Sinemanın Kaderini Değiştiren Filmler

Liste Meraklısına

Son birkaç sene, sinemaseverler için harika yıllardı. Çizgi roman uyarlamaları, Kara Şövalye, Yenilmezler gibi filmler sayesinde gişede ciddi başarılar elde etti. Prometheus’la görüldüğü üzere bilimkurgu hala risk almaya devam ediyor. Son yıllarda En İyi Film Oscar’ı için yarışan filmler gösteriyor ki; cesaretlendiricisinden yürek parçalayanına, dram filmlerinde hiçbir azalma yok. Ancak, modern filmin özelliklerine dair saydığımız tüm bu yönlerin kökleri, yıllar önce çekilen filmlerdedir. Bu listede, sinemada devrimsel nitelikte değişiklikler yaratan ve bugün çekilen filmlerde de kullanılan tekniklerin öncüsü olan filmler incelenmiştir.

Ocean's Eleven

 

Ocean’s 11 (1960)

Jenerik akmaya başladığı zaman, seyircinin yerinde kalmak için bir nedene ihtiyacı vardır. Modern izleyiciler için bunu sağlayan şey, Iron Man gibi filmlerde yayınlanan, jenerikten sonraki ekstra sahnedir. Marvel’in tüm filmlerinde ve başka filmlerde de bu yöntem uygulanmıştır. Ancak, Marvel bu fikrin bulucusu değildir. James Bond’un ikinci filmi From Russia with Love’da da seyirciye James Bond’un jenerikten sonra geri döneceği vaat edilmiştir. Bugün de Bond filmlerinde bu ekstra sahneler bulunmaktadır.

Ancak en başa dönersek, ilk bonus sahne orijinal Ocean’s 11’dedir. Sinatra, Davis ve takımın kalanı Las Vegas’ta bir sokakta yürümektedir. Elbette bugünkü sürprizlerle dolu bonus sahnelerle karşılaştırdığımızda, bu sahne modern izleyici için oldukça heyecansız ve sakin kalmaktadır. Ancak, Ol’ Blue Eyes bulvarda aylakça yürümeseydi, belki de Samul L. Jackson’un Robert Downey Jr.’a Yenilmezler girişimini anlattığını hiç görmeyecektik.

Star Wars – Yıldız Savaşları (1977)

Star Wars, özel efektlerin kalitesini yükseltmesiyle, basit setleri yaratıcı şekilde kullamasıyla ve bilimkurgu hikaye anlatımına kazandırdığı yeni yöntemle film endüstrisinde devrim yaptı. Tüm bunların yanı sıra, filmin sinemaya en büyük katkısı jeneriğin filmin başından sonuna alınması oldu.

Filmin açılışını bilmeyen yoktur. Film seyirciyi uzayın boşluğuna savurmadan önce, o meşhur sarı harflerle izleyiciyi filmin içine çeker. Bugün filmle özdeşleşmiş gibi düşünülen başlangıç, o dönemde Yönetmenler Loncası tarafından pek de hoş karşılanmamıştı. Filmin jeneriğini başa alması için uyarılan George Lucas kararından vazgeçmeyi reddetti ve ayrılmadan önce gerekli cezayı ödedi.

Son gülen Lucas oldu. Star Wars’un inanılmaz başarısının sonucu olarak film yapımcıları Lucas’ın yöntemlerini birer birer kendi filmlerine de uyarlamaya başladılar. Jeneriğin sona alınması da bu uyarlamalardan biri oldu. Sonuç olarak, Luke Skywalker yalnızca Death Star’ı değil; onunla birlikte, filminiz başlamadan önce katlanmanız gereken 5 dakikalık jeneriği izleme ihtimalinizi de patlattı.

Snow White and the Seven Dwarfs

Snow White And The Seven Dwarfs-Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1937)

Söylenenlerin aksine, Disney’in Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmi ilk animasyon değildir. Ancak, hem İngilizce hem de renkli ilk animasyon filmdi ve Walt Disney için oldukça riskli bir girişimdi. O dönemde, eşi de dahil olmak üzere birçok insan, izleyicilerin oturup da animasyon izlemek için zamanlarının ve sabırlarının olmadığını iddaa etmişti.

Duydukları yüzünden kararından dönmeyen Disney, filmi finanse edebilmek için 1.5 milyon dolarlık bütçenin çoğunu borç almıştır. Bugün çok iyi bildiğimiz gibi, Disney’in bu kumarda şansı iyi gitti. Film, Büyük Buhran’ın tırmanışta olduğu yıllarda 8 milyon dolar kazandı ve animasyonda devrim yaptı. Böylelikle Disney, hem kendisinden sonra kurulan animasyon şirketlerinin öncüsü oldu hem de CGI teknolojisini tanıtan, tema parkları açan ve Marvel ve Star Wars gibi büyük markaları bünyesine katan bir imparatorluğa dönüştü.

Young Sherlock Holmes (1985)

Young Sherlock Holmes, CGI teknolojisinin kullanıldığı ilk film değildi ama CGI kullanılarak, filme hem boyanması hem de taranması gerekilen ilk hiper-gerçekçi karaktere sahip filmdi. Geriye dönüp bakıldığında, sahne nispeten basit görünebilir: Sherlock Holmes, bir vitrayın içinden çıkarak canlanan cam bir figürle savaşır. Eğer bu sahne çekilmeseydi, bugünün Toy Story, Frozen gibi animasyonların karakterlerine sahip olmazdık.

Bu sahne, CGI teknolojisinin bir karakteri tamamen oluşturmak için kullanılabileceğini gösterdi. Bu film olmasaydı, CGI başarısının Gollum gibi ikonik karakterleri de olmazdı. Tüm bunların yanı sıra bu sahneyle ilgili en ilginç şey, cam şövalyenin Pixar’ı kuran ve Woody, Buzzy Lightyear gibi unutulmaz karakterlerin fikir babası olan John Lasseter tarafından yaratılmasıdır.

____

 

Promises! Promises! (1963)

Seks komedisi Promises! Promises!, ünlü bir yıldızın (Jayne Mansfield) çıplak şekilde görüldüğü ilk uzun metrajlı filmdir. Daha önce de bazı filmlerde çıplaklık olmasına rağmen bu film, filmin izlenmesini artırmak için cinselliğin, oyuncunun kariyerinde yükselebilmesi için de çıplaklığın kullanılmasını meşrulaştırmıştır. Bu film olmasaydı, American Pie ya da Knocked Up gibi seks komedilerinin olması mümkün değildi.

The Birth Of A Nation-Bir Ulusun Doğuşu (1915)

D.W. Griffith için dönüm noktası olan film, tarihte şüpheli bir yere sahiptir. En temelde, ilk uzun film olması dikkate değerdir. Üç saatlik film, filmlerin basit görüntülerden ibaret olmadığını, geniş bir hikaye anlatabileceğini ispat etmiştir. Ne yazık ki; Griffith’in seçtiği hikaye dehşet verici derecede ırkçıydı.

Filmin uyarlandığı kitabın adı olan The  Clansman, filmin içeriği hakkında daha dürüsttür. Film, iç savaş sırasında yaşayan iki aileye odaklanır. Beyaz oyuncuların yüzlerini siyaha boyayarak oynadıkları Afro-Amerikan erkekler; tembel, ırkçı ve şehvet düşkünü gibi gösterilmiştir. Bu aşağılık tiplerce istila edilen Güney’i, Ku Klux Klan adlı bir örgüt kurtarır. Neyse ki Hollywood, filmin şok edici içeriği yerine sanatsal başarılarının (çoklu olay örgüsü, ilerleme hızı, yapısı ve çığır açan kamera çalışması) örnek aldı.

Geceyarısı Kovboyu

Midnight Cowboy-Geceyarısı Kovboyu (1969)

MPAA, pornografik olmamasına rağmen filme “X” reytingini vermiştir. Normalde, bir film için “X” ile derecelendirilmek, ölüm fermanının imzalanmasıydı. Ancak, Midnight Cowboy tüm bu engelleri yok etmeyi başardı ve En İyi Film Oscar’ını alan tek “X” reytingli film oldu. Toplamda yedi dalda aday olan film, bunlardan üç tanesiyle ödül aldı. Sonraki sene filmin reytingi “R”ye çekildi.

Filmin sanatsal mirası, küçük bir başarı değildir. Pornografi ve sanat arasındaki ayrıma dair süregelen bir tartışma yaratmasının yanı sıra, gelecek yıllardaki izleyicilerini bir filmin sanatsal değerini yetişkin içeriğine göre göz ardı etmemeye zorlamıştır. Aynı zamanda, bu kadar çok Oscar adaylığı kazanan bir filmin müstehcen sayılamayacağını isteksizce kabul eden MPAA, reyting sistemini yumuşatmıştır.

Hırs

Greed-Hırs (1924)

Kitapseverlere göre, sevdikleri romanların film uyarlamaları yapılırken her zaman kurgu odasında bir şeyler bırakılır. Sahnelerin kesilmesi, birçok sinema izleyicisi dört saat boyunca sinemada oturmak istemeyeceği için gereklidir. Eric Von Stroheim’in Greed filmi sayesinde Hollywood bunu zor yoldan öğrendi. Von Stroheim, uyarlamanın yapıldığı kitaptaki en ufak detayın dahi ekrana yansıtılmasının en iyisi olacağına karar verdi. Bu sıra dışı yönetmen, şişirilmiş filmini çekmek için iki seneden daha uzun süre çalıştı. Film çekimlerinin bu kadar uzun sürmesinin en önemli nedeni, yönetmenin Sierra Nevada Dağları, Ölüm Vadisi gibi dış mekanlarda çekim yapmayı, Hollywood stüdyolarına tercih etmesiydi.

Bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkan film neredeyse sekiz saatti. Stüdyo uzunluğunu problem edince filmin yarısı kesildi. Ancak bu kadarı da yeterli olmadı. En sonunda stüdyo; filmin, uyarlanan kitabı hiç okumamış biri tarafından kurgulanarak iki saat on beş dakikaya indirilmesine karar verdi. Filmin ekstra makaraları, gümüş nitrat için eritildi. Böylelikle, oldukça pahalı bir ders öğrenilmiş oldu ve Hollywood bunu asla unutmadı. Bugün yönetmenler, kitap uyarlamaları yaparken kitabı tamamen ekrana yansıtmaya çalışmıyorlar.

The Great Train Robbery-Büyük Tren Soygunu (1903)

Bu 1903 yapımı, sessiz ve yalnızca 12 dakika uzunluğundaki film, sinemayı tamamen değiştirdi. Öncelikle, bir hikayesi vardır. Kaçışları sırasında vurulmadan önce bir treni soyan haydutları konu edinir. Bu yönüyle, kendisinden önce çekilen ve izleyiciyi yalnızca eğlendirmeyi amaçlayan tek seferlik sahnelerden oluşan filmlerden farklıydı. Bu filmle beraber ilk defa izleyiciler; silah oyunlarına, kömürün sopa olarak kullanılmasına ve insan yerine trenden atılan mankenler gibi ilkel efektler kullanılarak yaratılan gerçekçi şiddete tanık oldular.

Aynı zamanda bu film, birden fazla mekan kullanmasından tutun da pan çekim tekniğine ve paralel kurguya kadar birçok çekim ve kurgu tekniklerinin patentine sahiptir. Filmin gösterildiği salonlardaki popülerliği sayesinde Amerika’da birçok sinema salonu açıldı. Böylelikle, The Great Train Robbery tüm film endüstrisinin takip edeceği yolun öncüsü olmuştur.

Kaynak: Listverse
Çeviri: Sümeyye Topkara

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up