Bizimle İletişime Geçin

Festivaller

Röportaj: Mahmut Fazıl Coşkun İle Anons Filmini Konuştuk

Mahmut Fazıl Coşkun ile Anons’un hikayesini ve filmin yurt içinde ve yurt dışında aldığı geri bildirimleri konuştuk.

Yayınlandı

tarihinde

Yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun Uzak İhtimal ve Yozgat Blues filmlerinin ardından üçüncü uzun metrajı Anons ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Coşkun ile Anons’un hikayesini ve filmin yurt içinde ve yurt dışında aldığı geri bildirimleri konuştuk. 

Üçüncü uzun metraj filminiz olan ‘Anons’un hikayesi nasıl başladı?

3 – 4 yıl önce Yozgat Blues filmlerinin çekimleri sırasında Ercan Kesal ile yeni bir senaryo yazmak için konuştuk. Ben biraz daha diğer filmlerin aksine tek gecede geçen, belki de daha uzun sahnelerin olduğu bir hikaye arayışındaydım. ‘Anons’ filminin hikayesini duyunca da çok hoşuma gitti ve aradığım şey gibi düşündüm. Senaryo yazımına Ercan Kesal ile birlikte başladık.

Senaryo aşamasında ne tür yolları izlediniz? Karakter tasarımından sosyo-kültürel yapıya kadar dönemi yansıtacak sanat yönetimi konusunda nasıl çalıştınız?

Biz esas olarak birazcık dönemin ruhunu, yazılmış bir takım günlükleri ve kitapları okuduk, gazeteleri taradık. Sadece bu olaya fokuslanmadık, o dönem birtakım magazin dergileri var, müzikler var, filmler var… Ciddi bir çalışma yaptık ve işi iyice anlamaya çalıştık. O dönemde insanların hayat tarzı nasıldı? Türkiye’de politik olarak neler oluyordu? Bütün bu soruları senaryoyu yazarken cevapladık. Ondan sonra karakterleri, olay örgüsünü ve esas ne anlatmak istediğimize uygun olarak bunları film senaryosu haline getirdik.

Olaya yakından şahit olmuş kişilerin hatıralarını dinleme ya da okuma şansınız oldu mu?

Dönemi yaşamış insanların hatıralarını içeren çeşitli kaynaklar var. Gazetecilerin gözlemci olarak yazdığı kitaplar da buna dahil. Onların önemli bir kısmını taradık diyebilirim.

Anons’ta tek plan ve uzun sahnelere şahit olduk. Bu sizin için zorlu bir süreç miydi?

Her biçimin kendi içerisinde bir zorluğu vardır. Her sahne tek plan ve uzun sahnelerden oluşuyor. Onun için kuvvetli oyunculuk gerekiyor. Bir de çok iyi yazılmış olması, mizanseninin çok iyi olması gerekiyor. Aksi halde bunun başarısız olma ihtimali de çok yüksek. Üzerine yoğun çalışmalar gerektiriyor.

Çekimler esnasında senaryoya bağlı kalmak noktasında ve oyuncu yönetimi konusunda belli başlı kurallarınız var mı? Anons’ta bunları ne kadar kullandınız?

Senaryo bağlı kalmak zorundaydık çoğu zaman, özellikle diyaloglar konusunda. Çünkü hem dönem filmi olması hem de tasarım olması bunu zorunlu haline getiriyor. Çok fazla doğaçlamaya imkan vermiyor. Ben bu filmde pek doğaçlamaya gitmedim, senaryoda da çok büyük bir değişiklik olmadı.

Senaryoyu son haline uygun olacak şekilde uygulamaya geçirmeye çalıştık. Oyuncu yönetiminde de şuna dikkat ettim: Diğer iki filmimde daha az kadrolu oyuncuları tercih etmiştim sahne içlerinde. Anons’ta ise daha kalabalık oyuncuların olduğu sahneler vardı ve onların arasındaki koreografiyi daha güçlü tutmak için çalıştık. Gerçekten çok iyi oyuncular, benim çok fazla bir şey söylememe gerek kalmadan çok iyi becerdiler bu işi.

 

Filminiz yurt dışında da oldukça beğenilerek takip ediliyor. Darbelere alışmış ve bunu neredeyse normalleştirmiş bir toplumun gözünden bu filmi izlemekle yurt dışındaki seyircilerin tepkileri arasında nasıl bir fark var?

Ben yurt dışında daha iyi anlaşıldığını, seyircinin daha önyargısız, beklentisiz izlendiğini gözlemledim. Çünkü ben bu filmin bir “darbe” filmi olmadığını düşünüyorum. Öyle bir beklenti ile gidildiğinde de biraz hayal kırıklığına neden oluyor. Çünkü başka bir şey anlatıyoruz aslında. Yurtdışında böyle beklenti olmadığı için de herhangi bir film gibi izliyorlar ve onlara daha çok etki ettiğini gözlemledim.

15 Temmuz darbe girişimi yaşanırken siz filmin hangi aşamasındaydınız?

Senaryo bitmişti, filmin ön hazırlıklarındaydık. Tabii ki de ne yapacağımızı çok düşündük. Çünkü bizim açımızdan oldukça ilginç bir durumdu.  Senaryoyu birazcık değiştirsek mi diye düşünceler oldu. Ben de zamana bıraktım açıkçası biraz. Sonra düşündüm ki en nihayetinde biz zamansız bir işi yapma amacındaydık. Türkiye gibi böyle her şeyin kolaylıkla yanlış anlaşılabileceği bir ülkede biraz riskli bir şey aslında böyle bir film çekmek. Senaryoda 15 Temmuz meselesinden bir iz bıraktırtmadım, böyle bir şey olsun istemedim. Bu konuya duyarsızlıkla ilgili değil ama filmin meselesine uygun olmadığı için öyle düşündüm.

Yönetmenlerin film çekme süreçleri bir olgunlaşma süreci midir? Siz bu sürecin neresinde olduğunuzu düşünüyorsunuz? Bu yolculukta karşılaştığınız en temel sorunlarınız neler oldu?

Kendi hayatımla ilgili doğal olarak orta yaş orta yaşlı kabul edilirim herhalde 45 yaşında olduğum için… İnsan da daha olgun daha meselelere sükunetle bakıyor bu yaşta. Film yaparken de muhtemelen aynı hislere sahip oluyorsunuz. İçinde bulunduğumuz yaş dönemi ya da pek çok şey sizi film yaparken etkiliyor ve doğal olarak filmler de sonuçlar da birazcık değişiyordur diye tahmin ediyorum. Bunun etkileri olabilir filmlerde ama böyle çok şuurlu bir şekilde ya da ben filmleri izleyeyim işte gençliktir, çocukluktur gibi bir şey diyemiyorum, diyemem de. Film yaparken yaşadığımız çok zorluk var tabii ki de ama en önemlisi de ekonomik zorluklar bence… Ben böyle çok ağlayan ve şikayetçi bir konumda olmayı sevmiyorum. Sonuçta elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Sinemayı bir anlatım biçimi olarak görürsek, Anons’ta ilk iki filminizden farklı olarak neyi anlatma veya neyi anlama çabasında bulundunuz?

Büyük bir meseleyi kendi arkama alıp bir film yapma gibi bir düşüncem yok aslında. İçimden geldiği gibi filmler yapıyorum. Bunun ne olduğunu çok hesaplamıyorum diyelim. Anons’taki durum da benzer bir şekilde gelişti. ‘Uzak İhtimal’ ve ‘Yozgat Blues’tan çok farklı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Tabii ki  de farklılıklar oluyor, buna yaş, çevre, yaşadığımız toplum gibi faktörler giriyor. Başka bir ruh haline giriyoruz ve bu tarz filmler ortaya çıkıyor.

Röportaj: Beyza Bolat
beyza@sinefesto.com

Okumaya Devam Et
Sponsorlu İçerik
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Festivaller

4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali Faydalı Atölyeler ile Devam Ediyor

Atölyelere katılımlar tamamen ücretsiz.

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali

4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali”nin ikinci etabı birbirinden farklı atölye çalışmaları ile devam edecek.

Pandemi koşulları nedeniyle online olarak devam eden 4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali‘nin ikinci etabı 22 Nisan’da başlıyor. İlk etabı 1-7 Mart tarihleri arasında Türkiye’de, Birleşik Krallık’ta ve Kosova’da başarıyla gerçekleşen festivalin ikinci etabı hız kesmeden devam ediyor. Kısmı karantina koşullarının geçerli olduğu ülkemizde Nisan ve Mayıs aylarında sinemaseverlere unutulmaz bir sinema deneyimine davet ediyor.

Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nin ikinci etabında birbirinden seçkin atölyeler, katılımcılarla buluşuyor. Festival programı dahilindeki atölyeler ise;

  • Prof. Berrak Taranç ile “Çocuklar için Müzik Atölyesi” (23 Nisan 2021)
  • Hira Selma Kalkan ile “Sanatla Terapi Atölyesi” (24 Nisan 2021)
  • WMC’nin katkılarıyla Sezen Kayhan ile “Belgesel Yapımında Fırsatlar ve Engeller Atölyesi” (30 Nisan 2021)
  • Yalnızca festival katılımcısı yönetmenlere açık olacak Zeynep Merve Uygun ile “KYF Doc Lab: Yeni Medya Belgeselleri MasterClass” (25 Nisan 2021) atölyesi de festival programı dahilinde yapılacak.

Atölyelere katılımlar tamamen ücretsiz ve kadinyonetmenlerfestivali.com adresi üzerinden başvurular açık.

Kadın Yönetmenler Derneği’nin organizasyonu ile hayata geçen 4. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali bu yıl #sığamıyoruz sloganıyla kaldığı yerden devam ediyor. Yönetmen söyleşileri ve Ulusal seçkinin yanı sıra seçkin Balkan Sinemasından örnekler, Dr. Ebru Beyazıt’ın fotoğraf seçkisi festivalin resmi web sitesi üzerinden 22 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında sinemaseverler tarafından tamamen ücretsiz, zaman kısıtlaması olmadan, yalnızca web sitesi üyeliği ile izlenebiliyor.

Okumaya Devam Et

Festivaller

74. Cannes Film Festivali’nin Açılış Filmi Annette Oldu

6 Temmuz’da Cannes’da prömiyerini gerçekleştirecek!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

Annette

Bu sene 74. sü düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’nin merakla beklenen açılış filmi, Adam Driver ve Marion Cotillard’lı Annette filmi olacak.

Spike Lee başkanlığında 74. sü düzenlenecek olan Cannes Film Festivali‘nin açılış filmi belli oldu. Bu sene heyecanla beklenen festivalin açılışını Adam Driver ve Marion Cotillard‘ın başrollerini paylaştığı Annette filmi yapacak.

6 Temmuz tarihinde Cannes’da prömiyerini gerçekleştirecek filmin yönetmen koltuğuna, Leos Carax oturuyor. Charles Gillibert, Paul-Dominique Vacharasinthu ve Adam Driver‘ın yapımcısı olduğu film, operacı eşinin ölümünün ardından 2 yaşındaki bir çocuğa bakmak zorunda kalan bir stand-up komedyeninin hikayesini anlatıyor.

74. kez 6-17 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan Cannes Film Festivali‘nin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Festivaller

40. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Filmleri Belli Oldu

Yarışmaya 13 film layık görüldü!

Yayınlandı

tarihinde

tarafından

 İstanbul Film Festivali

Bu yıl 40.’sı düzenlenen “İstanbul Film Festivali“nde Ulusal Yarışma kategorisinde yarışacak 13 film belli oldu. 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ilk kez 1982 yılında bir sinema haftası olarak düzenlenen İstanbul Film Festivali, bu yıl 40. yaşını kutluyor. 29 Haziran’a kadar devam edecek 40. İstanbul Film Festivali, 1 Nisan tarihinde ilk çevrimiçi gösterimiyle başladı. 

Dünya sinemasının en çok konuşulan örneklerinden, sinemamızın yeni yapımlarına, uluslararası festivallerde prömiyer yapmış ödüllü filmlerden klasiklere ve yeni keşiflere, aralarında efsane yönetmenlerden iz bırakan başyapıtların ve kült filmlerin de bulunduğu zengin programıyla bu yıl pandemi şartlarını da gözetmeye devam ederek nisan, mayıs ve haziran aylarına yayılıyor. 

40. İstanbul Film Festivali’nin çevrimiçi gösterimleri filmonline.iksv.org üzerinden gerçekleşiyor. Nisan ve mayıs ayları boyunca her perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günü yeni filmler gösterime sunuluyor. Festivalin Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması‘nın 20-29 Mayıs’ta çevrimiçi ve pandemi koşullarına bağlı olarak sinema salonlarında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Festivalin Uluslararası Yarışma ile Galalar bölümlerindeki filmlerin, haziran ayında hem açık hava mekânlarda hem de sinema salonlarıyla çevrimiçi platformda festival takipçileri ile buluşması bekleniyor. 

Festival gösterimlerine kısıtlama ve uygulamaların elverdiği durumda yurtiçinden ve yurtdışından konuk yönetmen ve oyuncuların katılımı da planlanan festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yarışacak filmler ise bugün açıklandı.

İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Filmleri

  • Av / AV: The Hunt / Emre Akay 
  • 9,75 / Uluç Bayraktar 
  • Sardunya / Geranium / Çağıl Bocut 
  • Bir Nefes Daha / When I’m Done Dying / Nisan Dağ 
  • Beni Sevenler Listesi / The List of Those Who Love Me / Emre Erdoğdu 
  • Yeniden Leyla / Leyla Once Again / Barış Hancıoğulları 
  • Zîn ve Ali’nin Hikâyesi / Govenda Ali û Dayka Zîn / The Dance of Ali and Zin / Mehmet Ali Konar 
  • Af / Forgiveness / Cem Özay 
  • Çatlak / Fractured / Fikret Reyhan 
  • Cemil Şov / The Cemil Show / Barış Sarhan 
  • İnsanlar İkiye Ayrılır / Two Types of People / Tunç Şahin 
  • Dirlik Düzenlik / It’s All About Peace and Harmony / Nesimi Yetik 
  • Sen Ben Lenin / You Me Lenin / Tufan Taştan 
Okumaya Devam Et

Popüler