‘Sinemayı Seven Adam’ Mithat Alam Hayatını Kaybetti

Manşet Türkiye

Sinema tutkunu eğitmen, sinemayı seven ve aşılayan büyük isim Mithat Alam vefat etti. Usta isim 36. İstanbul Film Festivali‘nde Sinema Emek Onur Ödülü alacaktı.

Kendi adıyla kurulan film merkezinde gösterimlerden eğitim seminerlerine, söyleşilere kadar birçok etkinlik düzenleyen ve bilinçli sinemasever kitlelerin yetişmesine, sinemacı yeni yeteneklere olanak tanıyarak yerli ve yabancı güncel sinemanın nabzını tutan Mithat Alam‘ın acı haberi Mithat Alam Film Merkezi‘nin sosyal medya hesabından verildi.

Mithat Alam‘la ilgili son olarak Sinemayı Seven Adam adlı kitap yayınlanmıştı. Sinemayı Seven Adam, Mithat Alam‘ın şahsi hikâyesiyle beraber Boğaziçi Üniversitesi‘nde kurduğu film merkezinin de hikâyesini, birinci ağızdan aktarıyor. Umut Barış Dönmez‘in hazırladığı ve yürüttüğü söyleşiyle şekillenen kitapta, Mithat Alam sevmediği iş yaşamından kopup sevdiği sinemaya dair meşgalelere nasıl ‘bulaştığını’ zevkle anlatıyor.

mithat alam

YÖNETMENLER, MİTHAT ALAM’I ANLATIYOR

Reha Erdem: Sinemayı sevdiren adam

Mithat Bey sadece Sinemayı Seven Adam değil sinemayı sevdiren adamdır. Mithat Bey sadece Sinemayı Seven Adam değil, bizimki dahil kaç kuşak sinemacının yetişmesine ve filmlerine büyük katkısı olmuş ve olmaya devam edecek adamdır. Mithat Bey sadece Sinemayı Seven Adam değil sanatı, hayatı, aşkı seven adamdır. Mithat Bey sadece Sinemayı Seven Adam değil, sinemayı sevse de sevmese de benim dünya şahanesi arkadaşımdır.

Tayfun Pirselimoğlu: İyi kalmak hâlâ mümkün

Mithat Alam’ı hep bir çölün ortasında sonu gelmez bir seansla film gösteren görkemli bir sinemanın yegâne seyircisi olarak tahayyül ediyor olmamı da onun müstehzi fantazmasından ödünç aldığımı teslim etmem gerek.
Şahsen ona borçlu olduğum daha pek çok şey var ama galiba en kıymetlisi ‘iyi’ kalmanın hâlâ mümkün olduğunu, ihtimallerin hiç tükenmeyeceğini bana hep hatırlatıyor olması.

Emin Alper: Ya burada olmasaydı?

Mithat Alam deyince aklıma hep Frank Capra’nın ‘It’s a Wonderful Life’ adlı filmi gelir. 1946 yılı yapımı bu filmde Capra umutsuzluğa kapılarak intihar etmek isteyen George Bailey’e yardım etmekle görevli bir meleğin yeryüzüne inişini anlatır. Melek, Bailey’i, hiç yaşamamamış olduğu hayali bir kasabada yolculuğa çıkarır: Tatsız, tuzsuz, hırçın, yıkık dökük bir yerdir bu. Mithat Alam olmasaydı Boğaziçi Üniversitesi ve Türkiye Sineması nasıl olacak idiyse öyle bir yer…

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up