Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Söz Konusu Meryl Streep Olunca…

Yayınlandı

tarihinde

Bu günlerde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde Demir Leydi yani Iron Lady filmi var. Bildiğiniz gibi Demir Lady bir Meryl Streep filmi.  Evet, genellikle filmler yönetmenleri ile anılır ama söz konusu Meryl Streep olunca…

Filmde Meryl Streep’in oynuyor olması beklentilerimi arttırmıştı ama filmden istediğimi alamadım. Çıktığımda da aklımda kalan tek şey oyunculuklardı; bir filmden çok bir performans izlemiş gibi ayrıldım salondan. Planların çalışıldığı belliydi ama kamerayı nereye koyacaklarını bilememişler ya da kurguyu belli bir ritme oturtamamışlar gibi eksik bir tat vardı. Bu sıradanlıklar arasında ise Meryl Streep hatta diğer oyuncular adeta parlıyordu. Film en iyi kadın oyuncu Oscarı alırken neden en iyi film ödülü almadığını hemen anlayabiliyordunuz. Film hayat hikâyelerini çok seven Oscarı alabilecekken veya The Artist’e güçlü bir rakip olabilecekken sadece bir Meryl Streep filmi olarak kaldı.

Senaryoda bazı sahnelerin vakit azlığında hızlandırılmış gibi verilmesi güzel detayların kaybolmasına neden olmuştu. Birden genç Margaret Robert büyüdü ve senatoya girdi.  Aradaki süreçlerin es geçilmesi beni üzdü. Margaret Thatcher’ın batıdaki ilk kadın başbakan olduğunu düşünürsek hayatı hiçbir zaman kolay olmadı. O zorlukları bir ütü masasına ve kısa bir evlilik teklifine bağlamaları beni tatmin etmedi. Genç Margaret Roberts heyecanını bize fazlasıyla yansıtıyordu- ki burada kilit kelime fazlasıyla!- Ama yine de az görünmesine üzüldüm. Evlilik teklifi ise bir yandan iş sözleşmesine benzerken bir yandan da genç Margaret’ın heyecanını hissedebiliyordu. Başka bir filme koysanız damat namzedinin yüzüne su fırlatılacak evlilik teklifinin arkasındaki samimiyet ve doğallık Denis in Margaret a bakarken yüzünde beliren mutluluk çizgileri aradaki bağı anlatmaya yetiyordu. Margaret ne kadar şanslı bir eş demekten kendinizi alamıyordunuz ama sonuna doğru aslında Denis in hayalindeki kadının Margaret olmadığını veya Denis’in hayalindeki hem işi ile hem ailesi ile ilgilenebilecek kadının hayal ürünü olduğunu düşünmeye başlıyordunuz.

Margaret’ın arkasından ağlayan çocuklarını dinlemeden usta bir hareketle koltuğun üzerindeki şekerlemeleri alıp torpido gözüne koyması iç burkuyordu. Çocuk da yaparım kariyer de sözünün bazı işler ya da Margaret’ın dediği gibi “ görevler “ için uygun olmadığını düşünmeye başlıyordunuz. Yanlış anlaşılmasın etrafımda feminist olarak yaftalanan biriyim ama bu anlattığım filmin size verdiği mesaj: Eğer problemleri ve büyük bir geçmişi olan bir ülkenin başına geçmeye adaysanız çok sevdiğiniz kocanızdan ayrılmaya, onu kırmaya çocuklarınızın büyümesini görememeye hazırlıklı olmalısınız. Çünkü bir gün kocanız sizi bırakıp Afrika’ya gidebilir. Kocanız öldükten sonra bir türlü onun eşyalarını veremezsiniz. Yaşayamadığınız aşkınızı uğurlamaya istemezsiniz. Halüsinasyon olur geri gelir.  Oğlunuzu evde zannedersiniz ama o da yoktur. Düşlerinizde bile büyütememişsinizdir oğlunuzu evin içinde kıvırcık saçları ile koşar durur hâlâ pervasızca.

Sanıyorum benim gibi siyasetten bihaber olanlar için Demir Leydi’nin siyasi hayatı güzel özetlenmiş. Ama İngiltere de geçen Billy Eliot filmini izlemeden tek taraflı bakmak da oldukça yanlış. Eliniz değmişken belki de Demir Leydi den daha güzel olan Billy Elliot’u da izlemelisiniz derim.

Ama aynı zamanda Demir Leydi’nin siyaset hayatından kareler izlerken Türkiye’nin siyasi geçmişini gözünüzün önünden geçirmeye başlıyorsunuz ve kritik yapıyorsunuz. Boykotlar, patlamalar, sendika grevleri zafer kutlamaları siyasette mutlak iyi olmadığını anlatıyor. Demir Lady nin bilinen siyaset hayatı hızla ama bilinmeyen ev hayatı, çektiği zorluklar, yalnızlığı sindirmeniz için öyle yavaş verilmiş ki sonunda Demir Leydi’yi iyi hatırlıyorsunuz. Muhteşem Yüzyılı yazdığı için kızdığımız Meral Okay’ın ölümün ardından aklımda sadece Yaman Okay’a olan aşkı ve Yeditepe İstanbul ya da İkinci Bahar’ın kalması gibi bir şey bu.

Ama tabi ki Demir Leydi’nin samimiyetinin bize geçmesinde en büyük etken Meryl Streep. Meryl Streep karaktere öyle bürünüyor ki; Oscar töreninde neden ilk önce kocasına teşekkür etmesi bile filmin devamı hissi veriyor insana. Sesini, duruşunu, hareketlerini bu kadar özenle kullanabilen kadına hayran olmaktan başka çareniz olmadığını anlıyorsunuz bir kere daha. Daha filmi anlatasım var ama film biraz da size kalsın istiyorum ben her kareyi anlatmak istedikçe sizden çalıyormuş gibi hissediyorum çünkü.

“Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır” sözünü çevirerek şöyle diyesiniz geliyor. Her başarılı kadının ardında da sabırlı sevecen anlayışlı bir adam vardır.

Tüm sabırlı, sevecen ve anlayışlı eşlere…

Şaziye Ayaş
saziyeayas@hotmail.com

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler