2000’den Sonra Çekilmiş En İyi 20 Rus Filmi

Liste

Vse umrut, a ya ostanus

Everybody Dies But Me (Valeriya Germanika, 2008)

Moskova’nın dışında yaşayan on dört yaşındaki 3 genç kızın Cuma sabahı uyandıklarında tek dertleri ertesi gün yapılacak olan okul balosu haline gelir. Katya, babası tarafından dövüldüğü için evden kaçmıştır. Zhanna, intihara teşebbüs etmiş, Vika da kızlar tarafından hırpalanmıştır.

Hayatlarının en önemli sorunu bu baloya hazırlanmak haline gelen kızlar için gerçek hayattan bir kaçış yolu gibi görünmektedir. Fakat Katya başını derde sokup baloya gitmesi yasaklanınca arkadaşlıkları da sınavdan geçer. Ne olursa olsun Zhanne ve Vika bu baloya gitmek istemektedirler.

________

Faust

Faust (Aleksandr Sokhurov, 2011)

Efsanevi bir klasiğin etkileyici yorumu olan Altın Ayı ödüllü Faust, usta Rus yönetmen Sokurov’un “gücün yozlaşması”nı inceleyen dizisinin Moloch, Boğa ve Güneş’i takip eden son filmi. Goethe’nin bilginin arayışı hakkındaki trajedisinden esinlenen Faust 19. yüzyılda geçiyor ve yapıta adını veren, ruhunu şeytana satan kahramanını izliyor. O bir düşünürdür, fikirlerin sözcüsü, haberleri yayan kişidir; entrikacıdır, hayalperesttir. Açlık, açgözlülük, şehvet gibi temel güdülerin yönlendirdiği adsız bir adamdır. Goethe’nin Faust’una meydan okuyan mutsuz, peşine düşülmüş bir varlıktır. İlerlemek mümkünse neden olduğun yerde durasın ki?

____

Euphoria

Euphoria (Ivan Vrypaev, 2013)

Birbirlerini yalnızca bir kez gördüler. Göz göze geldiler. Hepsi bu kadardı. Daha önce hiç bilmedikleri bir şey, kavrayamadıkları bir şey oldu. Artık birlikte olmaksızın yaşayamaz ve nefes alamazlardı. Güçlü bir nehir akıntısı, kozmik bir manteyik fırtına gibi karşı konulamaz bir yoğunlukla kendine çekiyordu her ikisini de. Artık kendilerine, akrabalarına ve arkadaşlarına ait değillermiş gibi hissediyorlardı. Kadın, kocasıyla yaşıyordu. Adam biraz yaşlıydı, ama kadın hâlâ genç ve güzeldi. Küçük bir kızları ve deli bir köpekleri vardı. Aşık mıydılar peki? Ve orada o adam yaşıyordu. Bayır çimeni gibi sarı saçları ve delip geçen derin mavi gözleri vardı. “Peki şimdi ne yapıyoruz?” – “Bilmiyorum”. Kadının kocası biliyordu. Deli ya da aptal değildi. Kendi bildiği gibi yaşardı. Kızınızın parmağını bir köpek ısırırsa ne yaparsınız? Parmağı kesip atar ve köpeği öldürür müsünüz? Karınız temelli evi terk ederse ne yaparsınız? Evi ateşe mi verirsiniz? Başka bir adam için sizi terk ederse peki? Bunların hepsi için bir cevabı vardı adamın.

_____

Leviathan

Leviathan (Andrei Zvyaginstev, 2014)

Filmin hikayesi günümüzün toplumsal dramını yansıtarak birden fazla karaktere odaklanıyor. Kademe kademe inşa edilen “yeni bir kent”te yaşamaya çalışan insanların mücadelesini ve güvensizliklerine derinlemesine dalarak, insaoğlunun yeryüzündeki köklerine iniyor. Yönetmenliğini yaptığı Dönüş adlı filmiyle adından söz ettiren Andrey Zviaguintsev bu kez Leviathan ile karşımıza çıkıyor.

_____

Kak ya provel etim letom

How I Ended This Summer (Aleksei Popogrebski, 2010)

Film Arktik Okyanusu’nun ortasında, nüfusu iki insan ve birkaç kutup ayısından ibaret olan ıssız bir adadaki meteoroloji istasyonunda geçer. Deneyimli meteorolojist Sergei ve yeni üniversite mezunu Pavel aylardır birlikte meteorolojik koşullara dair ince ölçümler yapmaktadırlar. Yakında bir gemi gelecek ve iki adamı alacaktır, böylece Sergei’nin adadaki birkaç yıllık konaklaması sona erecektir. Bir gün Sergei dışarıda çalışırken Pavel bir telsiz mesajı alır, fakat gelen mesajı Sergei’ye iletmeye cesaret edemez. Mesajı Sergei’den gizlemek için elinden geleni yapan Pavel, geminin gelmesini ve mesajı iletme yükümlülüğünün üzerinden kalkmasını beklemektedir. Ne var ki çok geçmeden Pavel geminin bu yıl hiç gelmeyeceğini öğrenir.
____
Paper Soldier (Aleksey German, 2008)
1960’lı yılların başında Kazakistan’da geçiyor. Dr. Daniel, Rusya’da geleceğin kozmonotlarını yetiştiren bir okulda doktor olarak çalışmaktadır. Evli olmasına rağmen Vera isminde genç bir kadınla birlikte olan Daniel, eşinden ayrılır. Bu arada çalıştığı okuldaki gençlerin ileride ülkeleri için canlarını feda etmek zorunda olmaları fikrine bir türlü alışamaz. Bir gün, öğrencilerinden birinin ölmesi ile birlikte Daniel’in hayatı değişmeye başlar. Başrollerini Merab Ninidze, Chulpan Khamatova ve Anastasya Sheveleva’nın paylaştığı film 65. Venedik Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü’nü kazandı.
Gruz 200
Cargo 200 (Aleksei Balabanov, 2007)
“Ne kadar erken ölürsek, o kadar az günah işleriz!” Rus sinemasının tartışmalı yönetmeni Aleksey Balabanov’un yönettiği Cargo 200 (Gruz 200) filminin başrollerinde Leonid Gromov, Aleksei Poluyan ve Agniya Kuznetsova yer almaktadır. Leningrad Devlet Üniversitesi’nde Bilimsel Ateizm Profesörü olan Artemy, Leninsk yakınlarındaki kardeşini ziyaret eder. Ziyaretten sonra gece yoldayken arabası bozulur ve köşedeki bir çiftliğin sakinlerinden yardım ister. Çiftliğin sahibi olan içki kaçakçısı Alexey ile Artemy, Tanrı hakkında derin bir tartışmaya girerler. O sırada Çavuş Zhurov çiftliği gözetlemektedir ve daha sonra çiftliğe gelen, üst düzey bir parti yöneticisinin kızı olan Vika’yı alıkoyar fakat; bunu kimse bilmemektedir. Arka planında Sovyet-Afgan savaşını işleyen film, Sosyalist Rusya’ya oldukça şiddetli bir eleştirel bakış atmaktadır. Rahatsız edici şiddet sahneleriyle, sinema tarihinin en psikopat karakterlerinden birini yaratmasıyla ve adeta eski döneme kin kusan görsel yapısıyla en sert filmlerden birine dönüşen Cargo 200, Gijon Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görülmüştür.
______
Ostrov
The Island (Pavel Lungin, 2006)
Keşiş Anatoly küçük bir manastırda şifa dağıtıyor, şeytan çıkarıyor ve gelecekten haber veriyor, fakat hâlâ İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptıkları için pişmanlık duyuyor. Tanrı’nın ona layık gördüğü en büyük sınav ise, uzak bir yerlerden bir amiral ile dengesiz kızının gelmesiyle başlıyor.
_____
Rusalka
Mermaid (Anna Melikyan, 2007)
Bu hüzünlü şehir masalının başkahramanı, deniz kenarındaki bir kulübede yaşayan sekiz yaşındaki küçük Alisa. Alisa, balerin olmak ister büyüyünce, ayrıca özel bazı yetenekleri de vardır: İstediği zaman havayı değiştirebilir, dilekleri gerçekleştirebilir. Yıllar geçer, Alisa şimdi Moskova’dadır. On yedi yaşında, hayatın gerçekleriyle yüz yüze, isteksiz ve umutsuz.
_____
Mongol
Mongol (Sergei Bodrov, 2007)
“Moğol” üçlemesinin ilk filmi olan CENGİZ HAN, genç Timuçin’in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu olan Cengiz Han ünvanına sahip oluşunu konu alıyor.
_____
Stilyagi

Hipsters (Valery Todorovsky, 2008)

Sovyetler Birliği zamanında bir grup caz müziği meraklısı, Batı tarzı dansı, giyim kuşamı benimseyen gençlerin Komünist Parti’nin gençlik kolu Komsomol’dan gördükleri baskı ve iki grup arasında yaşanan mücadeleyi işleyen filmin eğlenceli müzikal görüntülerinin yanı sıra güncel politik bir mesaj verdiği yorumu yapılıyor. Sinema eleştirmenlerinin bir kısmı dinledikleri müzik, dansları ve savundukları düşünceler yüzünden Komsomol’dan kovulan kendilerine Stilyagi diyen asi gençlik grubuna yönelik baskıların günümüzde, tekrar kendisine devlet başkanlığı koltuğunu açan Vladimir Putin’in döneminde yaşananlarla paralellikler taşıdığını dile getiriyor. Filmin yönetmeni Valery Todorovsky de Putin dönemine yönelik açıkça atıfta bulunmasa da bir siyasi mesaj verdiklerini kabul ediyor. Rus İzvestia gazetesine verdiği demeçte “Bence özgürlüğe ilişkin soru işaretleri ülkemde hep gümdemde olan bir konu” diyen Todorovsky, Stilyagi grubunun muhalif olmadıklarını, rejime karşı çıkmadıklarını sadece farklı bir müzik dinlemeyi ve renkli çoraplar giymeyi istediklerini savunuyor. Todorovsky, diğer ülkelerde normal olarak görülen şeylerin kendi ülkesinde ancak mücadeleyle kazanıldığını da sözlerine ekliyor. Züppeler, hippiler… nasıl adlandırırsanız adlandırın o kuşağın gençleri, Sovyet Hükümeti tarafından konan kurallara, Sovyetlerin ahlak anlayışına umursamazlık ile yaklaşan, insanların koydukları bir takım kurallara karşı olan bir grubun temsilcisiydiler. Kendilerine zorla kabul ettirilmek istenen klişeleri, tek düze ve monoton hayatı, hareketleriyle, kıyafet ve farklı saç stilleri ile protesto eden, kendilerini o zamanların yasaklı müzikleri olan bugi-bugi ve değişik giyim stilleri ile ifade eden bu grubu ve Rus tarihi için çok zorlu geçen yasaklarla dolu 40-50’li yılları anlamak için film bulunmaz bir fırsat…

_____

Elena

Elena (Andrei Zvyaginstev, 2011)

İşinin ehl-i bir hemşire olan Elena, zengin, yaşlı ve evde bakıma muhtaç bir adam olan Vladimir ile evlenir. Her ikisi de farklı aile yapılarından gelen çocuklarıyla ilişkileri bir şekilde sorunlu ve mesafeli insanlardır. Fakat Vladimir bir kalp krizi geçirip, hastaneye kaldırılınca vasiyetini yazdırma kararı alır; ama Elena bu vasiyette yer almaz. Oğlunun dağılmak üzere olan ailesini bir arada tutmaya çalışan Elena, kocası ve ailesi arasında ahlaki bir fedakarlık çıkmazında kalacaktır…

Dönüş ve Sürgün filmleri ile kendisine hatırı sayılır bir kitle edinen Rus sinemacı Andrey Zvyagintsev’in bu filmi, Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde kapanış filmi olarak gösterilmesinin yanı sıra bu bölümün Jüri Ödülüne de layık görülmüştü… Ülkemizde 2011 Filmekimi’nde seyrettiğimiz yapımın eleştirmen notu ise yüksek…

_____

Italyanets

The Italian (Andrei Kravchuk, 2005)

Rusya’nın En İyi Yabancı Film dalında 2005 yılında Oscar adayı filmi İtalyan, sağlam ve köklü Rus edebiyatının yakın zamanda sinemadaki yansımasına en güzel örnek. Filmde, hayatı ve geleceği ile ilgili bir seçim yapmak zorunda kalan küçük bir oğlan çocuğunun öyküsü anlatılıyor. Yönetmen, kalbi mantığından daha yüksek sesle konuşan bu küçük çocuğun ruhsal dünyasını bize ustaca yansıtırken, aynı zamanda içten, sıcacık ve büyüleyici bir öykü sunuyor.

Vanya, altı yaşında ve kimsesiz bir Rus çocuğudur. Yetimhanede, bir İtalyan ailesi tarafından evlat edinilmek ve İtalya’da yaşamak gibi bir seçenek sunulur. Ancak Vanya güneyde, Akdeniz’de rahat bir hayat yerine öz annesini aramayı seçer. Annesini arayabilmek için de önce yetimhanedeki kayıtları ele geçirmeli ve onları okumayı öğrenmelidir. Vanya’yı gizem dolu ve tehlikeli bir dünya beklemektedir.

_______

Shultes

Shultes (Bakur Bakuradze, 2008)

Alexei Shultes adlı bir atletin hikayesini anlatan filmde baş karakter bir araba kazasında yaralanır ve olayların seyri değişir.

Dom durakov

House of Fools (Andrei Konchalovsky, 2002)

Genç Çeçen güzeli Janna, Çeçenistan sınırındaki bir klinikte psikiyatrik tedavi gören hastalardan biridir. Küçük klinikteki diğer hastalar ve görevlilerle birlikte dış dünyadaki savaştan yalıtılmış bir şekilde yaşamaktadırlar. Janna, vaktini akordiyon çalarak geçirmektedir. Çaldığı melodiler diğer hastaları da sakinleştirmekte ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlamaktadır. Janna, hayali nişanlısı Bryan Adams’ın kendisine söylediği aşk şarkılarıyla huzuru bulmuştur. Bir akşam, hastaların seyretmekten keyif aldığı tren geçmez. Ertesi sabah uyandıklarında hastane personelinin kaçmış olduğunu farkederler. Artık dışarda süren savaşa karşı bu özürlü insanlar yapayalnız kalmıştır. Yaklaşan Rus birliklerinden kaçan bir Çeçen savaşçının hastaneyi işgal etmesiyle ortalık iyice karışır. Askerlerden birinden hoşlanan Janna, onunla kaçma planları yaparken Çeçenler gider ve onu arkada bırakırlar. Kalbi kırılan Janna, yine akordiyonunu alarak hayali nişanlısı Bryan için çalmaya başlar. Yönetmen Andrei Konchalovsky, filmin senaryosunu, haberlerde izlediği bir olay sonrasında yazmaya başlar. Gerçekten Çeçen sınırında bir psikiyatri kliniğinin çalışanları kaçmış ve hastalar kendi başlarının çaresine bakmıştır. Yönetmen ayrıca Janna karakterini yaratırken, kendi başından geçen bir olaydan ilham almış. Kendisini 20 yıl boyunca telefonla arayan bir kadın, bir pop şarkıcısına aşık olduğunu söyleyerek hislerini yönetmenle paylaşmış. Konchalovsky’nin teklifi üzerine filmde rol alan şarkıcı Bryan Adams, filme sadece görüntüsüyle değil, bir de şarkı vererek katkıda bulunmuş. Film son derece hassas bir konu olan Rus-Çeçen gerilimini arka planda işlediği için yönetmen filmi hem Çeçenlere, hem de KGB’ye de göstererek görüşlerini alarak küçük değişiklikler yapma gereği duymuş.

________

Wild Field

Wild Field (Mikhail Kalatozishhvili, 2008)

Vahşi Tarla’da nişanlısının bir süre sonra yanına geleceği umuduyla kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde, tuhaf hastalarına bakan genç doktorun hikayesi anlatılıyor.

Russkiy kovcheg

Russian Ark (Aleksandr Sokhurov, 2002)

Aleksandr Sokurov, bu filmle, sinema tarihinin en inanılmaz teknik başarılarından birine imza attı; film, St. Petersburg’da bulunan dünyanın en büyük müzesi Hermitaj’ın (Kışlık Saray da içindedir) 33 odasının dolaşıldığı 95 dakikalık tek bir plan olarak çekildi. Kısmen şatafatlı bir geçit töreni ve müze turu, kısmen lunapark gezisi ve tarih üzerine bir tefekkür olan film, görüş alanı dışındaki Sokurov’un, perdede görünen 19. yüzyıldan gelme bir Fransız diplomatla (görünüşe göre, Custine Markisi Astolphe’dan esinlenilmiş) süregelen diyaloğu eşliğinde, Hermitaj Müzesi’nin odalarını dolaşırken ve hatta zaman zaman dışına da çıkarken, Çarlık Rusyası’nın iki yüzyılını da kapsar.

Sokurov, dünyanın belki de yegâne kurgulanmamış, tek plan çekimli filmini ve bugüne kadar steadicam’la çekilen en uzun sekansı (anlatılanlara göre tüm katılımcıların uzun ve ayrıntılı provalarından sonra, sekansı çekmeye daha önce sadece bir kez girişilmiş ve dışarıda hava sıcaklığı sıfırın altında olduğu için başarısız olunmuş) gerçekleştirmek için 2000’e yakın oyuncu ve figüranın yanı sıra üç canlı orkestra kullanmış. Rus Hazine Sandığı, ayrıca 35mm’ye aktarılmadan önce, film ya da kaset yerine taşınabilir bir sabit diske kaydedilen ilk sıkıştırılmamış yüksek çözünürlüklü (high-definition) film. Filmin bu özelliği Sokurov’u, daha önce Tikhiye Stranitsy (Fısıldayan Sayfalar, 1993) ve Mat i syn (Ana ve Oğlu, 1997) gibi filmlerinde görüntüleri bozarak ve perspektifle oynayarak yaptığı yaratıcı deneyler de hesaba katıldığında, bir tür 19. yüzyıl modernisti; ve çok farklı bir biçimde de olsa, Manoel De Oliviera gibi, keskin bir geçmiş duygusuyla bunu son derece çağdaş bir yolla izleyiciye iletme duygusunu birleştiren bir yönetmen konumuna yerleştiriyor.

Bir eleştirmenin ileri sürdüğü gibi, Rus Hazine Sandığı, Oktyabr’ın (Ekim, 1927) tam karşıtı bir film; Kışlık Saray’ı devasa bir dekor olarak kullanmasıyla, Sergey Ayzenştayn’ın montaja bel bağlayan tekniğine meydan okuyor. Kısacası, bu muhteşem başarının boyutlarını daha yeni yeni kavramaya başlıyoruz; yine de şunu eklemek gerekir ki, filmin ABD gişelerindeki beklenmedik, neredeyse emsali görülmemiş başarısı, Sokurov’un teknik maharetinin, sırf sinema ya da Rusya tarihi uzmanlarınca takdir edilecek türden bir başarı olmadığına güçlü bir biçimde işaret ediyor.

Savaş

War (Aleksei Balabanov, 2002)

İngiliz bir çift Çeçenler tarafından kaçırılır ve ailelerinden fidye istenir, bulundukları yerde bir de Rus askeri vardır kimsenin para ödemeyeceği. Tehlikeli bir bölgeye haber ulaştırmaları için iki adam serbest bırakılır , geri gelmemeleri halinde kadının öldürüleceğini söylerler.

______

Kukushka

The Cuckoo (Aleksandr Rogozhkin, 2002)

Aşk ve savaş üzerine alışılmadık derecede sevimli, zeki ve komik bir film. “Guguk Kuşu”, Rus askerlerin Finli keskin nişancılara taktığı addır. Eylül 1944. Finlandiya, SSCB ile bir ateşkes antlaşması imzalayarak savaştan çekilir. Ama nefretin anlamsızlığının büsbütün ortaya çıktığı bir yerde, gözden ırak bir çiftlikte kıstırılmış olan filmin ana karakterleri bu gerçekten haberdar değildir. Gizli servisin tutukladığı Rus yüzbaşı İvan ile Finli keskin nişancı Veiko talihin bir cilvesi olarak aynı yere sığınmak zorunda kalır; burası, onlara düşman değil de birer erkek gözüyle bakan Anni adlı genç Lapon kadının çiftliğidir. Üçü, birkaç gün aynı yerde birlikte yaşamak zorunda kalır. Her biri yalnızca kendi anadilini (Fince, Rusça, Laponca) konuşabildiği için, kimi komik, kimi trajik müthiş yanlış anlamalar ortaya çıkar.

Vozvrashchenie

The Return (Andrei Zvyagintsev, 2003)

Günümüz Rusya’sında yaşayan Vanya ile Andrey, babasız geçen çocukluklarının da etkisiyle, birbirine çok düşkün iki kardeştir. Mahalledeki arkadaşlarıyla kavga ettikten sonra evlerine dönen çocuklar, 12 yılın ardından babalarının döndüğünü görünce çok şaşırır. Annelerinin yarım ağızla da olsa onay verişiyle, Vanya ve Andrey ketum babalarıyla balık tutacaklarını sandıkları birkaç günlük bir tatile çıkarlar.

Yalnızca solgun bir fotoğraftan tanıdıkları babalarına kavuşmak, ilk başta içlerini coşkuyla doldursa da, onca yıllık eksikliğini telafi etme çabasıyla beceriksiz ve giderek zorba tavırlar benimseyen babalarının baskısı, çocukları hayli zorlar. Vanya ve Andrey, kendilerini sürekli değişen durumlar ve güçlükler içinde, babaları tarafından durmadan sınanıyor, azarlanıyor, gözlemleniyor ve yok sayılıyor konumda bulurlar.

Kamyonların mola merkezleri ve kahveler yerlerini yavaş yavaş yağmur altında, ilkel bir güzelliğe sahip vahşi sahillere bırakırken, Vanya’nın babasıyla ilgili kuşkuları da apaçık meydan okumaya dönüşür. Bu arada Andrey’in hiç tanımadığı bir babayla bağ kurmaya yönelik güçlü gereksinimi, onu Vanya’dan uzaklaştırmaya başlar. Üçü yolculuğun hedefi olan gizemli adaya vardığında, Vanya ile babasının arasındaki irade savaşı da ani şiddet patlamalarının yaşandığı koyu bir düşmanlık derecesine ulaşmıştır.

Yıkıldı yıkılacak bir deniz fenerinin sunduğu tekinsiz sığınak, çalınan bir bıçağın verdiği çaresiz güven duygusu, paslanmış bir kasanın akıl çelici gizemi ve alelacele yamanmış bir teknenin ömürsüz emniyeti, Vanya ile Andrey’in gergin baba oğul yolculuğunun trajik sonuna ve bu kavuşmanın yürek burkan faniliğine işaret eder.

______

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up