Sırrı Elitaş’ın Ardından…

Genel Serbest Kürsü

Müjdat Arslan yazdı

Türk Sineması’nın bir emekçisi daha sessiz sedasız hayata gözlerini yumdu. Yeşilçam’ın son ‘kötü adam’larından Sırrı Elitaş, geçtiğimiz hafta tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Uzun yıllardır sağlık problemleri yaşayan Elitaş, ilk olarak 2010 yılında Madende Tuzak filminin ‘ağa’ rolünü canlandırmak için bulunduğu Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırılmıştı. 6 ay önce yeniden bir beyin kanaması geçirerek hastanede tedavi görmeye başlayan Elitaş’ın yaşam mücadelesi dün gece son buldu.

unnamed-2

Türk Sineması ile yakından ilgili olanlar, Sırrı Elitaş ismini 1960’lı ve 70’li yıllarda rol aldığı Karacaoğlan, Kır Atlı Efe, Aslan Bey, Ana, Ezo Gelin, Susuz Yaz, Düğün, Avşar Beyi ve Yılmaz Güney ile birlikte rol aldığı Aç Kurtlar gibi Yeşilçam’ın, Anadolu’da geçen hikayelerini beyaz perdeye aktardığı filmlerden bilirler. Daha yeni kuşak ise Kemal Sunal filmlerinden tanır usta oyuncuyu. Erzurumlu bir ailenin çocuğu olan Elitaş’ın sinema macerası İstanbul’da başlıyor ama onu sinemamıza Öztürk Serengil‘in kazandırdığı bilgisi ne derece doğru o tartışılır, zira Öztürk Serengil‘in hatıralarını anlattığı Yeşilçam’ı Benden Sorun kitabında Sırrı Elitaş ismini göremedim.

Elitaş‘ın yolu Kemal Sunal ile 1979’da Şark Bülbülü filminde kesişir. Filmde Şaban’ın beşik kertmesi Hatçe ile evlenmek isteyen Zülfo Ağa, sevdiğinden vazgeçmeyen Şaban’dan ve köylüden amacına ulaşmak uğruna hiç bir kötülüğü esirgemez. Filmin sonunda muradına eremeyen Zülfo Ağa muhteşem şivesiyle hafızalarımıza kazınır. Sırrı Elitaş ile Kemal Sunal sonraki yıllarda da pek çok filmde birlikte rol alırlar.

71 yıllık ömrüne 600’den fazla film, 40’ın üzerinde televizyon dizisi sığdıran Sırrı Elitaş, 1986’da Yetimlerin Türküsü filminin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptı.

Hayati Hamzaoğlu, Hakkı Kıvanç, Kudret Karadağ, İbrahim Kurt, Yılmaz Kurt, Erdoğan Seren, Niyazi Gökdere, Sami Hazinses, Yadigar Ejder ve daha nice Yeşilçam emekçisi gibi Sırrı Elitaş‘a da vefa göstermediğimiz için, internette onunla ilgili kopyala-yapıştır ölüm haberi hariç, neredeyse bir paragrafı geçmeyen biyografisinden başka bir şey bulmak mümkün değil.

unnamed-1

Sırrı Elitaş ile 2005 yılında bir film çekimi için geldiği Gaziantep’te tanıştık. Yanımdaki arkadaşımla bir çay içmek için meşhur Tahmis Kahvesi’ne girdiğimizde Sırrı Elitaş da bir kaç kişiyle balkondaki bir masada oturuyordu. Selamlaştık, biz söze girmeden masadaki arkadaşlarından biri söze girdi, “Siz, bize doğru gelirken biz çayına iddialaştık. Ben, bu gençler turist, dedim, Sırrı abi de hayır değil, dedi. Şimdi söyleyin bakalım turist misiniz, değil misiniz?” Ben de cevap verdim: “İstanbul’dan geliyoruz, sadece Gaziantep’in turistiyiz. Bu durumda çayları kim ısmarlayacak?”. Gülüştük…

Masaya iki sandalye daha çektik, çaylarımızı söyledik. Yan masadan ikram edilen tütün tabakasını açıp sigaralarımızı sardık, başladık sohbete. O gün yapılacak çekimlerde Sırrı abinin sahnesi yokmuş, Gaziantep’e her yolu düştüğünde uğradığı Tahmis Kahvesi’ne gelmiş. “Bu kahveyi seviyorum, bir kültürü var” dedi. Laf İstanbul’dan açıldı, en sevdiği yerin Üsküdar olduğunu söyledi orada da uğradığı kahveler varmış. Zaten Yeşilçam dediğimiz yer de bir kaç kahveden oluşan bir sokak değil miydi? Kahveyle arası iyi olmayan sanatçı da yoktur zannımca.

Filmlerdeki ağa rollerinin aksine insanla iç içe olmayı sevdiğini anladığım Sırrı abinin parmağında büyük bir yüzük, elinde de oltu taşı tespih vardı. Gelen çaydan bir yudum içti ve ağır ağır tespihini çekmeye başladı. Bir yandan sokaktan geçen insanları seyrediyor bir yandan Yeşilçam ile yeni sinemayı kıyaslıyordu “Eskiden film işleri zor, geçinmek kolaydı, şimdi film işleri kolay ama hayat şartları zor.” Haklıydı Sırrı abi, çaylar tazelendi. “Bir de…” dedi, “eskiden herkes birbirini tanıyordu, şimdi bizim zamanımızdan az oyuncu kaldı, işin bir de bu tarafı var.” Belki de asıl söylemek istediği ‘samimiyet’ adına bir şeylerdi, kim bilir! Bizim zamanımız dardı, zira bir kaç saat sonra İstanbul’a dönecektik, müsaade istedik. Çaylarımızı bu defa Sırrı abi ısmarladı. Eğer bir gün İstanbul’da karşılaşırsak o zaman biz ısmarlayacaktık. Dünya çok küçük olmasına rağmen geçen on yıl boyunca hiç karşılaşamadık.

Sırrı abinin bir çay alacağı var bizden. Şimdi Sırrı abiden bize kısacık sohbetiyle o gün çektiğimiz bir kaç fotoğraf kaldı. Nur içinde yatsın.

————————————

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

1 Yorum

  1. Yazınızı okuduğumda cok duygulandım ve Şeref duydum boyle bir Baba’nın kızı olmaktan . Birgün yolunuz Üsküdar’a düşerse o Çayı babamın adına Şeref ile bende ısmarlarım ..hürmetlerimle

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up