Sinemasever mi? Film İzleyicisi mi?

Manşet

cemil-cinar

Birkaç gündür sessiz sedasız devam etmekte olan bir program var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen “Türk Sinemasının 99. Yılı” konulu bir panel ve film gösterimi programı. Şimdiye kadar 5 günün 4’ünde Fatih Kültür Merkezi’ndeydim.

Program sırasında üç film gösterimine katıldım. Biri “Güzel Bir Gün İçin”, senaryosunu Erol Günaydın’ın yazdığı, Altan Erbulak’la beraber oynadıkları bir filmdi. İkincisi Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” filmi. Üçüncüsü Halit Refiğ’in “Bir Türk’e Gönül Verdim”‘i.

Katılımcıları tek tek saymayacağım ama benim için en kişisel ve güzel sürpriz fantastik ve korku filmlerini sevdiren, aynı zamanda Türk Sineması Tarihi araştırmacısı ve kitaplarıyla sinemanın aynı zamanda okunabileceğini öğreten, Giovanni Scognamillo’nun katılımıydı. Tekerlekli iskemlesiyle panele önce seyirci olan sonrada ufak bir konuşma yapan Giovanni Scognamillo konuşması sırasında çok güzel bir şey söyledi.

Turk-sineması (2)

“Şimdiye kadar bulduğum en heyecanlı şey sinemaydı. Bende buna sarıldım. Ölene kadar da böyle devam edecek”. Bunu söyleyen 85 yaşında tekerlekli sandalyeyle dolaştırılan bir insan. Ondaki ve diğer katılımcılardaki heyecanı görünce insan ister istemez etkileniyor. Bu heyecana karşılık gittiğim her akşam salona baktım ve sadece bir avuç katılımcıyla beraberdik. Koca salon neredeyse boştu. Paneller sırasında üzerinde en çok durulan husus sinemacının toplumdan kopmaması ve kültürümüzden beslenmesişydi.

Halit Refiğ anma gecesinde konuşma yapan eşi Gülper Refiğ ve neredeyse tüm katılımcılardaki heyecanı gördükten sonra düşünmemek elde değil. Haftada en az bir defa sinemaya gitmeye çalışıyorum. Evde mümkün olduğunca film seyretmeye çalışıyorum… çalışıyordum. Artık eskisi gibi heyecanla filmleri beklemediğimi farkettim. Evde DVD’ler seyredilmek üzere bekliyor. Sinemada her hafta cuma günü çıkan filmlere bakıp gayet sıradan bir şekilde diğer işlerimi yapmaya devam ediyorum.

Üç eski filmi de seyrederken aynı hissi yaşadım. Bu filmleri yapan insanlar sinemayı seviyor. Özellikle şimdilerde tukaka ilan edilen Yeşilçam, sinema ve memleket sevgisiyle yoğrulan filmlerin çıktığı bir sinema. Her şeyde olduğu gibi popüler örnekleri de olan ama arada gerçekten çok güzel eserlerde vermiş olan bir sinema. Nereden nereye diyesim geldi.

Yönetmenler değişti, aktör ve aktristler değişti, filmler değişti ama en önemlisi seyirci değişti.

İlk olarak şunu belirtmek lazım. Türk sineması veya dünya sinemasının bulunduğu durumu teknik veya literatür anlamında değerlendirecek bir yetkinliğim yok. Ben sadece hayatının neredeyse otuz yılında sinemaya gitmiş, kaç tane film seyrettiğini hatırlamayan ama hala seyretmeye devam eden biriyim. Özellikle sinemada film seyrederken de diğer seyircileri gözleyen değerlendiren bir yapım var.

80’lerde ilk sinemaya gittiğim dönemlerde beni çok heyecanlandıran bir olay vardı. Seyirci kahramanı alkışlar, kötüyü yuhalardı. Güzel bir şey olduğunda heyecandan ayağa fırlayan insanlar görmüşümdür. Yeni çıkan bir özellik bize mükemmel gelirdi. İlk DTS ses sistemiyle J.C. Van Damme’ın “Hard Target”‘ında tanıştım mesela. Sabahtan başlayan sinema maratonu akşam 6-7 gibi sona erer ceza yememek için koşarak eve giderdik. Ama sinemaya girdiğiniz andan çıktığınız ana kadar o heyecan hiç eksilmezdi. Bunu içerde filmi izleyen kişilerden anlayabilirdiniz. Bu heyecan biraz sinemanın etkisinden, biraz da kabul etmek lazım ki o dönemlerdeki yoksunluktan ileri geliyordu.  Ama sinema sevgisi samimiydi.

Şimdi baktığımızda salonlarımız mükemmel. Koltuklar harika, ses sistemleri mükemmele yakın, görüntü 3d sistemleriyle şenlendi. Ama filmlere veya seyirciye baktığımda aynı samimiyeti veya heyecanı göremiyorum. Bana sinema seyircisi azalmış film izleyicisi artmış gibi geliyor. Film esnasında cep telefonuyla internete takılanlar, muhabbet edenler. Sanki sadece iş olsun diye gidiliyormuş gibi. Tabiiki sinema eğlencedir ama aynı zamanda toplumun bir aynasıdır. Bu aynayı biraz incelediğimizde toplumuzun şu anki durumuna ışık tutarız. Çıkan manzara beni üzüyor. En çok hasılat yapan filmlerimize baktığımızda eksikleriyle beraber sinema filmi olarak görebildiğim Fetih 1453 filmi var. Sinemayı umursamamaya sadece bir vakit geçirme aracı olarak bakmaya başladık.

Komedi filmleri tabiki olacak, benimde sevdiğim bir tür. Dram elbette yapılacak. Korku, o da yapılacak ki bayılırım ama lütfen bizden bir şeyler olsun. Uyarlama, benzetme, kaba tabirle çakma şeylerle uğraşmadan, Sadri Alışık’ın “Bu da mı gol değil hakim bey” derken gönül rahatlığıyla ağlayabildiğimiz veya Şener Şen’le  İlyas Salman’ın atışmalarına güldüğümüz gibi bizden samimi şeyler yapılmasını istemeliyiz.

Bizler seyirci olarak daha içten, daha samimi , bizden birşeyler yapılmasını istemedikçe sanat filmleri seyircisiz oynamaya sadece skeçlerden oluşan gösteriler hasılat rekorları kırmaya ama orta yolda buluşamamaya devam edeceğiz.

Sadece bir kez şunu yapmaya çalışın. Gösterime giren filmlerden sevdiğiniz hangisiyse, salona bir heyecanla girin, telefonlarınızı ve bilumum paylaşım cihazlarınızı kapatın ve bazen ağlayarak, bazen gülerek tamamen filme odaklanarak izleyin.  Ve çıktığınızda arkadaşlarınıza sizin için en güzel sahneyi anlatmasını söyleyin. Karşılıklı sinema konuşun. İnanın filmden aldığınız keyif katlanacaktır. Seyirci olarak sinemaya değer verip beklentiniz karşılanmazsa nasıl olsa eleştirmenler yeterli yorumu yapıyor deyip bırakmayın. Sinemadaki görevlilere , filmin yapımcısına, yönetmenine, oyuncularına vs. düşüncelerinizi ve beklentilerinizi iletin. Artık paylaşımda bulunmak çok kolay. Sizler bunu yapmadıkça sadece size sunulanla yetinmeye başladıkça, sinemacılar da yaptıklarının kabul gördüğünü ve değişmek zorunda olmadıklarını düşünmeye devam edeceklerdir.

Film izleyicisi değil sinemasever olun, heyecanla, sinemayla kalın.

Not: Son dönemlerde beni tekrar eski heyecanıma döndüren tek film Yerçekimi “Gravity” filmi oldu. Muhakkak izlenilmesi gereken bir film.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up