Bizimle İletişime Geçin

Manşet

Sinema gönül işi dizi para kapısı!

Yayınlandı

tarihinde

Star Gazete’sinden Serdar Akbıyık’ın Röportajı

Sümela’nın Şifresi Te-Mell’in başrol oyuncuları Aslıhan Güner ile Alper Kul,  dizilerin oyuncuya yaşattığı reyting stresini eleştirdi ve ‘Sinema bir oyuncu için en güvenilir yerdir’ dedi.

Proje size nasıl geldi ve bu projede sizi etkileyen ne oldu?

Aslıhan Güner: Teklif ajansım aracılığıyla geldi. Senaryoyu gönderdiler, okudum, çok komik buldum. Çünkü benim de komik bulmam ve projeye inanmam çok önemliydi. Karakteri de sevdim. Aslında hikayede geçen tüm karakterleri sevdim, bu da önemli bir şey. Tamamını sevdiğim için kabul ettim.

Alper Kul: Bu sene BKM’de ‘Babamın Oğlu’ adlı bir oyun oynuyorum. Oyun Cumhuriyet’in ikinci yarısında doğmuş olan babamın, hayatında algılamaya çalıştığı, değişen sistemi, kadın-erkek ilişkilerini ve akabinde benim dönemimde daha da hızlı değişen aileyi ve ilişkileri anlatan bir oyun. Babamın üniversite okuma bahanesiyle ama aslında ilk cinsel deneyimini yaşamak üzere Trabzon’dan İstanbul’a gelmesini ve yaşadığı kadın erkek ilişkilerindeki değişimi anlatan bir komedi oyunu. Karadenizli bir ailenin hikayesi. Yapımcımız ve yönetmenimiz Adem Kılıç oyunu izledikten sonra Temel rolünü bana teslim etmeye ikna olmuş. Sonrasında teklifte bulundu, bende koşa koşa geldim.

Oynadığınız karakteri kısaca anlatabilir misiniz?

Alper Kul: Temel karakterini canlandırıyorum. Tüm Karadenizliler’in tek bir bünyede toplanmış hali diyebiliriz. Kompleksi yok, inanılmaz bir özgüveni var. Çalışkan, kafası biraz farklı işliyor. Laz fıkralarındaki kahramanımıza aslında çok yakın. ‘O’ mu dersek o değil. Bizim başka bir hikayemiz var. Ama birebir Temel’i andıran bir Temel karakteri bizimki. Belki de fıkralardaki Temel ama farkında değil. Nitekim hikaye günümüzde geçiyor.

Aslıhan Güner: Zuhal de Trabzonlu bir kız ama burada büyümemiş. İstanbul’da büyümüş, yurtdışına çıkarak kendisini iş alanında geliştirmiş bir kız. En önemli özelliği Temel’in ona aşık olması. Hikayede daha sonra gerçekleşecek olayların başlangıcı da buradan başlıyor. Temel’in ona aşık olduğundan haberi yok. Kendi halinde, işinde gücünde bir kız.

Alper Kul: Zaten Zuhal’le Temel ilkokulu beraber okumuşlar. Temel ona aşık olmuş, ilk okuldan beri platonik bir aşk söz konusu. Kızın hiçbir şeyden haberi yok ve Temel 20 yıl boyunca her gün bu aşkı içinde yaşatmış. Ve bir gün canına tak ediyor.  Zuhal, Trabzon’un en zengin kızı. Temel de maddi anlamda en diplerde yaşayan biri olmasına karşın bunu zaten bir engel olarak görmüyor. Evlenip mutlu olacaklarından emin. Zaten maddiyat aşkın önünde nasıl bir engel olabilir ki?

Temel ve sevgilisinin klasikleşmiş hikayelerinin yanında bu film gözünüzü korkutuyor mu?

Aslıhan Güner: Bence modern Temel bu. Bizim fıkralarımızda anlatılan Temel’e çok benzemiyor. Sevgilisinin hikayeleri de çok benzer hikayeler de değil. Yine benzer şeyler var da Karadenizli olmasından dolayı benzeyen şeyler bunlar. Temel güzel bir örnek aslında, aşkına inanılmaz sadık.

Alper Kul: Bizim filmde çektiğimiz Temel karakteri zaten fıkralarda bahsedilen Temel karakteri değil. Çünkü fıkralardaki Temel’in bir seceresi yok, anne babası kimdir ne yapar ne eder, bu bir figür. Bu figüre de çok uygun bir Temel karakteri var filmde. Ortak benzer yanları da var. Tabii ki bu fıkralardaki Temel karakteri dedirtecek kadar benzer yanları var. Ama biz burada etten kemikten hikayesini, geçmişini, ailesini, yaşadığı habitat’ı, ne yer ne içeri belirliyoruz. Nerede yaşıyor, nerede okumuş, aşık olduğu kızı her şeyi görüyoruz. Yazarımız Yılmaz Okumuş detaylı bir özgeçmiş yazmış Temel’e. O hikaye içerisinde de dramaturjik açıdan gayet ayakları yere bastığı için korkulacak bir taraf kalmıyor. Çünkü fıkralardaki Temel’den tamamen sıyrılmış oluyor. Hayatını fena irdeledik valla, o bizden korksun.

Yönetmen Adem Kılıç’ın ilk sinema filmi. Sizce bu bir risk taşıyor mu?

Alper Kul: Bu film Adem beyin ilk sinema film yönetmenliği. Televizyona yönetmenlik ve yapımcılık yapı yıllarca… Sonuçta her iyi yönetmenin bir ”ilk sinema filmi” oluyor. Bu doğrultuda baktığın zaman hiçbir risk yok.

Aksine daha da keyifli.

Aslıhan Güner: Tam tersi ilk göz ağrısı olması bizi daha da güzel bir konuma getiriyor böyle bir durumda. Özel oluyoruz. Bir oyuncu olarak benim açımdan öyle. Bir yönetmenin ilk filminde oynamak benim için çok güzel bir şey.

Alper Kul: 3 yıldır çalıştığı bir hikaye aynı zamanda. Adem Kılıç iyi bir hikayeci. Hikayeyi iyi anlatıyor. İyi de bir ekip kurdu, biz de keyfini çıkarıyoruz.

Bir komedi filminde oynamak nasıl bir tecrübe? Daha önce hiç komedi filminde oynadınız mı?

Alper Kul: Geçen sene Mağara Adamı adında tek kişilik komedi oyunu oynadım. Bu sene Babamın Oğlu adında yine tek kişilik bir komedi oyunum var. Televizyonda ise Şen Yuva’ya kadar ağırlıklı olarak dramalarda yer aldım. Bu ilk komedi filmim olacak. Nasıl bir tecrübenin cevabı ise; eğlenceli. Dramda sürekli ağlıyorsun. Bir kızı seviyorsun mutlaka ve o ilişki bir normale dönemiyor. Kızı başkası alıyor, tecavüz ediyor, evin yanıyor, çocuğunu kesiyorlar falan, sürekli ağlıyorsun. Yeter. Dizi tutmasa bir dert, tutsa bir dert. Hadi tuttu, 3 yıl gitti, sen evden işe diye çıkıyorsun, iş dediğin yerde akşama kadar ağlayıp, mesai saatini doldurup eve geliyorsun. Sonra o adamdan evde hayır bekle. Komedi de sürekli gülüyorsun. Keyfin yerinde. Psikolojin de rahat. O nedenle komedi filminin setinde bulunmak daha tercih edilir bir durum. Çekim tatile dönüşmüş oluyor.

Aslıhan Güner: Benim de ilk komedi sinema filmim. Bundan önce hep dram ağırlıklı işlerde bulundum. Bana ağlamayı daha çok yakıştırıyorlar. Ama böyle bir projede bulunmayı hep istemişimdir. Gerçi filmde komik bir karakteri oynamıyorum. Ama yine de komedi filminin içinde bulunuyor olmak her zaman gülümsemenize neden oluyor. Benim için de güzel bir ilk olmuş oldu.

Filmin öyküsü Trabzon’da geçiyor ve karakterler de Trabzonlu. Bu durumun filme ve performansınıza yararı oldu mu?

Alper Kul: Ben de Trabzonluyum. Bu durumun seni fazla detaycı yapıyor. Zaten bu oyunu çıkarırken de babamla aynı sıkıntıyı yaşadık. Trabzon’da her mahallenin ayrı bir aksanı ve şivesi var. O yüzden ortak bir Trabzon aksanı tutturmak imkansız. Her iki kilometrede bir aksan değişiyor ve ortak bir Trabzon aksanı diye bir şey yok.

Aslıhan Güner: Ben Trabzonlu değilim. Doğma, büyüme İstanbulluyum ama anne babadan Sivas  Malatya tarafındanım. Ama ben de Karadeniz’in tüm özelliklerini çok sevdiğim için mutlu olarak geldim. Öğrenmeye geldim. Zaten karakterimin şivesi yok. Şive olacak diye çok umutlanmıştım.

Türkiye’de komedi filmlerinin gişe filmi olarak sınıflandırıldığına inanıyor musunuz?

Alper Kul: Son yıllarda çekilen komedi filmlerinin iyi gişe yaptığı bir gerçek. Ama bu katı değil tabii ki.  En iyi gişe yapan filmlerin içinde Babam ve Oğlum gibi filmler de var. Bence hikayesi iyi olan her film tarz gözetmeksizin aynı şansa sahip.

Türk izleyicisinin komedi filmine ilgisi bir başkadır. Bu anlamda sinema endüstrimizin komedi gişedir düşüncesi biraz sömürüye girmiyor mu? Bu konuda sizin algınız nedir?

Alper Kul: Son yıllarda vizyonda izlediğimiz komedi filmlerinin iyi gişe yapanlarına baktığımızda buradaki senaryonun da başrol oyuncusunun elinden çıkmış olduğunu görüyoruz. Bu kişinin kalitelerini daha verimli kullanabilmesi için uyguladığı akıllı bir tercih. Çünkü insanlar beğendikleri oyuncuyu ve onun tiplemelerini izlemeyi tercih ediyorlar. Bu komedi gişedir düşüncesini üçüncü şahıslarda doğuruyor olabilir ama uygulayanı da bağlamaz. Sadece tek karakterin ağırlıklı olduğu bir hikaye zaman içerisinde izleyiciye yetmeyebilir, bu da bir süreçtir. İzleriz görürüz.

Sinema oyuculuğu ile dizi oyunculuğu arasındaki en büyük fark nedir?

Alper Kul: Diziye başladığın zaman uzun soluklu olmasını temenni edersin. Ama bu temenni aslında işin kalitesini yiyerek beslenen bir virüs gibidir. Virüsler bir organizmaya yerleşirler ve çoğalmaya başlarlar. Taa ki o organizmayı tamamen bitirene kadar. O organizma ile birlikte de ölürler. Sinemada hikayesi belli olan karakterler bulunur, çalışırsın,değişimlerine karar verirsin, iyi kötü nihayetlendirirsin. Dizinin tutması bir derttir, tutmaması ayrı bir dert.

Aslıhan Güner: Sinemada çalışmak bir oyuncu için ayakları yere basarak çalışmak gibi bir şey oluyor. Çünkü senaryon eline geliyor. Karakteri inceleyip ona hazırlanma fırsatın doğuyor. Dizide bazen duyguya giremeden ya da senaryonun ne olduğunu sahnede öğrenerek çekimler yaptığımız için sinema çok daha profesyonel geliyor. Sinemada en ufak bir mimik, hata daha da büyüyor. Ama dizi de öyle değil. Sinema daha zor, hem de iş anlamında daha sağlam geliyor bana. Sinema bütün oyuncuların öncelikli tercihidir. Dizi, yaşamını sürdürmek için devam etmen gereken bir beden yorgunluğu.

[Kaynak: Star / Orjinal Metin için tıklayınız]

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

Şairlerin Hayatını Beyaz Perdeye Taşıyan Filmler

Şairleri anlatan şiir gibi filmler…

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali (2012)

Filmde Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sevdaları, fikir dünyası ve onu faili meçhule götüren dönemin sosyo-politik dinamikleri de ele alınıyor.

Sylvia (2003) IMDb 6,3

Yıl 1956, İngiltere. İleride tanınan bir şair ve yazar olarak ün salacak olan Sylvia Plath, şair Ted Hughes ile tanışır. Cambridge’de şairin dizelerinden yansıyan zekasından etkilenip henüz tanışmadan önce aşık olmuştur ona. Ted de tanıştıkları zaman aşık olur. Evlenirler. Sylvia çok geçmeden kocasının dizelerine, kalemine, yakışıklılığı ile birleşen başarısına vurulan, etkisi altında kalan başka kadınların da varlığının farkına varır. Bir zaman sonra Sylvia, kocasının profesyonelliğinin gölgesinde var olma çatışmasına düşer. Yazma kariyerindeki ilerleyişi Ted’inki kadar doğal ve içgüdüsel gelişememektedir. Acı ve öfke duyguları arasında yazdığı yarı otobiyografik bir roman ve az sayıda şiirleri ile kariyerine imzasını atmıştır.

Kelebeğin Rüyası (2013) IMDb 7,8

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

Parlak Yıldız (2009) IMDb 6,9

Filmde şair Keats’ın yaşamına dokunuyoruz. Yıl 1818 ve Londra dışında eşsiz doğa manzaralı bir yerdeyiz. O vakitler henüz yirmi üç yaşında olan şair, genç komşusu Fanny Brawne ile gizli bir ilişki sürdürmektedir. Aralarındaki aşk giderek kök salıp güçlenirken üstesinden gelinmesi gereken engeller ile karşı karşıdırlar. Öncelikle Fanny’nin annesi bu engellerden biridir. Öte yandan Keats’in bir hastalığı vardır. Buna bir de Keats’in en yakın arkadaşı Brown eklenince işler iyice zorlaşır. 

Mavi Gözlü Dev (2007) IMDb 6,7

 Komünizm propagandası nedeni ile mahkum edilen Nazım, içeride kulaktan kulağa büyüyen haklı bir üne kavuşur. Dil yeteneği ve muhteşem şiirleri sayesinde yavaş yavaş bir efsane haline dönüşür. Çevresinde şiirinden, ressamlığından feyz alarak genişleyen bir devrimci ve sanatçı arkadaş grubu oluşurken Nazım Hikmet’in aklında olan tek şey çok sevdiği eşi Piraye’dir.

Lope (2010) IMDb 6,0

Trajedi ve komediyi harmanlayarak İspanyol sinemasında yeni bir devir başlatan, Lope de Vega’nın hayatını konu alan bir film.

Tutkunun Şairleri (1995) IMDb 6,6

Fransız şairler Arthur Rimbaud ve Paul Verlaine’nin hayatından kesitler sunan, 1995 yapımı biyografik filmde iki şairin hayatından kesitler sunuluyor. Paul Verlaine evlidir fakat karısının kendi şair ruhundan anlamadığını düşünür. O sıralarda evinden kaçarak şehre gelen, kendisine önceden şiirlerini yollayarak zekasına hayran bırakan genç ve idealist Rimbaud’u evinde ağırlar. Rimbaud’un haşarı ve rahatsız edici tavırları ev sakinleri tarafından hoş karşılanmaz fakat bu durum Verlaine için geçerli değildir. Rimbaud’un gizemine kapılan Verlaine için Rimbaud devri başlar. Aynı dili konuşan bu iki insanın arasındaki ilişki sadece şair iki arkadaş ilişkisi olmaktan çıkacak ve tüm hayatlarını değiştirecek bir yol izleyecektir.

Postacı (1994) IMDb 7,7

Sıradan bir İtalyan postacı, ünlü bir şairin mektuplarını taşırken şiir sevmeyi öğrenir. Bu durumu Beatrice adındaki güzeli etkilemek için kullanacaktır. Mektupların sahibi Pablo Neruda’dır. Onun gönderilerinden sorumlu postacı Mario, kısa sürede kendisi ile bir bağ kurar. Ondan aldığı destekle Mario, kendi içindeki cevheri açığa çıkartmayı öğrenir. Ardından da aşka davet zamanı gelir. 

Sayat Nova (1969) IMDb 7,7

Ermeni ozan Sayat Nova’nın hayatını ele alan film, sanatçının ünlü şiirleri eşliğinde Nova’nın yaşamının önemli dönüm noktalarını işliyor. Sofiko Chiaureli’nin altı farklı rolde izleyici karşısına çıktığı filmde Nova’nın bilinmeyen, gölgede kalmış eserleri de ölümsüzleşiyor. 

Howl (2010) IMDb 6,7

1957 yılının San Francisco’sunda genç şair Allen Ginsberg, yıllar boyunca en fazla okunan ve tartışılan şiire imza atar: Howl .Filmde tıpkı bu performatif şiir gibi üç parçadan oluşur: Allen Ginsberg’in gençlik dönemlerinden kesitler, şairin kendi sesi ile bir araya gelir. Howl şiirini Chicago davası’nda okuyan Ginsberg’e tepkiler bir diğer bölümü oluşturur.

BONUS

Yedi Güzel Adam

Hikayesi 1950 ve 1970’li yılların Kahramanmaraş’ında geçen dizi; yakın edebiyat tarihimize damgasını vuran şairlerimiz Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Ali Kutlay, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören’in hayatını konu alıyor.

HazırlayanMehmet Ali Karga

Okumaya Devam Et

Liste

Bruce Willis ve 10 Performansı

66. yaşına özel Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için derledik.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

1988 yapımı Zor Ölüm (Die Hard) filmindeki performansı ile Hollywood’un vazgeçilmez aktörleri arasına girmeyi başarmış olan Bruce Willis, 1985 yılında yer aldığı Mavi Ay dizisi ile Altın Küre ödüllerinde ‘Müzikal veya Komedi Dizilerinde En İyi Erkek Oyuncu‘ ödülünü alırken 1987 Emmy ödüllerinde ‘Bir Drama Dizisinde En İyi Erkek Başrol Oyuncusu‘ ödülünü kucakladı.

66. yaşını kutlayan Bruce Willis’in 10 iyi performansını sizler için listeledik. İyi seyirler.

Altıncı His (1999) The Sixth Sense IMDb 8,1

Bruce Willis’in oyunculuğuyla dikkat çeken, 1999 yapımı psikolojik korku filmidir. Ölüleri görebildiğini ve onlarla konuşabildiğini iddia eden sorunlu, içine kapanık bir çocuk ve ona yardım etmeye çalışan eşit derecede sorunlu bir çocuk psikoloğunun hikâyesini anlatır.

Glass (2019) IMDb 6,7

James McAvoy ve Anya Taylor-Joy’un başrolünü üstlendiği Parçalanmış ile Bruce Willis ve Samuel L. Jackson’ın başrollerini üstlendiği Ölümsüz filmlerini birleştiren yapım, Parçalanmış üçlemesinin devam halkası. Filmde, aşırı güçlü ve zarar görmeme yeteneğine sahip olan David Dunn, Kevin Wendell Crumb’ın parçalanmış kişiliklerinden biri olan ve en tehlikelisi olarak öne çıkan The Beast’in peşine düşüyor. Bu kovalamaca sırasında, kemiklerinin narinliğini şeytani zekası ile dengeleyen Mr. Glass’ın gölgesi de yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Glass’ın bildiği kimi sırlar iki adam için de kritik düzeyde önem kazanıyor. Aynı psikiyatri kliniğinde tedavi gören üç adam, birbirlerinden bambaşka karakterlerde olmalarına rağmen, “süper kahraman olduklarına inanan insanlar” üzerine uzmanlaşmış olan bir psikiyatrın bakımında tedavi için psikiyatri merkezine yatırılıyor. Ancak Mr. Glass ve Crumb’ın bir araya gelişi, kaçınılmaz olarak bir firar ile sonuçlanıyor. Onları durdurabilecek tek kişi olan Dunn da arkalarından firar ederek ikilinin peşine düşüyor.

Ucuz Roman (1994) Pulp Fiction IMDb 8,9

Ucuz Roman’da Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.

12 Maymun (1995) Twelve Monkeys IMDb 8,0

Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. 

Zor Ölüm (1988) Die Hard IMDb 8,2

Zor Ölüm’de Noel gecesi New York polis departmanı dedektifi John McClane günden güne uzaklaştığı karısı Holly’le arasını düzeltmek ve tekrar barışmak için Los Angeles’a gelir. Holly şirketinin yılbaşı partisi için Nakatomi Plaza’dadır ve McClane bu binaya doğru yola çıkar. McClane plazaya vardığında kıyafetlerini değiştirmek için bir odaya girer. Bu esnada bir grup Alman terörist binayı kuşatarakk içindeki insanları rehin alır. Ellerinden kurtulabilen tek kişii McClane’dir. Şimdi McClane’e düşen görev içerisinde eşinin de bulunduğu bu kalabalığı kurtarmak olacaktır.

Günah Şehri (2005) Sin City IMDb 8,0

Frank Miller’ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan film; kendini bir hilkat garibesi olarak düşünen buna karşın oldukça güçlü hatta yenilmez bir sokak savaşçısı olan gizli romantik Marv, özel dedektif Dwight, çabalarının yetersiz kalacağını bilse de, pislik yuvası haline dönmüş olan şehri temizlemeye çalışan idealist, gözü pek polis memuru Hartigan ve onların maceralarını anlatıyor.

Olaylar asıl ismi Basin olan fakat her türlü suçun vaka-i adliyeden sayılması nedeniyle “Günah Şehri” diye anılan hayali bir mekanda geçmektedir. Marv ve Dwight alışageldiğimiz “kahraman” tiplemelerine tam olarak uymasalar da alıştığımız gibi kötü adamlara karşı amansız bir savaş vermekteler. Hartigan ise bataklıkta açan bir çiçek misali dürüst ve namuslu birisidir. Bu üç kahraman, gücünü farklı kuvvetlerden almaktadır. Marv intikam, Dwight merhamet ve aşk, Hartigan ise dürüstlük.

Şanslı Slevin (2006) Lucky Number Slevin IMDb 7,7

Slevin’in hayatı hiç iyi gitmemektedir: Yaşadığı binanın mühürlenmesine karar verilmiştir; bir soyguncuya kimliğini kaptırmıştır; ve kız arkadaşını başka bir erkekle yakalamıştır. Los Angeles’tan ve sorunlarından bir süreliğine kurtulmak için arkadaşı Nick Fisher’ın New York’taki dairesinin anahtarını alır. Ama kötü talihi peşini bırakmayacak, işler daha da sarpa saracaktır.

Haham ve Patron New York’un yer altı suç dünyasının iki saygın ve korku uyandıran mafya babasıdır. Bir zamanlar ortak olan iki adam şimdi birbirlerinin en büyük düşmanıdırlar ve operasyonlarını aynı caddede karşılıklı malikanelerinden yürütmektedirler. Ellerinde tuttukları güce rağmen, paranoyanın esiridirler ve son 20 yılda kalelerinden bir kez olsun çıkmamıştırlar.

Ölümsüz (2000) Unbreakable IMDb 7,3

Tüm yolcuların hayatlarını kaybettiği büyük tren kazasından kurtulabilen tek kişi David Dunn olur. İşin daha da ilginç yanı Dunn’ın tek bir çizik bile almadan bu kazayı atlatmış olmasıdır. Bu mucizevi durum tüm insanların ilgisini çeker, en başta da bir çizgi roman müptelası ve koleksiyoncusu olan Elijah Price’ın… Price David Dunn’la tanışmak ister ve bu amacına ulaştığında ona bu kazayla ve bu gibi kazalardan nasıl kurtulduğuyla ilgili gizemli bir teoriden bahseder. Dunn’a başlarda gerçek dışı gelen bu teori zamanla kendini keşfetmeye giden yolun ilk adımı olacaktır.

5. Güç (1997) The Fifth Element IMDb 7,7

23. yüzyılda New York. Dünya yok olmanın eşiğindedir. Her 5000 yılda bir geri dönerek yaşamı yok etmeye çalışan şeytani güç, bir gezegen biçiminde hızla dünyaya yaklaşmaktadır. Tek kurtuluş beşinci güç olarak adlandırılan, kimsenin ne olduğunu bilmediği elementin dünyaya ulaşmasıdır. Bunu başaracak tek kişi eski bir asker olan taksi şoförü Korben Dallas’tır. Ancak onun ilgilenmesi gereken mükemmel güzellikte bir yaratık vardır.

Armageddon (1998) IMDb 6,7

 Birleşik Devletler Hükümeti, bizden dünyayı kurtarmamızı istiyor. İtirazı olan?”

Dünyayı yok edecek büyüklükte bir göktaşını yok etmek için bir grup sondajcı gök taşına doğru tehlikeli bir yolculuk yaparak onu yok etmeye çalışırlar.

Mavi Ay (Dizi 1985 – 1989) Moonlighting IMDb 7,6

Maddie Hayes ile eğlenceli dedektif David Addison’ın maceralarını anlatan Mavi Ay, 1985 ile 1989 yılları arasında ABC’de 65 bölüm olarak yayınlanmıştır. ABD yapımıcı Mavi Ay, sürekli çekişen ancak birbirlerine aşık iki karakterin dedektiflik hikayelerini konu almaktadır.

Okumaya Devam Et

Liste

Sağlık Çalışanlarının Hayatımızdaki Önemini Anlatan 10 Güzel Film

Tıp Bayramı kutlu olsun.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Biyografiden dramaya; sizi sürükleyecek, sonuna geldiğinizde sağlık çalışanlarına teşekkür etmek isteyeceğiniz filmler listesi sizlerle. Tıp Bayramı kutlu olsun. İyi seyirler.

Doktor (1991) The Doctor IMDb 7,0  

Jack McKee zengin ve başarılı bir doktordur. Düzgün seyrinde giden hayatı kanser teşhisi konmasıyla değişecektir. Yıllarca hekim-hasta ilişkisine hekim gözüyle bakan Jack, olaya bir de hasta gözüyle bakmak zorunda kalacak ve yaptığı hataların farkına varacaktır.

Doktor Ölüm (2010) You Don’t Know Jack IMDb 7,6

Gerçek olaylara dayanan bir hikayeden uyarlanan ve televizyon kanalı HBO tarafından çekilen film, iyileşme umudu kalmayan hastaların ölmesine yardım ederek kamuoyunun gündemine oturan, ‘ölüm meleği’ lakaplı meşhur Doktor Jack Kevorkian’ın hayatını anlatıyor.

Tanrıyı Oynayanlar (2004) Something the Lord Made IMDb 8,2

Büyük Buhran sırasında başlayan, cerrah Alfred Blalock ile siyahi asistanı Vivien Thomas’ın 34 yıllık ortaklıklarının hikayesi. İlk başta hademe olarak işe alınan Thomas, el becerisi ve kardiyolojiye duyduğu ilgi sayesinde Cerrah Blaloc’un araştırmalarının önemli bir parçası haline geliyor. Ancak dönemin ırkçı yaklaşımı Thomas’ı oldukça zorluyor. Kapalı kapılar ardında sorunsuz yürüyen bu ortaklık ilişkisi, beyazların hüküm sürdüğü kapıların ardında tam bir mücadeleye dönüşüyor.

Patch Adams (1998) IMDb 6,8

İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra Hunter ‘Patch’ Adams (Robin Williams), çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı ‘hayata renk katarak’ mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha sonra yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerini sürdüren Adams, film sürecinde sevgilisi Carin Fisher’in (Monica Potter) öldürülmesiyle ve lisanssız klinik açmakla darbeler yese de, tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır.

Article 99 (1992) IMDb 6,1

Veteran Hastanesi’ndeki bir grup doktor, umutsuz bir durumla uğraşmak zorundaydı: çok fazla hasta ve yetersiz yatak kapasitesi. Doktorların sorunlarının asıl sebebi, hastane yönetiminin kemer sıkma politikasıdır. Doktorlar ise ellerinden gelen en iyi şekilde hizmet etmeye karar verirler, bu yönetimin kurallarına karşı gelme ve izinsiz işlemler gerçekleştirme anlamına gelse bile.

Aklım Karıştı (1999) Girl, Interrupted IMDb 7,3

Yaşamına kast etme,günlük ilişkiler yaşama ve kişilik bölünmesi tanısıyla ailesinden ayırılarak ‘Claymoore’ adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susannna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanıdan, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış.

Yetenekli Eller: Ben Carson Hikayesi (2009) Gifted Hands: The Ben Carson Story IMDb 7,7

Dr. Ben Carson, işinde oldukça yetenekli bir cerrahtır. Kendisine gelen son vaka, onun bu yeteneğini kanıtlamasında bir kez daha etken olacaktır. Dr. Carson’un bu yeteneğini nasıl kazandığı, geçmişindeki zorlu mücadelede saklıdır.

Zeka (2001) Wit IMDb 8,0

1998’de Pulitzer ödülü kazanmış bir tiyatro oyunundan uyarlanan tv filmi, kendisine konulan kanser teşhisinin ardından, hayatı sorgulamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Edebiyat Profesörü olan Vivian Bearing; koyulan kanser teşhisinin ardından, hayatını gözden geçirirken, önceliklerini de yeniden değerlendiriyor.

Uyanışlar (1990) Awakenings IMDb 7,8

Oliver Sacks’ın kendi hayatını kaleme aldığı aynı isimli romandan sinemaya uyarlanan film, ömrünü bilime adayan asosyal bir doktorun, icat ettiği bir ilaç sayesinde değiştirdiği yaşamları anlatır. Nörolog Malcolm Sayer, yeni çalışmaya başladığı bir hastanede, daha önce görmediği tarzda bir hastalığa sahip bir grup hastayla karşılaşır. Bu insanlar uzun yıllardır hareket etmeden yatağa bağlı bir şekilde uyku modundadırlar. Doktor Malcolm bir konferans esnasında tanıtılan bir ilacın bu hastalığı da iyileştirebileceğini düşünür ve bu hastalar üzerinde uygulamaya başlar. Uyandırılıp hayata dönen ilk hasta Leonard Lowe olur.

Fil Adam (1980) The Elephant Man IMDb 8,1

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var. Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

Okumaya Devam Et

Popüler