Röportaj: İsmail Fidan ile Rafadan Tayfa Üzerine

Manşet Röportajlar

Hayri, Kamil, Akın ve Mert… Rafadan Tayfa’nın dur durak bilmeyen maceralarına imza atan bu karakterleri televizyon ekranlarının ardından “Rafadan Tayfa: Dehliz Macerası” filmiyle beyaz perdeye taşındı.

Vizyona girdiği ilk 4 günde tüm zamanların yerli-yabancı en iyi açılışını yapmayı başaran “Rafadan Tayfa: Dehliz Macerası” filmini yönetmeni ve yapımcısı İsmail Fidan ile konuştuk.

Rafadan Tayfa’nın televizyonda yeni maceralara atılacağını, yeni karakterler ekleneceğini ve Dehliz Macerası’nın devam filminin geleceğini de ilk kez bu röportajda duyurmuş olacağız.

 

Rafadan Tayfa macerası nasıl başladı?

Rafadan Tayfa ilk olarak 2009 yıllarında yüksek lisans eğitimimi alırken farklı birkaç dersten 80 dönemi incelenmesi ödevlerinin bana denk gelmesiyle başladı. Maalesef o yılların tarihe darbe yılları olarak geçmiş olması, o yıllarda çocukluğunu yaşayan şahsımı bir hayli üzdü. Her ne kadar tarih kitaplarına o yıllar darbe yılları olarak geçse de şu an olmayan komşuluk ilişkilerini, gerçek arkadaşlıkları ve sokak oyunları gibi unutulmuş birçok değeri yeni nesle aktarmayı bir görev edindim. Bu fikri o dönem İngiltere’de bulunan senaristimiz Ozan Çivit ile paylaştım. Yakın dönem bir çocukluk yaşadığımız için fikir onu da heyecanlandırdı. Böylece bu güzel senaryolarla birlikte Rafadan Tayfa’nın ilk temelleri atılmış oldu.

Çalışanlar üzerinden angarya işlerin alınmasının çalışma motivasyonu açısından çok önemli olduğu düşüncesindeyim.

Rafadan Tayfa grafik kalitesi ile birçok çizgi filmden ayrılıyor. Nasıl ilerliyor bu süreç?

Şahsım olarak İSF Studios’u kurmadan önce 8 yıl boyunca yurtiçi ve yurtdışı birçok projede teknik yönetmenlik yaptım. İşim gereği birçok departmanın işini kolaylaştırabilmek için kendime ait yazılımlar geliştirdim. Bu yazılımların çoğunu; olağan iş akışındaki angaryalardan kurtulmak, sanatçıların işin teknik kısmından ziyade sanatsal kısmına daha çok vakit ayırmasını sağlamak için tasarladım. Tüm bu deneyimi Rafadan Tayfa projesinde, birçok sektör çalışanının görüşlerini de alarak birleştirdim ve her departmana ayrı eklentiler (plug-in) oluşturdum. Bu sayede aynı bütçeyle daha az personel ve maliyet ile daha kaliteli bir proje yapma imkânım oldu. Ayrıca çalışanlar üzerinden angarya işlerin alınmasının çalışma motivasyonu açısından çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Ayrıca tüm ekibimiz alanında uzman ve tecrübeli kişilerden oluşuyor. Onların da tüm bu tecrübelerini bu projede birleştirmesi Rafadan Tayfa’nın özel bir proje olmasını sağlıyor.

İSF Studios için yeni bir işyeri kompleksi hazırladınız. Bize içeride neler döndüğünü anlatabilir misiniz?

Ben işin mutfağında bulunduğum için olabilecek en iyi çalışma ortamının çalışanlar üzerinde ciddi motivasyon sağladığını düşünüyorum. Ayrıca bu projenin müzik kısmında, söz ve müziklerini de yaptığım için müzik stüdyosunun tüm animasyon ekibiyle aynı yerde olmasını önemli buluyorum. O nedenle de şirketimi kurduğum ilk günden itibaren içerisinde müzik stüdyolarını, green box stüdyosunu, sinema salonunu, toplantı odalarının, eğitim için akademi biriminin, çalışma ofislerinin, yemekhane ve kafeteryasının bir arada olduğu bir kompleksin hayalini kuruyordum. Fakat en büyük zorluk bu bahsettiğim alanların her birinin kendine has ölçülerde ve özelliklerde olmasıydı. O nedenle var olan bir yeri alıp şekillendirmek yerine, sıfırdan arazi üzerine bu alanların özelliklerine hitap edecek bir mimari tasarlayarak İSF Studios’u inşaa ettik. Bu anlamda Türkiye’nin ilk animasyon stüdyosu diyebiliriz. Stüdyomuz şu ana kadar çocuklara özel içerik ürettiği için çocuk bayramı olan 23 Nisan’da yeni yerine yerleşti. Tesisimiz içerisinde müzikten tutunda kafeterya, sinema salonuna kadar var olan tüm ihtiyaçlarımızı, güncel donanımı ile bize sağlamaktadır. Neredeyse dışardan bir hizmete ihtiyaç duymadan tüm projelerimizi bu tesiste yapabilmekteyiz.

Bu sektör devlet politikalarıyla desteklenmeli ve uluslararası projelerin önü açılmalıdır.

Türkiye animasyon sektörüne girmekte biraz geç mi kaldı?

Disney’in yaklaşık 1950’lerde başlayan çalışmaları düşünüldüğünde ortada elzem düzeyde bir geç kalınmışlık mevcuttur. Özellikle TRT Çocuk’un yaklaşık 10 yıl önce kurulmasıyla yerli projelerin desteklenmesi artmış olup, yerel firmalar da bu dönemde kurulmaya başlamıştır. Fakat iyi olan şudur ki; çok yeni bir sektör olmasına rağmen dünya çapında projeler yapan firmalar olup dünyanın birçok stüdyosunda çalışan Türk animatörler de bulunmaktadır. Teknoloji çağında olduğumuz bu dönemlerde bilgi paylaşımı hızla sağlanıp bu aradaki fark diğer ülkelerle hızla kapanmaktadır. Gittiğimiz birçok yurtdışı fuarında ülkemizin coğrafi konumu ve toplumumuzun batı kültürünü yakından tanımasından kaynaklı olarak ve daha da önemlisi kur farkından kaynaklı çok uygun iş gücünün bulunmasından dolayı -özellikle servis işlerinde- önemli bir potansiyele sahibiz. Büyük stüdyolar ile yapılacak olan ortak projelerin ülkemize önemli deneyimler kazandıracağını ve bu aradaki farkın hızla kapanacağını düşünüyorum. Tüm bunların yanında animasyon sektörünün gelişmesi için, kamu kurumlarında da önemli çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu sektör devlet politikalarıyla desteklenmeli ve uluslararası projelerin önü açılmalıdır.

Animasyon sektöründe başarılı işler yapmak için gerekli asgari şartlar neler?

Animasyon sektörü çok fazla departman ve iş kolunun birbiriyle uyumlu çalışması sonucunda kaliteli işler ortaya koyabilmektedir. Alanında deneyimli ve tecrübeli sanatçıların dışında ciddi bir donanım ve yazılım ihtiyacı da gerekmektedir. Bir sanatçı sadece kendi alanında iyi bir noktaya gelebilmek için yoğun bir çalışma ve kişisel gayret sonucu minimum 2 ile 4 yıl gibi bir süreye ihtiyaç duymaktadır. Donanım kısmında ise projelerin karmaşıklık düzeyi farklı olsa da yine de çok üst düzey bilgisayarlara ihtiyaç duymaktayız. Her sene çıkan yeni özellikler ve programlar nedeniyle bu donanımın güncel tutulması ayrıca önemli ve maliyetlidir. Yazılım kısmı ise apayrı bir sorun olup, her yıl kiralama sistemi nedeni ile binlerce dolar olarak şirketlere büyük bir maliyet oluşturmaktadır. Özelikle yazılım ve donanım maliyetlerinin dolar kuru ile alınıyor olup, gelirin TL üzerinden bütçelendiriliyor olması apayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat günün sonunda animasyon projesi yapmak istiyorsak personel gücü, yazılım ve donanım bileşenlerinin tamamına ihtiyaç duymaktayız. Ayrıca lojistik çok önemli bir ihtiyaçtır. Her bir departmanın kendine has ihtiyaçları bulunmakta, kimisinin çok sessiz bir ortama kimisinin ise beyin fırtınası yapabileceği farklı bir ortama ihtiyaçları vardır. O nedenle animasyon sektörü oldukça maliyetli ve tüm bu bileşenlerin bir araya gelmesi sonucunda proje yapmaya imkân tanımaktadır.

“Bu işe artık devam etmiyorum, yeter artık!” dediğiniz bir anınınız oldu mu?

Maalesef bu vb. birçok anımız defalarca kez oldu. Şahsım adına çocuk içeriği değil de yetişkin içeriği yapıyor olsaydım şimdiye dek defalarca kez bu işi bırakmış olurdum. Ama hedef kitlemiz çocuklar olunca onların yüzündeki o mutluluk ve sevinci görünce yaşadığınız tüm sıkıntılar ve zorluklar çok daha tahammül edilebilir oluyor. Daha önce ki sorularda da değindiğimiz üzere sektörümüz geliştikçe umuyoruz ki işin ticari kısmı da gelişecek ve daha az sıkıntılar ile mücadele edeceğimiz kanısındayım.

Rafadan Tayfa Dehliz Macerası filminin hazırlık süreci ne kadar sürdü?

Yaklaşık 3 yıl önce temellerini atmaya başladık. Ön hazırlık sürecinin yani senaryo, tasarım ve storyboard kısmı yaklaşık 1 yıl sürdü. Modelleme ve kaplama kısmı ise totalde 6 ay gibi bir zaman aldı. Geriye kalan 1,5 yıllık süre içerisinde ise animasyon, render, müzik ve ses kısımları tamamlandı. Özellikle render departmanımız son 6 ayda gece-gündüz çalışarak projenin tamamlanmasını sağladılar. O nedenle ekibimdeki tüm arkadaşlarıma sonsuz teşekkürü borç bilirim.

Kuşçu Baba karakterimiz diziye de eklenerek Tayfa ile yakın ilişkiler içerisinde olacak.

Filmde yeni karakterler var? O karakterlerden bahsedebilir misiniz? Çizgi filme de dahil olacaklar mı?

Filmde birçok yeni karakterimiz var. Bunlardan en eğlenceli olanları Kuşçu Baba ve Kazım Amca olarak dikkat çekti. Kuşçu Baba karakteri tam bir İstanbul beyefendisi olup tüm kitapları korumak ve sahip çıkmak için ömrünü adamış birisidir. O nedenle kendine ait devasa bir kütüphaneye sahiptir. Aynı zamanda kuşları da seviyor olması izleyicilerimizde hem kitap hem de hayvan sevgisini öne çıkarabilecek bir karakterdir. Kuşçu Baba karakterimizin diziye de eklenerek Tayfa ile yakın ilişkiler içerisinde bölümlere renk katacağını düşünüyoruz. Kazım Amca karakteri ise özellikle tasarım ve sesinde ki şive ile izleyicilerimiz tarafından oldukça beğenilmiştir. Filmimiz hala vizyonda olduğu için bu karakterin sürprizini söylemeden 2. filmimize kesin olarak koymayı düşünüyoruz. Ama dizi kısmında kanalımızın da görüşleri doğrultusunda ekleme kısmını planlıyoruz. Mühendis ve yardımcılarının da yine kanalımızın fikirleri doğrultusunda geleceğini planlayacağız. Ayrıca sinema filmimiz için ürettiğimiz birçok figüran karakteri de dizimizde mahalleyi canlı olarak tutmak için yine yardımcı rol ve figüran olarak eklemeyi düşünüyoruz. İzleyicilerimizin karakterlerle ilgili olarak en önemli sorularından birisi de kız karakterlerin rollerinin artması yönünde. Yeni bölümlerimizde kız karakterlerimizin rollerinin artması için planlamalar yapıyor ve ihtiyaç halinde yeni kız karakterleri de eklemeyi düşünüyoruz.

Bu başarı sinema sektörünün yerli animasyon filmlerine olan bakışını da değiştirecek…

Dehliz Macerası Türkiye için yeni rekorları beraberinde getirdi. Ekip olarak heyecan seviyeniz ne durumda?

Dehliz Macerası daha ilk haftasında 446.103 seyirci sayısına ulaşarak tüm zamanların en çok izlenen 2. yerli animasyonu olmuştur. İlk 4 günde tüm zamanların yerli-yabancı en iyi açılışını yapmış olup yerli yapımlarda en fazla lokasyon rekorunu da eline alıp, ayrıca 2. haftasına bu lokasyon sayısını da artırarak devam eden tek çizgi film olma başarısını sağlamıştır. Hem ekibimiz hem de sektör olarak bunun heyecanını ve mutluluğunu en üst düzeyde yaşamaktayız. Bu başarı aynı zamanda sinema sektörünün yerli animasyon filmlerine olan bakışını da değiştirecek olup yeni gelecek birçok filmin daha fazla lokasyon ve salonda yer bulmasına da fayda sağlayacaktır.

Rafadan Tayfa’nın TV macerası devam edecek mi? Yoksa ISF Studios bizi yeni karakterlerle mi buluşturacak?

Rafadan Tayfa şu an 106 bölümü ile yayında olup ilk hedefimiz bu konsepti 208 bölüme tamamlamaktır. Yani bir bu kadar daha yeni bölüm olacak müjdesini buradan rahatlıkla verebiliriz. Bunların yanında birçok kamu kurumu ile birçok konuyu Rafadan Tayfa ile anlatacak farklı projelerin angajmanına da girmiş bulunmaktayız. Rafadan Tayfa’nın yanı sıra kızımın adını taşıyan Yade Yade isimli okul öncesi bir projeyi de yapmaktayız. Bu proje çok kısa bir zamanda TRT Çocuk ekranlarında yayına başlayacak olup daha ilk bölüme başlamadan 156 bölüm kurgusuyla tasarlanmıştır. Pilot bölümüyle Japan Prize’da finale kalarak bizim için önemli bir başarıyı daha yayına girmeden sağlamıştır. Ayrıca enerji kaynakları ve tasarrufunu konu edinen bir diğer projemiz de yapım aşamasındadır. Tüm bunların yanında tamamen yurtdışı pazarı için planladığımız 2 yeni projemizde hayata geçmeyi beklemektedir.

Müzikallerde şu ana kadar toplam kaç izleyiciniz oldu?

Müzikallerimiz 65 ilde izleyicilerimizle, ücretli-ücretsiz toplam olarak 650.000 civarında hayranı ile buluştu. Türkiye’dir Burası, Sağlıklı Tayfa ve Rafadan Her Notadan isimli içerikler hazırlanmış olup dizideki başarı ve kalitesini sahne gösterilerinde de devam ettirmekte. İzleyicilerimizin kalite algısını bozmamak için bu gösterilerin tamamında maskotların üretim aşaması, müzikleri ve içeriği tamamlayıcı olan en büyük unsur devasa LED ekranı izleyiciler tarafından oldukça beğenildi. Yine bu içeriklerin dışında ilk defa bu röportajda duyuracağımız sinema filmimiz olan Dehliz Macerası’nın müzikal uyarlamasını da Ocak ayı gibi izleyicilerimizle buluşturmayı planlıyoruz. Yine müzikallerimizde birçok kurum ile iş birliği yaparak çocuklarımızın yararına birçok içerik oluşturup Türkiye turnesine çıkma planlarımız da devam ediyor.

İsmail Fidan’ın hayatında iz bırakan çizgi filmleri öğrenebilir miyiz? Çocukken neler izlerdi? Hala izliyor mu? Favori karakteriniz hangisi?

Ailem -ben çok küçükken- Vikingler çizgi filmini gördüğümde ayrı bir tepki verdiğimi anlatırlar. Her ne kadar hatırlamasam da sırf bu söylemden dolayı Vikingler çizgi filmine ayrı bir sempatim olduğunu söyleyebilirim. Ama kendi hatırladığım Tsubasa, He-Man, Casper, Tom ve Jerry, Wile E. Coyote ve Roadrunner, kısa Looney Tunes serilerinin tamamı keyif alarak izlediğim çizgi filmlerdi. Bunları hala nerde görsem ve vaktim varsa keyifle izlerim.

Favori karakterim şu an izlediklerimden söyleyerek Yade ve Hayri demek istiyorum.

Sinema filmimizden sonra en geniş ve ilk röportaj için sizlere çok teşekkür eder, inşallah 2. filmimizin de röportajını en kısa sürede yapmayı temenni ederim.

İnşallah. Bizler de Rafadan Tayfa gibi kaliteli bir çizgi filmle Türkiye’yi tanıştırdığınız için size ve ekibinize teşekkür ediyoruz. Yeni projelerinizin de başarılı olmasını temenni ediyoruz. 

Röportaj: Muhammed Uyar
twitter.com/muhammeduyar

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up