Sinemanın Depresif Karakterleri

Genel Liste

yeraltı

Yeraltı (2012)

Ben kötü biri değilim. Ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim ne de namuslu, ne onurlu biriyim ne de kahramanım. Ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım. Şimdi köşeme çekilmişim..



2012 yapımı, Zeki Demirkubuz filmidir. Filmde memur Muharrem karakteri ile karşılaşırız. Ankara’da devlet dairesinde çalışır. Filmdeki Ankara mekanının seçimi ıssız, karanlık ve sıkıcı bir film olacağı mesajını verir. Muharrem’in ruh dünyası ile benzeşmiştir. Filmin giriş sahnelerinde Muarrem, evde yalnız, sürekli alkol ve sigara tüketen mutsuz ve hayata dair kaygılı bir şekilde imaj verir. Yaşadığı evde klostrofobik mekanlar kullanılmıştır. Muharrem’in bunalımlı ve karanlık dünyasını bize yansıtır. İnsanlardan uzak, kendiyle sorunları olan bir portre çizer.

———————–

fft20_mf5216790

Teyzem (1986)

Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde…

Üftade, otoriter ve tutucu üvey babası ile baskıcı bir anne ile yaşar. Yaşadığı ev ona cehennemdir. Üftade evden kaçmak için evlenir, çocuk sahibi olur ve sonunda boşanır. Kısacası neye elini atsa sürekli bir hayal kırıklığı yaşar. Psikolojisi gittikçe bozulur. Sürekli manik depresif ataklar yaşar. Rüyalarından sanrılar görerek, çığlıklar atarak kalkar. Ve yaşadığı hayat boşluğu onu intihara sürükler.

———————-

bir-intihar-banner-fanpage-600x356

Bir İntihar (1973)

“Var olan ve kaybolan her şey ona acı veriyordu.”

Siyah beyaz çekimli bir Metin Erksan filmidir. Konusu, hayatına son vermek isteyen bir adam ve bunu karısının yapmasını ister. Karşılıklı etkileyici bir çok diyalog sahnesine rastlarız. Filmin alt metninde derin bir felsefe vardır. Kadın eşinin durumundan oldukça kaygı duyan bir portre çizer. Adamın karakterini kadının monolog konuşmalarından anlarız. Filmin atmosferinde tekinsizlik hakimdir. Filmin çekildiği yer bir saraydır.  Ama büyük ve bomboştur. Belki de erkek karakterimizin ruh dünyasına dair ipucu sunar. Ölümünün ses getirmesini istediği için karısının elinden ölmek istiyor. Burada kadını etkenleştiren pasif bir erkek profili görüyoruz.

———————

tumblr_nkqxh9G9dq1r1rfp8o1_500

The Hours (2002)

“Dünya bir bütün ben dışındayım.”

Bu filmde çapraz kurgu kullanarak film dili oluşturulmuştur. İngiliz edebiyatının önde gelen feminist yazarlarından Virginia Woolf’un hayat hikayesi anlatılır. Bunun ekseni etrafında başka yıllara atlama yaparak diger iki kadının hikayesini de anlatır. Virginia Woolf mutsuz, elinden sigara düşmeyen bir portre çizer. Romanını yazmaya çalışır ama yazacak enerjisi kalmamıştır. Film Woolf’un   ona son derece bağlı eşi Leonard Woolf’a yazdığı meşhur intihar mektubundan sonra Ouse nehrine ceplerine taş koyarak intihara giden sürecini anlatır. Bunun yanında onun romanından çok etkilenen Laura Brown’un hayatı sorgulaması ve kendine yepyeni kararlar almasını, üçüncü yan karakterimiz olan Clarissa Vaughan’ın eski erkek arkadaşını bunalımlarından kurtarma hikayeside anlatılır. Film ana karakterin yanında yan hikayecikleri ve karakterlerden farklı hayatlar bize sunar.

————

kirazin-tadi-turkishplayer

 

Kirazın Tadı (1997)

“Kendini öldürmek de öldürmektir.”

 

Film intihar etmek isteyen bir adamın, kendisini gömmek için birisini ararken çıktığı yolculuğu anlatır. Bay Badii yolculuğu esnasında üç farklı kişiden intiharından sonra kendisini gömmesini rica eder. Önce Kürt bir askerden, daha sonra Afgan bir öğretmenden ve yaşlı Türk bir tahnitçiden… Aralarında sadece biri bu teklifi kabul eder. Ancak Bay Badii bu yolculuğu esnasında bu kişilerden hayat dersi niteliğinde pek çok şey öğrenecektir. Filmin en etkili sahnesinin son sahne olduğunu düşünürüm. Bay Badi mezardadır ve o sırada sürekli bir ışık yüzüne yansır. Hayatın sürekli kendini tekrarlayan ve doğan bir yapısının olduğunuda vurgular. Hayat ve ölümün iç içe olduğu bir filmdir.

———————

302-CONTROL-quotes

Control (2007)

Film ünlü Joy Division grubunun solisti Ian Curtis’in hikayesini anlatır. Joy Division 2 stüdyo çalışmasına sahip olduğu halde oldukça ün yapmış bir gruptur. Grup çok başarılıdır ama solisti Lan Curtis’in hayatı ile tezat çizer. Dışarıdan başarılı, ayakları üstünde duran ve mutlu bir evlilik tablosu çizen karakterimizin aslında erken yaşta evlenmesi, aldığı sorumlulukları kaldıramayışı ve intihar etme süreci anlatılır.

———————–

1c6e37140e1c3d08d3119c4faaf8eee5

Sylvia (2003)

“Yazıyorum çünkü içimde susturamadığım bir ses var.”

 

Film, ünlü Amerikan yazar Slyvia Plath’in hayat hikayesini anlatır. Filmde Sylvia’nın eşi Ted Hughes’la yaşadığı evlilik hayatı anlatılır. Filmin başlarında mutlu bir yuva kurmasını görürüz. Sylvia’nın giyimi oldukça açık renkli canlıdır. Ama eşiyle problem yaşamaya başladıkça giyim tarzı, ruh dünyası değişmeye başlar. Ve bunu da kullanılan renk dili ve mekan dilinden anlarız. İnsanlar hayatlarında başa çıkamadığı sorunlarını sanata dönüştürerek aşmaya çalışır. Sylvia’da yazarak sıkıntılarını aşmaya çalışır. Ancak bunalımlı ruh hali onu hazin bir son ile baş başa bırakır.

———————–

tumblr_muwl19OupK1rijbg1o1_500

Detachment (2011)

“İnsanlarda ebeveyn olmadan önce bazı şartlar aranmalı ve bu konuda onlara eğitim verilmeli. Bunu evde denemeyin.”

Henry Barthes bir okulda vekil öğretmenlik yapmaya başlar. Geçmişinde yaşadığı travmalar onu bırakmamıştır. Annesine dair sürekli hatıralar gözünde canlanır. Mutsuz, kaygılı bir profil çizer. Hayata ve insanlara dair derin bir kopukluk yaşar. İnsanlara yardımsever davransada hep mesafeli bir portre çizer. Özgüveni düşük, kendi içinde bir türlü huzur bulamayan biridir.

———————-

UMUT_IIIMFinding_Someone

Umut Işığım (2012)

İnsanlar plan ve program yaparken kader kıs kıs gülermiş. İşte bu filmdeki Pat Salitano karakteri için yazılmış bir söz olduğunu düşünüyorum. Salitano bir günde hayatına derin bunalımlar yansıtacak olaylar yaşayan ve bu olaylardan kurtulmaya çalışan bir tarih öğretmenidir. Eski karısına ve eski işine dönmek ister. Ama kader ona farklı bir yol sunmuştur. Bir yemek davetinde kendi gibi bunalımlı olan Tiffany ile tanışır. Ve bu karşılaşma Salitano için umut ışığı olur.

———————-

 

Helen 

İnsanların bastırılmış duyguları muhakkak bir yerden patlak verir. Helen de ilk evliliğinden kalma sorunlarını, çözemediği planları ikinci evliliğinde yansıtır. Eşi, kızı ve kendisi arasında derin imtihanlı bir dönem yaşar. Helen’in sürekli ağlamaklı ruh hali, gözlerindeki boşluk ve içinde yaşadığı huzursuzluk vardır. Eşinin ve kızının desteği ile durumundan kurtulur. Deniz kenarında beraber yürürler. Burada dış mekan ve deniz bir metafor olarak kullanılmıştır.bHelen’in içindeki bunalımından sıyrılıp huzura kavuşmasını anlatır.

———————

ayda-aksel_7738

Kaçıklık Diploması   (1998)

İleri derecede bipolar bozukluğa sahip olan Nur hastaneye kapatılmıştır. Neden hastanede kaldığınıda geçmişe dönen sahnelerden anlıyoruz. Nur hastanede kişiliği, ailesi ve evlilik hayatı olmak üzere her şeyle yüzleşir. Mutsuz geçen çocukluğu, ilgisiz ailesi ve anlayışsız kocası onu bu hale getirmiştir. Film hepsinden birer birer sıyrılma ve kendini bulma hikayesini anlatır.

——————–

tumblr_nszscdWM0P1udd0uvo1_500

Prozac Nation (2001)

Yetenekli yazar Elizabeth, Harward bursu kazanır ve hayatının değişeceğini düşünür. Yavaş yavaş tükenen ve antidepresanlara bağlı bir hayat yaşayacağını geçte olsa fark eder. Film Elizabeth’in kendi içinde ve toplumla olan ilişkilerindeki kopukluğu anlatır. Boşanmış bir ailenin çocuğu olması, baskıcı annesi onu sürekli yazmaya iter. Yazma bir yerde nefes almasını sağlar. Hayata ve kendine olan kopukluğuna baş etme yoludur.

——————

tumblr_n0q72u9JvY1rxdklro1_500

Melancholia (2011)

Auteur yönetmen Lars Van Trier’in filmidir. Konusu; Justine reklam ajansında çalışan, yeni evlenen ve bunalımlı bir ruh hali çizen bir portre sunar. Justine ağır bir major depresyon atak geçirmektedir. Koyu kıyafetler giyinir. Banyo yapmakta bile zorlanır. Halsiz, enerjisiz ve mutsuz bir ruh ifadesi sunar.

——————-

DSC_6220

Sonbahar (2008)

Yusuf devrimci bir gençtir. Ve ömrünün 12 senesini hapishanede geçirmiştir. Bir kaç ay ömrü kaldığı için hapishaneden çıkar. Annesinin yanına Rize’ye gider. Filmin bir sahnesinde deniz kenarında fırtınaların arasında Yusuf’u görürüz. Yusuf’un fırtınalı ruhuna bir gönderme vardır. Kendini genellikle eve kapatır. Hapishanede ki hayatını devam ettirir bir yerde. Nereye gitse bunalımlarından, kendini sorgulamasından kurtulamaz. Arkadaşının isteğiyle gittiği meyhanede Gürcü bir kızla tanışır ve o kıza aşık olur. Birden o bunalımlı yapısı, durgunluğu gider. Aşkın heyecan kaplar. Ama sevdiği kıza hastalığını söyleyememesi, içinde yaşadığı ölüm korkusu farklı bir boyuta yönlendirir bizi.

——————-

tumblr_luvcyscbGj1qg78udo1_500

American Splendor

American Splendor, 2003 Sundance Jüri Büyük Ödülü ve Cannes Uluslararası Eleştirmenler Ödülü’nün sahibi bir çizgi roman filmidir. Filmin başkahramanı Harvey Pekar, hiç de göründüğü gibi bir adam değildir. Elinin altındaki dosya yığını içinde kaybolup gitmiş, kafasında saç kalmamış, sevimsiz bir tip gibi görünse de o aslında iyi bir entelektüel ve kusursuz bir gözlem yeteneğinin sahibidir. İddialı bir koleksiyoncu olmakla beraber aynı zamanda American Splendor adlı çizgi romanın da fikir babasıdır. Hikaye, filmde yer alan Pekar ile onun kendi yaşamından alıntılarla tasarladığı çizgi romanındaki Pekar’ın karşı karşıya geliş anlarından alıyor kaynağını.

—————–

The Beaver 

Kendi şeytanlarıyla boğuşmakta olan Walter Black, bir zamanlar başarılı bir oyuncak üretimcisi ve iyi bir aile babası olan, şimdilerdeyse depresyonla boğuşan bir adam… Her yolu denese de eski haline dönemeyen Walter’ın hayatı bir el kuklası kunduzun hayatına girmesiyle değişir…

_______

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up