşılaşması işleri değiştirecektir.

Japon kültürünün farklı geleneklerinden biri olan harakiriyi odağına alan film, yansıttığı feodalik toplum profili üzeirnden gurur, onur, asalet, ölüm ve yaşam kavramları üzerine önemli şeyler söylüyor. Japon sinemasının en önemli yapıtlarından sayılan filmin yönetmen koltuğunda korku ve gerilim türüne ‘Kaidan’ gibi gizli bir başyapıt armağan eden esrarengiz yönetmen Masaki Kobayashi bulunuyor.

Solaris (1972) Solyaris IMDb 8,1

Belirgin bir bilince sahip bir gezegendir Solaris. Oraya gelen dünya insanlarının zihinleri ile oynamak ise en büyük gücü ve yeteneğidir. İnsanların bilinçaltına süzülüp oraya müdahele ederek, hafızalarındaki şeyleri maddeleştirir. Burada olanları araştırmakla görevli olarak ilgili üsse gönderilen kişi de gezegenin gücünden payını alacaktır şüphesiz. Böylesi bir gizemle büyülenirken kendi geçmişi ile burun buruna gelecektir. Tarkovski’nin üzerinde çok durulan bu çalışması, bazı yerlerde Kubrick’in 2001’ine Rusya’nın verdiği yanıtı olarak değerlendirilmektedir. Ancak genel olarak bağımsız bir çalışmadır. Hatta bir roman uyarlaması olduğu halde özgünlüğünü koruduğu söylenebilir.

Taste Of Cinema

Okumaya Devam Et

Popüler