Sinefesto yazarlarından ‘Pek Yakında’ yorumu

Manşet

pek-yakinda-
Komedyen Cem YILMAZ’ın yeni filmi Pek Yakında vizyona girdi. Önceki filmleri gibi bu da cuma değil perşembe günü perdeye çıktı. Sinema eleştirmenlerinin ekseriyetle beğendiği ancak farklı yorumların da bulunduğu filmi Sinefesto.com yazarları sizin için ele aldı.

Set fotoğrafları için tıklayın

 

İşte Pek Yakında ile alakalı görüşler…

Yeşim TONBAZ GÜLER: Pek Yakında inşaallah!

Hemen her karakteri, sahnesi sinemamızın unutulmaz filmlerine ve karakterlerine birer gönderme niteliği taşıyan Pek yakında, Türk sinemasının geçirdiği evrelere; yaşadığı sıkıntılara, güzelliklere ve seyircinin özdeşlik kurduğu hatıralara nazire yaparcasına izleyiciyle bütünleşiyor.

Filmi ilk ‘tam’yönetmenlik deneyimiyle ortaya koyan Cem Yılmaz’ın kimi teknik eksiklikleri ve tamam olmaktan biraz fazlaya götüren, taşan kısımlarıyla eleştirmek, tarzından tutun da, dramasına varıncaya dek olmamışlıklarını saymak mümkün ancak ben bunu kendi adıma gereksiz buluyorum. Zira, oldukça ehemmiyetli bir işi, kimsenin altına girmediği bir işi, bir tarihin günümüze yansımasını, çokça duygunun iç içe geçtiği, tarzıyla, biçimiyle yanyana gelemeyecek işlerin her birini tek filmde toplama girişimi, cesareti ve keyfini ortaya koyması, bu filmi daha da kıymetli yapıyor nazarımda. Oyuncu kadrosu ve hikayesiyle bir Yeşilçam prototipi sergileyen filmin, Türk sineması izleyicisi için keyifli anlar yaşatacağı kanaatimi, filmdeki hemen hiç bir eksiklik yok edemiyor.

Hele de komedinin sırtını yasladığı ‘bel altı’ mantığını, hemen ardından gelecek kahkaha efekti hayali ile savrulan küfürleri bel bağlamadan güldürüye ve ağlatıya atılan bir imza olması da filmin bendeki yerini derinleştiriyor.

Bir methiyeden ziyade, olmuşa olmuş demenin rahatlığı içinde, Cem Yılmaz’ın Pek yakında’sını izlenmesi gerekenler listesine ekliyor, Türk sinemasının yükseliş/silkinme dönemini temsil eden Eşkıya’nın son sahnesiyle açılan filmin adını, sinemamızın altın çağına ilerlemesi açısından bir dilek olarak buraya ekliyorum: Pek Yakında inşaallah!

 

cem_yilmaz_okuma_provasi_

 

Gülcan TEZCAN: Sinema aşkının peliküle dökülmüş hali

Sinemamızda mizah ve gülmece denilince akla gelen isimler Sadri Alışık, Münir Özkul, Ertem Eğilmez, Şener Şen, Kemal Sunal oldu uzun yıllar. Zaman geçti, devran döndü popüler komediler hep oldu. Ama sağlam mizah Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’ın imzası olan işlerle çıktı karşımıza. Her Şey Çok Güzel Olacak ile başlayıp Arog, Hokkabaz, Yahşi Batı ile devam eden sinema yolculuğunda son durağı Pek Yakında oldu Yılmaz’ın. Sinemasal anlamda genellikle en beğenilen filmi Hokkabaz olsa da her filmi gişe rekoru kıran Yılmaz’ın Pek Yakında’sı da yine ciddi bir seyirci sayısına talip gibi görünüyor. 1970’lerden sonra doğan ve Yeşilçam filmleriyle büyüyen kuşakların çok eğleneceği film, Cem Yılmaz’ın sinema aşkının da peliküle dökülmüş hali gibi geldi bana.

Gençliğinde figürasyondan öte geçemediği için sinema aşkını korsan ateşiyle söndürmeye çalışan korsan cd’ci Zafer’in bu illegal işe tövbe ederek ailesini bir arada tutmak için film yapımcılığına soyunmasını konu alan Pek Yakında, bu yıl 100. yaşını kutladığımız Türk sineması için verilebilecek en güzel armağan. Ertem Eğilmez’in 1998 yılında çektiği son filmi Arabesk’ten bu yana Yeşilçam klişelerini bir yandan tatlı tatlı eleştiren ama bir yandan da o filmlere saygı duruşunda bulunan başarılı bir komediye imza atmış Cem Yılmaz.

 

pek_yakinda_afis

 

Naz Emel BERBER: Cem YILMAZ karar verememiş

‘Pek Yakında’ filmi ile ilk defa yönetmenlik koltuğuna geçen Cem Yılmaz; bir yanıyla önceki filmlerine uzanan ancak bir o kadar da onlardan ayrılan bir stil denemesinde bulunmuş. Film; gerek konusu ile gerek dekor, kostüm, müzik gibi somut unsurların da yardımıyla Yeşilçam Sineması ve çizgi roman dünyasına selam durup, seyirciyi o evrene sürüklemeyi başarıyor. Ancak filmin ana hikâyesi dram, melodram ve absürt komedi türleri arasında savruluyor. Cem Yılmaz bu filminde adeta seyirci üzerinde nasıl bir tesir bırakmak istediğine karar verememiş gibi. Bu karmaşayı daha ilk sahnede görebiliyoruz.

Film; içinde Cem Yılmaz’ın filmografisinin de yer aldığı çok sayıda yapıma gönderme yapmakla kalmıyor, söz konusu yapımların duygu dünyasını da seyirciye yansıtmaya çabalıyor. Sözünü ettiğim karmaşa da oradan doğuyor sanki. Yılmaz’ın canlandırdığı Zafer karakteri bile, Her Şey Çok Güzel Olacak’ ta seyrettiğimiz Altan’ın yıllar sonra olgunlaşmış hali gibi. Hatta filmde yine bir gönderme yardımıyla bu benzerliğe vurgu yapılıyor. Belki de filmin en büyük sorunu da esprilerin sırtını göndermelere yaslaması. Zafer karakteri ne kadar içten ve doğalsa, beraberinde tanıdığımız onca karakter bir o kadar abartılı ve suni. Özetle Pek Yakında filmi; latife tadında bir film olabilecekken seyredende kekremsi bir tat bırakıyor.

 

pek_yakinda_

 

Abdulhamit GÜLER: 100. Yıl filmimiz budur

Abdulhamit GÜLER’in yorumunu izlemek için tıklayın

 

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up