Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Sevmeye Ayrılan Zaman

Yayınlandı

tarihinde

saziye-ayas

Siteye yazmaya başlayacağım zaman arkadaşlar benden bir bölüm başlığı istemişti. Ben de ne var ne yok diye internette bakmaya başladım. Sineman diye bir bölüm gördüm. Sinemanın erkeklerin tekelinde olduğunu bağıran ve kolayca sinemaya adapte olan bu isme karşılık ben neden ‘m’yi ters çevirip w(omen) yapmıyorum dedim. Ve sinewa çıktı ortaya.

Biliyorum aslında ters çevrildiğinde ‘m’ tam olarak ‘w’ olmaz. Yani sinemanın ‘m’sini ters çevirsek bile kadınların işi hala zor sinemada. Kadınlara dizi yönetmek işi devrediliyor külfeti fazla ama sanat yapma olanağı olmayan.

Kadın yönetmenleri saymak istediğimizde bir çırpıda Bilge Olgaç, Handan İpekçi, Tomris Giritlioğlu, Yeşim Ustaoğlu, Türkan Şoray’ı saydıktan sonra duruyoruz. Eleştiri desek Alin Taşçıyan ilk aklıma gelen Ömür Gedik ismini herkes biliyor ama hızla magazinde görüp de bu ne iş yapıyordu diyeceklerimiz arasına girmek üzere.

Film Mor ve Uçan Süpürge tabi ki bir başarı ama bu etkinlikler kadınların sinemada kendine yer açması için yapılıyorsa baştan kabul edilmiş bir yenilgi söz konusu değil mi? Mesela neden sadece erkek yönetmenlerin katıldığı bir festival yok zaten hali hazırdaki festival katılımcılarının hepsi erkek olduğu için mi? Ama akademik alanda çok iyi yetkin hocalar olduğunu da söylemem gerek. Senaryoda Yeşilçam’ın basmakalıpları içine girmeyen Ayşe Şaşa ve Oscar kazanan “Umuda Yolculuk” filminin senaristi Feride Çiçekoğlu bizi gururlandırıyor ama istediğimiz şahsi değil genel bir başarı.

Yani acilen sinema alanında çalışacak kadınlar aranıyor!

Bu yüzden üzerime düşeni yapıp elimden geldiğince, önce yapmaya karar verip sonra unutuverdiğim gibi olaylara kadın kahramanlar tarafından da bakmaya çalışacağım. Bunun için de Sevmek Zamanı gibi bir filmden daha güzeli olabilir mi?

———————————————–

Sevmeye Ayrılan Zaman

Sevmek Zamanı; üzerine çok yazılan çizilen bir film ama herkesin birleştiği vikipedi de yazıldığı gibi “Filmin teması surete âşık olmadır. Boyamaya girdiği bir evin duvarında asılı kadın resmine âşık olan boyacı Halil’in ve resmin sahibi Meral’in öyküsü anlatılır.” Yani filmi inceleyen herkes Sevmek Zamanı’nı Halil’in gözünden görmek ister. Sevmek Zamanı’nın Halil’in kendi kendine Meral’in fotoğrafına baktığı aylar olduğu düşünülür. Halil yağmurlu günde kahvehanede otururken yanındaki arkadaşını dinlemeyip uzaklara daldığında ne düşündüğü merak edilir en çok. Benim Sevmek Zaman’ım ise eve Meral’in gelmesi ve aralarında şu konuşmanın geçmesi ile başlar.

Halil: Hırsız değilim.
Meral: Buraya ne zamandan beri geliyorsun?
Halil: Bir seneden beri her gün geliyorum.
Meral: Peki, ne yapıyorsun burada?
Halil:…
Meral: Gitmek mi istiyorsun?
Halil: Evet.
Meral: Aşağıda arkadaşlarım var görünmek istemezsin herhalde…
Halil: Evet.

Aslında filmdeki en büyük değişim; arzularına teslim olarak Ovidivs okuyan, sırf biri ile beraber olmak için Başar’la sevgili olan babasının deyimine göre yokluk görmemiş zengin bir kız Meral’in şemsiyesi olmadan yağmurda arabayı durdurup çorapları ile karda yürüyebilecek sıradan bir kız haline gelmesidir. Yani Halil Yusuf ise, Yusuf ile Züleyha masalında Meral aşkından tanınmayacak hale gelen Züleyha.

Ama tabi ki Halil’in aşkında da tasavvufi bir yön yoktur demiyorum. Meral “Herhalde bana ait bir şeyi öğrenmek benim hakkımdır” diye kafa tuttuğu zaman; Halil “hayır bu resminle benim aramda” diye karşılık verince aklıma Said Nursi’nin  “Güzellik libasındır ve dolayısıyla libası bana giydirenindir; benim değildir.” sözü geliyor. Yani Meral üzgünüm ama bu güzellik senin değil onu sana verenindir. Sende sana ait ufacık bir şey görmeden seni sevemem…

Sen beni üzersin, kırarsın, benim güzel düşüncelerimi yıkarsın, benimle oynarsın ama fotoğrafın öyle değil. Seni yaratan öyle değil; O’nu sevince O da seviyor beni karşılık veriyor. Ben O’na bir gidince O bana koşa koşa geliyor.

———————————————–

Sevmek zamanı deyince Metin Erksan’dan bahsetmezsek olmaz. Surete âşık olma önermesini filmin her karesinde Metin Erksan mükemmeliyetçiliği ile bize sunan yönetmen Sevmek Zamanı’nın Sevmek Zamanı olmasını ve 40 yılı aşkın bir süreden sonra sandıktan bir hazine gibi bozulmadan çıkmasını sağlayan kişidir.

Seyirci 1965 de Türkiye de böyle bir sanat filmi olmasının şaşkınlığını yaşar. Metin Erksan neden yeniden film çekmiyor, çekse nasıl olurdu diye hülyalara dalar. Bir tane daha Metin Erksan olsaydı; Türk filmi şimdiye kendi dilini çoktan oluşturmuştu diye düşünür. Haksız da değildir.

Onun ince düşünülmüş hesaplanmış sahnelerinde bir kusur bulmak neredeyse imkânsızdır. Öyle ki; Meral’in Halil görmeye ilk defa gittiği sahnede iç merdivenlerden çıkıp balkondan çıkması aklınızı karıştırsa da onun da anlatımın bir parçasın olduğunu hiçbir karenin boşuna olmadığını yağmurlu camın arkasında Meral’i gördüğünüzde anlarsınız.

Kavuşmak;

“Hayatta hiçbir rastlantı, aşk kadar pahalıya patlamamıştır. Aklın, yolunun üzerinde duran ve öylesine bir nazarla bakıp geçtiği bir çiçeğe, kalp, niyeyse hiç de öyle bakmamış, bakamamıştır. “Kalp gözü” dediğimiz o dev kapan ansızın açılmış ve şimdilik kendine ait olmayan çiçeğin suretini ruhun üzerine germiştir. Ruh her dalgalandığında bu suretin aslını arzulayacak; ancak arzuladıkça onu kendinden uzaklaştıracak, arzuladıkça imkânsız kılacak, nihayetinde, bir zamanlar yolunun üzerinde öylesine duran o çiçeği, uçurumun ortasında ve ulaşılmaz bir hale getirecektir. Zavallı âdemoğlu, o uçurumun kenarında, ezeli bir bağlanmayla ebedi bir elveda arasında varlığının en büyük buhranını yaşayacaktır.”

Ali Ayçil

Evet ya Ali Ayçil’in dediği gibi buhranla beklersiniz ya da aşktan vazgeçip sevmeye başlarsınız. Ama yine O’nun için seversiniz…

Filmin sonunu söylemek âdetim değildir ama zaten bu filmin sonu mutlu mu bitti mutsuz mu karar veremiyorum. Çünkü Yusuf Züleyha’sına kavuştuktan sonra bir de O’na kavuşmaktan başka ne isteyebilirdi ki?

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Haberi

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Tören 25 Nisan’da!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

93. Oscar Ödül Töreni Tren Garında Düzenlenecek

Adayları geçtiğimiz gün belli olan 93. Oscar Ödülleri’nin merakla beklenen ödül töreni tren garında düzenlenecek.

Geçtiğimiz haftalarda seyirci katılımıyla düzenleneceği açıklanan 93. Oscar Ödül Töreni‘nin bir kısmı tren garında gerçekleşecek. 25 Nisan tarihinde düzenlenmesi planlanan töreninin, COVID-19 önlemleri kapsamında bu karara varıldığı da yapılan açıklamalar arasında.

Törenin geleneksel olarak yapıldığı Dolby Tiyatrosu‘nun yanında Los Angeles şehir merkezindeki geniş tren garında (Union İstasyonu) düzenleneceği, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi Başkanı David Rubin tarafından e-posta ile açıkladı.

Salgın hastalıktan korunmak için geniş boşlukları ve mekanları mercek altına alan akademi, seyirci katılımı ile gerçekleşecek olan törenin detayları hakkında henüz açıklamada bulunmadı.

Okumaya Devam Et

Film

Emma Corrin’in Yeni Projesi Belli Oldu

Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Emma Corrin'in Yeni Projesi Belli Oldu

The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parlayan Emma Corrin’in gelecek projesi belli oldu.

Son zamanların dikkat çeken oyuncularından Emma Corrin‘in yeni projesi belli oldu. Konuşulan isim, D. H. Lawrence tarafından 1928 yılında yayınlanan Lady Chatterley’s Lover kitabının film uyarlamasında başrolü üstlenecek. Pennyworth dizisi ile güzel bir çıkış yakalayan Emma Corrin, Netflix’in çok sevilen ödüllü dizisi The Crown’ın 4. sezonunda hayat verdiği Prenses Diana rolüyle parladı.

Daha önce bir kere sinemaya, bir kez de diziye uyarlanan kitabın yeni film uyarlamasını, Laure de Clermont-Tonnerre yönetecek. Filmin senaryosunu ise Life of Pi’nin senaristi David Magee kaleme alacak.

Detaylı bilgilerin henüz açıklanmadığı film, doğuştan varlıklı bir aileden gelen talihli Lady Chatterley adındaki genç bir kadının yaşadıklarına odaklanacak. Şimdiden meraklandıran film, evlendiği adama evlendikten sonra aşık olan Lady Chatterley’nin avcı bir adamla yaşadığı aşkı ekranlara taşıyacak.

Okumaya Devam Et

Liste

Amazon Prime’da Kaçırılmaması Gereken 10 Dizi

En iyiler!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Dünya genelinde 150 milyon abonesi olan, köklü stream platformu Amazon Prime’da kesin izlemeniz gereken 10 diziyi listeledik. İyi seyirler!

Community (2009–2015) IMDb 8,5

Diplomasının sahte olduğu ortaya çıkan Jeff Winger üniversiteye geri gönderilir ve burada en az kendisininki kadar şüpheli geçmişe sahip öğrenci ve öğretmenlerle tanışır. Lisans diploması iptal edilen avukat Jeff Winger, üniversiteye geri döner ve burada birkaç tuhaf tiple bir çalışma grubu kurar

Upload (2020– ) IMDb 8,0

Upload konusu, yakın geleceği ele alıyor. Dizide sanal gerçeklik hizmeti veren şirketin müşteri hizmetlerinde çalışan Nora ve arkadaşı Nathan’ın yaşadıklarını anlatılıyor.

Yakışıklı ve parti sever Nathan, kendi sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu ağır yaralanır. Nathan’ın kız arkadaşı Nathan’ı ölümden sonra yaşamı deneyimlemek için Nora’nın çalıştığı sanal gerçeklik şirketindeki sanal gerçeklik dünyasının içine gönderir.

Counterpart (2017–2019) IMDb 8,1

Counterpant, çalıştığı şirkette paralel evrene açılan bir kapı olduğunu keşfeden bir adamın hikayesini konu ediyor. Howard Silk, Birleşmiş Milletler’e bağlı Berlin merkezli bir casusluk ajansında çalışmaktadır. Neredeyse 30 yıldır aynı şirkette çalışan Howard, tam olarak ne iş yaptığını bilmemektedir.

Fleabag (2016–2019) IMDb 8,7

Fleabag dizisinin temelini genç bir kadının insanlar ile olan ilişkilerini anlatması oluşturuyor. Takma isim olarak Fleabag adını kullanan genç bir kadının 30’lu yaşlarını sürdürürken hayatında gerçekleşen olayları aktaran bu dizi Londra’da geçmektedir.

Carnival Row (2019– ) IMDb  7,9

Carnival Row, Pact ve Burgue isimlerindeki iki ülkenin Peri Diyarı’nın hakimi olabilmek için verdiği savaş ile başlıyor. Savaşın kazananı Pact olduktan sonra da periler için zulümle dolu bir yönetime geçiliyor. Mitolojik canlıların insanlardan korktukları için temel özgürlükleri kısıtlanıyor

The Mentalist (2008–2015) IMDb 8,1

Kaliforniya Araştırma Büro’sunda (CBI), Lisbon’ın (Robin Tunney) önderliğinde ve gizemli cinayetleri çözmeye çalışan bir ekibe dahil olur ve kabiliyetini CBI’a verilen davaların sonuca ulaştırılması için kullanır. Fakat artık hayattaki tek amacı, karısı ve kızını öldüren Red John’dan intikamını alabilmektir.

 The Marvelous Mrs. Maisel (2017– ) IMDb 8,7

The Marvelous MrsMaisel 1960’lı yıllarda, New York City’de geçiyor. Şehrin lüks semtlerinden birinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam “Midge” Maisel hayatta istediği her şeye sahiptir. Ancak bir gün tesadüf eseri, hiç bilmediği bir yeteneğe sahip olduğunu keşfeder ve bu gelişme hayatını derinden sarsar.

The Americans (2013–2018) IMDb 8,4

The Americans; Soğuk Savaş döneminde 1980’li yılların başlarında, Ronald Reagan’ın ABD başkanlık koltuğuna geçmesinin hemen ardından; Washington, DC’de bir banliyöde çevreye iki Amerikalı görünümü veren ancak gerçekte iki KGB ajanı olan evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor

Hannibal (2013–2015) IMDb 8,5

Dr. Hannibal Lecter’ın çaylak FBI ajanı Clarice Starling’in büyük hatası sonucu hücresinden kaçışının üzerinden yedi yıl geçmiştir. Dr. Lecter, bu kaçışının ardından Floransa’ya gidip yerleşmiş hayatın tadını çıkarmaktadır; fakat Clarice Starling hala Dr. Lecter ile yedi yıl önce en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu tehlikeli deliler koğuşunda yaptığı görüşmeyi unutmamıştır.

Dr. Lecter’ı unutmayan biri daha vardır: Mason Verger. Dr. Lecter’ın eski bir kurbanı olan Mason Verger onun elinden güçlükle kurtulmuştur. Verger domuz besiciliğiyle kendine bir imparatorluk yaratmıştır ve de Dr. Lecter’dan intikam alma duygusuyla yanıp tutuşmaktadır. Dr. Lecter yüzünden bir soluk makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Verger’in zenginliği sayesinde elinde çok geniş imkanlar vardır ve kendi kurduğu dünyada en ufak bir hareketi bile hissetmektedir. Mason Verger sonunda Dr. Lecter’ı nasıl tuzağa düşüreceğini bulur. Dr.Lecter’a onun için dünyanın en değerli ve en zarif yemini sunacaktır. Verger’in bu yemi Dr. Lecter’a sunmasında Clarice Starling’i kendinde bir saplantı haline getiren FBI başmüfettiş yardımcısı Paul Krendler da ona yardım edecektir.

Mozart in the Jungle (2014–2018) IMDb 8,2

Mozart in The Jungle’ın konusu New York Senfoni Orkestrası’nın emektar Şefi Thomas’ın yerine dönemin en başarılı, genç şefi Rodrigo’yu getirmesi üzerine şekilleniyor. … Bunların yanında New York Senfoni Orkestrası’nda yer almak için can atan obuacı Hailey’in hayatı dizide anlatılıyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler