Sadece Yetişkinlerin İzleyip Tadına Varacağı Animasyon Filmler

Liste

Rüzgar Estiğinde (When the Wind Blows 1986)

“Kardan Adam” (The Snowman) Noel’de televizyonda yerini alan başyapıtlardan biri olsa da, Raymond Briggs’ın çok daha başarılı başka bir uyarlaması olan “Rüzgar Estiğinde”ye değinilmeden geçmek olmaz. Animasyon teknikleri ile canlı aksiyon sahnelerinin güzel bir karması olan film seslendirmeyi John Mills ve Peggy Ashcroft’un yaptığı Hilda ve Jim adında emekli iki karakterin Sovyet nükleer saldırı sonrası Sussex’teki nezih bir kulübede geçen yaşamlarını ele almakta. Jim ve Hilda sakin hayatlarını korumaya çalışırken, ümitsizlikle karışık keyifleri onları radyasyon zehirlenmesinden korumaya yetmeyecektir. Hıçkırık ve kıkırdamak gibi insani duygu boşalmalarını hicvederek eş zamanlı işleyen film, Hilda ve Jim çiftinin iyi niyetli naifliklerine de merhametli bir dokunuş sergiliyor. Fakat bütün bunlar hikayede Briggs’ın nükleer savaşının adaletsizliğine karşı öfkesini kusması sonucu kül olur. Noel’de seyredilmesi pek tavsiye olunmasa da, bu bir başyapıt!

______

Yellow Submarine

Sarı Denizaltı (The Yellow Submarine 1968)

Dönüm noktası niteliği taşıyan pop kültür masalı, başrolde Beatles grubunu temsil eden animasyon modellerle bir filmlik devrime imza atar: Tek gecede başyapıt bir animasyon ―Disney yapıtılarına ilham olmuş ―ve kendinden sonra gelecek deneysel animasyonlarda fantastik görüntülerin ve psychedelic (sanrı gördüren) imgelerin görsel şöleninin atası sayılabilir. Çokça sürrealist kavramların ve post-modern sözcük oyunlarının varlığına rağmen, çocukların da sevebileceği sahneler var. Mesela, Fab Four ile Kötü Maviler arasındaki çatışma kesinlikle çocukların seveceği sahneler arasında. Yine de Sarı Denizaltı’nın ustalıkla yapılmış eklektik görselliği, Peter Max’in gerçek üstü cıvıl cıvıl bir ülke olan Pepperland’ı, Warhol soslu Eleanor Rigby melodilerinin eşlik ettiği Liverpool sahneleri ancak büyükler tarafından zevkle izlenir.

_____

Ateş Böceklerinin Mezarı (Grave of the Fireflies 1988)

Fenomenal derecede depresif bir anti-savaş filmi seyretmek istiyorsanız Rüzgar Estiğinde ile Ateş Böceklerinin Mezarı animasyonlarını birlikte izleyin derim. Ateş Böceklerinin Mezarı ’da tıpkı bir önceki film gibi apokaliptik bir saldırı sonrası masum insanların hayatta kalma çabalarını irdeler. Bu Japon filmini kasvetli hale getiren en önemli unsur belkide “masum” kimliğinin küçük bir erkek çocuğunda ve onun elma yanaklı kız kardeşinde vücut bulması. Inanılmaz büyük gözleriyle ve sürekli değişen ruh halleriyle, Seita ve Setsuko Studio Ghibli’nin diğer karakterleri kadar aşırı sempatik ve sevimli. Fakat bir Ghibli alameti olan şeytanlar ve kötü niyetli ruhlarca saldırıya uğrayan karakterler olmak yerine, Seita ve Setsuko İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Filmde ilk önce kardeşlerin yaşadıkları şehrin Amerikan bombalarıyla yok edildiğini ve sonrasında annelerinin diri diri yandığını öğreniyoruz. Bütün bu yaşanılanlardan sonra kardeşlerin ilgisiz bir teyzenin yanında taşınmak zorunda kaldıklarını görüyoruz. Ve herşey bütün bu olanlardan sonra daha da kötüleşmeye başlar. Dayanılmaz bir film, ama seyredilesi.

_______

Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı (Wallace and Gromit: The Curse of the Were-Rabbit 2005)

Nick Park ve Steve Box’ın Wallace ve Gromit’teki claymation (kilden nesnelerle yapılan animasyon) metodunu kullanmaları sadece standart dışı ―hatta artık modası geçmiş yöntem― olmakla incelenemez, aynı zamanda abartılı hareketlerin olduğu güldürünün ekzantrik doğası da es geçilmemeli. Pop kültüre sık sık gönderme yapmasından ötürü filmin büyükler için bir animasyon olduğunu düşünüyoruz. Hikâyeye dönecek olursak, tutucu bir kimliği olan kâşif kahramanımız Wallace ve ondan daha akıllı olsa da hiç sesi çıkmayan köpeği Gromit karşımıza çok önemli bir sebze yarışmasını dev bir tavşandan korumaya çalışırken çıkıyor. Filmde gülünç ve saçma olayların sıradanlaşmasını seyrediyoruz, Gromit’in pervaneli bir uçağı ustalıkla kullanması gibi.

______

Waking Life

Hayata Uyanmak (Waking Life 2001)

Richard Linklater genelde 12 yıllık projesi olan “Boyhood” (Çocukluk) ile tanınır, aslında Linklater cesaretli ve orijinal projelere imza atabileceğini çok öncesinde Hayata İnanmak ile sinyalini vermişti. Belgesel ve drama arasında gidip gelen film, kuvantum mekaniğine, nörobiyolojiye, reenkarnasyona ve gerçeğin doğasına ufak ufak göndermeler yapar. Bütün bunlar yeterince tuhaf gelmiyorsa, bir grup sanatçının rotoskop tekniği ile titreşimli görüntülerin çekim için kullanıldığını biliyor muydunuz? Aranızdan bazıları asit yolculuğu sahnelerinin teorilere gönderme yapılırken aşırıya kaçmış olabilme ihtimaline karşı kullanıldığını ileri sürebilir. Aksine, filmde bu tekniklerin hepsi “Etrafımızda dönen hayat aslında tamamen bir rüya olabilir” fikrini seyirciye sunma amacıyla kullanılmıştır.

______

Bambi (1942)

Bambi belki de Walt Disney’ın en başarılı animasyon yapımıdır. Fakat birçok ebeveyn çocuklarının bu animasyon filmi seyretmesine yanaşmaz, sebebi ise film esnasında bir avcının kurşunuyla Bambi’nin annesinin öldürüldüğü sahne. Bu sebepten dolayı Bambi klasiğinin çocuklardan çok büyüklere hitap ettiği düşünülür. Evet, animasyona serpiştirilmiş insan varlığına ve deneyimine yakın gelen anlar var, yine de gerçekte Bambi kurgudan arındırılmış konuşan hayvanların yer aldığı ve doğanın döngüsünü anlatan bir filmdir. Çarpıcı ilk sahnesi ile filmde küçük bir orman gizemli pastoral bir diyoramaya dönüşür. Bambi’deki orman yangını sahnesi filmin dönüm noktası olarak karşımıza çıkar. Filmin bu bölümü Disney’ın çizgi filmleri arasında belkide seyirciyi bu denli etkileyen tek sahnedir, çünkü ölüm kalım savaşı Bambi’ye ondan öncekilerin (atalarının) yolundan gitmeyi öğretir.

______

 

Persepolis (2007)

Aslına bakarsanız kanlı canlı ve eğlenceli bir animasyonun tarihe karşı aşırı ciddi duruşu ilk bakışta bir çelişki gibi gözükebilir. Marjane Satrap’ın 1979 Iran Islam Devrimi öncesi ve sonrası üzerine deneyimlerini aktardığı grafik romanının uyarlaması olan Persepolis’i seyrettikten sonra animasyon filmlerin hayata dair vahim meseleleri irdelemeleri hiçte çelişki gibi gelmiyor. Film Satrapi’nin monokromatik (tek renkli) görsel tarzını yeniden canlandırırken başkahramanımızın bu siyah beyaz dünyada daimi isyankâr hallerini çok güzel aktarır. Kahramanımız sadece Iran rejimine karşı değil, Fransa’da karşısına çıkan rahatsız edici tiplere kadar başkaldırmasını bilir. Satrapi’nin karakterinin doğasındaki skeptik huzursuzluğu filmde açıkça görebiliyoruz. Böylece sonuç trajik olmakla birlikte coşturucu da olabiliyor.

____

Belleville’de Randevu (The Triplets of Belleville 2003)

Sylvian Chomet’in acaip derecede egzantrik çıkış filmi ‘herhangi bir tanım’a meydan okuyor. Şöyle ki, tamamen sürreal, neredeyse hiç diyaloğun olmadığı fakat ahenkli melodilerle renklendirilmiş harika bir Fransız aksiyonu var karşımızda. Belleville’de Randevu’nun karakterlerine bakacak olursak: Atlantik okyanusunu pedallı bir tekne ile geçen ufak tefek bir yaşlı kadın, Tour de France bisikletçisini kaçırmış birbirine çok benzeyen iki mafya çetesi üyesi, ve dinamit kullanarak akşam yemeği için kurbağa yakalayan üç şarkıcı. Uçuk kaçık bir komedi ile karşı karşıyayız, yine de anaforda melankoli, korku ve karanlık duygular yok değil. Josephine Baker, Jacques Tati, Max Fleischer gibi sanatçılara nostaljik göndermeler yapılsa da, ‘şahsına münhasır’ bir animasyon filmidir Belleville’de Randevu.

_____

Yaman Tilki ( Fantastic Mr. Fox 2009)

Wes Anderson hicivi direkt seyircinin damarlarına enjekte eder. Roald Dahl’ın 1970’te yazdığı çocuk romanının stop-motion uyarlaması olan Yaman Tilki Anderson’un kariyerinin en iyi hiciv ürünüdür belkide. Filmde kurnaz Bay Tilki’yi George Clooney seslendiriyor. Mal mülk üzerine yapılan şakalar ve Bay Tilki’nin abartılı şekilde medeni bir ses tonuyla kümesten çaldığı tavuklara bahane olarak “Çünkü ben vahşi bir hayvanım” demesi filmin hicivli altyapısına bir gönderme. Sonuç olarak Bay Tilki yeraltından hareket eden bir soygun çetesine önayak olur ve buna bağlı olarak onları yok etmek isteyen çiftçilere karşı bir hareket başlatır.

____

Chico ve Rita (Chico & Rita 2010)

Rita egzotik danslar yapan güzel bir şarkıcı, Chico da yetenekli ve kıskanç bir piyanisttir. Chico ile Rita’nın 1948’de Havana’da tanışmalarından günümüz New York’una sıçrayan film, arada Las Vegas ve Paris’e de uğrayan bir aşk hikâyesini anlatıyor.

____

Anomalisa (2015)

ngiliz Michael Stone, müşteri hizmetleri üzerine bir kitap yazar ve tanıtım için Amerika’ya gelir. Michael; insanlarla yakın ilişkiler kuramayan, ilgisiz ve heyecansız bir adamken; kaldığı otelde duyduğu ses, onu tekrar hayata bağlar ve o sesin peşinden koşar…

_____

Sihirbaz

L’illusionniste (2010)

İllüzyonist, nesli tükenmekte olan bir sahne eğlendiricisi. Yükselmekte olan bir rock yıldızı grubu tarafından sahnesi ele geçirilir ve bahçe – kafe partilerine eskisi gibi gösteri için davet de alamayınca başka ülkelere gitmeye karar verir. İskoçya kıyısında bir kasaba barında şovunu sergilerken karşılaştığı Alice adlı masum genç kız, onun yaşamını sonsuza dek değişecektir.

____

Team America: World Police (2004)

Dünyayı terörist tehditlerden korumakla görevli Team America ekibi Paris’te bir grup teröriste saldırır. Ekiplerinden bir kişi ölünce yerine ünlü tiyatro oyuncusu Gary çağırılır. öÖnerilen görev oyunculuk yeteneğini kullanarak Kahire’deki bir terörist gurubuna sızmak ve girişecekleri saldırıyı önlemektir.

_____

Sinefesto

Sinefesto

Admin at Sinefesto
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.
Sinefesto

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up