Pacino: Bir Şiir Aktör

Serbest Kürsü
Pacino: Bir Şiir Aktör

Kimi zaman zirveye oynayan hırslı bir göçmen, kimi zaman bir mafya imparatorluğunun varisi, kimi zaman da suça karşı savaş açmış bir dedektif. Suç filmlerinin iki kıyısında kürek çeken, ama oynadığı her karakteri özgünleştiren ender isimlerdendir Al Pacino. ‘Sanatıyla evlenmek’ terimi belki de en çok ona uyar. Zira Pacino, 44 yılda neredeyse her sene iki filmde oynayarak bu terimi sahiplenmiştir.

1940 doğumlu Al Pacino, tam ismiyle zikredersek Alfredo James Pacino 30’unda atıldığı ‘oyunculuk ‘ denen ekmek davasına neredeyse yarım asırdır müdahil olarak devam ediyor. 74 yaşındaki Pacino, ‘ilk eşi’ sinemaya çok geçmeden eski sevgilisini kuma olarak getirmiştir.

alpacino1

Tiyatro, tutkunu bir genç olarak sinemaya atılan Pacino, Sicilyalı olmanın verdiği avantajla girdiği Godfather serisinde oynadı, ama yeniden Brodway’a geri döndü. Yanlış tercihleri nedeniyle (Cruising, Revolituon) bir türlü gerektiği kadar parlamayan yıldızına rağmen Pacino ne sinemayı ne de tiyatroyu küstürdü.

Şimdilerde, Danny Collins ve The Humbling ile salonlarda fırtına estiren Pacino, Danny Collins’te bir müzik efsanesini, The Humbling’de ise hayatını tiyatroya adamış bir oyuncuyu canlandırıyor. Hasılıkelam zat-ı şahaneleri beyaz perdede müzik ve tiyatronun cakasını satıyor.

pacino___
Pacino, aksiyon ve suç filmi tutkunlarının aklında ve gönlünde Yaralı Yüz, Carlitto’nun Yolu, Büyük Hesaplaşma, Baba ve Köpeklerin Günü gibi fimlerle yer edinmiştir. Romantikler onu Kadın Kokusu, Frankie ve Johny ile sever. Şeytanın Avukatı filminde ise herkesi büyüler.

Oynadığı her filmde kendinden iz bırakır, kendisiyle özdeşleştirir Pacino. Filmin adından önce kendi adı gelir. Ustadır. Özgündür. Özeldir. Oyunculuğu eşsizdir. Kameranın karşısında böyle ise gerçek hayatta kim bilir nasıl bir karizması vardır, der insan. Komik değildir; ama esprilidir oynadığı karakterler. Elleriyle sizi tutar, gözleri ile büyüler ve konuşarak tekrar kendinize getirir.

Zaman geçtikçe bazı oyuncular şöhretin verdiği baş dönmesi ile isimlerini satar. Kötü işler yaparlar. Mesela en son hangi ‘güzel’ Nicolas Cage filmini izlediniz ya da Robert DeNiro’ya en son hangi filmde hayranlığınız daha da büyüdü? Ama Al Pacino onlar gibi değildir. Birkaç istisna dışında, film kötü olsa da Pacino hep iyidir. Oyunculara, oyuncu adaylarına ‘oynayarak’ ders verir. Nasıl durulması gerektiğini bir hamlesi ile, cümlenin nasıl vurgulanması gerektiğini o buğulu sesinden çıkan heceler toplamıyla anlarız. O, sesin, sözün, mimiklerin ve duruşun en usta kullanıcısıdır.

 

Al Pacino’yu Al Pacino yapan, sinemada yıldızlaştıran yön tiyatrodan aldığı güçtür. Kendisini beyazperdede göremiyorsak muhakkak ki bir tiyatro sahnesindedir. Shakespeare hayranıdır Pacino. Hüznü, komployu, gözyaşını, ihaneti, neşeyi, sadakati; yani hayatı hayat yapan ‘duygular karışımının’ izini arar tiyatroda. Sorusu çoktur, cevabı ise tiradlarda, seyirciyle hınca hınç dolu tiyatro salonlarında bulacağına emindir.

Yapımcılar eline silah tutuşturup kamera karşısına geçirmek için heveslenirken, o, kazandığı parayı tiyatroya harcar. Brodway’da oyunlar sahnelemek için çabalar. Olmadı, bir oyunu sinemaya uyarlamanın sevdasına düşer.

 

Shakespeare’nin Venedik Taciri’ni sinemaya uyarlayan Michael Radford, başrolü hiç düşünmeden Pacino’ya verir. Yahudi tüccarı Shylok’u oynar-yaşar Pacino. Acınası durumda olmasına rağmen intikam peşine düşen bir karakteri Pacinolaştırır usta oyuncu. Shakespeare ne kadar yazmışsa o da o kadar oynamıştır.

Daha öncesi de vardır. Venedik Taciri’nden 8 yıl önce, yani 1996’da Shakespeare’nin Üçüncü Richard’ının izini sürer. Sokaklarda arar Richard’ı. Rolü hissetmek, Shakespeare’yi anlamak için çabalar. Richard’ı Ararken (Looking for Richard), bir belgeseldir, yarı filmdir. Tiyatro ve sinemanın ruhunun bir bedende buluşmasıdır. Oyunculuk için bir ders, Shakespeare için klavuzdur Richard’ı Ararken.

Richard’ın öncesinde ise, 1992 yılında James Foley’in David Mamet oyunundan uyarladığı sinema filminde, Amerikalılar’da (Glengarry Ross) rol alır ünlü aktör. Jack Lemmon, Kevin Spacey, Ed Harris ve Alan Arkin gibi dev isimlerle iki günlük bir çaresizliğin hikayesine hayat katar. Ancak aynı yıl oynadığı kör bir emekli albay tiplemesi ile Oscar’ı kucaklar. Amerikalılar gölgede kalır. Aslında Pacino Oscar’ı çoktan hak etmiştir. Bu filmle verilen Oscar belki de bir özür ya da vefanın sonucudur. Ve ne yazık ki Pacino bunun dışında başka bir Oscar heykelciği götürmemiştir evine…

al_pacino--

Al Pacino tiyatro serüveninde Oscar Wilde’nin de peşinden gider. 2011 yılında, yazarın Fransızca kaleme aldığı Salomé’yi çeker, Salomé ile beraber bir de belgeselini yapar oyunun. Kral Herod’u canlandıran Pacino yine kendine hayran bırakır sevenlerini.

Sene olmuşken 2015, yine tiyatral bir konuyla merhaba diyor Pacino. The Humbling’de, sanatının zirvesindeyken yeteneklerini kaybedip depresyona giren bir tiyatro sanatçısı Simon Axley’dir bu defa. Bir nevi kendisidir, yeteneği kaybetme kısmını saymazsak. Hayatı gözlemleyen ve gerçekliği oyunlarla süsleyen bir ihtiyardır o. Azrailini sahnede beklemeye kararlıdır. Ama hayat ona başka kişiler ve olaylar sunar. Son oyunu da tesadüfe bakın ki yine bir Shakespeare eseridir Axley’in: Macbeth…

pacino_--

Bu kadar tiyatroyla iç içe bir sanatçının tiyatrocu mu yoksa sinemacı mı olduğu tartışılabilir bir meseledir elbette. İki türü sürekli birbiriyle kaynaştıran ama nedense tiyatroya biraz daha ‘torpil’ geçen oyuncu aynı zamanda Hollywood denen film dünyasının amiral isimlerindendir.
Tiyatro yapar Brodway canlanır, sinema filminde boy gösterir Hollywood şenlenir. Yani Pacino aslında ne sinemacıdır ne de tiyatrocudur bence. İki türün de kurallarını bilir, gösterişli tiyatrolarda uzun tiradlar okur, gözlerini büyütüp öfkesini uzun cümlelerle kusar beyaz perdede.

Pacino oyuncudur. Senaryo güzelse, o daha da güzelleştirir. Her şey biraz ‘Pacinolaşır’ onunla.

Yorumlar

 
Sinefesto 2011 yılında kurulan, Türkiye'nin en güncel sinema haber sitesidir.

Yorum yazın

Lütfen gerekli tüm alanları doldurunuz. *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

Lost Password

Sign Up