Şiir-Film-Ütopya: Arkadaşımın Evi Nerede?

Manşet Serbest Kürsü

arkadasımın-evi

“Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk”
Turgut Uyar – Geyikli Gece

Filme dair bilgi içerir-

Bu şiirle cebelleşen her zihne, ucuz reklam sloganları kadar naylon bir dünyayı nihayete erdirecek yegane şey, geyikli gecenin tahayyülü bulaşır. Bu tahayyül zamanla büyür ve masumiyetini yitirerek zihninize tebelleş olur. Hastalıklı bir parçanız haline gelir, koparmazsanız öleceğinizi sanırsınız.

“Arkadaşın Evi Nerede?” filmi tam bu esnada, bu ütopya cemiyetinin başkenti seçilmeye aday bir köyde, Köker’de doğuyor. Kendi gibi pencereleri de artık değer bulmayan bir dedenin suretinde Baba Aziz’in öğretisine dokunuyor, köpekten korkan Ahmed’in tezahüründe Yumurta’yı hatırlatıyor ve çocuk eliyle sağlanan adaletle Kusursuz Dünya’yla olan akrabalığını dillendiriyor.

Konu mu ne? Çok basit. Bir çocuk, defterine ödev yapmadığı için uyarı alan arkadaşının defterini alır yanlışlıkla. Çünkü kapları aynıdır. Geri götürmezse arkadaşı sınıftan atılacak. Ama ne adres biliyor ne de buna gerek duyuyor. Çünkü kulağına çalınmasa da yüreğinde büyüttüğü inancı tasdikleyen bir Baba Aziz var ve şöyle diyor: ” İman sahibi asla kaybolmaz benim küçük meleğim. Mutmain bir nefs, asla yolunu kaybetmez.

Yola düşüyor. Zigzaglı, zor yollara. Bir ütopyayı arıyor, adaleti. İnsanlara soruyor onu. Fakat içi boş kalıpları yurt edinmiş yetişkinler ona yardım edemiyor. Kimisi de umursamıyor bu halini. Onlar bilmiyorlar çünkü Geyikli Gece’yi. Onlar korkuyorlar kaybolmaktan. Onlar bu naylonluğu gerçek addediyorlar. Onlar ceset öğüten toprağa girmekle alakalı sanıyorlar her şeyi. Oysa…

Ahmed eve dönünce bağırıp çağıracaklarını bile bile arıyor arkadaşını. Her yolu deniyor. Sizin köye gittiler diyor biri, koşa koşa köyüne dönüyor. Evi şurada diyor bir başkası, koşa koşa oraya bakıyor. Bazen aynı yere ikinci kez geliyor. Dönüp duruyor ufacık bir köyde. Boşu boşuna nefes tüketiyor. Çok belli bulamayacağı. Ama aramaya devam ediyor. Çünkü biliyor ki aramayı bıraksa, yarın arkadaşının yüzüne bakamayacak. Geyikli Gece, orada duracak, açılmayı bekleyen bir sandık gibi, sonsuza dek.

Disiplin diyor hocası ve dedesi. Disiplin her şeyden üstün. Disiplin olmazsa olmaz. Gerekirse kötek, gerekirse ceza. Disiplin… Disiplin kuru birkaç kural, inançsız ve irfansız koca bir çöl.

Ahmed yenilmiş bir komutan edasında eve dönüyor. Yemeye iştahı yok. Ödev yapıyor. Rüzgarın etkisiyle açılan kapının gürültüsü hislerine tercüman… İçindeki fırtınaya. Ödev yapıyor iştahla. Aklı karışık.

Öğretmen geliyor. Ahmed’in arkadaşının yüzü yerde. Öğretmen ödevleri okuyor teker teker. Ahmed’in arkadaşı gözlerini yerden kaldıramıyor. Öğretmen yavaş yavaş Ahmed’in arkadaşına yaklaşırken, o düşünüyor, “Belki bu kez de affeder.” diye. Kapı çalıyor…

Geyikli Gece’yi mümkün kılıyor Ahmed. Annesi evden çıkamazsın ödev yap dediğindeki kararlı ifadesinden anlaşılıyor bu. Kalmayan zamanını dahi kaybetmek pahasına, yaşlı bir adamı üzmemeye çalışmasından. Aç köpeklerin arasında dahi, titreyen adımlarını geriye atmamasından. Dava adamı nasıl olur diye düşünenlere cevabını şahsıyla veriyor ve akşam ezanı biraz daha uzuyor.

Ve Ahmed… Ve çocuklar… Neler öğretecekler aslında bize. Turgut Uyar’ı haklı çıkaracak, bütün kalıplarımızı yerle yeksan edecekler. Ölmezlerse…

Selim Sevim yazdı…
twitter.com/selimsevim

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up