Tesisatçı İtalyan Çocuk

Eleştiri Manşet Muhammed Uyar

muhammeduyar 

Malumunuz sinema yazılarımıza Pazar günleri bir yandan Diriliş Postası’nda devam ediyoruz. Gerçi son zamanlarda yazıları sektirmeye başladık ama olsun.

Bu hafta Diriliş Postası’ndaki sayfamıza Brooklyn filmini yazdım. Colm Tóibín’in aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmenliğini John Crowley üstlenirken senaryosunda Nick Hornby imzası var.

Tabii her zaman olduğu gibi filmin yazısını da başrol karakteri Eilis (Saoirse Ronan) üzerinden yazmaya/anlatmaya başladım. Sonuçta anlatılan hikaye Eilis’in hikayesiydi.

 

“Eilis Lacey İrlanda’da yokluk içinde yaşayan bir kızdır. Patroniçesinden sürekli azar işittiği bir işte annesinin yüzü suyu hürmetine çalışan Eilis’e kasabasındaki papaz yardımcı olur ve Amerika’ya doğru bir yolculuğa çıkar.

Amerika söz konusu olduğunda her zamanki gibi bir ‘rüya’ devreye girmektedir. Eilis için Amerika daha modern, para kazanılan, kısacası İrlanda’da yaşadığı dertlerinin ve sıkıntıların son bulacağı bir mekan hüviyetindedir.

Tabii ki onun yolculuğu ilk başlarda bir bilinmeyene doğrudur. Ve insan bilmediği şeyden korkar her zaman. Eilis bu korkusunu uzun süre üzerinden atamaz. Tabii bu korkuyu atmanın en iyi yolu aşık olmaktır. Fakat vatanının hasreti birkaç ay sonra iyice içini kaplar ve bu sırada annesinden gelen bir haber ile İrlanda’ya birkaç haftalığına dönmeye karar verir. Amerikan rüyası İrlanda’daki geçmişi yüzünden bozulan Eilis, iki ülke ve üzerinde yaşadığı hayatlardan birini seçmek zorunda kalır.”

Yazımı okuyan sayfamızın editörü Fatih Mutlu abimizden bir mesaj aldım: “Hikayeyi tesisatçı çocuk üzerinden anlatsan kızın adı bilmem neye çıkacak ama işte kızın gözünden anlatınca “kafası karışık tabi” filan diyoruz. Yazıklar olsun. Yaşasın fakirler ve tesisatçılar.”

Dönüp baktım yazıya. Gerçekten de filmin İtalyan delikanlısının adını bile yazmamışım yahu. Filmde Tony isimli bir tesisatçıyı canlandıran Emory Cohen var. Tüm masumiyetiyle Eilis’i seven ve onun yolunu gözleyen adam gibi bir aşık. Eilis ülkesine dönüp orada kendisine yeni bir sevgili bulduğunda bile onu unutmayan ve dönmesini bekleyen ‘delikanlı’. Fatih Mutlu’nun ‘yazıklar olsun’ dediği kadar var. Belki de filmin en can alıcı yanı olan bu aşkı yazmak yerine gidip “filmin başrolündeki Saoirse Ronan iyi bir oyuncu olmasına rağmen filmin zayıflığı yüzünden bu oyunculuğunu sergileyecek ortam bulamıyor diyebiliriz. Gerçi filmin büyük laflar etmek gibi bir derdi de yok zaten.” gibi şeyler yazmışım. Tabii bunlar da filmi izlerken hissettiğimiz şeyler elbet. Ama Tony’yi unutmak ayıp olmuş.

Bu yazıyı da ‘tesisatçı İtalyan çocuk’ için yazarak tarihe notumuzu düşmüş olduk.

Benim daha önce yazılarımın sonuna yazdığım bir cümlem vardı. Onu yazmaya yazmaya unutmaya başlamışım galiba. Bugünden itibaren yazmaya devam edelim.

Nereden baktığınızı unutmayın…

Selametle.

twitter.com/muhammeduyar

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up