Sinemanın Emek’i, Baharın Cemre’si Yok

Manşet Serbest Kürsü

abdulhamit-guler

Bahar ile gelen İstanbul Film Festivali, baharı da yanına alıp gitti sanki. İstanbul’a yağmur ve soğuk geri döndü. Cemre’nin kafasının karışık olduğuna dair şüphesi kalmayanlar, yazın aniden gelmemesi ve baharı hakkıyla yaşayabilmemiz açısından bir âkil mevsimler heyeti kurulmasında ısrarcı.

Binlerce yıllık kardeşliğimizin yeniden temini için, birlik-beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde sinema bizi kavuşturamaz mıydı?

Bize bahar olacak günlere kavuşmamız için sinema nasıl bir araç olur?

Maalesef, aksine sinema memleketimde hala bir ayrışma aracı.

Bunun son örneğini ‘Emek Sineması’ tartışmalarında gördük.

İstanbul Film Festivali’ni değerlendirecek bir yazıya böylesi bir giriş yapmak istemezdim. Ancak filmlerden çok Emek tartışması ve protestoları ödül törenine damgasını vurdu.

Başından sonuna kadar herkes aynı mesajı verdi, ‘Emek Yerinde Güzel’ dendi.

Katılıyorum. Emek yerinde güzel. Sadece Emek değil, AVM sinemaları dışındaki her sinema yerinde güzel. AVM tarzı sinema uygulamasına bütün sinema gönüllüleri olarak karşı çıkmalıyız. Zira AVM sinema uygulaması, dağıtım kartelinin eline girecek salon ve bu şekilde de birçok film gösterim hakkı bulamayacak demek. Çünkü dağıtımcı, karına bakıp çok izlenmesi muhtemel olmayan filmleri gösterime sokmayacak ya da en ücra salonda perdeye çıkartacak.

Bir filmin gösterime girip girmeme durumuna dağıtıcının karar vermesi kadar abes bir şey olabilir mi?

Böyle bir mantıkla sinema nasıl yaşayabilir?

Bağımsız sinema nasıl ayakta kalabilir?

Sadece bu açıdan bakınca bile Emek’in yıkılmaması veya taşınmaması gerekir.

Ve şunu da eklemek gerekir ki…

Emek’in yıkılmasını bahane ederek ideolojik saplantılı bakışlarıyla işi ‘garabet muhalefet’e vardıranların tutumları da hoş değil.

Siyasi iradenin burada yapması gereken, itiraz edenlerin kimliklerine bakmadan, sinemanın yaşayabilmesi açısından Emek ve benzeri sinemaları yaşatmak, dahası, AVM olmayan yeni sinemalar açmaktır.

Ve geçelim Festival’e…

32. İstanbul Film Festivali’nin ödülleri 14 Nisan Pazar gecesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilen Kapanış Galası ve Ödül Töreni’nde sahiplerini buldu.

Ödüller çok şaşırtmadı.

Onur Ünlü’nün sinemamızda nasıl bir yere sahip olduğunu artı kdaha iyi anlıyoruz. Zira neredeyse her filmiyle ‘en iyi senaryo’ ödülünü alıyor. Buna bir de yönetmenlik mahareti de eklenince ödülleri toplaması sürpriz olmuyor. Bu bakımdan ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filminin 3 ödül alması şaşırtıcı olmadı. Lakin ‘en iyi yönetmen’i neden Onur Ünlü’ye vermediler, anlayamadım. Böylesi sıradışı bir senaryoyu başarıyla ortaya koyabiliyorsa ve ‘en iyi film’ ödülüne de layık görülüyorsa, neden en iyi yönetmen olamadığı sorusu aklımda dolaşıp duruyor.

sen-aydinlatirsin-geceyi

‘En iyi film’ ödülüne de layık görülüyorsa, neden en iyi yönetmen olamadığı sorusu aklımda dolaşıp duruyor.

Esasında sorunun cevabı memleketimin ‘festival organizması’nda…

Bu ülkede (aslında dünyanın her yerinde böyle) festival organizasyonları, festival filmi üreticileri ve jürileri belli bir ‘klik’. Bu çemberi yırtmak çok zor.

Aslı Özge’nin, bir önceki filmi ‘Köprüdekiler’ ile sürpriz yapması sonrası yeni filmiyle ödül alacağına kesin gözüyle bakılıyordu. ‘En iyi yönetmen’ i alması çok da sürpriz olmadı. Çünkü Aslı Özge, mevzubahis ‘klik’ tarafından takdirle karşılanıyor.

Kimseye haksızlık etmek istemem elbet. Ancak festival çevrelerindeki bu çembere dikkat çekmeseydim, en başta kendime haksızlık ederdim.

Ödüllere devam edelim…

Dediğim gibi çok büyük bir sürpriz olmadı.

Özellikle ‘en iyi erkek oyuncu’ ödülünü Ercan Kesal’ın almasını bekliyordum. Zira ‘Yozgat Blues’da harika bir iş çıkarmıştı.

Yozgat Blues’un başka ödüller alabileceğini de düşünüyordum ancak olmadı. Mahmut Fazıl Coşkun’un ikinci uzun metraj filmi olan Yozgat Blues, birçok bakımdan kıvamında bir eserdi.

Diğer ödüllerde de sürpriz olmadı. Ya da şöyle söyleyelim; eleştiriler pek bir şey yok.

Festival ile ilgili son olarak şunu vurgulamak isterim ki; İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) gibi organizasyonların varlığı, Türkiye’de sinemanın yaşayabilmesi açısından mühim.

Belli bir zihniyete hizmet etmek noktasında eleştirilse de, festivalin kapsamı ve gösterilen filmlerde arazlar olsa da, böyle olmaması için elinde çokça imkan bulunduğu halde ortaya bir şey koyamayan ‘zenginler’in zihni fakirliklerinin yanında bu durum çok da dikkat çekici değil.

Boş çerçevelere yüz binlerce lira yatırmaktan daha ‘besleyici’ adımlar atılabilecekken, hala ‘bazıları’ özellikle bu tür ‘destek’ organizasyonlarına yanaşmıyor.

Esasında bana sorarsanız anlatmaya çalıştığım türden çalışmalar ‘destek’ değil, vazifedir de, neyse.

Lafı daha fazla uzatmayalım ve Altın Lale alan isimleri sayarak bitirelim…

—————————————-

ULUSAL YARIŞMA

Jüri Başkanı: Yönetmen Tayfun Pirselimoğlu

En İyi Film: SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ – Onur Ünlü

En İyi Yönetmen: ASLI ÖZGE – Hayatboyu

Jüri Özel Ödülü:DEVİR – Derviş Zaim

En İyi Kadın Oyuncu: SEMA POYRAZ – Özür Dilerim

En İyi Erkek Oyuncu: ERCAN KESAL – Yozgat Blues

En İyi Senaryo: ONUR ÜNLÜ – Sen Aydınlatırsın Geceyi

En İyi Görüntü Yönetmeni: EMRE ERKMEN – Hayatboyu

En İyi Kurgu: EMRE BOYRAZ – Sen Aydınlatırsın Geceyi

En İyi Müzik: MURAT BAŞARAN – Soğuk

ULUSLARARASI YARIŞMA

JÜRİ BAŞKANI Peter Weir (Gelibolu, Ölü Ozanlar Derneği, Yeşil Kart ve Truman Show gibi filmlerin yönetmeni)

Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü:WHAT RICHARD DID / NE YAPTIN RICHARD – Lenny Abrahamson

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü:CAMILLE CLAUDEL – Bruno Dumont

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü: KÖKSÜZ – Deniz Akçay Katıksız

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (Sinemada İnsan Hakları Yarışması): SYNGUÉ SABOUR / SABIR TAŞI – Atiq Rahimi

Sinemada İnsan Hakları Özel Mansiyonu:EPIZODA U ZIVOTU BERACA ZELJEZA / BİR HURDACININ HAYATI – Danis Tanovic veJISEUL – Muel O

FIPRESCI (Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği)

Ulusal Yarışma: SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ –  Onur Ünlü

Uluslararası Yarışma:CAMILLE CLAUDEL 1915 – Bruno Dumont

Radikal Gazetesi tarafından verilen Halk Ödülü, hem uluslararası hem de ulusal yarışmada izleyicilerin oylarıyla saptanan filmlere verildi.

Uluslararası Yarışma:DOM S BASHENKOY / KULELİ EV – Eva Neymann

Ulusal Yarışma: KÖKSÜZ – Deniz Akçay Katıksız

Cineuropa.org Ödülü: THE ATTACK / SALDIRI – Ziad Doueiri

twitter.com/_hayirlisi_

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up