Bizimle İletişime Geçin

Manşet

Şükrü Avşar: 90 Tane Dizide Oynayacak Başrol Oyuncusu Yok

Şükrü Avşar Filmstudio’nun 6.sayısının onur konuğu oldu.

Yayınlandı

tarihinde

“Bu İşi Biliyorum Diyen Yalan Söylüyor”

“90 DİZİDE OYNAYACAK BAŞROL OYUNCUSU YOK”

‘Babam ve Oğlum’, ‘Salkım Hanımın Taneleri’, ‘Hemşo’, ‘Kolay Para’, ‘Osmanlı Cumhuriyeti’, ‘Evim Sensin’, ‘Kedi Özledi’, ‘Kızım İçin’, ‘Su ve Ateş’, ‘Ulak’ gibi vizyonda gişe rekorları kıran filmlerin, ‘Çemberimde Gül Oya’, ‘Kırık Kanatlar’, ‘Ihlamurlar Altında’, ‘Aşk Yakar’, ‘Yer Gök Aşk’, ‘Not Defteri’, ‘Lale Devri’, ‘Karagül’ ve ‘Bugünün Saraylısı’ gibi başarılı çok sayıda dizinin yapımcısı ve 900 adet yabancı filmin ithalatçısı olan Şükrü Avşar Filmstudio’nun 6.sayısının onur konuğu oldu.

Çok genç yaşlarda sinemaya adım atan ve sonunda sinema ve televizyon dünyasına adını altın harflerle yazdıran yapımcı Şükrü Avşar, tecrübelerini Filmstudio ile paylaştı.

Söyleşi için Avşar Film’e gittiğimizde, çalışanlarına patron kimliğiyle yaklaşmayan, onlara vefayı, dürüstlüğü ve hep daha iyisinin olması gerektiğini anlatan bir ağabey ile karşılaştık. Sektöre bir ömür adayan Avşar’ın şahsında ‘başarılarından hiçbir zaman kendisine ego yapmayan’ bir lider gördük.

sukruavsar (1)

SENEDE 4 YA DA 5 DİZİ TUTUYOR

FİLMSTUDİO: Sektöre yıllarını vermiş bir yapımcı olarak dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Televizyon olarak 15 yıldan beri her sene aynı işler yapılıyor. 80 ile 85 arası irili ufaklı dizi çekiliyordu. Eylül ayında ise yeni diziler başlayacak, seyirci içerisinden aldığını alacak, almadığını almayacak ve bir sürü dizi çöplüğü oluşacak. Bir grup diziler ise Kasım ayında şansını deneyecek, aralarında yürüyen işler olacak. Mart ayında ise yeniden denemeler olacak. Tutan diziler tutacak, tutunamayanlar da dökülecek. Neticede senede baktığınız zaman irili ufaklı 4 ya da 5 dizi tutacak.

NE KENDİ İŞİMİ NE DE BAŞKALARININ İŞİNİ BEĞENİRİM

FİLMSTUDİO: Beğendiğiniz, izlediğiniz diziler var mı?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Yapımcı olarak hiçbir zaman ne kendi işimi ne de başkalarının işini çok beğenirim, ne de “ne güzel iş yaptım” derim. Zaman zaman takdir ettiğim bir sürü diziler oldu. Hep daha iyisini yapmaya çalışıyorum. “Ben çok güzel dizi yaptım, bundan iyisi yok” derseniz biter. Her zaman daha iyisi olduğuna inanıyorum.

YAPTIĞIM İŞE GÜVENMİYORSAM BAŞLAMIYORUM

FİLMSTUDİO: Sizin için “Şükrü Avşar kimsenin yapmadığını yapar, bazı dizilerin 2-3 bölümünü çekip kanallara sunar” deniliyor. Bu bir risk değil mi?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Yaptığım işe güvenmiyorsam zaten başlamıyorum. Önce ben bunu satayım, kanaldan para alayım, kendimi garantiye alayım diye bir düşüncem yok. Bu düşünce kısa dönemde kanalı ve kendini kandırmak olur. Belki para kaybetmezsin ama ileriki dönemlerde bunun hiçbir başarısı olmaz. İnandığım bir iş ise yatırımını yapıyorum, sonra da: “gelin arkadaşlar bunu izleyin, ben bunu yaptım, beğenirseniz alın” diyorum. Bütün işlerimde genelde böyle çalışıyorum.

KÂBUSLAR EVİ DENEMEYDİ, AMACIM ÖNCÜ OLMAKTI

‘Kâbuslar Evi’ projemiz denemeydi. 13 bölüm çektim, sonra yayına verdim. Çok başarılı olmadı ama hala o işi değerlendiriyorum. Böyle yapılması gerekiyor. Belki bu sektöre ‘öncü’ olurum diye böyle bir çalışma yaptım.

ÖNCE ÇEKİP SONRA KANALLARA SUNACAĞIM

‘Köroğlu’ adında bir projem var. Bütün hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz. 13 bölüm çekeceğim ve izledikten sonra da kanallara sunacağım. Bölümleri 1 haftada çekilmeyecek. 15 gün hatta bazı bölümleri 20 günde çekilebilecek. İleriye dönük olarak böyle gitmek zorundayız, kaliteyi ancak bu şekilde yakalayabiliriz. Çünkü sektörün geliştiği ülkelerde böyle çalışılıyor.

BAŞARISIZLIKLARDAN DERS ÇIKARIYORUM

FİLMSTUDİO: Oyuncu seçimi konusunda başarılı nokta atışı yaptığınızı biliyoruz. Oyuncu seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Karakter analizine göre oyuncuyu da analiz etmek gerekiyor. Oyuncunun daha önceki işlerine bakıp o karaktere çok uyup uymadığını analiz etmeye çalışıyorum. Oyuncu seçerken en önem verdiğim nokta ise oyuncunun ahlaki değerlere önem vermesi.

BU İŞİ BİLİYORUM DİYEN YALAN SÖYLER

O kadar çok iş yapıyoruz ki, içerisinde başarısız olanlar da oluyor. O başarısızlıklardan ders çıkarıp, daha başarılı ne yapabilirim, diyorum. Bu işi biliyorum diyen, yalan söyler. Zaman içerisinde daha az yanılıyoruz, bu da yıllar içerisinde tecrübe edindikçe oluyor.

AVŞAR FİLM HİÇBİR ZAMAN ZORA GİRMEMİŞTİR

FİLMSTUDİO: Avşar Film’in başarısını neye bağlıyorsunuz?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Avşar Film 1970’li yıllardan geliyor. Hiçbir zaman zora girmemiştir. Başarımızın en büyük etkeni elde edemeyeceğimiz, başaramayacağımız işlere kalkışmamamızdır.

BAŞARILARIMIZDAN KENDİMİZE EGO YAPMIYORUZ

Başarılarımızdan kendimize ego yapmıyoruz. Belli bir seviyemiz var, düşürmemeye çalışıyoruz. Çıtamızı hep daha yukarı doğru yükseltmeye çalışıyoruz. Kimseyle rekabetimiz yok, kimseye karşı art niyetimiz de yok. Başka birisini batırmak ya da başka birisinin kötü olması için uğraşmıyoruz. Başkalarının başarızlığından mutlu olmuyoruz. Başarımız birazda buradan geliyor.

SEKTÖRÜN HER ALANINDA ÇALIŞTIM

FİLMSTUDİO: Yapımcılığı neden tercih ettiniz?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Benimbir yaştan sonra dizi, film yapayım, sinemacı olayım diye bir düşüncem olmadı. Çocukluğumdan beri yaptığım iş buydu zaten. Zaman içerisinde sektörün her alanında çalıştım. Esas işimiz sinema işletmeciliği, Türkiye genelinde 100’ün üzerinde sinema salonlarımız var. Sinema işletmeciliğini büyütünce film ithalatına girdik, yine aynı zamanda film yapmak gerekiyordu, prodüksiyon işine girdik, film yaptık. Türkiye’de televizyon sektörü oluşunca biz de kendimize bu alanda yer açmaya çalıştık. Sinema, sinema işletmeciliği, film, film işletmeciliği, film ithalatı, dizi yapımcılığı şeklinde de devam ediyoruz.

TÜRK SİNEMASI OLARAK YURTDIŞININ GERİSİNDEYİZ

FİLMSTUDİO: Oscar alır diyebileceğiniz oyuncularımız var mı?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Bir oyuncunun Oscar alması, o oyuncunun çok başarılı olduğu anlamına gelmiyor. Projenin de, karakterin de iyi olması lazım ki oyuncu o başarıyı sağlasın. Oscar alan oyuncuların da aslında doğru projede, doğru karakterle buluştuklarına inanıyorum. Bizim oyuncularımıza da imkan verilse aynı başarıyı yakalayabileceklerine inanıyorum.

 

FİLMSTUDİO: Bizim oyuncularımız neden yurtdışında boy gösteremiyor?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Yurtdışında bütün dünyadan o kadar çok seçenek var ki, Türk Sineması ve televizyonu olarak biz biraz gerisinde kalıyoruz. Maalesef, Amerika ya da Avrupa seviyesine henüz gelemedik. Ancak bundan 10-20 sene öncesinin çok ilerisindeyiz. Sektör her sene kendini yeniliyor ve geliştiriyor. Umarım en kısa sürede bizim oyuncularımızı da yurtdışında görmeye başlayacağız, Türk sineması ve televizyonu olarak yurtdışı ile ortak büyük projeler yapacağız.

 

sukruavsar (2)

TÜRKİYE’DE BAŞARDIĞIMIZDA YURTDIŞINDA FARK EDİLECEĞİZ

Çok iyi ve çok başarılı olabilecek oyuncularımız var ama o fırsatı yakalayamayabiliyorlar. Sinema ve televizyon olarak Türkiye’de başardığımızda yurtdışında sektör olarak bizi ve oyuncularımızı fark edecekler.

ÜLKEMİN TANITIMI İÇİN 100 DOLARA DİZİ SATTIM

Televizyon sektörü olarak çoğu ülkenin önündeyiz. 42 ülkeye dizi satıyoruz. 100 dolara dizileri sattığım zaman, “100 dolar için mi sen bu dizileri veriyorsun” diye bana gülüyorlardı, Biz o zaman o ülkelerin bizi, sinemamızı, televizyonumuzu tanıması için geleceğe yatırım yaptık. Bugün aynı o ayardaki televizyon dizilerinin bölümleri 20 bin 30 bin dolara veriliyor. 100 dolardan nerelere geldik.

90 DİZİDE OYNAYACAK BAŞROL OYUNCUSU YOK

FİLMSTUDİO: Sizce yapım sektörünün en önemli sorunu nedir?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Yapım sektörünün o kadar çok sorunu var ki. Türkiye’de 90 tane dizi var ama 90 tane dizide oynayacak başrol oyuncusu maalesef yok. 90 tane senarist yok. Sektöre kazandırılacak oyuncu, senarist ve teknik ekip için yatırım yapılması gerekiyor. Bu konuda ben üzerime düşen görevi yapmaya çalışıyorum ve yaptığıma inanıyorum. Oyunculuk mesleği de kendi içerisinde bir sektör haline gelmeli, bu konuda da oyunculara büyük görev düşüyor.

TRT SEKTÖREL GÖREVİNİ TAMAMLAYAMIYOR

TRT sektörel görevini tamamlayamıyor. Kültür Bakanlığı’nın bu iş için sıfırdan insanları yetiştirebileceğimiz okullar açarak destek vermesi gerekiyor. Ne devletten ne de bakanlıktan maddi destek beklemiyoruz. Sektörün gelişmesi için destek versinler. Bana düşecek bir görev varsa zaten seve seve yaparım.

DİZİ SÜRELERİNİN UZUNLUĞU TİCARİ KAYGILARLA ALAKALI

FİLMSTUDİO: Oyuncular genelde dizi sürelerinin uzunluğundan şikâyetçi, sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Genelde hepimizin hatta kanalların da şikâyeti var. Kanala; “biz size 60 dakika verelim, 60 dakika üzerinden anlaşalım” dediğimiz zaman bizim aldığımız bütçe bizi kurtarmıyor. O zaman biz 60 dakikaya aynı rakamı istersek kanal da zarar ediyor. Dizi sürelerinin uzunluğu ticari kaygılarla alakalı bir durum, bunların hepsi birbirine bağlı. Dizi sürelerinin 120 dakikalara çıkması tamamen ticari, kanalın o günü kapaması gerekiyor ki ödeyeceği rakamı kazansın, bize versin, biz de ekibe dağıtalım.

NURİ BİLGE CEYLAN BİZİ GURURLANDIRIYOR

FİLMSTUDİO: Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini nasıl buluyorsunuz?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Nuri Bilge Ceylan’ı kendi dalında çok başarılı buluyorum. Filmleriyle yurtdışında bizi temsil ediyor ve gururlandırıyor.

ÖZCAN’IN ÇALIŞKANLIĞINI ÇOK BEĞENİYORUM

Ben Özcan Deniz’in azmini, başarısını, çalışkanlığını çok beğeniyorum. Özcan’ı çok takdir ediyorum. Tembel değil, sürekli kendini geliştiriyor. Bir sonraki filmi bir önceki filminden hep daha iyi oluyor. İlerisi açık, bence çok iyi olacak. Benim açımdan çok iyi olmuyor tabi bu durum, bana çok büyük filmler yapacak, maliyetli olacak ama olsun. Onun canı sağ olsun

SEVGİMİN KARŞILIĞINI BULURSAM İNSANLARA ÇOK VERİCİYİM

Ben sevgimin karşılığını bulursam insanlara çok vericiyim. Karşımdakinin biraz gerçek olmadığını, yalan olduğunu hissedersem zaten kavgam gürültüm yok, geriye doğru çekilirim ve onu yavaş yavaş hayatımın dışına atarım.

TUNCEL KURTİZ DUAYENDİ

FİLMSTUDİO: Beğendiğiniz oyuncular kimlerdir?

ŞÜKRÜ AVŞAR: Benbir oyuncunun canlandırdığı karakterle beraber başarısına inanıyorum. Tuncel ağabey duayendi, hiçbir oyun olmasa bile kendine alan çıkaran birisiydi. Allah rahmet eylesin çok sevdiğim bir insandı. Kendisi dost olarak da oyuncu olarak da büyük bir kaybımızdır.

 

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

İlişkilere Gerçekçi Bakan 10 Film

Pembe tabloların dışından.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

İki insan birbirini sever, engeller aşılır ve sonsuza dek mutlu yaşanır. Ya da iki insan birbirini sever, ardından tanımaya başlarlar birbirlerini. Seni tanıdığı için memnun olanlar, seni yavaş yavaş tanımaya başlarlar ya da keşke tanımasaydım olur cümleler… Ya da tanıştıkça yabancı olunur…. Veya tanıdıkça bağlar kuvvetlenir. Bir arada olmak, hayatına birini almak en başından bir tavizdir, hayatının sana ait olan kısmının bir kısmını bir başkasının kontrolüne, denetimine bırakırsın. Özgürlüğünü, yani en değerli şeyini, armağan edersin sevdiğin için… Sonra tutsaklık seni rahatsız eder, gardiyanın da seni daha da tutsak etmek ister, iki insan birbirine hem mahkum hem de gardiyandır aynı zamanda… Aşağıda aşk, evlilik gibi mevzular üzerine gerçekçi bir takım şeyler söyleyen filmler var. Bazıları direkt bu mevzuya dalarken bazıları da dolaylı yoldan dokunuyor meseleye. İyi seyirler.

Aç Kalpler

Aç Kalpler (2014) Hungry Hearts IMDb 64

Venedik Film Festivali’nde hem En İyi Erkek Oyuncu hem de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan yapım, birbirlerine ilk görüşte aşık olan bir çiftin sıra dışı hikayesini anlatıyor. Filmin başrollerinde yeni Star Wars serisinde de rol alacak olan, Inside Llewyn Davis, Frances Ha ve Girls dizisinden tanıdığımız yükselen yıldız Adam Driver ve performansıyla bol övgü toplayan Alba Rohrwacher bulunuyor.

ude (Adam Driver) ve Mina (Alba Rohrwacher), New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

____

Nights and Weekends

Nights and Weekends (2008) IMDb 6.2

Mattie ve James birbirlerine aşıklar. Ancak birbirlerinden uzak geçen onlarca sabah ve aralarındaki binlerce kilometre ilişkilerini yiyip bitiriyor. New York ve Şikago arasındaki mesafe ile boğuşurken, birbirlerini gördüklerinde ilişkilerinin tatlı anları değil, zorlukları öne çıkmaya başlıyor.
___

Blue Valentine

Aşk ve Küller (2010) Blue Valentine IMDb 7.4

Dean ve Cindy’nin evlilikleri büyük bir başarısızlığa uğramıştır. Hayatlarının bu trajik sürecinde çift, gençlik yıllarına ve birbirlerine aşık oldukları zamanları hatırlamaya çalışırlar. Film zıt kavramları karşı karşıya getiriyor. Sevgi nefrete, geçmiş günümüze, hayal gerçeğe, gençlik yaşlılığa, erkek kadına karşı geliyor.
_____

L'avenir

Gelecek Günler (2016) L’avenir IMDb 7.0

Mia Hansen-Løve’ın Berlin’den Gümüş Ayı ödülüyle döndüğü filmi Gelecek Günler, evli ve iki çocuklu felsefe öğretmeni Nathalie, işi, annesi ve evliliği arasında sıradan bir tempoda yaşamını sürerken başına gelenler yüzünden yeni bir hayat kurmaya doğru adım atar.
____

Prensim

Prensim (2015) Mon roi IMDb 6.1

Her aşk, zaman içerisinde bir enkaza dönüşmez mi? Ödüllü yönetmen Maïwenn’in son filmi, bildiğiniz aşk filmlerine pek benzemiyor. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan film; acı ve özlem, tutku ve ihanet arasında gidip gelen fırtınalı ve sıra dışı bir ilişkiye odaklanıyor. Bir tarafta düzenli hayatıyla istikrarlı bir avukat olan Marie-Antoinette, diğer tarafta ise karizmatik, özgür ruhlu, kadın avcısı Georgio. İdealize edilmiş bir aşk mefhumunu ve beyaz atlı prens kavramını sorgulayan film, klişelerden uzak durarak bir ilişkinin duygusal türbülanslarını son derece cesur bir şekilde perdeye taşıyor. Variety’nin “Jules ve Jim” kadar ultra-romantik olarak nitelediği filmin başrollerini Emmanuelle Bercot, Vincent Cassel ve Louis Garrel paylaşıyor.

___

Irrational Man

Mantıksız Adam (2015) Irrational Man IMDb 6.6

Woody Allen bu filminde varoluşsal bir krizin ortasında olan orta yaşlardaki felsefe profesörünün hikayesini anlatmakta. Filmin başrollerinde ise Emma Stone, Joaquin Phoenix ve Parker Posey var.

Abe Lucas, son dönemlerde yaşamaktan zevk alamayan, duygusal olarak dibe vurmuş bir felsefe profesörüdür. Hayatında yeni bir sayfa açmak için küçük bir kasabaya yerleşir ve orada ders vermeye başlar. Burada tanıştığı Rita Richards (Parker Posey), aynı üniversitede hocalık yapan, mutsuz bir kadındır. Abe’in öğrencisi Jill Pollard ise sınıfın en başarılısıdır ve zamanla aralarında bir arkadaşlık başlar. Jill her ne kadar erkek arkadaşı Roy’a aşık olsa da Abe’in ıstırap dolu, sanatçı kişiliğini ve egzotik geçmişini karşı konulamaz derecede çekici bulur.

Bir gün Abe ve Jill’in bir yabancının konuşmasına kulak misafiri olup, Abe’in olaya dahil olmasıyla işler değişir. Abe bu olayla birlikte kendi hayatını ve başkalarının hayatını derinden etkileyecek bir karar alır ve hayata yeniden tutunup, her anın keyfini çıkarmaya başlar. Fakat bu durum Jill, Rita ve kendi hayatını sonsuza dek değiştirecek günleri de beraberinde getirecektir.
_____

The Story of Us

İkimizin Hikayesi (1999) The Story of Us IMDb 5.9

İlişkileri artık iyice içeriğini kaybeden Jordan çifti, çocukları 12 yaşındaki Josh ve 10 yaşındaki Erin yaz kampındayken ayrılmaya karar verirler. Ben ve Katie çiftinin bir arada kalabilmesinin tek yolu birbiri ile olabildiği kadar az iletişim kurmaktır. Ben ve Katie birbirinden ayrı geçirdikleri zaman boyunca geçmişte çok şeyi paylaştıklarını farkederler. Yaşadıkları ortak mutluluklar onları bir araya getiren nedendir.
___

Sürgün

Sürgün (2007) Izgnanie IMDb 7.7

Bir aile, anne, baba ve çocukları şehir yaşamından ayrılıp doğa ile iç içe bir kır evine giderler. Burası büyükbabalarından kalma bir yerdir. Şehir kültürüne adapte olmuş insanlara uzak kalan bir doğa yaşamının kurallarına ayak uydurmak hiç de kolay değildir. Doğada hükmeden kavramlar çok başkadır. Orada var olmaya devam etmek isteyenler için büyük fedakarlıklar söz konusu olmak zorundadır. Film özünde vicdan sorguları ve işlenen günahların sancıları ile savrulan bir ailenin hikayesini konu alıyor.

___

Demolition

Yeniden Başla (2015) Demolition IMDb 7.0

Eşini trafik kazasında trajik bir şekilde kaybeden yatırım uzmanı Davis Mitchell, duygusal bir çöküntü yaşamaktadır. Davis, tüm hayatını sorguladığı bu dönemde giderek kontrolünü yitirmektedir. Bir gün parasını kaptırdığı otomatı üreten şirkete bir şikayet mektubu yazar. Davis, bu mektup sayesinde şirketin müşteri temsilcisi Karen ile yakınlaşacak ve bu beklenmedik ilişki, hem Karen hem de Davis’in tekrar hayata sıkı sıkıya sarılmasını sağlayacaktır.

_____

Scenes from a Marriage (1973) Bir Evlilikten Manzaralar Imdb 8.5

Marianne ve Johan’ın on yıllık evliliklerini masaya yatıran film, çiftin ayrılıklarını, evlilik dışı ilişkilerini, barışıp yeniden ayrılmalarını ve en nihayetinde de boşanmalarını konu ediyor.

Boşandıktan sonra bile birbirinden kopamayan Marianne ve Johan çiftinin her görüşmeleri ayrı bir kavgayla sonuçlansa da birbirlerine olan sevgileri şartlar ne olursa olsun galip geliyor.

Film evlilik hayatıyla ilgili çok önemli kelamlar ederken aynı zamanda izleyiciyi psikolojik olarak Marianne ve Johan’ın ilişkisine hapsediyor. Başta Woody Allen olmak üzere birçok yönetmeni etkileyen Bergman’ın bu filmi aynı zamanda en iyi yabancı film dalında altın küre sahibi.

___

Nelyubov

Bonus: Sevgisiz (2017) Nelyubov IMDb 7.8

Birbirlerine karşı nefretle dolu bir kadınla bir erkek ve arka odada, korku içinde gözyaşlarına boğulmuş çocukları… Sevgisiz, bu çocuğun ansızın ortadan kaybolması üzerine onu aramaya başlayan, boşanma arifesindeki bir karı-kocanın bezginlik ve pişmanlıkla yaralı çabalarının hikâyesini anlatıyor. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri kırılınca ağlamayı bile unutmuş bir toplumun portresini post-modern bilgi çağı filtresinden çiziyor. Yozlaşmış, çürümüş, hayati değere sahip kurumları ardı ardına işlevsiz hale gelmiş Rus toplumu, yönetmenin otopsi masasında. Sevgisiz, Rusya’nın Oscar adayı seçildi.

___

Ne olacak simdi

Ayrıca bunlar da var:

Ne Olacak Şimdi (1979)

45 Yıl (2015)

Kayıp Kız (2014)

Okumaya Devam Et

Günün Haberi

Şairlerin Hayatını Beyaz Perdeye Taşıyan Filmler

Şairleri anlatan şiir gibi filmler…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali (2012)

Filmde Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sevdaları, fikir dünyası ve onu faili meçhule götüren dönemin sosyo-politik dinamikleri de ele alınıyor.

Sylvia (2003) IMDb 6,3

Yıl 1956, İngiltere. İleride tanınan bir şair ve yazar olarak ün salacak olan Sylvia Plath, şair Ted Hughes ile tanışır. Cambridge’de şairin dizelerinden yansıyan zekasından etkilenip henüz tanışmadan önce aşık olmuştur ona. Ted de tanıştıkları zaman aşık olur. Evlenirler. Sylvia çok geçmeden kocasının dizelerine, kalemine, yakışıklılığı ile birleşen başarısına vurulan, etkisi altında kalan başka kadınların da varlığının farkına varır. Bir zaman sonra Sylvia, kocasının profesyonelliğinin gölgesinde var olma çatışmasına düşer. Yazma kariyerindeki ilerleyişi Ted’inki kadar doğal ve içgüdüsel gelişememektedir. Acı ve öfke duyguları arasında yazdığı yarı otobiyografik bir roman ve az sayıda şiirleri ile kariyerine imzasını atmıştır.

Kelebeğin Rüyası (2013) IMDb 7,8

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

Parlak Yıldız (2009) IMDb 6,9

Filmde şair Keats’ın yaşamına dokunuyoruz. Yıl 1818 ve Londra dışında eşsiz doğa manzaralı bir yerdeyiz. O vakitler henüz yirmi üç yaşında olan şair, genç komşusu Fanny Brawne ile gizli bir ilişki sürdürmektedir. Aralarındaki aşk giderek kök salıp güçlenirken üstesinden gelinmesi gereken engeller ile karşı karşıdırlar. Öncelikle Fanny’nin annesi bu engellerden biridir. Öte yandan Keats’in bir hastalığı vardır. Buna bir de Keats’in en yakın arkadaşı Brown eklenince işler iyice zorlaşır. 

Mavi Gözlü Dev (2007) IMDb 6,7

 Komünizm propagandası nedeni ile mahkum edilen Nazım, içeride kulaktan kulağa büyüyen haklı bir üne kavuşur. Dil yeteneği ve muhteşem şiirleri sayesinde yavaş yavaş bir efsane haline dönüşür. Çevresinde şiirinden, ressamlığından feyz alarak genişleyen bir devrimci ve sanatçı arkadaş grubu oluşurken Nazım Hikmet’in aklında olan tek şey çok sevdiği eşi Piraye’dir.

Lope (2010) IMDb 6,0

Trajedi ve komediyi harmanlayarak İspanyol sinemasında yeni bir devir başlatan, Lope de Vega’nın hayatını konu alan bir film.

Tutkunun Şairleri (1995) IMDb 6,6

Fransız şairler Arthur Rimbaud ve Paul Verlaine’nin hayatından kesitler sunan, 1995 yapımı biyografik filmde iki şairin hayatından kesitler sunuluyor. Paul Verlaine evlidir fakat karısının kendi şair ruhundan anlamadığını düşünür. O sıralarda evinden kaçarak şehre gelen, kendisine önceden şiirlerini yollayarak zekasına hayran bırakan genç ve idealist Rimbaud’u evinde ağırlar. Rimbaud’un haşarı ve rahatsız edici tavırları ev sakinleri tarafından hoş karşılanmaz fakat bu durum Verlaine için geçerli değildir. Rimbaud’un gizemine kapılan Verlaine için Rimbaud devri başlar. Aynı dili konuşan bu iki insanın arasındaki ilişki sadece şair iki arkadaş ilişkisi olmaktan çıkacak ve tüm hayatlarını değiştirecek bir yol izleyecektir.

Postacı (1994) IMDb 7,7

Sıradan bir İtalyan postacı, ünlü bir şairin mektuplarını taşırken şiir sevmeyi öğrenir. Bu durumu Beatrice adındaki güzeli etkilemek için kullanacaktır. Mektupların sahibi Pablo Neruda’dır. Onun gönderilerinden sorumlu postacı Mario, kısa sürede kendisi ile bir bağ kurar. Ondan aldığı destekle Mario, kendi içindeki cevheri açığa çıkartmayı öğrenir. Ardından da aşka davet zamanı gelir. 

Sayat Nova (1969) IMDb 7,7

Ermeni ozan Sayat Nova’nın hayatını ele alan film, sanatçının ünlü şiirleri eşliğinde Nova’nın yaşamının önemli dönüm noktalarını işliyor. Sofiko Chiaureli’nin altı farklı rolde izleyici karşısına çıktığı filmde Nova’nın bilinmeyen, gölgede kalmış eserleri de ölümsüzleşiyor. 

Howl (2010) IMDb 6,7

1957 yılının San Francisco’sunda genç şair Allen Ginsberg, yıllar boyunca en fazla okunan ve tartışılan şiire imza atar: Howl .Filmde tıpkı bu performatif şiir gibi üç parçadan oluşur: Allen Ginsberg’in gençlik dönemlerinden kesitler, şairin kendi sesi ile bir araya gelir. Howl şiirini Chicago davası’nda okuyan Ginsberg’e tepkiler bir diğer bölümü oluşturur.

BONUS

Yedi Güzel Adam

Hikayesi 1950 ve 1970’li yılların Kahramanmaraş’ında geçen dizi; yakın edebiyat tarihimize damgasını vuran şairlerimiz Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Ali Kutlay, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören’in hayatını konu alıyor.

HazırlayanMehmet Ali Karga

Okumaya Devam Et

Liste

Bruce Willis ve 10 Performansı

66. yaşına özel Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için derledik.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

1988 yapımı Zor Ölüm (Die Hard) filmindeki performansı ile Hollywood’un vazgeçilmez aktörleri arasına girmeyi başarmış olan Bruce Willis, 1985 yılında yer aldığı Mavi Ay dizisi ile Altın Küre ödüllerinde ‘Müzikal veya Komedi Dizilerinde En İyi Erkek Oyuncu‘ ödülünü alırken 1987 Emmy ödüllerinde ‘Bir Drama Dizisinde En İyi Erkek Başrol Oyuncusu‘ ödülünü kucakladı.

66. yaşını kutlayan Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için listeledik. İyi seyirler.

Altıncı His (1999) The Sixth Sense IMDb 8,1

Bruce Willis’in oyunculuğuyla dikkat çeken, 1999 yapımı psikolojik korku filmidir. Ölüleri görebildiğini ve onlarla konuşabildiğini iddia eden sorunlu, içine kapanık bir çocuk ve ona yardım etmeye çalışan eşit derecede sorunlu bir çocuk psikoloğunun hikâyesini anlatır.

Glass (2019) IMDb 6,7

James McAvoy ve Anya Taylor-Joy’un başrolünü üstlendiği Parçalanmış ile Bruce Willis ve Samuel L. Jackson’ın başrollerini üstlendiği Ölümsüz filmlerini birleştiren yapım, Parçalanmış üçlemesinin devam halkası. Filmde, aşırı güçlü ve zarar görmeme yeteneğine sahip olan David Dunn, Kevin Wendell Crumb’ın parçalanmış kişiliklerinden biri olan ve en tehlikelisi olarak öne çıkan The Beast’in peşine düşüyor. Bu kovalamaca sırasında, kemiklerinin narinliğini şeytani zekası ile dengeleyen Mr. Glass’ın gölgesi de yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Glass’ın bildiği kimi sırlar iki adam için de kritik düzeyde önem kazanıyor. Aynı psikiyatri kliniğinde tedavi gören üç adam, birbirlerinden bambaşka karakterlerde olmalarına rağmen, “süper kahraman olduklarına inanan insanlar” üzerine uzmanlaşmış olan bir psikiyatrın bakımında tedavi için psikiyatri merkezine yatırılıyor. Ancak Mr. Glass ve Crumb’ın bir araya gelişi, kaçınılmaz olarak bir firar ile sonuçlanıyor. Onları durdurabilecek tek kişi olan Dunn da arkalarından firar ederek ikilinin peşine düşüyor.

Ucuz Roman (1994) Pulp Fiction IMDb 8,9

Ucuz Roman’da Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.

12 Maymun (1995) Twelve Monkeys IMDb 8,0

Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. 

Zor Ölüm (1988) Die Hard IMDb 8,2

Zor Ölüm’de Noel gecesi New York polis departmanı dedektifi John McClane günden güne uzaklaştığı karısı Holly’le arasını düzeltmek ve tekrar barışmak için Los Angeles’a gelir. Holly şirketinin yılbaşı partisi için Nakatomi Plaza’dadır ve McClane bu binaya doğru yola çıkar. McClane plazaya vardığında kıyafetlerini değiştirmek için bir odaya girer. Bu esnada bir grup Alman terörist binayı kuşatarakk içindeki insanları rehin alır. Ellerinden kurtulabilen tek kişii McClane’dir. Şimdi McClane’e düşen görev içerisinde eşinin de bulunduğu bu kalabalığı kurtarmak olacaktır.

Günah Şehri (2005) Sin City IMDb 8,0

Frank Miller’ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan film; kendini bir hilkat garibesi olarak düşünen buna karşın oldukça güçlü hatta yenilmez bir sokak savaşçısı olan gizli romantik Marv, özel dedektif Dwight, çabalarının yetersiz kalacağını bilse de, pislik yuvası haline dönmüş olan şehri temizlemeye çalışan idealist, gözü pek polis memuru Hartigan ve onların maceralarını anlatıyor.

Olaylar asıl ismi Basin olan fakat her türlü suçun vaka-i adliyeden sayılması nedeniyle “Günah Şehri” diye anılan hayali bir mekanda geçmektedir. Marv ve Dwight alışageldiğimiz “kahraman” tiplemelerine tam olarak uymasalar da alıştığımız gibi kötü adamlara karşı amansız bir savaş vermekteler. Hartigan ise bataklıkta açan bir çiçek misali dürüst ve namuslu birisidir. Bu üç kahraman, gücünü farklı kuvvetlerden almaktadır. Marv intikam, Dwight merhamet ve aşk, Hartigan ise dürüstlük.

Şanslı Slevin (2006) Lucky Number Slevin IMDb 7,7

Slevin’in hayatı hiç iyi gitmemektedir: Yaşadığı binanın mühürlenmesine karar verilmiştir; bir soyguncuya kimliğini kaptırmıştır; ve kız arkadaşını başka bir erkekle yakalamıştır. Los Angeles’tan ve sorunlarından bir süreliğine kurtulmak için arkadaşı Nick Fisher’ın New York’taki dairesinin anahtarını alır. Ama kötü talihi peşini bırakmayacak, işler daha da sarpa saracaktır.

Haham ve Patron New York’un yer altı suç dünyasının iki saygın ve korku uyandıran mafya babasıdır. Bir zamanlar ortak olan iki adam şimdi birbirlerinin en büyük düşmanıdırlar ve operasyonlarını aynı caddede karşılıklı malikanelerinden yürütmektedirler. Ellerinde tuttukları güce rağmen, paranoyanın esiridirler ve son 20 yılda kalelerinden bir kez olsun çıkmamıştırlar.

Ölümsüz (2000) Unbreakable IMDb 7,3

Tüm yolcuların hayatlarını kaybettiği büyük tren kazasından kurtulabilen tek kişi David Dunn olur. İşin daha da ilginç yanı Dunn’ın tek bir çizik bile almadan bu kazayı atlatmış olmasıdır. Bu mucizevi durum tüm insanların ilgisini çeker, en başta da bir çizgi roman müptelası ve koleksiyoncusu olan Elijah Price’ın… Price David Dunn’la tanışmak ister ve bu amacına ulaştığında ona bu kazayla ve bu gibi kazalardan nasıl kurtulduğuyla ilgili gizemli bir teoriden bahseder. Dunn’a başlarda gerçek dışı gelen bu teori zamanla kendini keşfetmeye giden yolun ilk adımı olacaktır.

5. Güç (1997) The Fifth Element IMDb 7,7

23. yüzyılda New York. Dünya yok olmanın eşiğindedir. Her 5000 yılda bir geri dönerek yaşamı yok etmeye çalışan şeytani güç, bir gezegen biçiminde hızla dünyaya yaklaşmaktadır. Tek kurtuluş beşinci güç olarak adlandırılan, kimsenin ne olduğunu bilmediği elementin dünyaya ulaşmasıdır. Bunu başaracak tek kişi eski bir asker olan taksi şoförü Korben Dallas’tır. Ancak onun ilgilenmesi gereken mükemmel güzellikte bir yaratık vardır.

Armageddon (1998) IMDb 6,7

 Birleşik Devletler Hükümeti, bizden dünyayı kurtarmamızı istiyor. İtirazı olan?”

Dünyayı yok edecek büyüklükte bir göktaşını yok etmek için bir grup sondajcı gök taşına doğru tehlikeli bir yolculuk yaparak onu yok etmeye çalışırlar.

Mavi Ay (Dizi 1985 – 1989) Moonlighting IMDb 7,6

Maddie Hayes ile eğlenceli dedektif David Addison’ın maceralarını anlatan Mavi Ay, 1985 ile 1989 yılları arasında ABC’de 65 bölüm olarak yayınlanmıştır. ABD yapımıcı Mavi Ay, sürekli çekişen ancak birbirlerine aşık iki karakterin dedektiflik hikayelerini konu almaktadır.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler