Savaş Mağduru Bir Müzik: Şaabi

Eleştiri Manşet Serbest Kürsü

belkıs-bayrak-son

El Gusto/ Yön: Safinaz Bousbia, 2011, Cezayir

Şaabi Müziğinin hüzünlü hikayesinin mutlu ve beklenmedik sonu diyebileceğimiz El Gusto; Fransa’nın Cezayir’i işgali sonrasında dağılan bir orkestranın 50 yıl sonra bir araya gelişini anlatıyor.

Yönetmen Safinaz  Bousbia ayna almak için Cezayir’de bir antikacı dükkanına girer. Dükkan sahibinin Şaabi müziği ile ilgili anılarını dinler ve bu konuyla alakalı bir belgesel çekmeye karar verir. Orkestranın dağılan üyelerini bulur, onların müziğe dair anılarını mahir bir dille izleyiciye aktarır.

Şaabi müziğinden  biraz bahsetmek gerekirse, “Şaab” kelime anlamı itibariyle halk anlamına gelir.  Müslümanların konservetuara alınmadığı bir dönemde, Cezayirli Hacı Muhammed El Anka Şaabi müziğini icra etmeye başlar. Başlangıçta bir apartmanın bodrum katında, meyve kasalarını sandalye niyetine kullanarak müzik yapmaya başlayan sanatçıların sayısı kısa sürede artar. Belediyeden müzik eğitimi için sınıf talep ederlerken, bir binanın katı tamamen kendilerine tahsis edilir. Burjuva müziğine karşıt kendini konumlandıran ve Cezayir’in arabesk müziği olarak kabul edilen bu yeni tür,halkın gönlünde çok hızlı yer edinir.

Müzisyenler müslüman ve yahudilerden oluşmaktadır. Cezayir halkının aynası haline gelen orkestra, savaş döneminin trajik etkisinden kendisini maalesef kurtaramaz. Savaş sırasında yaşanan türlü sıkıntılardan sonra orkestra dağılır. Artık müslüman müzisyenler Cezayir’dedir, Yahudi meslektaşları ise çoktan Avrupa’ya göç etmeye başlamışlardır. Orkestra dağılır. 50 yıl sonra yönetmenin gayretleri ile bir araya gelir ve Fransa’da dev bir konser verirler.

gusto

EL Gusto belgeselini özel ve kıymetli kılan hususlardan biri, hikâyesini belgesel içerisinde yazıyor oluşudur. Müzisyenlerin buluşmasını konu alan bir belgesel değil, müzisyenlerin buluşmasını bizzat sağlamak için harekete geçmiş bir belgesel projesidir. Sanatın kollektif yönünün katmerlendiği belgesel; sinema ve müziğin elele verince nasıl estetize bir dil ortaya çıkardığının kanıtıdır. Belgesel gerçekçiliğinin bir an sizi bırakmadığı EL Gusto; savaşın sanat üzerindeki öldürücü etkisini göstermesi cihetiyle tam bir vesika özelliği taşımaktadır. Son olarak da bugün birbirinin taklidi olmaktan hassasiyetle imtina eden iki dinin nasıl ortak paydada buluştuğunun göstermesi açısından son derece kıymetlidir.

El Gusto’yu izlerken, çocukken severek oynadığınız oyuncağınızı 50 yıl sonra yeniden bulmuş gibi bir heyecanın içinizi kaplayacağından, filmi izledikten sonra da Şaabi müziğinin muhteşem tınısının sizi bırakmayacağından eminim. Filmden  sonra kalbinizde tatlı bir iz bıracak, tıpkı şarkılarının mısraları gibi…

“Buradaki herkes sanatı ve istiaresiyle

Müziği ve hikmetli sözleri melodilere kazınıyor.

Sevdiklerimiz gemiye farklılıklarıyla biniyor.

Gemi denizin üzerinde ağaç dalları gibi süzülürken,

Yüzün gülsün canım.

Hep El Gusto gemisindeki gibi mutlu olacaksın.”

—————————————————-

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up