Bizimle İletişime Geçin

Liste

Son 15 Yılın Gözden Kaçırılmayacak 25 Filmi

2000’li yılların en iyileri…

Yayınlandı

tarihinde

derviş zaim nokta

Nokta (2008)

“Yalan insanı aptallaştırır, hakikat ise delirtir.” Murat Menteş

Filmde değer taşıyan el yazması bir Kuran’ı Kerim’in çalınıp illegal yollardan satılmasına gönlü olmayan ve bu olaya gönülsüzce karışan hattat Ahmet’in çektiği vicdan azabı anlatılır. Derviş Zaim, hat sanatının biçimsel yönünden yararlanarak yeni stilde bir film dili gerçekleştirmiştir. Tek planda çekilmiş filmin geçişlerinde kamera gökyüzünü gösterip oradan Tuz Gölüne bağlanarak devamlılığı sağlıyor. El kaldırılmadan gerçekleştirilen hat yazısıyla film arasında biçimsel bir benzerlik olduğunu görüyoruz Mekan olarak Tuz Gölünü seçmesi de yazı sanatının en önemli malzemesi olan beyaz kağıdı çağırıştırır. Filmin son sahnelerinde bembeyaz Tuz Gölü’nün ortasında Ahmet’i görürüz. Burada Hilmi Yavuz’un deyimiyle “Hat islamın mührüdür. Son sahnede de insan Allah’ın mührüdür. Ve nokta ile sonsuzluğa bağlanır.”

________________

tumblr_n25qherj3O1tue09qo1_500

Amour (2012)

Michael Haneke’nin 2012 yapımı filmidir. Hayatın bütün yorgunluğunu üzerinde hisseden 80’li yaşlarında müzik öğretmeni çiftin yaşamına odaklanırız. Georges Laurant gittikçe yataklara düşecek boyuta gelen hasta eşinin bakımını üstlenir. Bu üstlenmenin onun zihni ve bedeninede yük olduğunu yavaş yavaş hissetmeye başlar. Zeki Demirkubuz’un dediği gibi “Hayatta hiçbir şey bana bu film kadar yakıcı gelmedi.” der. Filmin son sahnelerine doğru Georges’ın eşini yatakta boğduğu sahne insan zihninde derin bir bulantı ve acıya dönüşüyor. Kısacası bir ömrü o yatakta sığdırdıktan sonra insan yükünün ağırlığını kaldırmamanın mesajını almış oluruz.

_________________

tumblr_nishg74GgB1rc1rwwo1_500

Midnight ın Paris (2011)

“Sanat, insanın varoluş sorununun yanıtıdır.”

Wooy Allen’ın alter egosu olan bir yazarın hayatına göz atma zamanı… Gil Pender, Paris’te bir zaman yolculuğu yapma ihtiyaçı duyar. Kendini bir gece yarısı yazarlık hayatına renk katacak olaylar yaşarken bulur. Salvador Dali, Scott Fitzgerald gibi sanat hayatının önemli isimleriyle tanışıp onlardan feyiz alarak geçirir. Sanat hayatının merkezi olan Fransayı da keşfederiz. Bazen güldürücü, çoğunluklada insanı düşündüren bu filmi kaçırmayalım.

_______________

bal

Bal (2010)

“Sırların sırrına erişmek için sende anahtar vardır.” Sezai Karakoç

Semih Kaplanoğlu’nun “Yusuf Üçlemesinin” son filmidir. Filmde maddi ve manevi hayata bakış açıları farklı olan bir karı koca üzerinden Yusuf’un kendi olma çabalarına yolculuk yapıyoruz. Kaplanoğlu, filmi Kuran’ı Kerimdeki Yusuf kıssası’ndan etkilenerek senaryolaştırılmıştır. Yusuf, çay tarlasında çalışan ve maddi hayata düşkün annesindense kendini babasına yakın görür. Bir gün babasına rüyasını anlatır. Aralarında sessiz ama bir o kadar derin bir konuşma geçer. Hikayenin akışına hiçbirimiz yabancı değiliz. Filmde, manevi ilmin kapılarının rüya aracılığıyla Yusuf’a açıldığına dair birçok imgeye rastlamakta mümkün…

________________

Polis

Polis (2006)

“Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde…” İsmet Özel

İsmet Özel’in “Münacaat” şiirinde şöyle bir dize geçer. “Hata yapma fırsatını Adem’e veren sendin, bilmedim onun talihinden ne kadar düştü payıma” bu dizeler yüreklerimize işler. Bir arayışın, bir hakikatin ve en önemlisi kendi olarak kalabilmenin savaşını hisseder insan bu dizelerde… Musa Rami’de 50’li yaşlarına dayanmış. Mesleğinin zirvesindeyken ve tam hayatı yoluna girmişken birden onu dağıtacak olaylarla hayatı alt üst olan bir kişiliktir. Yıllar sonra aşkı tanıyacak aile sorunlarıyla baş edemeyecektir. Bir sıkışmışlığın içinde elinde silahla kendini bir cami avlusunda bulacak. Kimsesiz kalmanın hissiyatı insanı en güvenilir yere sevk eder. Musa Rami’nin bu hissiyatta kapılması hayatındaki derin boşluklarını anlamlandırması üzerinedir. İntiharla hayata bağlı kalma arasındaki derin bir sırat köprüsünden geçme hikayesini izleriz.

_______________

slumdog-millionaire-1080p-izle-milyoner-turkce-dublaj-565

Slumdog Millionaire (2008)

Dünyanın en yoksul insanlarının yaşadığı Hindistan’da geçen bir “milyonerlik” öyküsüne göz atalım. Filmde, Hindistan’ın gecekondularla dolu bir mahallesinde yaşayan genç Jamal’in sıradışı hikayesi aktarılıyor. Jamal, fakir ama kendini yetiştirmiş bilge bir çocuktur. Hayatın ona oynadığı sınavlardan geçtiği gibi önündeki bilgi yarışmasından da geçmeye çalışır. Lakin kendinden beklenmeyecek şekilde son soruya kadar gelmesi onunda sorgulanma sürecine geçmesine sebeplik eder. Ve yarışmadaki soruları bilmesine dair aydınlatıcı bir sürece girer. Bizde bu sürece dahil oluruz.

_______________

11825698_1186885178004444_7017381031092598356_n

The Grand BudaPest Hotel (2014)

Wes Anderson sinemasına hakim olanlar bilirler. Renkler üzerinden film dilini oluşturur. Anderson sinemasında renklerin metaforik ve gizemli bir dili vardır. Mor rengi; asalet, zenginlik, kudret ve saygınlığı yansıtan bir renktir. Tarihsel olarak kraliyet ailesini ve ihtişamınıda yansıtır. Filme dönersek 20.yy’ın Avrupası’nda ihtişamlı bir otelde kendimizi buluruz. Filmin ön merkezinde, otelin emektar görevlisi ve genç çalışanı üzerinden durulurken arka planında birçok tarihi ve kültürel konusu işlenir.

_______________

19124038.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx

Uzak İhtimal (2009)

“Bilsin herkes artık bu dünyada bir insanın bir insanı sevmesi uzak ihtimal”

İstanbul öyle bir şehirdir ki hiç olmayacak hikayeleri bile yaşanır kılar. Müezzin Musa ile rahibe Clarayı, Galata gibi çoklu kültür yapısına sahip mekanda birbirlerine yollarını kesiştirir. Musa, Clarayı gördükten sonra içine aşk ateşi düşer. Çok çelişkili bir durumun içinde olmak onu yıpratacaktır. Sessiz ve içine kapanık olan Rum kızı Clara’ya olan aşkını açabilecek midir? Yoksa bu aşkı içinde yaşayıp suskunluğundan cehennem mi kuracaktır? İzleyelim ve görelim…

_______________

V For Vendetta

V For Vendetta (2005)

“Dayanılmaz olan aslında yaşam değil; insanlarmış.” Franz Kafka

Otoriter dünya düzeni sorgulayan, araştıran insanı sevmez. Onun kalıplarında yetişen robot bir insan olmak üzerine kurulu dünya geliştirmeye çalışır. Ama her düzeninde bir muhalif kişisi ya da taraftarı vardır. Tıpkı bir dedektif gözüyle sorgulayan, gerçeği çok farklı algılayan birileri çıkar. Filmimizdeki kahramanımız V’de böyle biridir. V, özgürlük savaşçısıdır. İngiltere toplumundaki baskıcı düzenin değişmesinde oynayacağı rolü izleyerek görelim.

_________________

tim-burton-big-fish

Big Fish (2003)

Bu film, Tim Burton sinemasında gerek konusu gerek de hikayesi olarak çok farklı bir yere sahiptir. Filmin kurgu dilini yap-boz parçalarını anlamlı bir şekilde yerleştirerek izleme fırsatı buluyoruz. Filmin konusu, William Bloom babası kanser nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, aile evine geri döner. Gezgin ve hayatından birçok macera geçirme fırsatı yakalayan babasınında hayatını puzzle parçaları gibi oturtmaya çalışır. Bloom ile birlikte biz de babanın hayatına çok farklı ve anlamlı bakmaya çalışırız.

_______________

images (5)

A Beautiful Mind (2001)

“Herkes kendi tarzında şizofrendir.” Ingmar Bergman

Biyografi sevenler için genç profesör John Forbes Nash’in hayatına göz atıyoruz. Sanatçı ve bilim insanlarının zekalarındaki fazlalığın onları çeşitli hastalıklardan ve imtihanlardan geçirdiği doğrudur. Genç yaşta yakalandığı ama çok geç fark edilen şizofreni hastası matematik dahilerinden Nash, yıllarca beraber kaldığı oda arkadaşının kendi hayal ürünü bir insan olduğunu anlaması ve klinik tedavisi gördüğü süreçte yaşadıklarına beraber şahit oluyoruz.

_______________

amelie_image_3

Amelie (2001)

“Bağımlısıyım ben kendi umutsuzluğumun.” Furuğ Ferruhzad

Bir genç kız ve onun hayata anlam yükleme çabaları üzerinden oluşturulan filmdir. Anne ve babasını kaybetmiş olan Amelie, kendini başkalarının hayatlarını tamir etmeye, onları mutlu kılmaya adamıştır, bu adanmışlığı fark ettirmeden gerçekleştirir. Peki başkalarının mutluluğu için çabalayan Amelie, kendi hayatındaki boşlukları için neler yapacaktır?

_______________

Yukarı Bak

Up

“Hayatta hiçbir raslantı aşk kadar pahalıya patlamamıştır.” Ali Ayçil

İlk çocuklukta bir rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır… Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.

_______________

Avaze gonjeshk-ha

Serçelerin Şarkısı (2008)

Kerim, Tahran’ın dışındaki bir devekuşu çiftliğinde çalışmaktadır. Küçük evinde ailesi ile sade ve mutlu bir hayat sürmekteyken bir gün deve kuşlarından biri kaçar. Kerim bundan sorumlu tutulur ve çiftlikten kovulur. Kısa bir süre sonra, büyük kızının işitme cihazını tamir ettirmek için şehre iner, ama motosikletli taksi sürücüsü olduğu sanılır. Kerim böylece yeni mesleğine başlamış olur sıkışık trafiğin içinde insan ve yük taşır. Ancak her gün uğraştığı insanlar ve malzemeler Kerim’in cömert ve dürüst karakterini değiştirmeye başlar ve karısı ile kızlarının mutsuzluğuna yol açar. Kerim’in maddi ve manevi dünyasını dengelemesinde sevdiklerinin payı büyük olacaktır.

____________

s-8abde062a0420ae51602ab6aa0cb523a287ac97f

Kaplumbağalar da Uçar (2004)

“Zaten gururlu insanlar kendilerine hep üzüntü yaratırlar.”

Kaplumbağalar da Uçar filmi, yönetmenliğini Bahman Gobadi’nin 2004 yapımı filmidir. Amerikan işgaline az kala Türkiye Irak sınırında kaderlerini bekleyen çocukların hikayesi anlatılıyor. Bu film savaşın acımasız yüzünü çocukların gözünden anlatan bir başyapıttır.

______________

338196

Yeraltı (2012)

“Ben kötü biri değilim. Ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim ne de namuslu, ne onurlu biriyim ne de kahramanım. Ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım. Şimdi köşeme çekilmişim.”

2012 yapımı, Zeki Demirkubuz filmidir. Filmde memur Muharrem karakteri ile karşılaşırız. Ankara’da devlet dairesinde çalışır. Filmdeki Ankara mekanının seçimi ıssız, karanlık ve sıkıcı bir film olacağı mesajını verir. Muharrem’in ruh dünyası ile benzeşmiştir. Filmin giriş sahnelerinde Muarrem, evde yalnız, sürekli alkol ve sigara tüketen mutsuz ve hayata dair kaygılı bir şekilde imaj verir. Yaşadığı evde klostrofobik mekanlar kullanılmıştır. Muharrem’in bunalımlı ve karanlık dünyasını bize yansıtır. İnsanlardan uzak, kendiyle sorunları olan bir portre çizer.

_______________

control-1

Control (2007)

“Hayatın neresinden dönersen kardır.” Nilgün Marmara

Film ünlü Joy Division grubunun solisti Ian Curtis’in hikayesini anlatır. Joy Division 2 stüdyo çalışmasına sahip olduğu halde oldukça ün yapmış bir gruptur. Grup çok başarılıdır ama solisti Ian Curtis’in hayatı ile tezat çizer. Dışarıdan başarılı, ayakları üstünde duran ve mutlu bir evlilik tablosu çizen karakterimizin aslında erken yaşta evlenmesi, aldığı sorumlulukları kaldıramayışı ve intihar etme süreci anlatılır.

_____________

tumblr_m6cg1plKLp1qa0247o1_500

Umut Işığım (2012)

“Yaralı olan, yararlı da olur…”

İnsanlar plan ve program yaparken kader kıs kıs gülermiş. İşte bu filmdeki Pat Salitano karakteri için yazılmış bir söz olduğunu düşünüyorum. Salitano bir günde hayatına derin bunalımlar yansıtacak olaylar yaşayan ve bu olaylardan kurtulmaya çalışan bir tarih öğretmenidir. Eski karısına ve eski işine dönmek ister. Ama kader ona farklı bir yol sunmuştur. Bir yemek davetinde kendi gibi bunalımlı olan Tiffany ile tanışır. Ve bu karşılaşma Salitano için umut ışığı olur.

_____________

tumblr_nkyfy2RGlx1t517axo1_500

Melancholia (2011)

“Melankoli, bir kış gecesindeki seslerdir.” Virginia Woolf

Auteur yönetmen Lars Van Trier’in filmidir. Konusu; Justine reklam ajansında çalışan, yeni evlenen ve bunalımlı bir ruh hali çizen bir portre sunar. Justine ağır bir major depresyon atak geçirmektedir. Koyu kıyafetler giyinir. Banyo yapmakta bile zorlanır. Halsiz, enerjisiz ve mutsuz bir ruh ifadesi sunar.

____________

tumblr_mrj9y9fcfq1seraxbo1_500

Lars and Real Girl (2007)

Lars abisi ile yengesinin garajında yaşayan, babası vefat ettikten sonra iyice yalnızlaşan bir karakter çizer. Bu yalnızlık ve insanlardan soyut olarak yaşaması en çokta ailesini endişelendiriyor. Lars kopukluğunu plastik bir kadını hayatına alarak kapatıyor. Aslında sevgisiz büyüyen bireylerde varolan duygusal kopukluk ve paranoyaları görüyoruz. Lars’ın yapay bir ilişkiye koşması belki de gerçeklikle arasına örtüğü derin duvarlarla alakalıdır.

_______________

mulholland-drive-silencio

Mulholland Çıkmazı (2002)

“Oyunculuk tepki vermektir.”

Betty Elms, en büyük hayali Hollywood’da ünlü bir aktrist olmak olan bir kadındır. Bunun için Hollywood’a doğru bir yolculuğa çıkmıştır. Burada kendi hayatında mükemmel bir noktaya ulaşmış olan bir kadınla tanışır ve onun başarılarına hayran kalır. O kadın da Betty’den hoşlanmaya başlar ve aralarında gizemli ve oldukça erotik bir ilişki başlar. Mulholland kavşağında bir trafik kazası gerçekleşir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışırlar. Bütün bu hayatlar, birbirlerine gireceklerdir. Filmde renkler üzerinden bir film dili kurulmuştr. Kırmızı ve mavi rengin belirgin bir şekilde kullanıldığını görürüz. Temsil ettikleri gerçekler ise, kırmızı rengin gerçekliği ve mavi rengin rüyayı temsil etmesidir. Lynch sinemasında freudyen okumalar ve sürrealist pek çok konu ve imgelere rastlarız. Anlaşılması zor yönetmenin bir o kadar iyi ama çözümlenmesi zor filmlerindendir.

______________

Persepolis2

Persepolis (2007)

“Umudun varsa teselli bekle, yoksa tecelli.” Dücane Cündioğlu

Marjane ve ailesi, baskıcı Şah iktidarının devrilmesini büyük bir sevinç ile karşılarlar. Yıllarca ekonomik ve toplumsal anlamda yaşanan zorluklardan sonra yepyeni bir yaşam için yeni bir umut doğmuştur. Sancılı yılların ardından demokratik bir yönetimin geleceğini ümit eden İranlılar, bir kez daha büyük bir hayal kırıklığına uğrarlar. Şah’ın baskısından sonra sıra mollaların baskısına gelmiştir.Filmde olayları Marjane gözünden izleriz. Ailesi onu yurtdışında okula gönderir ama orada da kendini yabancı hissetmesi ülke özlemini doğurur. O ülkesine geri döndüğünde kadınların cinsel obje olarak görülmesi, kadına olan hakkın yok denecek boyuta gelmesini görür. Marjane için bu yaşananlar derin bir hayal kırıklığına dönüşür.

___________

tumblr_m9l9do1yIS1rx6ac4o1_500

The Help (2011)

“Aşk ve nefret bir elmanın iki yarısıdır.”

Filmde kadının kadına önyargı ile bakışı anlatılır. Alışılagelmişin dışında bir durum ve hikaye ile karşılaşırız. Filmde ırk ayrımı, önyargılar ve statükocu sistemin yıkılması anlatılır. 1960’lı yılların Mississippi’sinde üç farklı ve sıra dışı kişilikleri canlandıran bu cesur kadınlar, kendilerini tehlikeye atan ve toplumsal kurallara karşı gelen gizli bir yazı projesi sayesinde alışılmadık bir dostluk kurarlar. Beklenmedik bu ittifaktan, önemli bir kardeşlik doğar. Hepsi, onları tanımlayan sınırları aşma cesaretini kendilerinde bulur ve bu sınırların bazen aşılmak için konulduğunu fark eder.

______________

barbara-sukova-in-hannah-arendt

Hannah Arendt (2012)

Hannah Arendt, elinden düşmeyen sigarası, hocası Martin Heidegger ile olan fırtınalı aşkı ile çok farklı bir filozof portresi sunar. Hannah Arendt, Nazi Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki mahkemesine katıldıktan sonra, Holokost’u daha önce kimsenin yapmadığı şekilde yazma cesaretini gösterir. Çalışması, anında bir skandala yol açar, ama rakipleri ve arkadaşları tarafından saldırıya uğrasa da sarsılmaz. Kitapları İsrail’de yasaklanacak boyuta gelse bile ilkelerinden asla taviz vermez.

______________

tumblr_nk6i0fB3nW1uo9wmao1_500

Whiplash (2014)

“Kabiliyetin yoksa sonun rock grubunda çalmak olur.”

Hırsı notalarla, davullarla süsleyen bir film: Whiplash! Gelecek vaat eden, genç bir davul öğrencisi olan Andrew, yaptığı şeyde en iyisi olmayı ister ve zorlu bir konservatuar sınavına hazırlanır. Bu dönemde ünlü müzisyenlerden birinden ders almaya karar verir. Fakat başarısı kadar acımasızlığı ve hırsı ile de ün yapmış bir caz duayeni olan Terence Fletcher, Andrew’u kapasitesinin sonuna kadar kullanmadan rahat bırakmayacaktır. Şimdi önünde sadece mesleki bir test değil, psikolojik bir sınav da vardır.

______________

Bunları da izlemekte fayda var:

Bir Zamanlar Anadolu’da

Black Swan (2010)

Cache (2005)

Korkuyorum Anne (2004)

Bir Ayrılık (2011)

Skyfall (2012)

Gone Girl (2014)

The Hours (2002)

City of God (2002)

In The Mood for Love (2000)

Sherlock Holmes (2009)

Süt (2008)

Yozgat Blues (2013)

Boyhood (2014)

Cloud Atlas (2012)

Sylvia (2003)

Birdman (2014)

Mandalinalar

Abluka (2015)

Sarmaşık (2015l

_________

twitter.com/ feyyzacaa

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Liste

Polis Adaylarını Aşka Getirecek Filmler

10 Nisan Polisler Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yedi (1995) Se7en IMDb 8,6

Yedi, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki polis dedektifinin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi Ölümcül Günah, Hıristiyanlık inançlarına göre Kibir, Açgözlülük, Şehvet Düşkünlüğü,Kıskançlık, Oburluk,Yıkıcılık ve Tembellik’tir. İki polis dedektifi bu seri katilin peşindedir. Film, Amerika’da gösterime girdiği hafta 14.000.000 dolar gelir elde etmişti. Yönetmen David Fincher imzalı film,sürükleyici konusu ve oyuncuların performanslarıyla tüm dünyada gişede büyük başarı yakalamıştı. Başrollerde Brad Pitt, Morgan Freeman, Gywneth Paltrow var. En iyi kurgu dalında 1996’da ödüle aday olan film bu ödülü alamamıştı. Özellikle sürpriz ve çarpıcı finali ile şimdiden sinema tarihinde bir klasik olarak yerini aldı.

Kuzuların Sessizliği (1991)The Silence of the Lambs IMDb 8,6

Kuzuların Sessizliği, 1992 yılında 7 dalda Oscar’a aday olmuş, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

Akademiden mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, FBI ajanı kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katila ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter’dan bilgi alması için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.

Köstebek (2006) The Departed IMDb 8,5

Köstebek, mafya ve polis teşkilatı arasında geçen savaşı anlatıyor. Uzun yıllardan beri mafya tarafından, polis teşkilatına sızmak üzere yetiştirilen adamlar son derece iyi pozisyonlardadırlar teşkilat bünyesinde. Aynı şekilde polisin aynı amaçla yetiştirdiği adamları da mafya içinde cirit atmaktadırlar. Ancak vakit her şeyin açığa çıkma vaktidir. Her iki cephede de köstebeklerin var olduğu anlaşıldığında söz konusu köstebeklerin ölümle burun buruna gelecekleri koşturmaca ve macera başlayacaktır. Film dört dalda Oscar sahibidir.

Los Angeles Sırları (1997) L.A. Confidential IMDb 8,2

Los Angeles Sırları’nda, 50’lerin Los Angeles’ında yer altı dünyasının patronu sayılan Mickey Cohen’in hapse girmesiyle doğan boşluktan dolayı şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen’in adamlarına bir baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir poliste vardır. Bu olayı soruşturmak üzere L.A. Polis Departmanı üç polisi görevlendirir. Görevlendirilen polisler karekter olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Ed Exley, L.A. Polis Departmanının altın çocuğudur. Kurallara bağlı ve her şeyi kanunlara göre yapar. Bud White, çabuk sinirlenen, agrasif, gerçeğe ve doğruya ulaşmak için her türlü yola başvuran biridir. Üçüncü ve son polis Jack Vincennes ise; L.A. Polis Departmanını anlatan bir televizyon dizisine danışmanlık yapmakta, tanınmış ve gündemde olmayı seven biridir. Bu üç kişi olayı soruşturmak için bir araya gelirler. Ancak soruşturma çok çabuk sonuca ulaşır. Bu durum üç polisi rahatsız eder. Soruşturmada bu kadar çabuk sonuca ulaşılmasında bir bit yeniği olduğunu düşünürler ve araştırmaya devam ederler. Ve araştırmaları onları çok güzel bir kadına kadar götürür. Film Kim Basinger ve senaryosuyla iki Oscar kazandı.

Büyük Hesaplaşma (1995) Heat IMDb 8,2

Büyük Hesaplaşma’da, gerek içgüdüleri gerekse üstün zekasıyla, içerisinde bulunduğu her türlü suçtan arkasında kesin deliller bırakmadan, başarılı bir şekilde sıyrılmayı başaran Neil McCauley profesyonel bir hırsızdır. En az kendisi kadar yetkin hırsızlardan oluşturduğu çetesiyle altından kalkılması zor işlere kalkışıp minimuma yakın hasarla başarıya ulaşırlar. Her azılı suçlu vakasında olduğu gibi söz konusu hırsızın peşinde de hırslı ve takıntılı bir dedektif vardır. Dedektif Hana, şimdiye dek bu usta hırsızın zekasıyla başa çıkamasa da davayı çözmekte kararlıdır.

Gözlerindeki Sır (2009) El secreto de sus ojos IMDb 8,2

Gözlerindeki Sır’da, ülkenin en önemli mahkemelerinden birinde yıllarca sorgu müfettişliği yapan Benjamin Esposito, görevini bırakarak inzivaya çekilmeye karar vermiştir. Bu süreçte, görev yaptığı süre boyunca kendisini oldukça etkileyen bir vakayı kaleme alıp romana çevirmeyi planlamaktadır. Yaklaşık otuz yıl önce işlenen bu vahşi tecavüz ve cinayet vakasıyla ilgili detayları yeniden hatırlamaya başlayan adam tekrar bu dava üzerinde çalışmaya ve bu üstü kapanmış suçu aydınlatmaya karar verir. Belge ve bulguları yeniden inceleyebilmek için ilk adım eski çalıştığı yere geri dönmektir. Esposito için bu süreç adaletin ve vicdan kavramının acı gerçeklerinin su yüzüne çıktığı bir yolculuğa dönüşür.

Çin Mahallesi (1974) Chinatown IMDb 8,1

Chinatown, kocasının kendisini aldattığından şüphelenen bir kadının hikayesini anlatıyor. Ida Sessions isimli bir kadın, özel dedektif Jake Gittes’e başvurup, Los Angeles su teşkilatında çalışan mühendis kocası Hollis Mulwray’in kendisini aldattığından şüphelendiğini söyler. Kadının dedektiften isteği, kocasını takip etmesidir. Gittes, Mulwray’in yanında bir kadınla yakalar, fotoğraflarını çeker ve dava kapanır. Ancak bir süre sonra Mulwray’in öldürülmesi işleri gizemli hale sokar. Davanın üzerine gitmeye karar veren Gittes, zamanla kendisini kiralayan kadın başta olmak üzere birçok gizemle karşılaşır.

Zindan Adası (2010) Shutter Island IMDb 8,2

Zindan Adası, Martin Scorsese’nin bir çok filmi gibi yine bir başyapıt statüsünde. Filmde, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando adlı bir akıl hastasının ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası isimli bölgede konuşlanan Ashecliffe Hastanesi’ne soruşturma yapmak için gitmesi ve sonradan gelişen esrarengiz olaylar aktarılıyor. Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığrından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokacak, zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar zorlanacaktır. Usta yönetmen Martin Scorsese tarafından Dennis Lehane’nin ünlü romanından sinemaya uyarlanan filmin başrolünde yönetmenin gözde oyuncularından Leonardo Di Caprio bulunuyor.

Cinayet Günlüğü (2003) Salinui chueok IMDb 8,1

Cinayet Günlüğü’nde Güney Kore 90’lı yılların sonlarında askeri bir yönetimin baskıcı tavrının altındadır. Ülkede sansürler ve baskı her gün ağırlaşarak devam etmektedir. Bir gün bir tecavüze uğramış olan bir kadın vahşice bir cinayete kuran gider. Olayı çözmek için işin başına lokal bir polis dedektifi olan Park Doo-Man getirilir. Ancak uyguladığı tüm yöntemler onu cinayetten uzaklaştırır. Bunun üzerine görevin başına getirilen Seo, önceki dedektiften daha başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır.

Temel İçgüdü (1992) Basic Instinct IMDb 7,0

San Francisco polisi cinayet masasından dedektif Nick Curran, bir cinayet dosyasını araştırırken davanın şüphelisi olan Catherine Trammel’le yakınlaşır. Yazar olan ve cinsellik konusunda son derece serbest davranan Catherine, son kitabında Nick’in davasındaki cinayetin bir benzerini detaylı şekilde anlatmıştır. Catherine, çekiciliğiyle Nick’i etkisi altına alır ve ikili ihtiras dolu bir ilişkinin içine sürüklenirler.

Okumaya Devam Et

Liste

Francis Ford Coppola’nın Favori 10 Filmi

Coppola’dan tavsiyeler.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Küller Ve Elmaslar

Ashes And Diamonds (1958, Andrzej Wajda)

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır.

Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy’da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid’a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır

Filmde, Polonya’da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.

_____

The Best Years Of Our Lives (1946, William Wyler)

Amerika yapımı, drama filmi. Film 2. Dünya Savaşı sonrasında evlerine dönen üç eski Amerikan askerini ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunları anlatır.

_____

I Vitelloni (1953, Federico Fellini)

Ergenlik sonrası dünyalarından tam olarak çıkamamış beş genç adamın doğup büyüdükleri küçük sahil kasabasından kaçış ve macera hayallerini konu alan bu film aslında erkeklerin dünyasına genel bir bakıştır: Ruhu hep çocuk kalan, sorumluluktan hoşlanmayan, macera ve oyun peşindeki erkek neslinin. Filmdeki beşli aslında tanıdıktır; Fausto kadın düşkünüdür, Alberto feminen bir soytarıdır, entelektüel Leopoldo yazar olma tutkusuyla yanar, Riccardo şarkıcıdır ve Moraldo içe dönük ve eleştirel bir tiptir.

“I Vitelloni” prototipik bir filmdir; anlattığı karakterler daha sonra bir çok filmde izleyicinin karşısına çıkacak, (Martin Scorsese’nin American Graffiti’si de dahil) zamandan ve yerellikten bağımsız erkeklerdir. Ustaca anlatılan basit bir öyküye dayalı bu film, genç oyuncularını ve yönetmenini bir anda üne ulaştırır. Alberto Sordi bir yıldız olurken, Fellini de 33 yaşında Venedik Film Festivali’nde en iyi film dalında Gümüş Aslan ödülünü alır.

İzleyiciyi sonu belirsiz bir yolculuğa çıkması için bir istasyona bırakmayı seven Fellini, “I Vitelloni”nin sonunda Moraldo’yu bir istasyonda gösterir. Bu, hem genç yaşta doğduğu kasabayı terkeden Fellini’nin kendisidir, hem de daha derinde, sinemanın en usta yönetmenlerinden biri olarak kariyerindeki dönüm noktasını temsil eder.

Yarım yüzyıl önce çekilen ancak tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeyen “I Vitelloni”, genç bir ustanın yeteneğinin en büyük kanıtıdır…

______

Warui yatsu hodo yoku nemuru

The Bad Sleep Well (1960, Akira Kurosawa)

Kin dolu genç, babasının intiharının arkasında yatanları araştırmak için yozlaşmış bir fabrika yöneticisinin kızıyla evlenir.

_____

Koruma

Yojimbo (1961, Akira Kurosawa)

1800’lerin Japonyası’da Sanjuro isimli gezgin bir samuray, iki rakip çetenin arasında bölünmüş bir kasabaya gelir. Bir sokak savaşında yeteneklerini sergiledikten sonra, en fazla parayı veren tarafa kılıcını kiralar.

Alçak ruhlu ve hain insanlar olan taraflar, Sanjuro’ya ihanet ettikçe o taraf değiştirir. Böylece iki tarafı birbirine kırdırtarak kasabayı bu musibetten temizlemeye başlar. Ancak suç lordlarından birinin kardeşi olan Unosuke kasabaya geldiğinde işler değişir. Zira genç adamın elinde o zaman için görülmemiş güçte modern bir silah vardır: bir tabanca!

______

Singin’ in The Rain (1952, Stanley Donen & Gene Kelly)

“Singin’ in the Rain”in, 50’li yılların en iyisi olduğu tartışmasız bir gerçek olarak kabul görmüşken 1952 çıktılı bu müzikal, çekim teknikleri açısından günümüzde bile örnek alınan bir yapım.
Sessiz filmlerin, oyuncuları ve yapımcılarına fazlasıyla kazandırdığı dönemlerde ‘sesli’, yani oyuncuların konuştuğu filmler keşfedilir.Seyirciler artık oyuncuların cümle kurmasını istiyordu ve yapımcılar buna kayıtsız kalamazdı.
O dönemlerde Lina Lamont ve Don Lockwood, Hollywood’un en sevilen ve çiftlerinden biriydi ve yapımcı seyircileri film dışında hayal kırıklığına uğratıp para kaybetmek istemediği için Don ve Lina’yı gerçekten sevgili gibi gösteriyordu.
Saflığıyla örtüştüremediği kurnazlığı yüzünden aşık olduğu Don’ın nefretine sahip olan Lina, gerçekleri umursamadan, kurduğu hayaller ‘gerçekmiş’ gibi davranıyor, hareketleriyle hem Don’ı hem de ekibi çileden çıkarıyordu.
Öte yandan binlerce kadının hayranlığını kazanan yakışıklı aktör Don Lockwood ise, tesadüfen tanıştığı Katy Selden’e aşık olmuştu.Tüm yalanlara rağmen Don Lockwood ve Lina Lamont’un birlikte çevirdiği filmlerden sonra seyircilerin sesli filmlerde birlikte görmeyi en çok istediği çift Don ve Lina olacaktı.Ancak, büyük bir sorun buna engel oluyordu; Lina’nın ses tonu.
Sesli film yaratılırken Lina, ekibi sınır noktasına getirmesine rağmen çekimler tamamlanır ve film vizyona girer.Senkron sorunu olan film, seyircinin tepkisini çeker ve film, vizyondan kaldırılır.
Kariyeri için üzülen Don, birden Kathy’nin fikriyle umutlanır ve film, 6 hafta sonra ‘müzikal’ olarak vizyondaki yerini alır.Bir ilki gerçekleştiren yapımcılar, yıllar sonra kendini geliştirecek olan bu buluştan inanılmaz paralar kazanır.
Diğer yandan, Don’ın aşık olduğu kadın Kathy ise, hayata geçen bu fikrin sahibi olduğu kadar, filmde Lina’nınmış gibi gösterilen sesin de sahibidir.

______

The King Of Comedy (1983, Martin Scorsese)

Bir yetişkin olmasına rağmen hala ailesiyle yaşayan bir “kaçık” olan Rupert Pupkin, pek yetenekli olmadığı halde bir gün ünlü bir komedyen olacağına inanmaktadır. İdolü ise komedi yıldızı Jerry Langford’dur. Pupkin, eğer bir gün Langford’un TV programına çıkmanın yolunu bulursa, şöhretin kapısının önünde açılacağına dair bir saplantıya da sahiptir.

Pupkin bir gün Langford’u, ümitsizce ona aşık olan hayranı Masha’nın elinden kurtarma fırsatı bulduğunda, hayalindeki adamla bu yakınlaşma fırsatını kaçırmaz. Oysa ona laf olsun diye ümit verecek olan ünlü komedyenin hayatı, Pupkin’in tahmin edebileceğinden çok daha karışıktır ve karanlık yönleri de mevcuttur. Kendisini karmaşık ilişkiler ve içinden çıkması zor durumlarda bulur.

Martin Scorsese’nin Robert de Niro’yla işbirliği, genelde çok lezzetli meyveler vermiştir. Kimilerine göre “kayıp” bir başyapıt olan The King of Comedy de, gerçekten bu filmlerden birisi. Sadece bir sinema şaheserini değil, Jerry Lewis’i alışık olduğunuzun çok dışında bir rolde izleme fırsatını da kaçırmak olmak.

_______

Raging Bull (1980, Martin Scorsese)

Boksör Jake La Motta’nın (Robert De Niro) kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi. Usta yönetmen Martin Scorsese’nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir, aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.
Sağlam performans da böyle birşey olsa gerek. Robert De Niro, Martin Scorsese’yle beraber gerçekleştirdiği başyapıtlardan Kızgın Boğa’da orta sıklet boks şampiyonu Jake La Motta’yı öyle bir canlandırdı ki, onu artık Robert De Niro’dan ayrı düşünmek zor. La Motta’nın otobiyografisinden serbest bir şekilde uyarlanan Kızgın Boğa, aslında bir yandan da spor filmi klişelerini altüst eden bir şaheser. Boks ringlerindeki sertlikle boksörün kendi iç huzurunu bulma mücadelesi yan yana gelince, sinema tarihinin en vurucu sporcu karakterlerinden biri ortaya çıkıyor.

_____

The Apartment (1960s, Billy Wilder)

Altı Oscar Ödüllü yönetmen Billy Wilder’in yönetmenliğini yaptığı 1960 çıkışlı sinema filmi “The Apartment” (Garsoniyer), ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘En İyi Senaryo’, ‘En İyi Film Düzenleme’ ve ‘En İyi Set Dekorasyon’ dallarında Oscar Ödülü’ne layık görülürken, ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ve ‘En İyi Erkek Oyuncu’ da dahil olmak üzere toplam beş dalda Oscar adayı oldu. İki Oscar Ödüllü Amerikan aktör Jack Lemmon ve Oscar Ödüllü Amerikan aktris Shirley MacLaine’nin başrollerini paylaştıkları yapımda Amerikan aktör Fred MacMurray, Edie Adams, Ray Walston ve Johnny Seven rol alıyor.

_______

Sunrise: A Song of Two Humans (1927, F.W. Murnau)

Taşrada tatil yapan kentli bir kadın, oralı genç ve evli bir çiftçiyle ilişki yaşar ve adamı karısını öldürüp onunla birlikte büyük şehre taşınmaya ikna eder. Adam, karısıyla beraber şehre giderken binecekleri teknede bir ‘kaza’ planlar, kendini boğulmaktan kurtarmak için de tekneye bir demet saz saklar. Ancak planın sonunu getirmeyi yüreği kaldırmaz ve kürek çekerek karısını kıyıya çıkarır. Büyük bir keder içinde, tramvaya binip şehre giderler. Göz yaşlarıyla dolu barışmaları, düğün yapılan bir kilisede tamamlanır. Birbirlerine yeniden âşık olmuş bir halde, önce bir fotoğrafçıya, sonra da bir berbere uğrarlar. Adam berberdeki manikürcünün ona kur yapmasını görmezden gelir, karısını da çapkın bir hayranın ilgisinden korur. Devasa bir lunaparka gidip eğlendikten sonra, tekneyle eve dönerler. Ancak bir fırtına çıkar ve yelken yırtılır.

_______

Okumaya Devam Et

Liste

Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

5 Nisan Avukatlar Günü‘ne özel “Avukat Olmadan İzlenmesi Gereken 10 Film” listesini siz değerli takipçilerimiz için derledik. Keyifli seyirler.

12 Öfkeli Adam (1957) 12 Angry Men IMDb 9,0

12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor. Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis ‘suçsuz’ hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin ‘suçlu’ kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

Uğursuz Kuş (1962) To Kill a Mockingbird IMDb 8,2

Bülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor. Beyaz bir kadına tecavüz suçuyla tutuklanan siyah bir gencin avukatlığını üstlenen başarılı bir avukat çevresi tarafından şiddetle eleştirilip davadan geri çekilmesi yönünde baskılara maruz kalır. Ancak idealist avukat yolundan dönmeyecektir.
Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Roman, ünlü yönetmen Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandığında cesur ve başarılı bir uyarlama olarak dikkat çekip bu başarısını üç dalda kazandığı Oscar ödülüyle pekiştirmiştir.

JFK: Kapanmayan Dosya (1991) JFK IMDb 8,0

Amerikan başkanı Kennedy’nin tartışmalı suiskasti ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. Onlarca hikaye yaratılır ve gerçek bir türlü açığa çıkamaz. Süiskastın ardından ortaya çıkan Lee Harvey Oswald, cinayeti tek başına kendisinin işlediği üzerine ısrar etse de arka planda farklı gerçek ve olasılıklar söz konusudur. Medya ve adalet bu olasılıklarla boğuşurken insanlar da olayın bir türlü kesinleşmemesi nedeniyle hayal kırıklığına uğramaktadır. Mahkemenin vardığı sonuca ikna olmayan bölge savcısı Jim Garrison, olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.
Usta yönetmen Oliver Stone imzası taşıyan film iki kategoride Oscar ödülü almıştır.

İlk Korku (1996) Primal Fear IMDb 7,7

Tanınmış bir psikoposun öldürülmesi, büyük bir yankı uyandırır. Bu cinayet sırasında olay yerinden kaçmakta olan Aaron, görgü tanıkları tarafından suçlu olarak ilan edilir ve suçu işlediğin neredeyse kesinleşmiştir. Son derece prestijli bir avukat olan Martin Vail, ise olayların bu şekilde geliştiğinden tam olarak değildir ve Aaron’ı savunma görevini üstlenir. Aaron’ın suçluluğu o derece nettir ki Vail’in bu göreve atanması beyhude bir uğraş olarak addedilir. Ancak kısa bir süre sonra davanın seyri tam anlamıyla değişir.
Primal Fear, Akademi’de kendisine Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı getiren Edward Norton’ın performansıyla da göz dolduruyor.

Philadelphia (1993) IMDb 7,7

Avukat Andrew Beckett, çalıştığı hukuk bürosunda AIDS olduğu fark edilince işten çıkarılır. Kendisine nedeninin AIDS olduğunu açıklamamalarına rağmen Beckett, nedenin bu olduğundan emindir ve bu hukuk bürosuna dava açmaya karar verir. Başvurduğu avukatlarca bir süre reddedildikten sonra, en sonunda Joe Miller’ı tutmayı başarır.

Miller ilk başta bu davayla ilgilenmekte isteksizdir; çünkü o bir homofobiktir ve Beckett’a karşı da önyargılıdır. Fakat Beckett sayesinde zamanla önyargılarını aşmaya ve korkularını yenmeye başlar. Beckett ise hayatı, gururu ve hakları için kıyasıya bir mücadeleye girmiştir ve adalet için savaşır.

Film, müzikleriyle Oscar’ı hak etmiş, Tom Hanks’e de En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmış etkileyici bir drama.

Kardeş Gibiydiler (1996) Sleepers IMDb 7,6 

Sleepers, New York’un yaşanması en tehlikeli mahallelerinden birinde yaşayan bit grup gencin hikayesini anlatır. Bu dört genç bir gün yanlışıkla bir adamın hayatını tehlikeye atan bir kazaya sebep olduklarında gençlik ıslah merkezinde bir yıllık cezaya mahkum edilirler. Sadece bir yıl sürecek bu ceza dönemi hayatlarını derinden etkileyecek travmatik olaylarla geçer. Gardiyanlar tarafından dövülen ve taciz edilen bu gençler, bu travmaları hayatları boyunca yanlarında taşırlar. Ta ki on yıl sonra kendilerini savunabilecek kadar büyüdüklerinde, gardiyanlardan biriyle karşılaşana dek.
En İyi Müzik dalında Oscar’a aday gösterilen film, Kevin Bacon, Robert De Niro, Dustin Huffman ve Brad Pitt gibi yıldız isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor.

Şeytanın Avukatı (1997) The Devil’s Advocate IMDb 7,5 

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

…and justice for all. (1979) IMDb 7,4

Suçluların serbest kaldığı, yargıç ve avukatların anlaşmalar yaptığı ve masumların korumasız bırakıldığı bir adalet sisteminde, genç avukat Arthur Kirkland adaletin nereye gittiğini sorgulamaya başlar. Dürüst ve idealist bir avukat olan Arthur (Al Pacino, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği muhteşem performansıyla) bir gün genç bir kıza tecavüzden suçlanan ünlü bir yargıcı (John Forsythe) savunmaya zorlanır.

Amistad (1997) IMDb 7,3

Film, 1839 yazında Küba Sahillerinden hareket eden ve içerisinde tutuklu Afrikalı köleleri taşıyan La Amistad gemisinin yolculuğuna başlamasıyla açılır. Cinque isimli bir adamın gemiden söktüğü bir çiviyle prangalarını açar ve birçok arkadaşını aynı şekilde özgür bırakır. Böylece gemide esaslı bir isyan başlamış olur. Akabinde gemi mürettebatı ve köleler arasında başlayan savaş mürettebattaki birçok kişinin ölümüyle sonuçlanır. Sağ kalan iki kişi ise köleleri istedikleri yere götürmek zorundadır. Ancak yolculuk esnasında karşılaşacakları bir Amerikan savaş gemisi tarafından yakalanacak, ardından da bu suçlar sebebiyle yargılanmaya başlayacaklardır.
Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan ve dört dalda Oscar’a aday gösterilen filmin yönetmen koltuğunda usta yönetmen Steven Spielberg bulunuyor.

Suikast (2010) The Conspirator IMDb 6,9

42 yaşındaki Mary Surratt, Abraham Lincoln suikastine yardım ve yataklık etmekten dolayı yargılanan tek kadındır. Başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek amacıyla komplo kurma suçundan diğer 6 sanık ile yargılanan Surratt’ın suçsuzluğuna hiç kimse inanmaz. Bütün ülke kendisine sırt çevirmişken, avukatlığını yeni almış olan Frederick Aiken müvekkili olan bu kadını askeri mahkeme karşıya savunmakla görevlendirilir.
Başta gönülsüzce savunma avukatı olmayı kabul eden Aiken, dava ilerledikçe müvekkili Mary Surratt’ın gerçekten suçsuz olabileceğine inanır ve bir başkasını korumak için onun paravan olarak kullanıldığını fark eder.

Oscar’lı usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un yönetmenliğinde kotarılan yapımın başrollerini 1994’te Forrest Gump’taki rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı olan Robin Wright ve ‘Wanted’, ‘Narnia Günlükleri’, X-Men Birinci Sınıf gibi aksiyon filmlerinden tanıdığımız genç oyuncu James McAvoy’i paylaşıyorlar.
Redford’un yönetmen koltuğuna oturduğu sekizinci film olan Suikastçi’nin öyküsü Gregory Bernstein’a senaryolaştırılması ise James D. Solomon’a ait.

Okumaya Devam Et

Popüler