Tersine ve Kötü Bir Altıncı His: Ölüm Treni

Eleştiri Serbest Kürsü

teoman-çarşamba

Hollywood’un ölüleri hiçbir şeyi direkt anlatmıyor. İzlediğim onlarca gerilim filminde biri de çıkıp demedi ki beni şu öldürdü, git onu cezalandır, polise ver ya da intikamımı al! Öteki tarafa gitmeden önce birini bulup musallat oluyorlar. Olayla ilgisi olsun olmasın mesajı verdikleri kişinin psikolojisini bozup tam çıldırtacakken şifreyi verip gizem kasasını çözdürüyorlar.

Backtrack

Misal, Ölüm Treni. Defalarca şekil değiştirmiş sonu ve başı ile oynanmış bir hikaye. Başından trajik bir olay geçen kahramanımıza musallat olan ölüler bir mesaj vermekte; ancak ne dedikleri de tam olarak anlaşılmamaktadır. Cinnete bir kala ipuçlarını değerlendiren kahramanımız olayı çözmek için işe koyulur.

Adrien Brody’nin başrolünde olduğu Ölüm Treni, tüm klişelerden yararlanmış bir gizem, gerilim filmi. Ölü kız çocukları, psikolojik rahatsızlıklar, küçük bir kasaba ve fizik ötesi olaylar… Bir gerilim filminin olmazsa olmazları bir araya getirilmiş. İzledikten sonra ‘gerilim cephesinde yeni bir şey yok’ diyor insan.

Backtrack

Bu kadar öğeyi bir araya getirdikten sonra sen ani efektlerle korkutacaksan bizi başka bir hikaye çekseydin. Bunca ölüyü rahatsız etmenin anlamı ne? Hele ki filmin sonlarında içinden çıkamadığınız bu öyküde neden mantık hatalarını göz göre göre gözümüze sokuyorsunuz?

Film tanıtımında şuna benzer bir cümle vardı: “Altıncı His’i sevenler buna bayılacaklar!” umut edip izledik. Olmuş mu hayır. Kurgusu tersten bir Altıncı His, ana aynı hissi vermeyen bir Ölüm Treni. Ben istasyonda kalmayı tercih ediyorum!

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up