Sinefesto’ya Merhaba!

Genel

Merhaba, Sinefesto okurları ve sinema özelinde sanat(ı)severler…

Bir giriş yazısı yazmak zor olanı, kalemi kâğıt üzerinde bekletip beliren ilk noktadan başlayarak çizmeye başlamak… Başlamak ki, finali baştan mağlup eder cesaretiyle. Başlangıç ki, haklı ve nazik olmalı ki tam tekmil ardına düşsün kelime ahalisi, cümle nöbetçisine yakalanmadan sıralanmalı, tek ses tek yürek olmak içindir cümle çaba…

Vasati bir Shakespeare;

‘Seyirci’ bilir, onun ‘bilmesi’ üzerine kuruludur tüm düzenekler. İşler kurgulanırken, metinlere harfler sıralanırken, duygular notalara dönüşürken, işte bu ‘iç bilme’  hâlinden hareket edilir. Tezgâhın dokuma tarafında olanlar, ‘müşteri’nin hoşuna gidecek desenleri dokumaya, en iyi hissi vermeye gayretkeştir. Uyandırma işi, hatırlatma misyonudur biraz da sanat. Bilmediklerimizi öğrendiğimiz hallerden çok bildiklerimizin üzerine yeni bir zaviye sunmaktır sanatçının hedefi. Aslen kadim olandan,  estetik yolla bilgece bir uyanışı sağmak/sağdırmak…

Öyle eskiler vardır ki, onlar eskimek bilmez daim yenilerdir. Büyük sanatçının bıraktığı izler de böyle… O bir laf eder, bitmek tükenmek bilmeyen bir kandil gibi asılı durur semada. İnsanın puslanan zihninde bir gemici feneridir, arkanı dönüp gittiğinde hâlâ yerinde duran. Shakespeare, edebiyat semasında yıldızlar içinde belki de en parlak olanı, en yol göstericisidir. Oyunları onlarca kez televizyon ve sinemaya uyarlanmış,  sayısız yorumla yeniden sahnelenmiş ve fakat dili itibariyle de her daim ona ‘bulaşmak’ ciddiyet ve cesaret istemiştir. Buna en güzel örnek, Al Pacino’nun hem yönetmenliğini hem senaristliğini de yaptığı bir yarı belgesel film olan Richard’ı Aramak* (Looking for Richard) filmidir. Çekinceler ve önkabuller adına yapılmış en iyi çözümlemelerden biri sayılabilecek film boyunca, ana dili İngilizce olan Amerikalı aktörlerin bile Shakespeare söz konusu olduğunda kaygılandıklarını ve hatta tabir yerindeyse korktuklarını söylemeleridir. Bu durum salt dilinin ağırlığından değil, onu anlamadaki zorluk önkabulünden ileri gelmektedir. Bu zâtın bırakın Amerikalı’yı, bir manada kendi milletine bile yabancılığı, onun ‘doğulu bilge’ tarafında gizlidir. Kanaatim odur ki; Shakespeare erdem ve ahlak anlayışıyla, derin sezişindeki isabetle biraz doğuludur aslında. Tanrı-insan-adalet ilişkisini, kadere olan inancını bir batılıdan çok bir doğulu gibi sergilemiş ve dahası bunu biçim itibariyle de bir doğulu gibi işlemiştir.  Bugün, Mit olmuş hayatı onu, anonim bir varlık haline getirmiştir.  Dünyanın pek çok yerinde onu hiç bilmeyenin bile haberdar olduğu meşhur, ‘olmak ya da olmamak’ tiradının adresi oyunu Hamlet, içinde daha başka hazineler barındıran matruşkalardır bence.  Hani işaret edilene değil de parmağa takılanlar misali… Hamlet karakterinin oyun gereği, oyundan önce oyunculara öğüdü bölümü hepsinden çarpıcı bir tavsiye mektubudur. Oyunun ciğerine, ‘Kızım sana söylüyorum…’   biçiminde ustaca konumlandırılmış bir tavsiye mektubu. Oyunculara bir kullanma kılavuzu olmakla birlikte, hemen herkese de bir itidâl çağrısı. İşte o tiraddan alıntılar;

Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle.  Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellalına okuturum daha iyi.  Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi.  Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın…

…Fazla durgun da olma; aklını kullanıp ölçüyü bul.  Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını.  En başta gözeteceğimiz şey, yaradılışa, tabiata aykırı olmamak.  Çünkü bunda sapıttık mı tiyatronun amacından ayrılmış oluruz.  Doğduğu gün de, bugün de tiyatronun asıl amacı nedir?  Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak.  Gerçeği büyütmek ya da küçültmekle bilgisizleri güldürebilirsiniz, ama bu bilenleri üzer; oysa bir tek bilgili dost, bilgisiz bütün bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için… Hamlet / William Shakespeare*

Bu uyarı, çağrıştırdığı kadim itidâl tavsiyesiyle büyük benzerlik göstermektedir. Semavi kitaplarda Tanrı’nın, ya da bizcesi Allah’ın Kur’an da bize hitabında ayet ayet tavsiyesi işte böyle bir vasattır. Bilinen negatifleştirilen anlamıyla değil, has vasat, yani ideal ortalama… ‘Orta yolu bulun’ çağrısı, ‘ben sizi ortada bir ümmet kıldım’ mührünün vurguladığı o kıymetli vasat hâl’i yakalamamız idealize edilir.

“Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir.” Kur’an-ı Kerim/Lokmân Suresi 19. Ayet *

Hülâsa, oyuncudan ne isteniyorsa averaj insandan da o isteniyor olmalı. Sanat insanı ve hayatı kullanarak yansılayan bir yol ise, ‘malzeme’ ve ‘müşterinin’ uyumu adına vasat olan da bu değil mi? Eşyanın ergonomisi var da edeb’iyatın, sanatın yok mu? Ergonomik olan daha fazla konfor garantisi vermiyor mu? Hedonizmin kapanına yakalanmamak adına da, egoizm ve narsisizm hastalığına da çare ölçü/itidâl değil mi? Neye göre kime göre klişesini duymadan, ‘göre’nizi oralarda bir yerlerde bulacaksınız. İnsana göre olanı Kelam-ı Kadim’de mutlaka okuyacaksınız. Ayna nöronlarınızın tavsiyesine kulak verin, sesi duyacaksınız… Sizlere vasati bir ömür diliyorum…

 

Ali Nuri Türkoğlu

Oyuncu

alinuriturkoglu@sinefesto.com

 

*Looking For Richard-1996 www.intersinema.com

*Hamlet- William Shakespeare/Çeviri Sabahattin Eyüboğlu www.sehirtiyatrolari.com

*Kur’an-ı Kerim Lokman Suresi 19. Ayet/Çeviri Ali Bulaç  www.kuranmeali.org

 

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

8 Yorum

  1. yazınızı büyük bir keyifle okudum.ne güzel bağlamışsınız birbirine.inş devam yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum

    Reply
  2. Ağzına kalemine yüreğine sağlık ali nuri türkoğlu…keyifle okuydum…

    Reply
  3. sizi bu sitede görmek gerçekten onur verici. çok mutlu oldum.. eminim sinema takipçileri için yazılarınız yol gösterici olacaktır… :)

    Reply
  4. Gerçekten çok hoşuma gitti yazınız.Farklı bakışınız, kelimeleri özenle seçişiniz hepsi belli ediyor kendini. Daha önce de shakespeare hakkında biyografi tarzı birkaç şey okumuştum ama ilk defa böylesi tanıyorum onu… Ellerinize sağlık bu yeni heyecanlı sitenin takipçileri olarak devamını merakla bekliyoruz…

    Reply
  5. ”Bilmediklerimizi öğrendiğimiz hallerden çok bildiklerimizin üzerine yeni bir zaviye sunmaktır sanatçının hedefi.” Kaleminize sağlık.. Burada olmanızdan büyük keyif aldım :)

    Reply
  6. Sinefesto’ya hoşgeldiniz!

    Shakespeare’den almamız gereken farklı özelliklerden bizleri haberdar ettiniz.

    Diğer yazılarınızı da bekliyor olacağız.

    Reply
  7. Yazıyı okuyup yorum yapanlara teşekkürlerimi arz ederim…

    Reply
  8. Yazınızı büyük bir keyifle okudum Kelimeleri bu kadar sade peş peşe dizmek her babayiğidin harcı değil. Başarılarınızın Devamını dilerim ALLAH Yardımcınız olsun.

    Reply

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up