Bizimle İletişime Geçin

Uncategorized @tr

Sanat, Kültürel İktidar, Şehir Tiyatroları ve Sinema (1)

Yayınlandı

tarihinde

muhammeduyar copy

Kimin sanatı?

Sanat bir toplumun kültürel birikiminin dışavurumudur. Sanatınızla heybenizde olanı sergilersiniz. Bu yeni arayışlar için de böyledir. Eğer heybenizde kendinize ait bir şeyler yoksa o zaman mecburen başkalarından apardığınız kavramları/düşünceleri/fikirleri/kültürel yapıları sanatınızın içine yedirmek zorunda kalırsınız. Bu kolay bir yoldur ve fakat tehlikelidir.  Yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda kendinize ait hiç bir şeyi bulamayabilirsiniz. Çünkü kavramlar değişmiş, fikirler değişmiş, hayata, insana ve hatta sanata bakışınız/yaklaşımınız bile değişmiştir. Bu bakış size ait olmaktan öte, ötekinden devşirdiğinizdir. Burada ‘başkalarını tamamen dışlamamız mı gerekiyor?’ sorusu akla gelebilir. Bunun cevabı kesinlikle ‘hayır’dır. Siz kim olduğunuzun farkında olduğunuz, fikirlerinizin/düşüncelerinizin/kavramlarınızın ne olduğunu bildiğiniz sürece diğerinden/ötekilerden/yabancılardan aldığınız her bilgi/birikim sizin eserinize fayda sağlayacaktır. Çünkü zaten seçiminizi kim olduğunuza göre yapacaksınızdır.

Sanat mı yoksa sanatın anlattığı mı kutsaldır?

‘Sanat’ kavramını kutsallaştırmamak gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü kutsallaştırılan kavramlar genelde eleştiriden muaf tutulmak istenen kavramlardır. Bu evrensel bir görüştür diyebiliriz. Elbette sizin ‘kutsal’ınız bir başkasının kutsalı olmayabilir. Burada başkasının kutsalını eleştirirken saygıyı/ölçüyü korumak/koruyabilmek en hassas noktadır. Osmanlı ve devamında Türkiye yüzyıllardır İslam’ın savunuculuğunu yapmış ve dünyada yayılmasına öncülük etmiş bir millettir. (Bunu kabullenmek istemeyenler olabilir ama gerçekler bazen acıdır.) Öncü olan milletlerin her zaman sorumlulukları ve görevleri diğer toplumlardan daha fazladır. Türkler göçebelik dönemlerinden itibaren kendine has özellikleri olagelmiş bir millettir. İslam ile şereflendikten sonra hayatlarını dine göre şekillendirmekten geri durmamışlardır. Türklerin İslam’ın bayraktarlığını yaptığını söylerken ne kadar milli duygularımızı kabartmayı tercih etsek bile İslam ile şekillenen yaşamlarının en büyük gayesi bu dini yaymak, öğretmek ve yaşamak olmuştur. Müslüman Türklerin ‘sanat’ eserlerine baktığımızda, sanatı hiçbir zaman tek bir kavram olarak görmediklerini ve ‘sanat’ın bir tefekkür aracı olarak kabul edildiğini; mebnî/yazılı/sözlü/çizili eserlerin hepsinde görüyoruz.

Fakat Batı’nın (sanat) anlayışında böyle bir şeyi görmek zor. Özellikle de sanata ‘sanat sanat içindir’ şeklinde baktığımızda ve yaklaştığımızda sanatı hakkıyla anlayamayacağımız hatta sanatın hakkını veremeyeceğimiz kanaatindeyim. Günümüzde yerleşmiş ya da yerleştirilmeye çalışılan ‘sanat yeniliktir, sanat isyandır, sanatçı yenilikçidir, sanat ve sanatçı boyun eğmez, sanat/çı iktidarla uzlaşmaz, sanat/çı kendi yolunda yürür’ şeklindeki yaklaşımlar ‘sanat’ı kutsama çabalarıdır, daha da ileri gidersek aslında bu tanımlamalar ‘sanat’ı belli bir kalıba hapsetme gayretleridir.

Allah’a yani Sani-i Hakikiye (hakiki/asıl/öz sanatkâr) inanan insanların yaşadığı bir toplumda sanat eserlerine ve sanatçıya yenilik/çilik gibi bir görev yüklemek biraz ağır olacaktır. Çünkü ‘yaratma’ her daim devam eden bir eylemdir ve etrafımızda hiç durmaksızın devam eden, farkında olmadığımız/farkında olup kavrayamadığımız oluşlar/yaratışlar vardır. Bunu bilen ve kavrayabilen bir insan/sanatçı ortaya koyacağı sanat eserinin kâinattaki yaratılmış şeylerin aslında birer kopyası olduğunun bilincindedir. Ve bir sanat eserini ortaya koymanın aslında ‘yaratılmış olanı’ belli/belirli ‘çerçeveler’ ile dönüştürerek yine ‘yaratılmış’ olana servis etmek olduğunun farkındadır. Yaratılmış bir şeyi ‘dönüştürmek’ ise yaratıcılık kavramının kapsamına giremeyecek kadar dar bir anlamı ifade etmektedir. İnsan/sanatçı bunun farkında olduğu sürece yaptığı ‘sanat’ın çok daha fazla anlam kazanacağı aşikâr. – Ne olduğunu bilen neyi yaptığını daha iyi bilir.- Yaratılmış olanı insanlara anlatma/gösterme/fark ettirme görevi kutsal bir görevdir. Çünkü yaratılmış olan her şey bizim inancımıza göre Allah’ı gösteren birer ayettir. Bu ayetleri okumak/görmek/göstermek ibadettir. Sanat eserlerine ya da sanata böyle bir misyon yüklemek zorunda mıyız? Bu soruya inanan birisinin/sanatçının ‘evet’ cevabını vermesi gerekir diye düşünüyorum.

‘Sanat’ı kutsallaştırdığınızda sanatçıyı da kutsallaştırmak zorunda kalırsınız. Hem işi hem de işi yapanı kutsadığınız da ise -yukarıda da belirttiğimiz gibi- birilerinin eleştiriden muaf tutulmak iste/n/diği ‘özgürleştirilmiş/tanrı-sal-laştırılmış’ bir alan oluşturulmaya çalışılır ve çalışılıyor.

Günümüz Türkiye’sinde ‘kültürel iktidar’ın sanatı böyle bir kutsama gayretinde olduğunu görüyoruz. Son dönemlerde sinema ile başlayan ve son olarak şehir tiyatroları meseleleri ile ayyuka çıkan tartışmaların temelinde ‘siyasi iktidarı’ oluşturan ‘milli irade’nin ‘kültürel iktidar’da da söz sahibi olmak istemesi yatmaktadır.

‘Kültürel İktidar’ var mıdır? 

Yazımızın ilk bölümü ‘sanat’a bakışımız ile ilgili bir girizgâh mahiyetinde oldu. Kültürel İktidar, Şehir Tiyatroları ve Sinema  ile ilgili ayrıntıları bir sonraki yazımızda tartışmaya devam edeceğiz.

—————————

Muhammed Uyar
twitter.com/muhammeduyar 

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

Selda Alkor ve Engin Ayça’ya 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nden Onur Ödülü

Festival, 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Selda Alkor

4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nin Onur Ödülü, Selda Alkor ve Engin Ayça’ya layık görüldü.

Geçtiğimiz yıllarda Reis Çelik, Biket İlhan, Süleyman Turan, Mevlüt Koçak, Gülsen Tuncer ve Necip Sarıcı‘ya takdim edilen festivalin geleneksel ödüllerinden olan “Dostluk Onur Ödülü” bu yıl oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya takdim edilecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ün destekleriyle Balkon Film’in organize ettiği ve Türk Kızılay’ı çatısı altında 2-5 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Kısa Film Festivali’nde ödüller, açılış töreninde sahiplerine teslim edilecek. Bu yıl Hacı Bektaş-ı Veli anısına düzenlenen festivalde “Dostluk Onur Ödülleri” oyuncu Selda Alkor ve yönetmen Engin Ayça’ya Türk sinemasına yaptıkları katkılardan dolayı verilecek.

“Festivalin Anadolu Dostluğunu Geliştiren İsimler Anısına Yapılması Çok Anlamlı”

1965 yılında Yeşilçam ile tanışan, “Senede Bir Gün”, “Buzlar Çözülmeden”, “İlk ve Son”, “Erikler Çiçek Açtı” gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol alan sinemanın “Çiçekçi Kız”ı usta oyuncu Selda Alkor, kişilerin yeniden dostluk duygularını öne çıkarmak amaçlı yapılan Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali’nden dostluk ödülü almanın çok gurur verici olduğunu ifade etti. Kaybolan değerlerden dostluğu halka filmler, şiirler ve müzikler vasıtasıyla ile buluşturmanın çok değerli olduğunun da altını çizen Alkor, festivalin her sene büyük şairlerin, düşünürlerin yıllar önce Anadolu dostluğunu geliştiren isimler anısına yapılmasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

“Dostluk Toparlayıcı Bir Unsur”

Festivalde “Dostluk Onur Ödülü” alacak bir diğer ise 1987’de ilk uzun metrajlı filmi “Bez Bebek” ile 1. Ankara Film Festivali’nde En İyi 2. Film ve En İyi Senaryo Ödüllerini alan usta yönetmen Engin Ayça. 1990’da “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu” adlı ikinci filmiyle 28. Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film seçilen usta yönetmen, son olarak 2007 yılında “Suna” filmini yönetti.

Dostluğun hepimiz için bir panzehir olduğunu, hayatı devam ettirmek için toparlayıcı bir unsur olduğunun altını çizen Engin Ayça ‘dostluğun’ işlendiği bir film festivalden onur ödülü almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Yunus Emre Enstitüsü gibi birçok kurum iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Kızılay Dostluk Film Festivali direktörlüğünü Faysal Soysal, Onursal Başkanlığını Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık yapacak. 

Okumaya Devam Et

TV'de Sinema

Bu Akşam Televizyonda Hangi Filmler Var?

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

6 Kasım 2021 Cumartesi akşamı televizyon filmleri.

Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows) – Beyaz TV Saat: 19.30

Serinin devam filminde Sherlock ve ortağı bu kez Londra dışındadırlar. Sherlock, bu kez suç dehası Profesör Moriarty’in peşindedir.

İntikam Yolu (Drive Angry) – Beyaz TV Saat: 21.45

Kızının sapkın bir tarikat tarafından vahşice öldürüldüğünü ve torununun yine aynı adamlar tarafından şeytana kurban edilmek üzere kaçırıldığını öğrenen Milton, cehennemden kaçarak intikam almak için dünya üzerine gelir.

Yaz Saati (Summer Hours) – TRT 2 Saat: 22.00

Olivier Assayas imzalı film, üç kardeşin, ölen annelerine ait ev ve sanat koleksiyonunun akıbeti konusunda düştükleri durumu konu ediniyor. “Summer Hours” (Yaz Saati), bu akşam 22.00’de TV’de ilk kez TRT 2’de.

Okumaya Devam Et

Uncategorized @tr

“Lightyear”dan Teaser Yayınlandı

Film, 17 Haziran 2022’de gösterime girecek.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Pixar animasyonu “Lightyear” filminden teaser yayınlandı. Filmde Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Yönetmen koltuğuna Kayıp Balık Dory (Finding Dory) filminin ortak yönetmenlerinden Angus MacLane‘in oturduğu “Lightyear“dan teaser yayınlandı. Toy Story serisinde yer alan oyuncaklardan Buzz Lightyear’ın maceralarına odaklanan film, 17 Haziran 2022‘de gösterime girecek.

Işıkyılı, son model bir oyuncak olan Buzz-lightyear’ın hikayesini konu alan Pixar animasyonu Lightyear‘da Buzz Lightyear karakterini ünlü oyuncu Chris Evans seslendiriyor.

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik

Popüler