Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Temsil ve göstermek üzerine: ‘Allah’ın Sadık Kulu: Barla’

Yayınlandı

tarihinde

muhammeduyar copy

Sinema ideolojik üretim açısından vazgeçilmez bir araç; çünkü her ikisinin de sıkı sıkıya ilgili olduğu bir nokta var: Temsil. Sinema dışarıda “duran” bir şeyi bize “göstermez”, onu temsilin süzgecinden geçirerek, şu ya da bu biçimde dönüştürerek, bize bir yapıntı sunar. Sinemada gördüğümüz her şeyin arkasında, temsil biçimine ilişkin bir tercih yatar. İdeoloji de temsiller üzerinde yükselir; toplumsal kurum ve değerlerle, cinsiyet rolleriyle, kişisel var oluşumuzla ilgili yapıtaşları temsilin vazgeçilmez katkısıyla oluşturulur. Dolayısıyla sinema, ideolojinin idamesine destek veren temsil biçimlerini yeğleyerek hâkim ideolojik gerçekliğin yeniden üretimine katkıda bulunabileceği gibi, alternatif temsiller aracılığıyla onu sarsmayı da amaçlayabilir.”1

Bediüzzaman Said Nursi. Bu isim bir asrı aşkın süredir çeşitli zaman dilimlerinde bir şekilde ülkemizin gündemine gelmekte ve çeşitli konuşmaları, tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Özellikle televizyon programlarında Bediüzzaman isminin merkezde yer aldığı programların içeriği genelde siyasi ve ideolojiktir. Bu bahsettiğim mesele geçtiğimiz Aralık, Ocak ve takip eden aylarda en yüksek seviyeye ulaştı. Bunun nedeni ise yönetmenliğini Mehmet Tanrısever’in yaptığı ve Bediüzzaman’ın hayatının anlatıldığı ‘Hür Adam’ filminin Ocak ayı başında gösterime girmesi idi. Film Bediüzzaman’ın hayatını anlatan ilk uzun metrajlı film idi ve birçok noktada oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ve fakat filmde yer alan Bediüzzaman ve Atatürk karşılaşması üzerine çok konuşuldu. Filmde çok az yer bir bölümde geçen bu görüşme hakkında yapılan tartışmalar zihinlerimizde oldukça fazla yer edindi. Bu da filmin farklı konuları anlatmasına rağmen algılarda çok daha farklı bir yapının oluşmasına neden oldu. Hemen burada bazı sorular sormaya başlayabiliriz; “Bediüzzaman” isminin bir film nedeniyle böyle siyasi konuşmaların içinde yer alması doğru mudur? Bediüzzaman’ın hayatında siyasetin yeri nedir? Ve son soru, Bediüzzaman hayatı boyunca neyin mücadelesini vermiştir?

Bu soruların cevabını bulmak isteyenlerin Bediüzzaman’ın eserlerine sadece göz gezdirmesi yeterli olacaktır. Son sorunun cevabı ise: İman hizmeti! Bediüzzaman Hazretlerinin hayatına baktığımızda kendisinin binlerce kez siyasi meseleler nedeniyle mahkemelere çıkartıldığını ve çeşitli iftiralara maruz kaldığını görüyoruz. Fakat o eserlerinin muhtelif yerlerinde “Hemen umumiyetle, Risale-i Nur hizmetinin yegâne maksadı olan imanın kuvvetlenmesinin vatan ve milleti tehdid eden dinsizlik ve komünistlik tehlikesine mâni’ olduğunu; şimdi en elzem vazifenin, ferdlere ve cemiyete düşen hizmetin imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek bulunduğunu; zamanın en büyük dâvâsının Kur’âna sarılmak olduğunu, Risale-i Nur bütün kuvvetiyle bu meseleye hasr-ı nazar ettiğinden, vatan ve millet düşmanları, gizli dinsizler, bahanelerle hücuma geçip aleyhte tahriklerde bulunduklarını; “Fakat biz müsbet hareket etmeye mecburuz. Elimizde Nur var, siyaset topuzu yok. Yüz elimiz de olsa, ancak Nura kâfi gelir.” diyerek Nur’un din düşmanlarını mağlûb edeceğinden, müsbet hareket etmenin atom bombası gibi tesiri bulunduğundan, Risale-i Nur’un siyasetle hiçbir alâkası bulunmadığını, mesleğimizin en büyük esasının ihlâs olduğunu, rıza-i İlâhîden başka hiçbir maksad ittihaz edilemeyeceğini, Nur’un kuvvetinin işte bu olduğunu; ihlâsla, müsbet hareket etmekle inayet ve rahmet-i İlâhiyenin Risale-i Nur’u himaye edeceğini.. ilâ âhir.. beyan ederdi.”2

Eserlerinde birçok yerde geçen bu bahisler kısaca bu şekilde özetlenmiş. Yazının başındaki terimlere dönelim ve geldiğimiz noktada yeni bir soru soralım: Tek derdi imana hizmet etmek olan bir insanın hayatını ve ideolojisini temsiller aracılığı ile sinema sanatına nasıl aktarabilirsiniz?

Bu sorunun cevabını bulduğumuzda Bediüzzaman gibi bir şahsa yakışan ve onu anlatan bir sanat eserini ortaya koyabilirsiniz. Aslında Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde temsillerin nasıl kullanılması gerektiğini kendisinden sonra eserlerini okuyacaklar için bir anlamda örneklendirmiştir. Özellikle Sözler isimli eserinin başında yer alan ve “Küçük Sözler” şeklinde de basılan risalelerde Bediüzzaman imanî meseleleri “Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.” cümlesiyle başlayıp temsiller ile anlatmayı tercih etmiştir.

“Allah’ın Sadık Kulu: Barla” isimli animasyon filmde Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında önemli bir yeri olan, sürgün olarak ve halktan tecrit amacıyla gönderildiği Barla hayatı anlatılıyor. (Barla Isparta’nın Eğirdir ilçesine bağlı yaklaşık olarak 3.000 nüfuslu bir kasabadır. Bediüzzaman’ın sürgün edildiği yıllarda ise nüfusu çok daha azdı.)

Filmi ön gösterimde izleme şansı buldum. Oldukça kalabalık bir kitlenin filmi izlemek için geldiğini belirtmek isterim. Bu konuya yazımın ilerleyen bölümlerinde değineceğim. Film ile ilgili olarak ilk bahsedeceğim konu yukarıda uzunca bir girizgâhla açıklamaya çalıştığım temsil meselesi ile ilgili olacak ve cevabını arayacağımız soru: Bediüzzaman bu filmde nasıl temsil ediliyor? Olacak. Bu sorunun cevabını ne kadar iyi verebilirsek “Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filminin nerelerde çözümlemesini o derecede iyi yapabiliriz.

Geçtiğimiz yıllarda katıldığım bir konferansta Bediüzzaman Hazretlerinin hayatının çeşitli dönemlerinde başından geçen hadiselerle örneklendirilerek onun ne kadar hayvan sever olduğundan bahsedilmişti. Buna ek olarak Risale-i Nur eserlerinin çeşitli bölümlerinde Bediüzzaman Hazretlerinin kâinatta yaratılmış bütün canlılar ile ne kadar farklı bir iletişim içinde olduğundan bahsediliyor. Filmde ilk dikkatimi çeken bu konudaki temsiller oldu. Bediüzzaman bizlere bir Müslüman’ın yaratılmış olanlara nasıl yaklaşması gerektiğini yaşantısıyla çok güzel anlatmış. Ve film ekibi de bunu bize çok güzel göstermiş.

Filmde bir kaplumbağaya eziyet eden çocuklara tatlı dille bunu anlatması, karıncaların yuvasını yıkmak ve yerine bir şeyler yapmak isteyen talebesine “Yuva yıkarak, yuva yapılmaz!” demesi ve yine çimenlerin üzerinde ateş yakacak olan talebesine ateşi ot olmayan bir yerde yakmasını tavsiye etmesi Bediüzzaman’ın ne kadar hayvan sever ve doğayı koruyan bir şahsiyet olduğunu gösteriyor. Peki ya çocuklara şefkati ve yaklaşımı… Herkesin ders alması gereken davranışlar. Çocuklara verdiği küçük hediyeler… Günümüzde özlediğimiz müslümanca davranışlar…

Emin olun dün gece beyazperde de yazmakla bitmeyecek kadar güzel temsiller ile dolu bir film gördüm. Bu film bir cemaat filmi olmanın ötesine geçmiştir. Bu film bir Müslüman temsilidir. Dolayısıyla sadece Nur Cemaati’ne hitap ettiğini söylemek yanlış olur. Buna ayrıca dikkat çekmek isterim.

Bediüzzaman hayatı boyunca çeşitli zulümlere, işkencelere, zehirlenmelere ve hakaretlere maruz kalmıştır. Filmde bunların bazılarını göreceksiniz. Ama filmden çıkışta aklınızda etrafına sevgi ve muhabbetle saçan, dua ve ibadetten vazgeçmeyen ve inancı sağlam bir şahsiyetin hayatına dair izlenimler kalacak…

Türkiye’de ilk kez kullanılan bir teknik olan “Motion Capture” tekniği ile çekilen bu filme görüntü kalitesi noktasında baktığımızda bazı hareketlerin tam oturmadığını görüyoruz. Fakat dekorlar, mekânlar, insanların yüz ayrıntıları gibi konularda filmin yapım ekibine tam not verdiğimizi belirtmeliyiz. Bu bir ilk film ve ilkleri başardı. İnsanların ve hayvanların hareketleri konusundaki ayrıntıların devam filmlerinde tekrar gözden geçirileceğini düşünüyoruz. Filmin müziklerinin de oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim.

Film ile ilgili anlatılacak ve konuşulacak çok şey var. Sinemaseverlerin filmi izleyip değerlendirmelerini okuduktan sonra tekrar üzerine konuşmaya ve yazmaya devam edeceğiz. Sonuç olarak, “Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filmi Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını ve ideolojisini birbirinden güzel ve yerinde kullandığı temsiller ile sinema sanatına güzelce uyarlamıştır. Ve bu film izlenmelidir. Salondaki binlerle ifade edebileceğim seyircilerde heyecanları ile bunu gösterdiler. Ve salondakiler bu filmlerin devamının gelmesini, Müslümanların artık kötü imamlar, rüşvetçi, şehvetine düşkün, dini siyaset için kullanan insanlar olarak resmedilmediği, gerçek anlamda ve hakkıyla temsil edildiği filmlerin çekilmesini istercesine film ekibini dakikalarca alkışlayarak gösterdiler. Bu da film ekibi ve bu yolda yeni eserler verecekler için güzel bir destek olur ümidindeyiz.

Film ekibini, başta yönetmen Sayın Esin Orhan hanımefendi olmak üzere tek tek tebrik ediyorum ve yazımı filmde geçen ve Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerine dua olarak söylediği bir cümle ile bitirmek istiyorum: “Allah muvaffak etsin!”

Muhammed Uyar
muhammeduyar@sinefesto.com 

Kaynaklar

1Michael Ryan&Douglas Kellner- Politik Kamera- Çağdaş Hollywood Sinemasının İdeolojisi ve Politikası, Arka kapak yazısı, Ayrıntı Yay., 2010

2Risale-i Nur Külliyatı- Tarihçe-i Hayat, Altıncı Kısım, Emirdağ Hayatı, Mukaddeme, sh: » (T:437), (http://www.saidnur.com/foreign/trk/risaleler/tarihce/emirdaghayat.htm

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

10. Malatya Uluslararası Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

En İyi Film ödülü “Çatlak” filmine verildi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Bu sene 10. kez geçekleşen “Malatya Uluslararası Film Festivali”, düzenlenen ödül ve kapanış gecesiyle sona erdi.

Malatya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi ve Yeşilyurt ilçe belediyelerinin iş birliğiyle bu yıl 10’uncusu düzenlenen “Malatya Uluslararası Film Festivali” sona erdi. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreninde En İyi Film ödülü “Çatlak” filmine verildi.

En İyi Film

Çatlak

En İyi Yönetmen

Selman Nacar – İki Şafak Arasında

En İyi Senaryo 

Fikret Reyhan – Çatlak

En İyi Görüntü Yönetmeni

İlker Berke – Koridor

En İyi Kadın Oyuncu

Emel Göksu – Koridor Ve Ece Çeşmioğlu – Bembeyaz

En İyi Erkek Oyuncu 

Hakan Salınmış – Çatlak

Fahri Kayahan En İyi Müzik Ödülü

Ali Saran – İçimdeki Kahraman

Kemal Sunal Halk Jürisi Ödülü

Lacivert Gece

Ulvi Saran Jüri Özel Ödülü

İki Şafak Arasında

Siyad En İyi Film Ödülü

Çatlak

Fölm-Yön En İyi Yönetmen

Selman Nacar – İki Şafak Arasında

En İyi Belgesel Film

Acı Ve Tatlı

Ulusal Kısa Metraj Jüri Özel Ödülü

Şin (Yas)

Ulusal Kısa Metraj Birincilik Ödülü

Aynı Gecenin Laciverti (Aa)

Okumaya Devam Et

Hollywood

“Tom Hardy” The Matrix: Resurrections Filminde

Jessica Henwick açıkladı!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

The Matrix: Resurrections oyuncularından Jessica Henwick, “Tom Hardy”nin filmde ufak bir cameo ile göründüğünü açıkladı.

Merakla beklenen The Matrix: Resurrections filminde Bugs karakterine hayat veren Jessica Henwick, film hakkında yeni açıklamlarda bulundu. Henwick, Tom Hardy’nin de The Matrix: Resurrections filminde ufak bir cameo ile yer aldığını belirtti.

24 Aralık‘ta sinemalarda gösterime girecek filmin San Francisco çekimleri sırasında, Hardy’nin seti ziyaret ettiği biliniyordu. Hardy‘nin ziyareti sırasında Venom 2 filminin çekimleri için San Francisco’da olduğunu da açıklanmıştı.

İlk defa 1999 yılında vizyona giren ve devam filmleri merakla takip eliden Matrix serisinin dördüncü filmi olacak The Matrix Resurrections‘da Keanu Reeves ve CarrieAnne Moss başrolü tekrar paylaşıyor. Yahya Abdul  Mateen IINeil Patrick Harris, Jonathan GroffChristina RicciJessica Henwick ve Priyanka Chopra Jonas gibi ismler ise filmde Reeves ve Moss‘a eşlik ediyor.

Okumaya Devam Et

Festivaller

“Distopya Film Festivali”nin Kazanan İsimleri Belli Oldu

En İyi Kısa Film ödülünü, Murat Uğurlu’nun “Tapınak” filmi kazandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Distopya Film Festivali Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi. Festivalin ödül töreninde “En İyi Kısa Film Yarışması” Birincilik Ödülünü Murat Uğurlu’nun “Tapınak”, “En İyi Senaryo Ödülü”nü de “Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti” isimli projesiyle Ersin Karahaliloğlu kazandı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkıları, BKM Mutfak’ın desteği ve Uluslararası Bağımsız Sinema ve Sanat Derneği tarafından ilk kez bu yıl düzenlenen Distopya Film Festivali’nde bu akşam (12 Aralık) ödüller sahiplerini buldu.

Pandemi kurallarına uygun olarak gerçekleştirilen festivalin sunuculuğunu Yosi Mizrahi üstlenirken, Akın Robotics’in meşhur robotu Mini Ada yine sahneyi boş bırakmadı. Ödül töreninin açılış konuşmasını Festival Direktörü Hatice Aşkın ve Sanat Yönetmeni Gülşah Elikbank yaptı.

“İyi hikayelerin anlatılmasına katkı sunmaya devam edeceğiz”

Açılış konuşmasını yapan Hatice Aşkın konuşmasının başında festivali hayata geçirme sürecini anlatırken, festivalin özetini izleyicilere aktarmayı da ihmal etmedi. Festivali hayata geçirmelerinde rol oynayan kurum ve kuruluşlara ve arka planda çalışan ekibe teşekkür eden Aşkın, “Bir film festivali yapmaya başladığınızda yaşlanmaya başlıyormuşsunuz.” diyerek süreci özetler nitelikte bir söylemde bulundu. İkinci Uluslararası Distopya Film Festivali’ni BKM Mutfak ve BKM Uniq’te gerçekleşeceği müjdesini veren Aşkın, “Dünyada iyi bir hikâyeden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Biz de bu festival aracılığı ile iyi hikayeler anlatılmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Festivalle sanatın iyileştirici yanının yayılmasına katkı sağlanıyor”

Gece de konuşan sanat yönetmeni Gülşah Elikbank, robot Ada’nın eşliğinde sahneye çıktı. Sanat dünya mükemmel olmadığı için var. “Sanatçılar kusurlu bir dünyadan güzel bir dünya yaratmaya çalışıyorlar” diyerek sözlerine başlayan Elikbank, film festivalinin sanatın iyileştirici yanının yayılmasına katkı sağladığını belirtti. Geleceğe bakmak ve oradan çıkmak için sanata başvurmamız gerektiğinin altını çizen Elikbank, festival için çok çalıştıklarını belirterek herkese teşekkür etti.

Festival’in Kazanan İsimleri Belli Oldu

Dünyanın dört bir yanından 200’ün üzerinde kısa film başvurusu ile gerçekleşen Uluslararası Distopya Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Jüri Başkanlığını Yunan yönetmen Babis Makridis’in gerçekleştirdiği Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda oyuncu Damla Sönmez, oyuncu Didem Balçın, görüntü yönetmeni Feza Çaldıran, kurgu editörü Ali Aga’nın özverili değerlendirmeleri sonucunda dört finalist dört ayrı kategoride ödüle layık görüldü.

Birincilik ödülü jüri başkanı Babis Makridis tarafından, “harika bir atmosfere sahip olduğu, korkularla dolu bir karakter gösterdiği ve iyi bir oyunculuk olduğu için korkularla yüzleşmemize olanak sağladığı” gerekçesiyle Murat Uğurlu’nun “Tapınak” filmine takdim edildi.

İkincilik ödülü ise Festival Direktörü Hatice Aşkın tarafından “2030” filminin yönetmenine takdim edildi. Pierre Dugowson’a ödülünü takdim eden Aşkın gerekçesini “Bizi kahramanların ve muhtemelen tüm insanlığın hayatlarının sonuna ve mutlak sona mantıksızlık ve mizah yoluyla çok sesli götürmeye başaran bir film. Distopya dramatik tonlar olmadan işlenen bir türdür. Hikâyenin mizahi yönü dramatik sonu daha güçlü hale getirmeyi başarıyor.” şeklinde açıkladı.

Üçüncülük ödülü Gökalp Gönen’nin “Lâl” filminin oldu. Ödülü takdim eden oyuncu Şebnem Özinal, ödül gerekçesini “Mükemmel bir animasyon. Film bittiğinde kafanızda yankılanan ses tasarımlarıyla doğan tartışma ve hayatta kalma üzerine sanatsal açıdan güzel, aynı zamanda kasvetli bir sanat eseri” diye sundu.

Son olarak gecede “Jüri Özel Ödülü” Nadin Alyekhina’nın “2040” filmine takdim edilirken, ödülü takdim eden Festival Danışma Kurulu Başkanı Biket İlhan, gerekçesini “Bilimkurgu çizgi romanından çıkmış gibi görünen, boğucu distopik hikaye. Dikey formatı araştıran görsel bir deney” şeklinde açıkladı.

“En İyi Senaryo Ödülü” Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti projesi oldu

Jüri Başkanlığını yönetmen Andaç Haznedaroğlu’nun yaptığı, oyuncu Fadik Sevin Atasoy, oyuncu Cansel Elçin, yapımcı Müge Özen ve yapımcı-dağıtımcı Marsel Kalvo’dan oluşan “Ulusal Kısa Film Senaryo Yarışması” ana jürisi tarafından ödül alan isim belirlendi.  Festivalde “En İyi Senaryo Ödülü”, “Ölemeyenler: Öteki Dünya Bileti projesi” ile Ersin Karahaliloğlu’na verildi. Ödülü jüri başkanı yönetmen Andaç Haznedaroğlu verirken ödül gerekçesini “ Dramatik kurgusunu beğenip, sahnelemeye en yakın bulduğumuz, bu ülkeye ait birçok hicivsel kodları barındıran, bizi 141 yıl yaşamak üzerine düşündüren bir proje.” olarak belirtti.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler