Tekrar Tekrar İzlediğimiz 10 Güzel Film (4)

Liste Manşet Serkan Baştimar

Bazı filmler huzur verir insana. Bazıları kaçtığımız uzak limanlardır. Fırsat buldukça açar izleriz. İlginç bir sihri vardır bu yapımların, her sahnesini ezbere bilsek de başka bir şey çıkacakmışçasına tekrar tekrar izler dururuz. Daha önce böyle bir listeyi üç defa yapmıştık. Merak edenler buradan, şuradan ve oradan tıklayarak önceki listlere ulaşabilir. İyi seyirler.

Başlangıç

Başlangıç (2010) Inception IMDb 8.8

Ekip güzel, senaryo güzel, yönetmen güzel!

Dominick “Dom” Cobb (Leonardo DiCaprio) yetenekli bir hırsızdır. Rüya görme anında insanların bilinçaltına girerek önemli sırları çalmaktadır. Son kurbanı Japon işadamı Saito (Ken Watanabe) ‘dir. Saito’nun bilinçaltının derinliklerinde dolaşırken ölen karısı Mal’i görür ve çalma işi başarısız olur.

Bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmıştır. Bundan kurtulması için mükemmel bir fırsat yakalar. Kaybettiği her şeyi geri alabileceği son bir iş. Tabii mükemmel “Başlangıç”ı tamamlayabilirse. Bu sefer zihinden bir şey çalınmayacak onun yerine bir fikir yerleştirilecektir.

____

Er Ryan'ı Kurtarmak

Er Ryan’ı Kurtarmak (1998) Saving Private Ryan IMDb 8.6

Başından sonuna enfes bir savaş başyapıtı.

II. Dünya Savaşı yıllarında 3 oğlunun birden ölüm haberini alan anne, 4. oğlunun yaşadığını duymak ister.Artık tüm Amerikan ordusunun hedefi annenin son oğlu olan James Ryan’ı ne pahasına olursa olsun kurtarmaktır.Askerler her yerde ona ait izler aramaya başlar fakat bu öylesine bir göreve dönüşür ki bir kişiyi kurtarmak uğruna bir çok askerin hayatı tehlikeye girer.

___

Bir Rüya İçin Ağıt (2000) Requiem for a Dream IMDb 8.3

Sadece müziği için bile tekrar tekrar izlenir.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum… Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar… Hubert Selby’nin romanından uyarlanan trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

___

Olağan Şüpheliler

Olağan Şüpheliler (1995) The Usual Suspects IMDb 8.6

Şoke eden finallerin henüz popüler olmadığı bir dönemde finaliyle izleyicinin ağzını açık bırakan The Usual Suspects, sinemaseverlerin baş tacı ettiği filmlerden. 

Senaryosunu Christopher McQuarrie’nin yazıp Bryan Singer’ın yönettiği The Usual Suspects neo-noir (yeni kara) türüne örnek gösterilen bir filmdir. Stephen Baldwin, Gabriel Byrne, Benicio del Toro, Chazz Palminteri, Kevin Pollak, Pete Postlethwaite ve Kevin Spacey’den oluşan pırıltılı oyuncu kadrosu ile film, başlangıçta karmaşık bir olay örgüsüne sahip gibi görünse de öykü anlatımı ve geri dönüş teknikleriyle seyirciyi kıskıvrak yakalamayı başarıyor.

San Pedro’da bir geminin güvertesinde ‘Keyser (Kayzer) Söze’ olarak tanınan bir adam ile Keaton adlı yaralı biri arasında kısa bir diyalog yaşanır. Keyser, Keaton’ı vurur ve gemi yanar. FBI ajanı Jack Baer ve gümrük ajanı Dave Kujan, gemide neler olduğunu araştırmak üzere San Pedro’ya gelirler. Sağ kalan iki kişiden biri, Roger ‘Verbal’ Kint ve diğeri hastanelik olmuş bir Macar suçludur. Macar, neredeyse efsanevi bir üne sahip olan Türk mafya lideri Keyser Söze’nin de limanda olduğunu ve onun birçok kişiyi öldürdüğünü iddia eder. ‘Verbal’ Kint ise dokunulmazlık karşılığında olay hakkında uzun bir ifade vermek ister. Verbal, bölge savcısında ifade verdikten sonra çavuş Jeffrey Rabin’in odasına götürülür. Bütün hikayeyi altı hafta öncesinden başlayarak anlatması istenir.

____

Yaralı Yüz

Yaralı Yüz (1983) Scarface IMDb 8.3

Suç filmlerinin en karizması.

Tony Montana isimli Kübalı suçlu, Miami’ye gelip uyuşturucu lordu Robert Loggia’nın emrinde çalışmaya başlar. Montana’nın hırsı ve öfkesi basamaklaı hızla tırmanıp büyük bir şuç şebekesinin başı olmasını sağlar. 170 dakikalık film, uyuşturucu dünyasının gizli kapılar ardında dönen çarklarından başlayarak suç dünyasını gözler önüne serer.

Howard Hawks’ın 1931 tarihli aynı isimli filminden uyarlandı. Brian De Palma’nın yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu da Oliver Stone’a ait. Hem türün hem de yönetmenin başyapıtlarından biri. Al Pacino’nun ders niteliğindeki performansını ve müziklerini de ayrı ayrı belirtmek gerek tabii.

____

Papillon

Kelebek (1973) Papillon IMDb 8.0

Kitap uyarlamalarının en haslarından.

Henri Channiere’nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumun yaşadıklarını anlatan etkileyici ve dram yüklü bir macera. Fransız Guyana’sındaki kaçışı olmayan bir adadaki hapishaneye gönderilen kelebek lakaplı Henri “Papillion” Charriere (Steve Mcqueen) sürekli olarak kaçmaya çalışmaktadır ve bu çabaları başarısız olur. O da bundan asla vazgeçmeyecektir. Burada tanıştığı Louis Depo (Dustin Hoffman)’yla oluşan dostluklarıyla birlikte onunda yardımını alan Henri hapishanenin vahşi kurallarına karşı daha büyük bir azimle mücadelesine devam eder.

____

Heat

Büyük Hesaplaşma (1995) Heat IMDb 8.2

İki karizma ve esaslı bir suç filmi.

Gerek içgüdüleri gerekse üstün zekasıyla, içerisinde bulunduğu her türlü suçtan arkasında kesin deliller bırakmadan, başarılı bir şekilde sıyrılmayı başaran Neil McCauley profesyonel bir hırsızdır.

En az kendisi kadar yetkin hırsızlardan oluşturduğu çetesiyle altından kalkılması zor işlere kalkışıp minimuma yakın hasarla başarıya ulaşırlar.

Her azılı suçlu vakasında olduğu gibi söz konusu hırsızın peşinde de hırslı ve takıntılı bir dedektif vardır. Dedektif Hana, şimdiye dek bu usta hırsızın zekasıyla başa çıkamasa da davayı çözmekte kararlıdır.

Michael Mann filmografisinin en önemli yapıtlarından biri olan Heat, oyuncu kadrosundaki Al Pacino, Robert De Niro ve Val Kilmer gibi usta aktörlerle dikkat çekerken, ünlü aktris Natalie Portman’ın çocukluğuna tanık olma açısından da ilgi çekici.

_____

Amélie

Amelie (2001) IMDb 8.4

Sihirli bir dünya.

Çok garip bir anne baba tarafından büyütülen Amelie, gündüzleri Paris’te bir kafede garson olarak çalışırken akşamlarını küçük apartman dairesinde yalnız olarak geçirmektedir. Hiçbir arkadaşı ve hayattan beklentisi olmayan bu utangaç ve sevimli genç kadının hayatı kısa zaman içinde değişmek üzeredir.

Banyosunda yıllar öncesinden kalma bir kutu bulan Amelie, sahibini bularak kutuyu ona verir. Böylece çevresindeki insanlara yardım ederek yaşamlarını iyileştirmeye karar verir. Bu arada karşılaştığı Nino adlı bir adamdan çok hoşlanır ama onunla konuşmaya cesaret edip kendi hayatını da değiştirebilecek midir?

____

Zindan Adası

Zindan Adası (2010) Shutter Island IMDb 8.1

Sürpriz sonlu bir gerilim başyapıtı…

Yıl 1954, Soğuk Savaş zirve noktasında, adli polis Teddy Daniels (Leonardo DiCaprio) ve yeni ortağı Chuck Aule (Mark Ruffalo) çok sayıda cinayet işlemiş zeki bir kadın katilin kaçmanın imkansız olduğu Aschecliffe Hastahanesi’ndeki son derece güvenlikli bir odadan esrarengiz bir biçimde kayboluşunu araştırmak üzere Zindan Adası’na çağrılırlar. Bu uzak, fırtınaların dövdüğü adada araştırma yapan psikiyatrlar ve tehlikeli psikopat hastalar bulunmaktadır.Bu ürkütücü ortamda hiçbir şey göründüğü gibi değildir…

Üstlerine bir kasırga yaklaşırken soruşturmada hızla ilerler. Ancak fırtına yaklaştıkça her biri diğerinden daha heyecan ve dehşet uyandırıcı şüphe ve gizemler kat kat artar. Karanlık komplolar, korkunç tıbbi deneyler, bastırıcı zihin kontrolü, gizli koğuşlara dair ipuçları ve söylentiler, hatta belki doğaüstü güçlere dair bir ipucu vardır; ama kanıt bulunamamaktadır. Kaypak sakinlerinin korkunç eylemleri ve aynı derecede zeki doktorlarının bilinmeyen faaliyetleriyle kuşatılmış bir hastahanenin gölgelerinde ilerleyen Teddy, soruşturmayı derinleştirdikçe en büyük ve yıkıcı korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacağını hissetmeye başlar. Ve bu adayı asla canlı terk edemeyebileceğini fark eder…

___

The Message

Çağrı (1976) The Message IMDb 8.4

İslam tarihine bakış.

6. yüzyılda Mekke. İslam tarihçilerinin Cahiliye Devri olarak anmaktan hoşlandıkları dönemdeyiz. Şehrin ileri gelenlerinin Mekke’yi köleliğin ve alkol, uyuşturucu gibi maddelerin pençesinde acımasızca yönettiği rivayet ediliyor. Kız çocukların yeni doğduklarında diri diri gömüldüklerinin anlatıldığı acımasız bir dönem. Böyle karanlık bir çağda, Hz. Cebrail tarafından ziyaret edilen Hz. Muhammed insanları tek bir Tanrı’ya tapmaya davet ediyor ve şehre hükmedenlerin vahşi metotlarına karşı çıkıyor.

Allah’tan inen bir ayet, peygamberin silaha sarılmasını ve Mekke ordularına karşı direnmesini emrediyor. Müslümanların ordusu tecrübesiz olduğu halde Bedir savaşını kazanıyor. Uhud savaşının ardındansa 10 yıllık bir barışa evet diyerek arada geçen süreyi İslam’ı yaymak için kullanıyorlar. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğu, Allah’tan başka tanrı olmadığı haberi Arap yarımadasını hızla katediyor.

En iyi müzik dalında Oscar’a aday olan Çağrı, Hz. Hamza rolündeki Anthony Quinn’in benzersiz oyunculuğu kadar, büyük bir prodüksiyon olması ve Hz. Muhammed’i göstermeden İslam’ın doğuş ve yayılışını anlatmadaki başarısıyla da tüm dünyadaki Müslümanların beğenisini toplamış bir yapım.

_____

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up