Seveni Çok, İzleyeni Yok!

Manşet Serbest Kürsü

abdulhamit-guler

Bu memlekette sinema yapmak zor. Bu memlekette sanat ile iştigal etmek zor. Bu memlekette zor olanın çok zor olduğunu anlatabilmek de zor. Ve bu memleket, zorluklarla güzel…

Güzel olan şeylerin kıymetini bilmiyoruz” tarzında klişe bir edebiyatla devam etmeyeceğim. Zira söz konusu sanat olunca güncel verilerle değerlendirme yapmak, kurguya girmemiş ham görüntülerle filmi yorumlamak gibi oluyor. Zira sanatın bugün ile olan tek bağı dündür. Ve yarına baktığımızda dünden başka şey göremeyiz…

Ve fekat diğer taraftan dünde bıraktıklarımızı yarına taşıyacağımız nokta olan bugün ele alınması gereken ve kendimizi yoklamamızı sağlayacak hususlara dikkat çekmek de boynumuzun borcu.

Şöyle ki…

Türkiye’de yerlilik ve sinema aşkı denince akla gelen ilk isimlerden olan Ahmet Uluçay’ı konu edinen belgesel ‘Tepecik Hayal Okulu‘, geçtiğimiz hafta vizyona girdi. Beyninde tümör olan ve bu sebeple uzun süre tedavi gören Uluçay, 2009’da aramızdan ayrılmıştı.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi ile tanındı Ahmet Uluçay. Ancak özellikle kısa filmleri, taşrada hayatını sürdüren biri için fazlasıyla evrensel ve ilgi çekiciydi (evrensel olanın taşradan uzak olmadığını düşünüyorum fekat o ayrı mesele). Çok zor şartlarda idame ettirdiği hayatında sinemadan vazgeçmedi Uluçay. Eşini, ailesini ihmal etti. Babasına hayallerini kabul ettiremedi, kendini ispat da edemedi. Ağabeyinden çok ilgi gördü, kendini anlattı. Sonra rahatsızlandı, beyninde tümör çıktı. Ameliyat oldu. Deva bulamadı. Daha sinemaya çok şey katacakken vefat etti.

Aslında yanlış söyledim, hayat hikayesi zaten sinemaya katkı idi. Yapamadığı şeyler hayalleri, rüyası, sineması, sinemaya çok şey kattı…

Toprağını seviyordu. Zaten toprak adamıydı, bu toprağın adamıydı. Adamdı.

Değerlerine bağlı, saygılı ve bir o kadar avangard idi. Gelenekçiydi. Fekat hayır, yenilikçiydi. Eminim ki bu kavramların hiçbiri umurunda değildi. Sadece hayatını, rüyasını ve sinemasını yaşıyordu.

Ahmet Uluçay gibi insanlardan bahsederken kullanılacak ifadeler, yaklaşım tarzı, yorumlara dikkat edilmeli. Fekat hayır, Ahmet Uluçay gibi insanlardan bahsederken rahat olmalı. Doğal, içten, takılmadan, samimi…

Ne diyorduk; Tepecik Hayal Okulu vizyona girdi. 1 hafta oldu. 4 salonda gösteriliyor. Koskoca 7 gün boyunca kaç kişi izledi dersiniz? Tahmin edemezsiniz. Belki de edersiniz. 1 haftada 218 kişi Ahmet Uluçay belgeselini izledi.

Bu bize ne gösteriyor?

Dağıtım sorunu, bilet fiyatlarının fazlalığı, izleyicinin ilgisizliği, vs…

Hepsi doğru.

Fekat ne yazık ki, Ahmet Uluçay’dan bahsedince yere göğe sığdıramayan ve sinemamız için önemine dair lügatindeki bürün kavramları kullananlar da izlemedi. -Çok yoğun bir dönemine rastladığı için vizyona girdiğinden bile haber olmamasına rağmen- ben de izlemedim ve aynı ithamlar benim için de geçerli.

Belgeseli yapanların dünya görüşünü beğenmemiş olabilirsiniz. “O zaman sen yapsaydın” derler adama. Yapılanı izlemeyip, kıymet vermeyip, yapmayıp, bu resmi nasıl tamamlayacağız, bilemiyorum…

Elbette böylesi bir iş, bir belgeselden gişeler dolusu veri beklemiyordum. Ancak 218 kişiden daha fazla kişi izlemeliydi.

Hala geç kalmış sayılmayız. Film gösterimde.

Ha bu arada; Ahmet Uluçay öldü.

Yaşasın ölüm!

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up