Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

SON – BAHAR

Yayınlandı

tarihinde

Mayıs ayında çekilen  ” sonbahar ” filmine başka bir mayıs ayında yazılan  sonbahar yazısı bu..

Sonbahar yağmur demek, karanlık günler demek, hazan demek, hüzün demek elimizden giden şeylere üzülmenin yanında bize kalan büyük bir sessizlik demek…

Aynı zamanda Yusuf gibi en güzel yıllarını hapishanede geçirmiş bir insanın son demleri son- baharı.

Bir ülkenin gençlerinin baharlarının -hapishane lafı hafif kaçar- F tiplerinde kaybolması yanında Daim Yusuf Orti şarkısında dökülen gözyaşları az kalır.

Sonbahar mayıs dinlemez. Mayıs ayında da bazen mevsim sonbahar  olur.

Orada olmadığı halde 1 Mayıs olaylarından gözaltına alınabilir Zeynep Eliaçık ya da 11 yıla çarptırılabilir Cihan Kırmızıgül.

*****

Cihan’ın ilk fotoğraflarını hatırlarsanız o kendinden emin ama alaylı ; Modern Zamanlar ‘daki şarlo gibi cezaevine girişini…

( 25 ay sonra )

çıktığında ise yüzündeki sevinçten çok beliren şaşkınlığını ve

annesinin Yusuf’a “Oğlum büyüdün mü küçüldün mü?” diye soruşunu . .

Yusuf evrenseldir; Gülefer Teyze evrenseldir.

Özcan Alper  Gülefer Teyze’ye rolünü anlatırken şöyle der;

“Yusuf gelecek içeri, oğlunu 10 yıldır görmemişsin. Bütün anneler için sarıl ona bu sadece bu ülkede olmuyor. Küba’da , Filistin’de dünyanın her yerinde aynı şey var. Hepsini senin gözlerinde görmek istiyorum.”

Yusuf eve dönmüş hayata uyum sağlamaya, en azından kalan kısa sürede onunla iyi geçinmeye çalışır. Yaylaya çıkar kış olduğu halde, âşık olur, bir çocuğu sevindirir, tulum çalar ama bu kısa sürenin vedalaşmaya değil “merhaba”  bile demeye yetmeyeceğinin farkında değildir.   Sevdikleri ona bu acı gerçeği istemeden de olsa hatırlatır her bahar dediklerinde….. ve  tam hayatın meyvelerini toplayabileceği esnada hayat ondan ayrılır.  Ama Vanya Dayı tiradında söylediği gibi belki de öbür dünyada toplayacaktır acı ile yoğurduğu hayatın meyvelerini….

 

 

 

 

 

 

 

“Ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz. Ve Tanrı acıyacak bize ve biz seninle, canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz. İnanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum. Dinleneceğiz! Dinleneceğiz! Melekleri dinleyeceğiz, elmaslar gibi yıldızlarla kaplı gökleri göreceğiz. Dünyanın tüm kötülüklerinin, tüm acılarımızın, dünyayı baştanbaşa kaplayacak olan merhametin önünde silinip gittiğini göreceğiz ve hayatımız bir okşayış gibi dingin, yumuşak, tatlı olacak. İnanıyorum, inanıyorum buna. Zavallı, zavallı Vanya Dayı, ağlıyorsun. Hayatında mutluluğu tadamadın, ama bekle Vanya Dayı, bekle… Dinleneceğiz” avuntusu ile bırakır bizi.

 

DVD seçenekleri ve çekim teknikleri ….  

son- bahar mayıs ayında çekilmiş bir  filmdir .

Özcan Alper setin hava koşullarından etkilenmemesi için Mayıs- Haziran aylarında çekmeye karar vermişti. Ama daha önce sonbaharda gelip istediği kareleri çekmişti ve ce her kareyi sonbahara uygun hale getirmeyi başarmış bize sonbaharı mayıs ayında yaşatmaya muktedir olmuştu

Sonbahar’ı bir de DVD’deki film hikâyesinden izlemenizde yarar var.

İlk filmi olduğu halde çektiği sahneleri acımadan atan Özcan Alper bence Yusuf’un havasını değiştirecek 2 sahneyi çıkararak filmi bambaşka bir noktaya taşımış.

Karamsar bulutlarlar bezeli havadan Nuri Bilge Ceylan etkisi diye söz edilse de …Özcan Alper’in gerçek hava koşullarından yararlanması ve doğal ışığı tercih etmesi NBC ‘den  çok,  doğadan ve  Karadeniz’den etkilendiğini söylemeyi gerektirir.

İlk sahnenin de son sahnenin de bir pencere arkasından çekilmesi başlangıçla bitiş arasında birliktelik oluşturur. Sadece iki sahneden oluşan bir kısa bir film izlemişiz de aradakileri tasavvur etmişiz zannederiz.

*****

Filmi ilk defa sinemada izlediğimde en çok merak ettiğim şeylerden biri İsmail Abimizin Sonbahar’daki Mikail’in (Serkan Keskin’in )eşini canlandıran Asiye’ydi.  her şey güzeldi ama şu Asiye biraz daha görünseydi ne iyi olurdu diyordum ;  feminist tarafım tutmuştu ve gece gezmeleri Mikail’in yanına kalmasın istiyordum. Asiye göründü sonra….

filmde değil ama hayatımda. adı da asiye değil Sibel ‘di.

Sibel de Yusuf gibi siyasi bir mahkûmdu bir zamanlar ….

sistemin acımadığı Sibel’e hayat içerde geçirdiği yıllar kadar acımasız davranmadı.

Sibel sanki 28;  hatta ilk içeri girdiği gün gibi 18.

Sonbahar benim için aynı zamanda Sibel demek. Çekine çekine gittiğim okulu evim gibi hissetmemi sağlayan, insanın karşısında duran her şeyin her zaman düşmanı olmadığını;  bazen “ayine”deki aksimiz olduğunu öğreten arkadaşım.

Beni birine tanıtırken “Şaziye kendi dertlerini anlatan filmler yapacak!”  demişti. Aslında o zamana kadar böyle bir şeyi aramızda hiç konuşmamıştık. Ama O  beni benden daha iyi tanıyordu. Ne yaparsam bana iyi geleceğini , kendimi nasıl tamamlayacağımı benden daha iyi biliyordu.

Bu her başörtülüye yakıştırılan türden “Aşk filmi mi yapacak tabi ki sosyal içerikli filmler yapacak” türden bir ön yargı değildi. Benden bahsederken aslında beni , belki kendine yakın gördüğünden kendi yaptıklarından ve  yapmak istediklerinden de bahsetmişti. O üstüne düşeni yaptı ben de onun yüzünü kara çıkarmayacağım İNŞALLAH.

****

Bir gün Sibel’e hapishanedeki birine ne göndermem gerek diye sormuştum bana kartpostal gönder dedi. Kartpostallar dışarıdaki dünya ile ilgili küçük ayrıntılar. İnsanın dış dünyadan kopmasını engeller. O zamanlar zaten mahkûmlara fotoğraflar gönderdiklerinden ve onlardan bu fotoğraflara uygun hikâyeler yazmalarını istediklerinden haberim de yoktu. Ama bir çırpıda okuduğum “Kanaat Tevekkül ve Karıncalar”dan yani Sibel’in güzel hikâyesinden haberim vardı. Sonunda Sibel’in editörlüğünde 8 siyasi mahkûmun ve Sibel’in yazdığı hikâyeler “Kıyıya Vuran Dalgalar“   isimli kitapta birleşti.  Ama imza günün nasıl olacağı konusunda bir sorun vardı o konuda da Murathan Mungan imdada yetişti ve hapishanedeki yazarlar adına kitapları imzalamayı kabul etti.

****

Başımıza ağrılar girerek “Bu ülkede neler olmuş; neler oluyor?” diye sorarak Sonbahar’ı izleyelim.

Küçük kaçırılmış anlardan oluşan fotoğraflara yazılan hikâyeleri okuyalım.

Cihan Kırmızıgül’ü Salih Mirzabeyoğlu’nu da anarak. Ama yine de şükredelim.

Sokrates in ünlü kıssasını hatırlayarak;

İdam edilmeden önce karısı Xanthippe:

-Suçsuz yere idam ediliyorsun?

Sokrates  -Ne yani, birde suçlu yere mi idam edilseydim?

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler