Bizimle İletişime Geçin

Türkiye

Sine-Felsefe Seminerleri Başlıyor

Yayınlandı

tarihinde

metingonenk

Metin Gönen’in hazırlayıp sunduğu Sine-Felsefe Seminerleri, Yaz Dönemi başlıyor

Sinemayla hangi düzeyde olursa olsun ilgilenmenin, sinema yazarı olmanın, senaryo yazmanın, film çekmenin yolu öncelikle dikkatli bir seyirci olarak film seyretmekten ve örnek-öğretici filmlerin kendi özgün sinema diliyle nasıl düşündüğünü incelemekten geçiyor. Fransız Sinematek’inin kurucularından Henri Langlois, Paris’teki dünyaca ünlü profesyonel sinema okulu Femis, teknisyen yetiştirir; ama sinemanın örnek ve öğretici filmlerini seyirciyle buluşturan Sinematek’ten düşünen sinemacı ve yönetmen çıkar, der.

 Paris Sinematek’inin ilk sıralarını işgal ederek düzenli film seyreden ve bu filmleri tutkuyla tartışarak, değerlendirerek yazı yazan Jean-Luc Godard, Fronçois Truffaut gibi bir grup genç Longlois’nın programını çarpıcı bir biçimde yaşama geçirirler. Hem sinemanın tüm dünyada sanat olarak algılanışını belirleyen dergileri Cahiers du Cinéma’da yayınladıkları teorik çalışmaları, hem de bu çalışmaları doğrultusunda yaptıkları ve Yeni Dalga adıyla radikal bir estetik akıma yol açan özgün filmleriyle sinema sanatına yeni bir soluk getirirler.
 Bu yaratıcı Fransız Sinematek’inin geleneğinden yürüyen Paradoks Akademi’nin özgün-temel atölyesi Sine-Felsefe, Film Analizi ve Filmlerle Felsefe, sinemayı hem bir sanat olarak ele alıp filmlerin kendi özgün sinematografik operasyonları, kendi sinema diliyle nasıl düşündüğünü incelemektedir. Hem de bu film analizlerini, “filmlerle birlikte” düşünme çalışması olarak felsefenin aydınlatıcı kavramsallığıyla derinleştirmektedir.
 Türkiye’de 2007 yılından beri Metin Gönen tarafından düzenli olarak yapılan Sine-Felsefe Seminerleri, bu sene yaz dönemi olarak klasiklere ağırlık verecektir. Sinema tarihinin başyapıtlarıyla günümüzün yakıcı konularını ele alıp, düşünecektir. 26 Mayıs 2013 Pazar günü saat, 15.00-18.00 arası yapılacak ilk seminerde, usta yönetmen Fritz Lang’ın, sinemanın tüm tarihini ve Hollywood’u etkilemiş, bilim-kurgu ve fantastik film türlerinin geleceğini belirlemiş sıra dışı filmi olan Metropolis (1927) ele alınacaktır. Filmin kendi sine-fikirleri özgünlüğünde düşündüğü konular saptanıp, değerlendirilecek ve bu konular belli felsefe metinlerinin kavramsal ışığında derinleştirilecektir.
 Sine-Felsefe Seminerleri’inde bir gelenek haline geldiği gibi,  her hafta yeni bir film ile yeni bir konu işlenecektir. İsteyen istediği hafta, istediği film ve felsefi konuya tek tek katılabilir. Her hafta üzerinde çalışılacak yeni filmler önceden Paradoks Akademi ve Paradoks SineFelsefe Dergi sitelerinden öğrenilebilir.
 Sine-Felsefe Seminerleri geleneksel çalışma tarzında olduğu gibi, yine seminer öncesi film gösterimi yapılmayacak, doğrudan film üzerinde somut ve fikirsel bir bütünlük içinde eğitmen tarafından çalışılacaktır. Bu nedenle, her hafta üzerinde çalışılacak filmin önceden seyredilmiş olması, katılımcılar açısından yararlıdır.
 PARADOKS FİLM AKADEMİ
 Sine-Felsefe Seminerleri-1
 Film Analizi ve Filmlerle Felsefe
 Eğitmen: Metin Gönen
 Metin Gönen’in hazırlayıp sunduğu Sine-Felsefe Seminerleri, sinemayı hem bir sanat olarak ele alıp filmleri kendi özgün sinematografik operasyonları içinde nasıl yapıldığını inceliyor; hem de bu film analizlerini “eserlerle birlikte düşünme” çalışması olarak felsefenin aydınlatıcı kavramsallığıyla yapıyor. Sinemanın duyarlılığına felsefenin mantıksal kesinliğini, felsefenin akılcılığına da filmlerin heyecanını katıyor.
 Sine-Felsefe, bir yandan, sinema tarihinin başyapıtlarını bir Sinematek misyonuyla güncelleyip, sinema sanatını Akademik ciddiyetle yapılan özgün analizlerle öğretiyor. Bir yandan da, Platon, Aristoteles, Rousseau, Kant, Schiller, Hegel, Nietzsche, Marx, Freud, Lacan, Deleuze, Foucault, Ranciere, Badiou… gibi önemli filozofları, filmler ve yazılı metinlerle ele alıp “birlikte düşünmeyi”, argümanlı fikir geliştirmeyi öğretiyor.
 Sinemanın iyi yapılmış örnek filmlerinin ve felsefenin önemli metinlerinin karşılaşmasının yaratıcı senteziyle özne, vücut, tutku, arzu, aşk, dostluk, yaşamın anlamı, ölüm, özgürlük, adalet, iş, çalışma, angajman, demokrasi, politika, psikoloji, psikanaliz, doğa, uygarlık, sanat, ekoloji… gibi insan ve toplum yaşamının temel alanlarını, çağımızın güncel sorunları ve özgün fikir çalışmaları üzerinde düşünüyor.
 Amaç
 Somut olarak, filmlerin kendi dramatik yapısı ve sinema diliyle ne anlattığını, hangi sinematografik operasyonlarla ne tür sine-fikirler sunduğunu kavramaya çalışmak. Bir düşünen-seyirci konumunda felsefi metinlerin ve kavramların netliğiyle filmlerden fikir üreten sanat eseri olarak nasıl söz edilebileceğini görmektir.
 Sinemanın bir duyulur (estetik) düşünce biçimi olarak sinematografik özelliklerini filmlerin somutunda irdelemek; bir filmin sinemasal olarak nasıl düşündüğünü görmek ve bir filmle “birlikte” temel felsefi metinlerin senteziyle nasıl fikir geliştirileceğini öğrenmektir.
Filmler karşısında estetik duyarlılığı ve düşünce kapasitesini harekete geçirmek. Filmlerin somut sinemasal çerçevesi ve estetik etkileri içinde felsefi kavramların yardımıyla akıl yürütebilmeyi, geliştirilen fikirleri argümanlarla temellendirebilmeyi ve başkalarıyla ikna temelinde paylaşmaya yönelik sunabilme metodolojisini öğrenmektir.
 Kendi bilinç sınırlarının dışına çıkabilen bir düşünen-seyirciler pratiği, bir demokrasi okulu deneyimi olarak, bu “filmlerle felsefe” çalışmasıyla eğlenceli  bir düşünce serüveni ve öznel-fikirsel bir ihtilal süreci yaşamak…
 Çalışma Yöntemi
 Öncelikle filmleri, bir sanat eseri olarak sundukları sinematografik çerçeve ve fikirsel perspektif içinde tarafsız ele almaktır.
 Aklı, bilinci ve temel felsefi kavramları harekete geçirerek filmde gördüklerimizi, işittiklerimizi, hissettiklerimizi felsefi metinler ve sorgulamalar yardımıyla düşünmek; filmin kendi maddi varlığı ve kendi özgün operasyonlarıyla bu düşüncelerin sağlamasını yapmaktır.
Bir film yaparken, bir felsefe metni yazarken ya da bir filmi seyrederken, bir kitabı okurken aynı zihinsel ve duyusal yetiler işlev gördüğünden, herkes potansiyel olarak bir başka insan zekâsının ve duyarlılığının yarattıklarını kavrama ve değerlendirme yetisine sahiptir prensibiyle duyuları, zekâyı, dili özgürce kullanarak saptamak, tanımlamak, argümanlı düşünmek, fikirleri paylaşmaktır.
 Paradoks Film Akademi  (www.paradoksakademi.com)
 Paradoks SineFelsefe Dergi (www.paradoksdergi.com)
 “Hepimiz Sinemacıyız”
 Her hafta farklı bir film ve farklı bir konunun işlendiği seanslar herkese açıktır. İsteyen istediği hafta, istediği seansa katılabilir.
 Seminer, film üzerinden çalışma şeklinde yapılmaktadır. Filmin önceden izlenilmiş olmasında yarar vardır.
 Hangi hafta hangi filmin ve konunun işlendiğini öğrenmek için web sitemizi ya da facebook grubumuzu takip etmek yeterlidir.
Tarih: 26 Mayıs 2013
Saat: 15.00-18.00
Yer: İstanbul Kadıköy Lisesi
Moda Cad. Hacı İzzet Sok. No: 7 Moda Kadıköy İstanbul.
Bilgi: info@paradoksakademi.com
www.paradoksakademi.com
www.paradoksdergi.com
Tel: 0216 347 35 50
——————————————————————————–
 [1] Sine-Felsefe, Film Analizi ve Filmlerle Felsefe Atölyeleri, Fransa’da Katolik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnsan Eğitimi (Formation Humaine) Bölümü’nde, Metin Gönen tarafından konsepsiyonu tasarlanmış ve son sınıf öğrencilerine diploma öncesi zorunlu ders olarak 2002-2006 yılları arasında uygulanmıştır.
 Türkiye’de 2007-2008 İstanbul Kültür Üniversitesi’nde ve İTÜ’de, Beyoğlu-Karşı-Sanat’ta; 2008-2009 Plato Film Okulu’nda bu çalışmaya devam edilmiştir.
 2009 yılında, Metin Gönen tarafından Paradoks Film Akademi’nin kuruluşuyla, Sine-Felsefe çalışmaları, Paradoks Film Akademi’nin temel ve özgün bir atölyesi olarak kısaltılmış orijinal adı Sine-Felsefe (SineFelsefe) olarak her sene düzenli bir şekilde yapılır hale gelmiştir.
Filmarasıdergisi
Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

Stefan Zweig Uyarlaması “Satranç” Bu Cuma Sinemalarda

Stefan Zweig’ın aynı adlı eserinden uyarlandı.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Usta yazar Stefan Zweig’ın tüm dünyada ve Türkiye’de en çok satan romanı “Satranç”ın film uyarlaması, bu cuma sinemalarda vizyona girecek.

Stefan Zweig’ın Nazi Almanya’sından kaçıp yazdığı son eseri olan Satranç‘ın aynı adlı film uyarlaması, bu cuma vizyona giriyor. Dünya edebiyatının en popüler eserlerinden olan kitap, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelmiş geçmiş en çok satanlar arasında yer alıyor.

Netflix’in en çok izlenen ve beğenilen dizilerinden Dark’tan tanıdığımız Oliver Masucci’nin başrolünde olduğu Satranç (Schachnovelle), tutsaklığı sırasında tesadüfen bulduğu satranç kitabıyla yıllarını geçirmek zorunda kalıp bir satranç dehası haline gelen Josef Bartok’un etkileyici hikayesini anlatıyor.

Film, daha önce de biyografik yapımlara imza atan yönetmen Philippe Stölzl tarafından yönetildi. Stölzl, 2013 yılında ünlü hekim İbn-i Sina’nın hayatını da beyaz perdeye taşımıştı.

Filmin konusu: Varlıklı bir noter olan Josef Bartok sakladığı önemli bilgiler yüzünden Naziler tarafından tutuklanır. Bir otel odasına kapatılan Josef, akıl sağlığını yitirmek üzereyken tesadüfen bulduğu bir satranç kitabı onun hayata tutunmasını sağlar. Kitabı satır satır baştan sona ezberleyen Josef, daha önce hiç oynamadığı bu oyunda ustalaşır. Sonunda özgürlüğüne kavuştuğunda ise, kader onu New York’a giden gemideki satranç turnuvasında dünya satranç şampiyonuyla karşı karşıya getirir.

Okumaya Devam Et

Türkiye

“The Lost Daughter” Vizyondan Önce İKSV Galaları’nda

Olivia Colman’lı film, İKSV Galaları kapsamında ekranlara gelecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Oyunculuğuyla ünlenen Maggie Gyllenhaal’ın yönettiği ilk film, Elena Ferrante’nin aynı adlı romanından uyarlanan The Lost Daughter / Karanlık Kız vizyona çıkmadan önce, 15 Aralık Çarşamba, 21.30’da İKSV Galaları kapsamında City’s Nişantaşı – CINEWAM’da gösteriliyor.

İKSV Galaları aralık ayında Maggie Gyllenhaal imzalı The Lost Daughter / Karanlık Kız ile devam ediyor. Napoli Romanları’yla ünlenen Elena Ferrante’nin aynı adlı romanından uyarlanan Karanlık Kız, Secretary’den Sherrybaby, The Dark Knight ve The Kindergarten Teacher’a birçok filmden, The Deuce gibi dizilerden oyuncu olarak tanıdığımız Maggie Gyllenhaal’un yönetmenliğini üstlendiği ilk film. Dünya prömiyerini 78. Venedik Film Festivali‘nde yapan film, Gyllenhaal’a En İyi Senaryo ödülünü getirdi. Filmin başrollerini Olivia Colman ile Dakota Johnson paylaşıyor. Filmin kalabalık oyuncu kadrosunda deneyimli oyuncu Ed Harris’ten Normal People dizisiyle ünlenen Paul Mescal’a birçok ünlü isim yer alıyor.

Karanlık Kız, kasım ayında New York’ta düzenlenen Gotham ödüllerinde başta En İyi Film olmak üzere, En İyi Yeni Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Oyuncu ödüllerini kazandı. Ayrıca New York Film Eleştirmenleri Birliği tarafından En İyi İlk Film seçildi. The Wrap’e göre “bir şaheser. Olivia Colman resmen harikulade”, The Guardian’a göre “leziz bir dram” olan Karanlık Kız, bir üniversite profesörünün yaz tatilinde geçmişiyle yüzleşmesini anlatıyor. Olivia Colman’ın canlandırdığı Leda, yalnız başına çıktığı yaz tatilinde, sahilde vakit geçiren Nina ve kızıyla karşılaşıyor. Anne-kız arasındaki yakın ilişki Leda’nın hem dengesini bozuyor hem de kendi anılarını ve anneliğinin ilk döneminde yaşadığı duygusal çalkantıları depreştiriyor.

Karanlık Kız biletleri, 8 Aralık Çarşamba 10.30’da başlayacak Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışların ardından, 10 Aralık Cuma 10.30’da genel satışa açılacak. Biletler passo.com.tr/tr üzerinden, Passo perakende noktalarından ve İKSV gişesindenalınabilir.

Okumaya Devam Et

Türkiye

Aykut Enişte 2 Gişede Sezonun En İyi Yerli Film Açılışını Yaptı

Film, vizyondaki ilk üç gününde 186.898 bin kişi tarafından seyredildi.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Yapımını BKM’nin üstlendiği, yönetmeliğini Onur Bilgetay’ın yaptığı “Aykut Enişte 2”, uzun bekleyişin ardından cuma günü gösterime girdi ve ilk hafta sonunda elde ettiği gişe rakamıyla sezonun en iyi açılış yapan yerli filmi oldu.

Vizyondaki ilk üç gününde 186.898 bin kişi tarafından seyredilen Aykut Enişte 2, sinema salonlarında özlenen kahkahalı günleri geri getirdi. İlk hafta sonu itibarıyla ilk filmin yaklaşık 2,5 katını seyirciyi salonlara çeken Aykut Enişte 2, başarılı gişe performansıyla sinema sektörünün yüzünü güldürdü.  

Aykut Enişte 2 oyuncuları hafta sonunda seyircinin heyecanını paylaşmak üzere turnedeydi. Cuma günü Eskişehir’de, cumartesi İzmir’de ve pazar günü de Bursa’da Aykut Enişte 2 seyircisi ile buluşan oyuncular Cem Gelinoğlu, Melis Babadağ, Hakan Yılmaz, Mekin Sezer ve yönetmen Onur Bilgetay büyük coşkuyla karşılandı. 

Aykut Enişte 2’de, Gülşah’la evlenmek için gün sayan Aykut; Atabeyoğlu Ailesi’nin hayırsız damadı, müstakbel bacanağı Talat’ın ortaya çıkması ile kendini hiç istemediği bir maceranın ortasında buluyor!

Beklenmedik bir gelişme tüm planları alt üst ediyor: Atabeyoğlu Ailesi’nin hayırsız damadı, ailenin eski eniştesi Talat (Hakan Yılmaz) ortaya çıkıyor ve Aykut ve Gülşah’ın düğününe sayılı günler kala işleri karıştırıyor. Aykut iyi niyeti ve saflığı yüzünden başına açılan belalardan kurtulabilecek mi? Yoksa Gülşah’ı kaybetmek üzere mi? Bir ailede iki enişte olursa neler olur? 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler