Perdenin Arkasını Görebilmek

Manşet

fatih-razi

Sinema hakkında birkaç söz…

Sinema, anlatılmak istenilen bir konuyu en iyi şekilde anlatabilen, vermek istediği mesajları ses ve görüntü ile besleyen en kapsamlı bir sektördür. Bu sektör yıllar boyunca maalesef hep Hollywood yani Avrupa merkezli yapımcılar tarafından işgal edilmiştir. Son 10 yıl içeresinde yeni yeni Müslümanlar bu sektörü değiştirmeye ufak adımlarla başlamaya çalışmışlardır.

Tabi zor ama imkânsız olmayan böyle bir yola girmek o cesareti göstermek takdire şayan bir durumdur. Niyetleri bu yönde olan tüm Müslüman sanatçıları tebrik ediyor ve destekliyorum.

“Sınırlı görmek, sınırlı duymak…”

İnsanlık tarihi boyunca ses ve görüntünün her zaman ayrı bir yeri olmuştur. Zira görmek ve duymak büyük bir nimettir. Renkleri seçmemiz, güzelliklere şahit olmamız muhteşem bir duygudur. Kulaklarımız ile duyduğumuz sesler bizleri apayrı serüvenlere götürür. Fakat günümüz dünyasında görmekten çok bakmayı, duymaktan çok işitmeyi kullanıyoruz. Yani izlediğimiz filmlere sadece bakıyor ve işitiyoruz.

“Duymuyoruz asıl duyulması gereken sesleri, görmüyoruz asıl görmemiz gereken kareleri…”

Gelelim asıl konumuza; Çılgın Dersane 3.

Maksat kuru bir eleştiri yapmak değil!

Ama var olanı da göstermemek akıl karı hiç değil.

Sinema sektörünün en yerli, en (bu kelimeyi kullanmak istemezdim) erotik filmlerinden olan ve çıktığı ilk günden itibaren beğeni ile seyredilen “Çılgın Dersane” 1 ve 2 den sonra 3. versiyonuna dayanabilmek mümkün değil!

Fragmanı bile bu filmin ne kadar zararlı olduğunu göstermekte. Ailece arkanıza yaslanıp rahatça izleyebileceğiniz bir film olmadığı malum.

Sergilediği senaryo baştan aşağıya ahlaksızlıkla dolu!

 “Toplumun yegâne mihenk taşı olan aileyi ve o mihenk taşının cevherleri olan çocukları ve gençleri nasıl bir tuzağın içine soktuğunu maalesef halkımız görememekte.”

Hiçbir eğitimin verilmediği, ders çıkartılacak hiçbir sahnesinin olmadığı bu filme sözde %99’u Müslüman olan bu ülkenin insanına izletilmesi bakış açımızın ne denli Avrupalı olduğunu göstermekte.

Böyle bir filmin afişlerinin bilboardlarda ve durak panolarında boy boy asılması ayrı bir facia!

Toplum olarak kaybettiğimiz duyarlılıklarımızı yeniden inşa etmeliyiz. Bu hassasiyetle seçici bir bakış açımızın aciliyetle kazanılması gerekir.

 “Her çıkan filme gözü kapalı, hiçbir şeyi sorgulamadan gitmek; gören gözümüzün, işiten kulağımızın, konuşan dilimizin kültür ve medeniyetimizden uzak bir şekilde hareket edeceğini unutmamamız gerekir.”

Zira toplumları değiştirmek için savaş yapılmasına gerek yoktur; çünkü bir toplum sinema sektörü ile çok rahat değiştirilebilir. Eğer bu sektör iyilerin elinde olursa toplumlarda iyi olur. Kötülerin elinde olursa kötü bir toplum meydana gelir.

Sinema sektörünün en sık ziyaretçileri gençler olduğundan birkaç cümlede onlar için söylemek gerekir. Gençlerin hayatlarının en muhteşem çağlarını izledikleri filmler ile geçirdikleri malum. Gençlerimizin izledikleri filmleri aklıselim bir bakış açısıyla gözden geçirmeli. Sorgulayıcı bir film seyretme anlayışının acilen oluşturulması gerekir. Aksi halde kendisine, ailesine, arkadaşına ve yurduna yabancılaşmış bir nesille karşı karşıya kalacağız demektir.

Amacım isimleri filmleri kötülemek değil! Hem ne haddime!

İsteyen istediği filme gidebilir. Bu seçim kişileri bağlar. Benim derdim kimliği Müslüman olan sözde Müslümanlara özlerini hatırlatarak, özde Müslüman olarak izledikleri filmleri bir bakış acısıyla izlenilmesini hatırlatmak. Yoksa suya taş atıp bulandırmak değil derdim o suyu imkânım dâhilinde temizlemek.

Nereden bakılması gerekiyorsa oradan bakmayı unutmayın… Selametle…

Yorumlar

 

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up