Sinema, İslamı Yeniden Okumak İçin İyi Bir imkan

Röportajlar

Serçelerin Şarkısı, Cennetin Rengi, Baran ve niceleri… İran sinemasının, hatta dünya sinemasının en önemli isimlerinden biri Mecid Mecidi. Kamerasını insan ruhuna, insanın güzelliğine çeviren, her filminde, iyi şeylerin altını çizen bir sinema dervişi, elçisi. Peygamber Efendimizin hayatını anlatan son filmi Muhammed ile kendisini sabırsızlıkla beklediğimiz Mecid Mecidi ile Merhamet ve Adalet Kısa Film Yarışması’nda röportaj yapma imkanı bulduk. İslam, merhamet ve son filmi üzerine bazı suallerimize kendisinin ağzından cevap aldık.

 

muhammed

“Merhamet ve Adalet” teması ile organize edilen yarışmanın Jüri başkanlığını üstlendiniz. İslam peygamberinin adalet ve merhametini tanıtmanın öncülüğünü yaptığınız için size tekrar teşekkür etmek isterim. Sinemada bu temaya odaklanmayı nasıl değerlendirirsiniz?

Merhamet ve Adalet Uluslararası Kısa film Yarışması, şiddet, terör gibi algılanan İslam’ın gerçek yüzünü göstermek adına güzel bir başlangıç. Belki çok fazla başka iyi işleriniz de olabilir, yapıyorsunuzdur da muhtemelen ama bu benim nazarımda işlerin en güzeli en iyisidir. Eğer İslam’dan yeniden doğrudan bir okuma yapmak istiyorsak sinema bu anlamdaki en büyük imkânlardan biridir. Ben yedi yıldır böyle bir amaç için özellikle peygamber efendimizin çocukluğuyla ilgili film yapmakla meşgulüm. Ve bu konuda iyi bir tecrübe edindim. İnşallah kısa sürede Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde bu film gösterilir.

 

Siz 7 senedir böyle bir projeye hazırlanırken biz de sizinle beraber 7 senedir bu filmi bekliyoruz. Bu uzun ve titiz çalışma sürecinden bahseder misiniz?

 

Sonsuz rahmet deryası olan efendimizle alakalı bir nebze de olsa katkı sağlamak için bu filmi yaptım. Bu sebeple Tahran’a yakın bir yerde muazzam bir Mekke (şehrini) yeniden inşa ettik. Ve bu şehir-yani stüdyo- yeniden filmlerin çekilmesi için 30 yıl ayakta kalacaktır. Bunu İslam dünyasının bir stüdyosu olarak düşündük. Bütün İslam dünyası bundan istifade edebilir. İslam tarihi ile ilgili kurulan bu şehirde birçok film yapılabilir. Stüdyo turistler için de ziyaret yeri haline geldi.

Hepimizin de bildiği gibi bugün Mekke’de aslında 1400 yıl önceki Mekke ile ilgili hiçbir tarihi eser ve maalesef atmosfer kalmış değil. Vahhabilerin bu konuda nasıl tahripkar olduğunu yıllardır biliyoruz. Kurduğumuz stüdyo turistler ve diğer insanlar için 1400 yıl önceki atmosferi hatırlamaları adına büyük bir referanstır. Biz özden yani muhtevadan öte öyle bir teknik yakalamaya çalıştık ki bu filmde, dünya sineması ve Avrupa sineması gibi mecralarda yer edinebilsin. Sadece İran’dan değil başka ülkelerden de teknik anlamda destekler aldık. Özel efektler, makyaj, kostüm, müzik alanlarında değişik sanatçılardan destek aldık. Görüntü yönetmeni Vittorio Storaro ile de teknik olarak evrensel bir film olsun istedik. Eğer bir film peygamber efendimizi anlatacaksa, teknik ve estetik olarak çok büyük bir bakış açısı ortaya koyması gerekir.

İslam tarihiyle ilgili yapılan filmler çok azdır. Bunun en büyük sebebi İslam tarihinin doğru olarak algılanmamasıdır. Bu tarz film ve yarışmalar vesilesi ile inşallah islam dünyasına ait daha fazla eserle karşılaşılır.

mecidi2 

Bu bağlamda peygamber efendimizin adalet ve merhametini kısa film çekerek anlatacak bu yarışmanın katılımcılarına söylemek istedikleriniz nelerdir?

 

Adalet ve merhamet teması bence çok güzel bir tema. Aslında bu konuyla ilgili çok fazla film yapılabilir. Çok geniş bir konu. Sonuçta peygamber efendimizin kamil-i mutlak bir insan olduğunu söylüyoruz. Efendimizin ahlâkı, adalet ve merhamet yönleriyle ilgili, çok fazla doğrudan olmayan, dolaylı olarak anlatan birçok film yapılabilir. Yeter ki propoganda olmasın. Yahut da doğrudan tebliğ kokusu hissettirilmesin. Sonuçta adalet ve merhamete dokunan, bu konuya ilişkin geliştirilen her türlü bakış açısı bu hizmete katkı sağlayacaktır. Peygamber efendimizin adının bile geçmesi gerekmiyor. Bu konuya işaret ettiğimiz anlaşılmıyor bile olabilir, sorun değil. Merhamet ve adalete bir şekilde işaret ediyor ve filmde insani bir duygu var oluyorsa, bu bizim için yeterli olur.

 

Nesneleştirilmenin bedenselleştirilmesi, görselleştirilmenin hakim olduğu bir devirde , nesneleştirilemeyen bedenselleştirilemeyen ve görselleştirilemeyen bir şeyi nasıl gösterebiliriz?

 

Üzerine düşünülmesi gereken doğru bir soru. Bütün herşeyin bedenselleştirilmesi, nesneleştirilmesi ve görselleştirilmesi… Ama yönetmen ve sanatçı ilahi olarak kendini, kendindeki egosunu bitirebilirse başka bir varlık olarak görür ve bunu insanlara izah edecek dilini de bulabilirse neden olmasın?

Bu bir sanatçının yolculuğudur. İlk olarak sanatçı kendisiyle, varlığıyla ilgili keşfe çıkar. Belki de en son varılması gereken vahiy, yani ilahi olan, daha sonra aklîleştirilmesi ve sonra da hayal ile harmanlanarak bir film ortaya konması ve en son olarak seyircide duygunun ortaya çıkması için hissin ve duygunun karışması, bütün bu aşamlardan geçmesi lazım.

Röportaj: Belkıs Bayrak

_______________

Yorumlar

 

1 Yorum

  1. Faydalı Bir Röportaj olmuş elinize sağlık.

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up