“Sinemamız, ‘birkaç kültür merkezi’nin gösterimine ‘muhtaç’!”

Manşet Türkiye

Türkiye sineması son yıllarda büyük bir dağıtım tekelinin eline mahkum edildi. Popüler ol(a)mayan ve seyirci çekmeyeceğine inanılan filmler çok az salonda gösterim imkanı bulabiliyor. Bu konu ile ilgili Haber7.com sinema yazarı Abdülhamit Güler Beşiktaş Belediyesi’nin başlattığı yeni bir uygulamayı örnek göstererek Başbakan’a çağrıda bulundu. İşte Güler’in o yazısı:

—————————–

Abdülhamit Güler / Haber7.com

Başbakan’a açık, halkıma kapalı mektup!

Sinema eserinin halk nezdinde sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için lazım gelen başlıca şart ‘ulaşabilmek’tir…

Halka varamamış film, sadece ve sadece yazılar veya haberlerle ‘hedefe ulaşamaz’.

Sinema, doğrudan doğruya insandan yola çıkan ve hedefi sadece insan olan sanat dalıdır.

Bu bakımdan filmlerin izleyiciye ulaşımı ciddi bir meseledir. Ve bu mesele ülkemizde kronik bir ‘sorun’dur.

Şu an bir filmin ‘yeterli sayıda’ salondagösterilmesinin mümkünâtı, ne oranda popüler olduğuyla alakalı. Çok kişi izlemeyecekse ve dolayısıyla da dağıtımcıya ‘para kazandırmayacaksa’,salon bulma ihtimali en alt seviyeye iner.

‘Belli bir camia’nın ilgisini çekebilecek ‘sanat filmi’ ise Beyoğlu ve Kadıköy’de gösterilebilirken, o cenahtan uzaksanız ve filminizin popüler olarak alıcısı da yoksa haliniz haraptır. Dağıtımcılarla anlaşmanız imkansıza yakındır. Kişisel bağlantılarınız veya ‘isminiz’ de işe yaramazsa filminizi vizyona sokmanız neredeyse mümkün olmaz.

‘Dağıtımcı’ ifadesinin altını kalın kalın çizmek istiyorum. Zira sinemamızın en ciddi meselelerinden biri bu.

Şu an ‘dağıtım’ (yani filmin hangi salonda, kaç kopya ile gösterileceği hususlarının cevabını veren kişi) tam bir tekel halinde. Sadece birkaç firma arasında dönen ‘gösterim karteli’ çarkı, özellikle ‘bağımsız sinemacılar’ için aşılamaz bir mani.

‘Yeni Sinema Hareketi’, bu sorunu aşma adına bir uygulamayı hayata geçirdi.

“Her Cuma Yeni Sinema” etkinliği, Beşiktaş Belediyesi ve Yeni Sinema Hareketi işbirliğiyle başladı.

Faaliyet ile Levent Kültür Merkezi’nde, bazı festivallerde izlenebilen, çok az sayıda salondakısa sürelerle gösterilen ya da hiç gösterilmemiş yerli filmler sinemaseverlerle buluşuyor.

Her cuma yapılacak olan uygulama ile ‘dağıtımcı’ meselesi bir nebze de olsa aşılmış olacak.

Bir seneyi aşkın süredir kahvaltılarda bir araya geldiğimiz ‘bizim sinemacılar’ arasında sıkçakonuştuğumuz meseleyi hayata geçiren Yeni Sinema Hareketi, bir yerinden de olsa meselenin üstesinden gelmiş.

“Böyle çözüm mü olur” diyebilirsiniz…

“Onca sinema salonu…” diye başlayan cümle kurmaya kalkabilirsiniz…

Lakin mesele aynen göründüğü gibi. Bu kadar net…

Sinemamız, ‘birkaç kültür merkezi’nin gösterimine ‘muhtaç’.

‘Muhtaç’ kavramını özellikle kullandım. Çünkü zaten her halükarda ‘ihtiyaç’ olan bu durum, ‘kartel’ sebebiyle sinemacıları tam manasıyla ‘muhtaç’ duruma düşürüyor.

Son 10 senede Türkiye’de çekilen film sayısı 10’lardan 70’lere çıktı diye seviniyoruz, da, gösterim ve dağıtım meselesindeki yapı ‘kartel’ noktasına evrilince üzüntümüzü nasıl ifade edeceğimizi bilemiyoruz.

Sinema sektörünün bir ‘endüstri’ olması, kapitalizmin kuralları çerçevesinde devam ederse, ortaya çıkacak sonuç elbette bu olacak.

Peki çözüm ne olacak?

Cevap çok açık…

Sadece İstanbul’da 30’dan fazla ilçe var ve hepsinin kültür merkezi mevcut. Merkezler sinemagösterimine tam uyumlu değil ancak geliştirilmesi mümkün.

Bir hükümet projesi olmaya gerek kalmayacak derecede maliyetle halledilebilecek olan mevzu bahis işlem, zannımca, Cumhuriyet kutlamalarındaki gösterilere harcanan milyonlarca liradan daha fazla masrafa sebebiyet vermez.

Bu açıdan bakınca, her belediyenin kendi imkanlarıyla halledebileceği geliştirmeyle kültürmerkezleri sinema gösterimi yapılabilecek hale getirilebilir.

Ya sonra ne olur?

Gösterim sorunu yaşayan filmler izleyiciye daha kolay ve ucuz bir şekilde ulaşır.

Daha çok kişiye ulaşan eser, daha çok ‘insan’ tarafından değerlendirilir.

Daha çok insanın değerlendirmesine tabi tutulan eser, -maksadı insan olması hasebiyle- hedefine ulaşma noktasında daha çok mesafe kat etmiş olur.

Ve toplumu yönlendirmekten öte ‘geliştirme’ işlevi bulunan sanatın ‘en donanımlı maddesi’ olansinema, böylece, ‘insanda kalma’ babında büyük bir maniyi aşmış olur.

Göründüğü üzere sinemamızın önünde öylesine çok boyutlu ve göze gelmeyen maniler var ki, -bizim gibi- elinden, yazmaktan başka çok fazla şey gelmeyen sinema gönüllüleri için ‘dert’in sınırı yok.

Burada elbette izah etmeye çabaladığım manada ‘birileri’nin üzerine vazife düşüyor.

‘Hükümet projesi olacak derecede büyük değil’ desem de, belediye nazarında da konu hükümetin inisiyatifi ile hayata geçirilebilir.

Bu bağlamda yazı, Başbakan’a açık, halkıma kapalı bir mektup mahiyetinde değerlendirilsin.

Açık olan mektubu sadece görmesi gerekenin ‘görebilmesi’, kapalı olan iletiyi açması gerekenin ise ‘açmaya tenezzül etmesi’ umuduyla…

Abdulhamit Güler – Haber 7

abdulhamitguler@gmail.com

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up