Seyirciyi Kızdırmamaya Dikkat Et!

Genel

yazar_serkanbastimar_

Filmden çıkıp üstümü-başımı, aksiyonun tüm kalıntılarını sildikten sonra alıyorum bu yazıyı kaleme.

John Wick, markası Keanu Reeves ile beyaz perdede seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Bir intikam hikayesini cilalı aksiyonla birleştiren John Wick’in yönetmenleri ise ilk defa bu koltuğa oturan David Leitch ve Chad Stahelski ikilisi.

Dramayla açılan, araba hırsızlığıyla devam eden ve sonrasında abartılı bir aksiyon kovalamacasına dönen filmin teması afişinde de kendini gayet iyi anlatıyor:
Kimi kızdırdığına dikkat et!

Kendine yeni bir hayat kurmak için emekli olan tetikçi John Wick’in hayatı önce karısını kaybetmesiyle, ardından karısından kalan sevimli köpeğin, arabasını çalan Rus mafyasının öldürülmesiyle değişir. Zira sevecek kimsesi kalmayan Jonh Wick, intikam için sahalara geri döner.

Hırsızlardan biri New York’un ünlü Rus mafyası Viggo Tasarov’un oğlu İosef Tasarov’dur ve küçük Tasarov nasıl bir belaya bulaştığının farkında bile değildir.

Sonrası malumdur. Devreye klişe girer. Baba Tasarov’un ve Wick’in ortak nesnesi küçük Tasarov’dur. Biri korumak diğeri öldürmek için düşer aksiyonun yoluna.

Baş döndüren aksiyon sahneleri ve “nasıl başlamıştık bak nereye vardı” diyen senaryo ilişkisi John Wick’in iki çelişkisi aynı zamanda.

John Wick

Sahneler inandırıcı, görüntüler ve planlar oldukça çizgi romanvari. 101 dakikalık filmin 1,5 saati aksiyon. Özellikle silahlı sahnelerde çekinmeden tetiğe basan baş karakterimiz efektlerin hakkını oldukça iyi veriyor. Aksiyon sonlara doğru mantık dışına çıkıp John Wick’i ölümsüzlüğe itiyor.

Kötü kurulan senaryo çatısı aksiyonla ayakta tutulmaya çalışıyor. Bir müddet direnen “John Wick Gökdeleni” sonlara doğru iyice yan yatıp suya batıyor. Onlarca kişinin öldüğü, kentin içinde eli silahlı fink atan tetikçilerin olduğu filmde sadece bir polis görmek bile senaryonun tek yönlü çalıştığına bir ispat.

Gelişme ve sonuç kısmının altında kalan enkazı Keanu Reeves’in şöhreti bile kurtaramıyor.

Gelelim oyunculuğa. Keanu Reeves bu filmde de Matrix’ten aldığı şöhretin kredisini kullanmış. Donuk yüzü ve seyrek sakallarıyla bu işi pek de iyi kotarmış saymasak da aksiyon için hâlâ iddialı bir kondüsyona sahip olduğunu ispatlıyor. Rus mafya babası rolündeki Michael Nyqvist ise bu konuda biraz daha iyimser bir tablo resmetmiş.

Misafir oyuncu gibi görünen “usta tetikçi” rolündeki Willem Defoe ise “benim ne işim var bu filmde” der gibi. Yine de onu bu filmde görmek hoş bir sürpriz.

Kanaat kısmına gelecek olursak… Aksiyon severler, “hareket olsun da izleyelim” diyenler için John Wick bulunmaz nimet. Elbette hikayeyi pek umursamamak gerektiği notunu düşerek veriyorum bu tavsiyeyi. Aksiyon sevmezgillerdenseniz uzak durun.

101 dakika boyunca rock müzikle birlikte baş döndürücü aksiyona tahammül edeceğinizi pek sanmıyorum.

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up