Şiir Gibi Filmler (1)

Liste

Tuğba Güner hazırladı…

AŞIK SHAKESPEARE 1998

‘’Sen benimdin, rüyanın görkemiyle doldum. Ben rüyada sultandım, uyanınca hiç oldum.’’

Romeo ve Juliet’i görebileceğimiz bu filmde William Shakespeare’in aşk hayatı anlatılıyor. 1590’ların Londra’sında kendisine yüksek umutlar beslenen Shakespeare’in oyunları istediği seviyeye gelememektedir. Böyle tıkanmış hissettiği bir zamanda karşısına Viola çıkar ve artık o beklediği ilham akın akın gelecektir. John Madden’in gösterildiği sene oldukça önemli dallarda tam 7 Oscar heykelciğini kucaklayan filmi Aşık Shakespeare’nin başrollerinde Joseph Fiennes, Gwyneth Paltrow ve Colin Firth gibi isimler yer alıyor.

_______

CYRANO DE BERGERAC 1990 

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın

Varsın boyun olmasın bir söğüdünki kadar

Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var ?

1640 yılı Fransası. Bergerac ( Gerard Depardieu ) şiirle iç içe olan cesur, karizmatik, romantik bir silahşördür. Ama tüm bu sıfatlarını gölgeleyen kendi deyimiyle katedral gibi bir burnu vardır. Bir gün Roxanne’a ( Mala Powers) aşık olur. Birliğe yeni katılan yakışıklı da aynı kadından hoşlanmaktadır. Cyrano, burnundan dolayı şansı olmadığını düşünür ve Christian ( William Prince ) için bir iyilik yapar. Roxanne’i kazanması için onun yerine şiirler yazar. Bu şiirlerle Christian’a aşık olan Roxanne, belki de gerçeği bilse her şey farklı olacaktır. Edmond Rostand’ın eşsiz piyesinden uyarlanan filmin yönetmenliği Jean-Paul Rappeneau’ ya ait. Cyrano De Bergerac’ın muhteşem “İstemem Eksik Olsun” tiradı, filmin unutulmazları arasında yer alıyor.

 

_______

KAVAFİS 1996 

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. 
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de. 

Çağdaş Yunan şiirinin önde gelen ve ülkemizde de özellikle Şehir şiiriyle tanınan Kavafis’in hayatı yönetmen Yannis Smaragdis tarafından ele alınmıştır. En önemli şiirlerini 40 yaşından sonra yayımladığı için kendisini “yaşlılığın şairi” olarak nitelendiren Kavafis’in hayatı, dram ağırlıklı olan bu filmde yer alıyor.

_______

KELEBEĞİN RÜYASI 2013

Öldükten Sonra 
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan 


Muzaffer Tayyip Uslu

Zonguldak’ta yaşayan iki genç şair, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu. Bir yandan memuriyet hayatlarını sürdürürken bir yandan da toplumun her kesimine şiiri sevdirmeye çalışırlar. Avrupa’da II. Dünya Savaşı yaşanırken ülke de yeni yeni modernleşmeye başlamaktadır. Ve Suzan’la tanışırlar. Şiire olan inançları birlikte daha da artar. Muzaffer Suzan’a aşık olur. Lise öğrencisi olan Suzan, ailesinin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. 1940’lı yılların kabusu olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Kendi gelecekleri ve ülkenin gidişatı hiç de parlak görünmemektedir.

_______

KARANLIK DÜNYA-AŞIK VEYSEL’İN HAYATI 1952 

Selam saygı hepinize gelmez yola gidiyorum

Ne şehre ne de köye gelmez yola gidiyorum

Gemi bekliyor limanda gideceğim bir ummanda

Gözüm kalmadı cihanda gelmez yola gidiyorum

Metin Erksan’ın sinemaya adım attığı film olan Karanlık Dünya/Aşık Veysel’in Hayatı’nın senaryosu Bedri Rahmi Eyüpoğlu’na ait. Çocukken çiçek hastalığı yüzünden gözlerini kaybeden ünlü ozanımız Aşık Veysel’in tüm hayatı bu filmde bizleri bekliyor.

_________

PARLAK YILDIZ 2009

….

Ebediyen tatlı bir huzursuzluktan uyanmak

Yine de yine de aldığı o hassas nefesi duymak

Ve sonsuza kadar yaşamak, ya da bayılıp ölmek

25 yıllık hayatına 3 şiir kitabı sığdırmayı başaran ve veremden ölen İngiliz şair John Keats’in yaşamının bir kısmını ele alan filmin yönetmenliğini Jane Jampion yapmıştır. 1818’li yıllarda Londra dışında geçen filmde Keats’in ( Ben Whishaw ) komşusu Fanny Brawne ( Abbie Cornish ) ile olan aşkı ve bu aşka engel olmaya çalışanlarla verdiği mücadele dramatik bir şekilde ala alınıyor. Fanny’e adanmış ‘Parlak Yıldız’ şiirinin nasıl ortaya çıktığını izliyoruz filmde. Ve Keats bize şöyle söylüyor: ‘’ Şiir sadece şiirsellikten ibaret değildir. O, var olmuş en şiirsellik dışı şeydir.’’

_______

POETRY 2010

’Benim hiç güzel anım yok. Özür dilerim.Yirmi yıl boyunca, bodrum katta bir odada yaşadım.Altı yıl önce, sonunda bu kentte depozitosu ve kirası az olan bir daire kiraladım. Ve buraya taşındım. Sanırım o, hayatımın en güzel anıydı. Yere yatıp, kollarımı ve bacaklarımı açtım. Sanki bütün dünya benim olmuştu.”

Şiir nelere kadir diyebileceğimiz bir film var karşımızda. Güney Kore yapımı olan Poetry (Shi), alzheimer hastası olan ve altmışlı yaşlardaki bir kadının şiire merak sarması ve ders almaya başlamasıyla gelişen süreci anlatıyor. Sürdürdüğü zor yaşam şartlarının içinde şiire olan merakının irdelendiği film 2010 Cannes Film Festivalinde en iyi senaryo ödülünü almıştır.

__________

POSTMAN 1994

« Neruda:Benim şiirimle kızı baştan çıkarmışsın.
Postacı: Senin yazdığın şiirle kızı baştan çıkardığım doğru. Ama o şiir sana ait değil.
Neruda: Benim yazdığım şiirin bana ait olmadığını mı söylüyorsun?
Postacı: Evet. Şiir, yazana değil ihtiyacı olana aittir.
 »

 1950’ler, İtalya’nın küçük bir adasındayız. Şair Pablo Neruda Marksist düşüncelerinden dolayı burada sürgün hayatı yaşamaktadır. Adaya bisikletiyle postacılık yapan Mario Ruoppolo, Neruda ile dış dünya arasında bir bağdır. Zamanla bu ikili arasında sıcak bir dostluk meydana gelir. İki cümleyi bile bir araya getiremeyen Mario, şiiri sevmeye başlar ve Neruda onun kendisini gerçekleştirmesine yardımcı olur. Usta şairin sayesinde hem içindeki şairi ortaya çıkarır hem de onun şiirleriyle sevdiği kadın Beatrice’nin kalbini kazanır. Neruda’yı Philippe Noiret canlandırırken filmin yönetmenliğini Michael Radford yapmıştır. Filmin senaristlerinden ve postacıyı canlandıran Massimo Troisi bu filmi tamamlayabilmek için önemli bir kalp ameliyatını ertelemiştir. Ve film tamamlanır tamamlanmaz da kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Filmin başarısını göremedi ama film kendisine ithaf edilmiştir.

_______

SYLVİA 2003

’Ölmek bir sanattır, her şey gibi…Özellikle iyi yaparım.’’

Sylvia Plath; 30’undayken intihar eden, hayatı boyunca manik-depresif bozuklukla boğuşan şair-yazar. Kısa hayatında roman ve az sayıda şiir ile edebiyat dünyasına katkı sağlayan Sylvia’nın hayatı, bu filmde karşımıza çıkıyor. 1956’lı yıllar, Sylvia henüz edebiyat dünyasında tanınmıyor. Bu senenin içinde önceden de hayran olduğu şair Ted Hughes ile tanışır. Ted de aşık olur ona; evlenirler. Zamanla Sylvia görür ki kendisi gibi eşine hayran ve aşık olan çok kadın vardır; ihanetten devamlı kuşkulanır. Yazma konusunda da Ted’in profesyonelliğinin gölgesinde kalır. Ted gittikçe ününü arttırırken, Sylvia yeteneklerini ortaya çıkarmakta zorlanır. Büyük bir depresyon yaşar ve bu sıkıntılar onu şiirde başarılara taşıyacaktır. Plath’ın hayatını, Oscarlı oyuncu Gwyneth Paltrow canlandırırken filmin yönetmen koltuğunda ise Christine Jeff bulunuyor.

_______

ZERKALO 1975 

‘’3 gündür kimseyle konuşmamıştım. Bu durum hoşuma bile gitti. Bir süre sessiz kalmak iyi geldi. Kelimeler bazen tüm duygularımızı ifade etmeye yetmiyor. Çok sönük kalıyor.’’

Ayna filmi Tarkovsky’nin kendi yaşamından yola çıkarak ele aldığı yarı otobiyografik filmidir. Filmde ünlü yönetmenin kendi anne babası rol almaktadır. Baba Tarkovksy yer yer kendi şiirlerini seslendirmektedir. ‘Şiirsel Sinema’ deyince akla gelen Tarkovsky’nin en derinlikli filmleri arasında yer alan Ayna’nın somut bir konusu yoktur. Düşsel olaylar bir yandan filmde ilerlerken bir yandan da iç diyaloglar devam etmektedir.

Mühürlenmiş Zaman Kitabında Tarkovsky bu filmine dair şöyle söylüyor: ‘’ … Ayna’da benden değil, bana yakın olan insanlara karşı duygularımdan, onlarla olan ilişkilerimden, hiç tükenmeyecek anlayışımdan, ama aynı zamanda da onlara karşı işlediğim ve hiçbir zaman düzeltemeyeceğimi düşündüğüm günahlarımdan ve başarısızlığımdan söz etmek istemiştim.’’

________

YILDIZLARARASI 2014

Gitme o güzel geceye kibarlıkla
İhtiyarlık yanmalı ve söylenmeli gün kapandığında;
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.

Akıllı adamlar, bilmelerine rağmen karanlığa gömüleceklerini sonunda,
Sözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar
Gitmezler o güzel geceye kibarlıkla.

2014 yılının en iyi filmlerinden olan Yıldızlararası, Michael Caine’nin sesisnden bu şiirle süslenmiştir. Filmdeki karamsar hava, ve şiirin Caine’nin canlandırdığı karakterle birlikte Dylan Thomas’ın şiiri daha da bir anlamlanır.

KÜÇÜK PRENS 2015

“Hoşça kal” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görünmez.”

İçinde tam anlamıyla şiir geçmese de animasyon film Küçük Prens başlı başına bir şiirdir. Çocuksu ama epey felsefi film, Hollywood menşeli olsa da samimidir. 

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up