Sanatını Kibre Düşmeden İfa Edersen Sanattır

Manşet Türkiye

cihan-aktas

Haber: Zuhal Erkek

“Sanat iki türlüdür. Birincisi Kibrin Sanatı, ikincisi Ontolojik Tevazu’dur. Kibrin Sanatı; yeteneğin kendinden olduğunu zanneder. Oysa Tevazu Sanatı; sahip olduğunu savurmadan, kibirlenmeden gösterme biçimidir.”

ABDÜLHAMİT FOTOĞRAFA KARŞI ÇIKMADI

Esenler Belediyesi Kültür Sanat Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Esenler Belediyesi Sanat Evi’nin düzenlediği “Sinemaya Niye İhtiyacımız Var?” programının konuğu Yazar Cihan Aktaş oldu. Yönetmen Sinan Sertel moderatörülüğünde, Dr. Kadir Topbaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda Aktaş, İran fimleri, 19. yy’da sanat ve sanatçının kişiliği hakkında konuştu.

Yazar Cihan Aktaş, 19. yüzyılda aydınlanma ile birlikte sanat perspektifinde de değişimler meydana geldiğine dikkat çekerek, fotoğraf makinesiyle birlikte Rönesansın o tanrısal bakış açısının yıkılmaya başladığını söyledi. Aktaş sözlerine şöyle devam etti: “Batıda mevcut bir perspektif açısı vardı. Aydınlanma ile birlikte perspektifte kırılmalar yaşanmaya ve soyut sanat oluşmaya başladı.  19. yy’da merkezi perspektif insanı kendisine biricik ve merkezde hissettiriyordu. Fakat merkezi perspektif hakim olduğu dönemlerde, dünya henüz keşfedilmemişti. Diğer medeniyetlerden habersiz, Batı merkeziyetçiliği devam ediyordu. Coğrafi keşiflerle değişmeye, resim ve sanat anlayışı da sarsılmaya başladı. Tablo erişilmez olmaktan çıktı.  Bir eser fotoğraf makinesiyle birlikte tekrarlanabilir hale geldi. Düşünürler ve sanatkarlar fotoğraf makinesini tartışmaya başladılar. Sanatın halka ulaşması rahatsızlık verdi. Çünkü elit kesim, sanatın sadece bir tek zümreye ait olduğuna inanıyordu.”

Osmanlı döneminde ise fotoğraf makinenin gelmesine Abdülhamit’in karşı çıkmadığını belirten Aktaş, fetva makamlarının fotoğraf makinesine bakışlarının olumsuz yönde olmasından etkilenildiğine vurgu yaparak, alimlerin çoklu okuma yapması ve külliyatları tekrarlamaması gerektiğini savundu.

SANATINI KİBRE DÜŞMEDEN İFA EDERSEN SANATTIR

Konuşmasında sanatın iki türlü olduğunu belirten Yazar Aktaş, “Birincisi Kibrin Sanatı, ikincisi Ontolojik Tevazudur. Kibrin Sanatı; yeteneğin kendinden olduğunu zanneder. Oysa tevazu sanatı; emaneti verene ihanet etmeme kurallarını keşfine çalışan kişidir. Tevazu; yoksunluk değil, sahip olmak demektir. Yerli yersiz gösterme değil, kararınca göstermektir. Sanatını kibirlenmeden gösterme biçimi demektir. Örneğin, Paris konusu. Sanatçılara ve düşünce özgürlüğüne yönelik bir eylem olarak anlamalıyız gibi ülke üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar.  Eylemi hiçbir şekilde onaylamıyoruz. Fakat sanat dediğimiz de bu şekilde yapılmaz. Biz bunu neden sanat olarak algılamak zorundayız? Sanat, okuyan insanın hayatında çok sarsıcı ve olumlu anlamda bir etki yaratmalı. O kişiler gerçek anlamda sanatçı olsalardı, o tür karikatürler yerine eleştirdikleri insanları, kendi ideal gördükleri hayatı açarak, çarpıcı şeyler gerçekleştirerek kendi saflarına kazanmaya çalışırlardı.”

İRAN DEVRİMİNİN EN BÜYÜK KAZANIMI SİNEMA

İran sineması üzerine de açıklamalarda bulunan Cihan Aktaş; “İran Devrimi’nin en büyük kazanımı sinemaydı. Ben İran’a gittiğimde çok fazla fotoğraf çeken insanla karşılaştım. Çünkü o dönemlerde ben Türkiye’de yazı yazıyordum fakat yazılarıma fotoğrafımı koymuyordum. Daha sonra Şii ve Sunni gelenekten gelen farklılıklardan dolayı, Şii mezhebinde fotoğraf çekmenin yaygın olduğunu öğrendim. İran sinemasında mahremiyeti ve ilişki şekillerini tanımlamada bu geleneğin önemini görmüş oldum. Bir kadraja mahremiyeti ne kadar alabiliriz, düşüncesi hakim. Biliyorsunuz geçenlerde bir fotoğraf düştü medyaya. Burkalı bir kadın doğum yapmış. Bakan odasına giriyor, kameralar onu çekiyor. Kadın kendini saklamaya çalışıyor. O kadının mahremiyetine giriyorsun ve izni olmadan fotoğraflıyorsun? Ama kimse bu durumu sorgulamıyor. O kadının mahremiyetinin o şekilde görüntülenmesi, Kameramanların ne kadar eğitimsiz olduğunun birer göstergesidir.” dedi.

GOBADİ GERÇEK KİŞİLERİ HOYRATÇA KULLANIYOR

Aktaş ayrıca İran sinemasında Gobadi’yi bazı sahnelerinden dolayı beğenmediğini, gerçek kişileri hoyrat bir şekilde kullanmasından dolayı rahatsızlık duyduğunu ifade etti. “Sarhoş Atlar Zamanında” engelli bir çocuğun, Hollywood posteri karşısında gösteren bir sahne… Bence bu ahlaksız bir sahne. Gobadi burada Kürtçülük yapıyor. Bir şeyi çok fanatik şekilde görmeye başladığında sadece onu nasıl kullanabileceğini düşünürsünüz.”dedi.

DEVLET İRAN SİNEMASINA HER TÜRLÜ DESTEĞİ SAĞLAMAKTA

İran sinemasında devletin her türlü desteği verdiğini, kaygısı olan sinemacıların kendilerini yalnız hissetmediklerini belirten Aktaş, bağımsız sinemaya bu yüzden önem verdiğini, devletin sinemaya bir dayatma uygulamaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up