Tülay Gökçimen: ‘Artık Durulacak Zaman Değil!’

Manşet Röportajlar

Belgeseller hayatın ve yaşanılan zamanın gerçekliğine düşülen en anlamlı notlardır. Birbirinden farklı konuların işlendiği belgesellere televizyonlarda sıkça rastlıyoruz. 

Yönetmen Tülay Gökçimen’in imzasını taşıyan ‘Haykırış’ belgeseli sesini dünyaya duyurmaya çalışan kadınların sesi olmak için çekilmiş bir belgesel. Suriye’de devam eden iç savaşın kadınların dünyalarında nasıl makes bulduğuna şahitlik ediyoruz.

“Haykırış” belgeseli bugünlerde bir çok STK, üniversite veya okulda gösterilmeye, insanlara ulaşmaya devam ediyor.

Savaştan kaçan kadınların korkularını, acılarını ve dertlerini anlatan bu anlamlı belgeselin yapım sürecini yönetmeni Tülay Gökçimen’e sorduk…

914064_223845074452205_1752781218_o

Belgesel çekmeye nasıl başladınız?

Ben aslında televizyon programcısıyım. 12 yıldır televizyon programları yapıyorum.  Deniz Feneri programında yer aldım. Fakat son 7 yıldır belgesel ile ilgileniyorum.  “Haykırış” belgeseli 5. belgeselim. Daha önce çektiğim belgeseller hakkında hiç konuşmam olmamıştı, fakat bu belgesel başka. Şu anda Suriye’de olan savaşa dikkat çekebilmek adına elimizden geldiğinde duyurmaya çalışıyoruz.

Haykırış Belgeseli fikri nasıl ortaya çıktı?

Bosna savaşı sırasında yapılan zulümden çok etkilenmiştim. O hep benim aklımın bir kenarındaydı. Müslümanların o zaman da sessiz kalışı beni çok üzmüştü. Suriyeli Kadınlarla Dayanışma Platformu’nun düzenlediği bir basın toplantısı vardı. Orada Suriyeli bir öğretim görevlisi Suriyeli kadınlara yapılanları anlatmıştı. Belgesel de yer alan İman hanımla da o gün tanışmıştım. ‘ Artık durulacak zaman değil, bu bayanın anlattıklarını benim yaşayanlardan dinlemem lazım. Eğer böyle bir şey varsa -ki var, bunu tanıklarından, yaşayanlarından ve şahitlerden dinleyelim. İnsanlara anlatalım, herkes bilsin’ istedik.

1397232_223844621118917_2054044033_o

Belgeselin çekimleri nerede gerçekleşti?

Tam olarak nerede çektiğimizi söylemiyoruz, kadınların güvenliği açısından.

Kadınları konuşmaya ikna aşaması nasıl oldu?

1993’ten beri Türkiye’de yaşayan İman Bedir kadınları ikna etme konusunda bize çok yardımcı oldu. Kendisi 1982 Hama Katliamı mültecisi. Kendi ailesinden ve eşinin ailesinden bir çok insan zulüm görmüş ve bir çoğunu kaybetmiş.  Kadınlar için bizim örtülü oluşumuz ve İman hanımın yanımızda oluşu ayrı bir güven verdi. Çünkü daha önce uluslararası kanallardan gelip, kadınlarla konuşamadan dönen arkadaşlarım var. Erkek kameramanlara konuşmadıkları için belgeselin kameramı da benim. Kadınların savaş zamanında yaşadıklarını anlatmak için plan yapmıştık fakat gidişatı onlar belirlediler. Onlar her şeyi anlattılar. Gördükleri zulümleri ve yaşadıkları her şeyi.

1269156_223844427785603_935294569_o

Projenin gelişme aşaması nasıl oldu?

Ekibimizi kurduk. Projemizi İHH İnsani Yardım Vakfı’na sunduk. Onlarda her türlü desteği vereceklerini söylediler ve verdiler de. Özellikle İHH Prodüksiyon çok yardımcı oldu. Projenin başından sonuna kadar yanımızda oldular. Teknik, barınma ihtiyacımıza kadar tüm alt yapımızı üstlendiler. Türkiye-Suriye sınırında köy köy kasaba kasaba dolaşarak hanımları bulduk.

Belgesel çekimleri kapsamında başınıza ilginç olaylar geldi mi?

Direniş atölyesinde çekimleri yaparken Türkiye’ye 7 km. uzaklıkta bir patlama gerçekleşti. Uluslararası savaş hukukunda da yasak olan misket bombası atıldı. Bizzat şahit olduk. Bazen kapıları kilitleyerek çekim yapmak durumunda kaldık. Çünkü kimin ne olduğu orada belli değil. Kadın Beşar Esad’a küfrederken yanındaki ağzını kapadı. Bu korktuğu için de olabilir, Esad yanlısı olduğu için de. Korkuyorlar, çünkü karşılarında tam bir zalim var.

Ayrıca başka hiç bir yerde anlatmadığım çok ilginç bir şeyle de karşılaştım. Sadece Suriyeli çocukların okutulduğu bir okula gittik. Törenle içeriye giren çocuklar içeri girmeden önce topluca Fetih suresinin ilk sayfasını okudular. Fatiha suresini okuyup, hocalarına Selamünaleyküm deyip içeri girdiler. Bu gerçekten çok etkileyiciydi.

891967_223845227785523_1099635726_o

Belgeselde tecavüz olgusu çok fazla var. Konuşan kadınlar bu tip bir şeye maruz kaldılar mı?

Konuşanların içinde yoktu fakat kız kardeşi uğrayan vardı. Kadınlar namuslarından korkuyorlar.

Belgeselin ismi neden “Haykırış”?

Belgeseli izleyen herkes bunu anlayacaktır. Çünkü kadınların hepsi haykırıyorlar. Yaşadıkları, gördükleri ve değişmesini istedikleri şeylerden bahsediyorlar. Anlatırken çok ağladılar. Belgeselde dik durmaya çalıştılar fakat bazen öyle zamanlar oldu ki, ağlamaktan çekime devam edemedik. Birbirimize sarılıp ağladık. Sonra tekrar devam ettik.

Belgesel haricinde Suriye için bir projeniz var mı?

Suriyeyardım.com adı ile şu anda Türkiye üzerinde pek çok farklı yerde depolar oluşturduk. İnsanlar maalesef birinci el kıyafet göndermiyorlar. Bizde ikinci el kıyafetleri alıp, ayıklayıp göndermeye başladık. 20. Tırımızı gönderdik çok şükür. Tırlara da şehitlerin isimlerini verdik. Fakat bazen öyle elbiseler gönderiliyor ki, sanki insanlar orada balo var da baloya katılacaklarmış gibi… Ya da 1960’lardan kalma kıyafetleri gönderiyorlar. Elhamdülillah sevdiği kıyafetleri de gönderenler oluyor.

965383_223847664451946_547954817_o

Türkiye de şöyle bir algı var: “Bizim de yetimlerimiz, acı çeken insanlarımız var. Van’da insanlar üşüyor. Neden Suriye ile bu kadar ilgilisiniz?” Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Size de bu tip tepkiler geliyor mu?

Tabii ki. Suriye için bir gün bir abimiz para vermişti, bende alışveriş yapıyordum. Birisi gelip “Aaa bu kadar çok montu neden alıyorsunuz?” dedi. “Suriyeli çocuklara alıyorum” dedim. “Aaa bizim mahallede de çok ihtiyacı olan Türkler var” dedi. Ben de dedim ki “Ablacım iş bölümü yapalım. Sen sizin mahalledekilere mont al, ben de Suriyelilere.” Hiç bir şey demeden gitti. Bir de “Bizim vergimizle yardım götürmeyin” diyenler varmış. Allah onların verdikleri bir çöpün bile bizim yardımlara karışmasını nasip etmesin inşallah. Nasip işi bu sonuçta. Bizim gördüğümüz insanlar Suriye’de mahsur kalan insanlar. Binlerce ölüm söz konusu. Daha geçen gün çocuklar donarak öldü.

Ben İstanbul’dakilerden bahsetmiyorum. Hepsi Suriye sınırındaki veya içindeki insanlar. Benim derdim şu an her türlü insani yardımdan uzak olan, her şeye ihtiyacı olan Müslümanlar. Onlara dikkat çekmeye çalışıyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben bir yönetmenim, bu işi severek yapıyorum. Artık her şeye belgesel olur mu, belgeseli çekilir mi gözüyle bakıyorum. Bugüne kadar hiç böyle kapı kapı dolaşmadım. Bölgeden geldikten sonra bir ablama “Ben bunları insanlara nasıl anlatacağım. Çünkü kameranın arkasından hiç çıkmadım” dedim. O da dedi ki “İnsanın gördükleri, konuşturur. Anlatırsın, gözünün önüne gelir. Mecburen anlatırsın ” Haklı sanırım. Bir belgesel olması dışında Suriye duyarlılığı oluşması, Suriye hakkında insanların bir fikri olması için de çabalıyoruz.

Röportaj: Büşra Bayram

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Latest posts by Sinefesto (see all)

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up